“SESİMİZİ DUYMAYANLARA DÜDÜK ÇALIYORUZ” KONULU BASIN AÇIKLAMASI METNİ
Değerli basın mensupları, kıymetli vatandaşlarımız;
Bugün burada 6 Şubat Depremlerinde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı anmak ve deprem gerçeğine bir kez daha dikkat çekmek için toplanmış bulunuyoruz.
Değerli basın mensupları;
Biliyoruz ki deprem ülkemizin bir gerçeğidir.
Deprem gerçek ancak yıkılan şehirler tercihtir.
Depremlerin afete dönüşmemesi için gerekli tedbirleri hayata geçirmek zorundayız.
Her depremden sonra “bu son olacak” denildi.
Her depremden sonra, “bundan ders çıkaracağız, aynı yapmayacağız” denildi.
Depremlerin felakete dönüşmemesi için bütün tedbirler alınacak, gereken bütün adımlar atılacak denildi.
18 binden fazla canımızı kaybettiğimiz Büyük Marmara Depremi’nden sonra da aynı sözler sarf edildi.
Ama olmadı. şehirlerimiz ranta, insanımız ihmale kurban edildi.
İşte bugün bu meydandan bir kez daha haykırıyoruz;
“Sesimizi duyan var mı!”
6 Şubat Depremlerinde duyduğumuz ve hepimizin vicdanını kanatan o acı soruyu bir kez daha soruyoruz;
“Sesimizi duyan var mı?”
Elimizde şu an bir düdük görüyorsunuz,
Bunun adı deprem düdüğü.
Deprem çantasının olmazsa olmazlarından birisi.
İşte bizler bugün burada henüz enkaz altında değilken,
Ve enkazın arasında deprem çantasını aramak zorunda kalmadan deprem düdüğü çalıyoruz;
Bugün çaldığımız bu düdük bir uyarıdır, bir ikazdır, dikkatleri deprem üzerine çekmek adına bir adımdır.
Çünkü biliyoruz ki bugün bu düdük duyulmazsa; ülkemizi bekleyen büyük deprem yaşandığında Allah korusun ülkemiz için İsrafil’in suru duyulacak.
Evet bugün Düdük çalıyoruz çünkü enkaz altında kalmak istemiyoruz!
Düdük çalıyoruz çünkü sesimiz bugün duyulsun istiyoruz!
Düdük çalıyoruz çünkü inşaat değil, insan yaşasın istiyoruz!
Düdük çalıyoruz çünkü bugün adalet enkaz altında.
Düdük çalıyoruz çünkü bugün liyakat, planlama, denetim, tedbir ve vicdan enkaz altında.
Bizler seslerini duyuramayan 86 milyon insanımız adına düdük çalıyor ve sesimiz duyulsun istiyoruz.
Rantın, betonun, inşaatın egemen olduğu bir anlayış yerine; Yaşanabilir Şehirler inşa eden bir anlayış talep ediyoruz.
Depremden 3 yıl sonra acı tablo: 360 bin kişi hâlâ konteynerlerde
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yayımladığı 2026 tarihli yeniden imar raporu, deprem bölgesinde ekonomik ve sosyal sorunların hâlâ devam ettiğini ortaya koydu.
Rapora göre 26 Ocak 2026 itibarıyla 360 bin 455 kişi hâlâ konteynerlerde yaşıyor. Bu kişilerin 223 bin 72’si kentlerde, 137 bin 383’ü kırsal alanlarda bulunuyor. Toplamda 242 konteyner kentte barınma sağlanırken kentlerde 70 bin 182, kırsalda ise 56 bin 401 konteyner kullanılıyor.
Konteynerlerde yaşayan nüfusun en yoğun olduğu il 156 bin 973 kişiyle Hatay oldu. Hatay’ı Malatya (67 bin 664) ve Kahramanmaraş (55 bin 264) izledi. Adıyaman’da 42 bin 456, Gaziantep’te 21 bin 985 kişi konteynerlerde yaşamını sürdürüyor.
Türkiye genelinde işgücüne katılım oranı yüzde 54,2 ve istihdam oranı yüzde 49,5 olarak kaydedilirken, deprem bölgesinde bu oranlar sırasıyla yüzde 49,2 ve yüzde 44,2 oldu. İşsizlik ise birçok ilde ülke ortalamasını aşarak dikkat çekti. Kilis’te yüzde 12,5, Hatay’da yüzde 12 olarak ölçülen işsizlik oranı, Türkiye ortalaması olan yüzde 8,7’nin üzerinde gerçekleşti.
Aziz milletimizin ne depreme ne yangınlara ne de sellere verecek canı kalmamıştır; ne de tahammülü kalmamıştır.
Bizler bir kez daha düdüğümüzü çalıyor ve karar alanlara sesleniyoruz;
Her şey için çok geç olmadan sesimizi duyun!
Tedbirleri alın!
Denetimleri eksiksiz yerine getirin!
Rantı değil, insanı önceleyin!
Ve şimdi en sorulması gereken zamanda bir kez daha soruyoruz;
“Sesimizi duyan var mı!”
Tüm katılımcılara, basın mensuplarına teşekkür ediyor;
Sözlerime son verirken bugüne kadar depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum.
Allah, aziz milletimizi tüm afetlerden emin eylesin.
