Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 18 Nisan 2018

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin Balgat’taki genel merkezinde gerçekleşen toplantıya Karamollaoğlu önceki gün Şırnak’ta şehit düşen Mehmetçiğimize rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı.  ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’yi Miraç kandili gecesi bombalamasını hatırlatan Karamollaoğlu,  Irak’ı kimyasal silah bahanesiyle işgal edenlerin şimdi de aynı uydurma tiyatronun Suriye’de uygulandığına dikkat çekti. Suriye’de 600 bin insanı katledenle Guta’da olayları meydana getirenlerin aynı olduğuna vurgu yapan Karamollaoğlu, “Hiroşima’da insanların üzerine ilk kez atom bombası atanların,  Irak’ı kimyasal silah yalanıyla işgal edip 1.5 milyon insanın ölümüne neden olanların, Irak’ın işgali sırasında ilk kez uranyum bombası kullananların, daha birkaç ay önce Afganistan’da bugüne kadar kullanılmamış olan dünyanın en  tahripkar bombalarından birini kullanarak, Müslümanları katledenlerden biz doğruya, hakikate, faydalıya hizmet etmelerini bekleyemeyiz. Suriye’de 600 bin insan katledildi. Bunu gerçekleştiren güçler, şimdi Guta’daki olayları meydana getiriyorlar. Ve güya Guta’da kimyasal silah kullandığına  dair timsah gözyaşı döküyorlar” dedi.

BUNLARIN MUHATABINA ALLAH AKIL FİKİR VERSİN

Saldırıyı gerçekleştirenlerin amacının barışı ve istikrarı sağlamak değil önlemek olduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu, “Özellikle Astana Süreci ile ortaya çıkan barış umutlarını sabote etmektir.  Türkiye, İran ve Rusya arasında yürütülen ve kısmen de olsa sonuç alınan müzakerelerin sabote edilmesidir. Nitekim bu saldırının Putin, Ruhani ve Sayın Erdoğan arasında gerçekleşen 3’lü zirvenin hemen ardından gelmesi manidardır.  Hukuk’ta bir kural vardır; En kuvvetli şahadet hasmın şahadetidir diye. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ‘Biz bu operasyon ile Türkleri ve Rusları ayırmayı başardık. Türkler, kimyasal saldırıyı kınadılar ve ardından operasyonu desteklediklerini söylediler.’ ifadesi bunun en açık ispatıdır. Allah bu ifadeleri kullananlara değil de ama bu ifadelere muhatap olanlara akıl fikir versin. Bizim insanımız bizim devlet yöneticilerimiz bunu kullanıyor. Kalbinde demek ki en ufacık bir sızı hissetmiyor orada katledilen Müslümanlar adına.  Irak’ı işgal edenlerden Suriye’nin kurtuluşu için gayret göstermelerini beklemek ancak bir akıl tutulması olabilir. Mesele, ne Afrin, ne Duma, ne Menbiç, ne İdlip ne de Halep’tir! Asıl mesele Ortadoğu’da Büyük İsrail devletin kuruluşunun önündeki engellerin ortadan kaldırmaktır. Ama en acısı;  bir Müslüman ülkenin üzerine bombalar yağarken bir başka Müslüman ülkenin bunu memnuniyetle karşılamasıdır. Biz Türkiye’den ABD şakşakçılığı değil, İslam dünyasına umut olacak şahsiyetli bir duruş bekliyoruz” diye konuştu.

KARAMOLLAOĞLU’NDAN SURİYE İLE İLGİLİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:

“Bir şeyi tenkit ederken onun karşısında da mutlaka düşüncelerimizi önerilerimizi de gündeme getiririz” diyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “

1- Astana süreci kararlı bir şekilde sürdürülmelidir.

2-Bölgesel ittifaklar daha da genişletilerek güçlendirmelidir.

3-Her türlü provakasyona rağmen bölgedeki meşru yönetimlerle  temasa geçilmeli,  sağlıklı bir müzakere ortamının oluşması sağlanmalıdır.

4-Azami beklentilerin değil asgari müştereklerin ortaya konacağı bir diyalog zemini oluşturulmalıdır. Asgari müştereğimiz akan kanın bir an evvel durdurulmasıdır.

5-Vakit geçirilmeden, geniş katılımlı bölgesel bir barış konferansı düzenlenmelidir. Tekrar hatırlatıyoruz Diyarbakır bunun için en uygun adres ve en güçlü mesaj olacaktır.

6-Ekonomik, teknolojik, siyasi ve askeri alanlarda bölgesel ortak paydalar oluşturulmalı ve birlikteliği kalıcı hale getirmek için güçlü müesseseler kurulmalıdır.

7-Coğrafyamızın tarihi, sosyal ve siyasal gerçeklerine uygun uzun vadeli stratejiler belirlenmelidir.

Bunlar yapılmadığı sürece; rahmet yağmasını beklediğimiz nice gecelerde üzerimize bomba yağmaya devam edecektir.”

ADALET ÇÖKERSE DEVLET ÇÖKER

Kısa bir zaman önce sonuçlanan 28 Şubat davası ile ilgili de önemli tespitlerde bulunan Karamollaoğlu, “

Biz hakim ya da savcı değiliz. Ama bildiğimiz bir şey var: Paşaya ayrı vatandaşa ayrı hukuk olmaz. Kanunların arkasından dolaşılarak adalet tesis edilemez.  Bugün 28 Şubat mağduru olup hala hapiste olan 400’den fazla insan var. Bunların içinde kanser hastası olanlar, yaşı  80’ni geçenler var.  Eğer siz bir kesime adaleti işletip bir kesime işletmezseniz orada adalet terazisi çökmüş demektir. Adalet çökerse herkes bilsin ki devlet çöker” dedi.

AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN BİR MAHSULÜDÜR

“Biz kinci değiliz,  biz intikamcı da değiliz” diyerek konuşmasına devam eden Karamollaoğlu, “Paşalara müebbet verildi diye sevinecek, ya da serbest bırakıldılar diye üzülecek değiliz. Ama  28 Şubat’la hesaplaşmak, ince hesaplar yapıp, hukukun arkasından dolaşmakla değil 28 Şubat’ın sonuçlarını ortadan kaldırmakla olur. O yüzden darbecilerle hesaplaşıyoruz diyerek kimse kimseyi kandırmamalıdır. Bugünkü hükümet hakikaten 28 Şubat’la hesaplaşmak istiyorsa 28 Şubat’ın temel gerekçelerini ortadan kaldıracak adımları atmalıdır. 28 Şubat’ın bugüne kadar bildiğimiz kadarıyla iki gerekçesi vardı. Birisi D-8’lerin kurulmasıyla İslam alemi olarak bütün dünyaya sanki bir baş kaldırılmıştı.2’incisi denk bütçe yapılmış ve Türkiye borçlanma politikalarını terk ederek hortumcuların hortumları kesilmiş milletin hakkı millete verilmişti. Kimsenin aklının almadığı müthiş zamanlar bunun işaretiydi sadece. Eğer Erbakan Hoca bu adımları atmamış olsaydı, eğer Amerika’nın Irak’a yapacağı müdahaleye destek vermiş olsaydı, çekiç gücü statüsünü değiştirerek oraların bombalanmasına engel olmamış olsaydı emin olun ne 28 Şubat’ı yaşadık ne de Erbakan Hoca siyasetten uzaklaştırılırdı. Kimse kusura bakmasın bugünkü iktidar Ak Parti 28 Şubat’ın bir mahsulüdür. Ve bu sebeple de 28 Şubat’la bir mücadeleye giremez. Göze alamaz” diye konuştu.

OHAL TÜRKİYE İÇİN DEĞİL AK PARTİ İÇİN UZATILIYOR

15 Temmuz bahane edilerek Türkiye’nin bugün OHAL ile yönetildiğinin altını çizen Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bu kadar zamandır 15 Temmuz’u deşifre edemeyenler, esas müssebbilerini bulamayanlar hala olağanüstü hal ile ülkeyi yönetmeye gidiyorlarsa bu Türkiye’nin problemlerini çözemeyeceklerinin ifadesidir.

Bugün OHAL 7’nci kez uzatılacak. Seçime bile belki olağanüstü hal ile gideceğiz. Olağanüstü hal demek, keyfi idare demektir. Hukuku rafa kaldıracaksın, mahkemeleri kapatacaksın, sadece senin söylediğin talimatlar doğrultusunda mahkemeler karar verebilecek. Senin verdiğinin dışına çıkarlarsa da o hakimleri de fetöcü diye görevden alacaksın. Bu ne peki? Bu keyfiliktir. Bu arkadaşlarımızın ulaşmaya çalıştıkları ‘biz Türkiye’yi yönetirken keyfimize keder olmasın kimse.’ Diye düşünüyorlar. Herkes şunu bilsin olağanüstü hal Türkiye’nin daha sağlıklı bir yapıya kavuşması için değil, Ak Parti’nin bekasını sağlamak için devam ettiriliyor.

OHAL ile ne oldu peki;

-Kanun gitti kararname geldi

-seçilmişler gitti atanmışlar geldi.

-Bakanlar gitti danışmanlar geldi.

-ortak akıl gitti tek akıl geldi.

-istişare gitti talimat geldi.

-Meclis gitti Külliye geldi.

-Adalet gitti mağduriyet geldi.”

İSTİKLAL HARBİ SİZDEN KURTULMANIN ADI OLUR ANCAK

Bahçeli’nin seçim çıkışını da değerlendiren Karamollaoğlu, “Ortaklık bozuldu mu yoksa yeni bir hüviviyet mi kazanacak? Onu bugünlerde göreceğiz. Sayın Bahçeli’nin tarih vererek erken seçim veya baskın seçim de denebilir herkesi şaşırttı. Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. Tabi oradaki gerekçeleri okuyunca dinleyince akıl tutulması var. Bugün sanki Türkiye işgal altındaymış gibi bunu İstiklal Harbi’ne benzetiyor. Ya mübarekler 15 yıldır Türkiye’yi siz yönetiyorsunuz. Eğer bugün İstiklal Harbi diye bir mefhum gündeme getirilirse bu sizden kurtulmanın mücadelesinin adı olur. 15 yıldır Türkiye’yi bu hale getireceksiniz şimdi Kurtuluş Savaşı’nı, Çanakkale’yi İstiklal Harbi’ni, Malazgirt’i gündeme getireceksiniz. Allah akıl fikir versin. Ben bu cümleyi çok kullanıyorum. Bizim için de kullananlar olursa amin diyorum. Çünkü akıl hepimize lazım insanız biz” şeklinde konuştu.

HAZIRLIKSIZ YAKALAMAK İSTEYENLER YANILACAKLAR

Erken seçimin gündeme gelmesine şaşırmadığını söyleyen Karamollaoğlu, “Çünkü biz seçim her an gündemimizde tuttuk. Bu yüzden ilk andan itibaren yarın seçim varmış gibi çalışıyoruz. Erzurum’dan Edirne’ye, Diyarbakır’dan Sivas’a adım adım Anadolu’yu tarıyoruz.  Ama Ağustos’ta ama Kasım’da… Hangi tarih olursa olsun herkes bilsin ki  biz seçime hazırız. Türkiye’nin bir değişikliğe ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Bu değişiklikten çıkmanın tek yolunun da seçim olduğunu idrak ediyoruz. Bir an önce seçim olsun ki elde kalan 3-5 fabrikayı belki kurtarırız ümidimiz de bu. Seçimi, baskına dönüştürerek muhalefeti hazırlıksız yakalamayı umanlar fena halde yanılacaklardır seçimden sonra. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki; bu seçimin anahtarı Saadet Partisi olacaktır. Çünkü Saadet Partisi bu toprakların özüdür, ruhudur, mayasıdır. Kardeşliğin, birlik ve beraberliğin teminatıdır. Hatta bugüne kadar bize hasmane duygular besleyenleri de kucaklayacak tek parti Saadet Partisi’dir” dedi.

TOY BİR BAKANDAN ANCAK BU BEKLENİRDİ

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın  “Mehmetçiğimiz cephede, Afrin’de savaşıyor. Şimdi bir Kurtuluş Savaşı’ndayız. Teşkilatlarımız da 2019’da bir seçim savaşına hazırlanıyor. 2019’daki bu seçim savaşına Başkomutanımızın liderliğinde hazır mıyız? Allah gazamızı mübarek eylesin.” Cümlelerine atıfta bulanan Karamollaoğlu, “Toy, tecrübesi hakikaten olmayan zekası fışkıran ama kendi kabuğuna sığmayan bir bakandan da ancak bu beklenirdi. Seçimleri savaş gibi görürseniz bu ülkeye huzur ve refah getiremezsiniz.  Ancak kaos ve kargaşa getirirler. Partiler birbirlerinin düşmanı değil sadece rakibidirler.

Bu ülke bizim, bu ülke hepimizindir. Yarın seçimlerde hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Ak parti gidecek ama devlet kalacaktır. Hakikaten akıl tutulması dememin sebebi burada yatıyor. 15 yıldır iktidarda bulunan bir partinin bugün içerisinde bulunduğumuz problemleri bu kadar büyütüp 15 yıl sonra kendi inşa ettikleri yapıyı çökertmek için İstiklal Harbi’ne gidiyoruz demek kadar saflık olmaz. Bu ülkeyi 15 yıldır bu hale siz getirdiniz” dedi.

KARAMOLLAOĞLU, ERDOĞAN’I TV’DE TARTIŞMAYA DAVET ETTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Şimdi birileri diyor ki, biz yatırımları durduracağız. Niyeymiş, yatırımlar üretmiyormuş. Göreve geldiğimizde 36 milyar dolar ihracat vardı, şimdi 160 milyar dolar. Üreten ekonomi yok diyenler gözünüze, dizinize dursun. Üreten ekonomi olmasa sen IMF’ye borcu ödeyebilir miydin?” sözlerine de cevap veren Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Evet, biz sözümüzün arkasındayız, Halep ordaysa arşın burda. Sayın cumhurbaşkanına çağrıda bulunuyorum.  Kendilerinin belirlediği bir kanalda, A Haber de olabilir. Türkiye üretiyor mu tüketiyor mu? Büyüyor mu küçülüyor mu? Güçleniyor mu zayıflıyor mu?  Borç mu ödüyor yoksa borçlanıyor mu? Hepsini tartışalım. Kim haklı kim haksız milletimiz karar versin.”

İHRACATI KONUŞUYORSUNUZ İTHALATI NEDEN KONUŞMUYORSUNUZ?

“İhracatı söylüyorsunuz da ithalatı neden söylemiyorsunuz?” diye soran Karamollaoğlu şunları kaydetti: “2017 yılında ihracat 7.4 artmış,peki ithalat? yüzde 17.7! 2018’in  ilk üçayında İhracat yüzde  9.1 artmış. Peki ithalat? yüzde  22.7!Dünyada ithalatın en fazla arttığı ülke Türkiye! Neden bunlardan bahsetmiyorsunuz! IMF’ye borcu ödedik diyorsunuz da; 453 milyar dolara çıkardığınız dış borcu neden söylemiyorsunuz! Yüzde 63.5’e ulaşan Dış ticaret açığını niye söylemiyorsunuz. Vatandaşın bankalara olan borcunun sizin döneminizde 70 kat arttığından niye bahsetmiyorsunuz.”

© 2024 – Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı