
Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyeleri üç gün boyunca eğitim, istişare ve değerlendirmelerde bulunmak üzere Balgat Eğitim Merkezi’nde toplandı. Türkiye’nin ve bölgenin gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, HDP’li Tuğluk’un annesinin defin işlemleri arasında yaşananların herkesi şoke ettiğini belirtti.
Başta iktidar partisi olmak üzere liderlik pozisyonunda bulunan insanların toplumu germeyi kendi siyasi menfaatleri için faydalı gördüğünü kaydeden Karamollaoğlu “Bu toplum kendi içinde bölünürse, birtakım fikir ve kanaat ayrılıklarından dolayı birbirlerine hasım hale gelirse, Allah muhafaza etsin biz başımıza gelecek bir felakete karşı tedbir alamayız, yek vücut direnemeyiz” dedi.
Saadet Partisi, Genel İdare Kurulu üyeleri Ankara’da toplandı. Üyeler, 3 gün boyunca eğitim, istişare ve değerlendirmelerde bulunacak. Balgat Eğitim Merkezi’nde başlayan eğitim programının açılış konuşmasını Saadet partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu gerçekleştirdi. Bölgenin ve Türkiye’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, badireli bir dönemden geçtiğimizi hatırlattı. Toplumun ayrışması mümkün olmayan günlerde bile ayrıştığını ifade eden Karamollaoğlu, bir defin esnasında meydana gelen hadiselerin herkesi şok ettiğini söyledi. İktidardan, muhalefetten ve yetkili makamlardan tepkiler geldiğine işaret eden Karamollaoğlu, tepkinin güzel olduğunu ama bu hadiselerin düne kadar meydana gelmediğini belirtti. Karamollaoğlu, “Bugün Türkiye’nin en önemli meselesi nedir diye sorulduğunda, hiç çekinmeden ve tereddüt etmeden ‘kutuplaşma’ dedik. Bunu ‘laf olsun’ diye söylemedik. Kutuplaşma şu anda Türkiye’nin en ciddi problemi” dedi.
KUTUPLAŞMAYI MENFAATLERİ İÇİN FAYDALI GÖRÜYORLAR
Başta iktidar partisi olmak üzere liderlik pozisyonunda bulunan insanların toplumu germeyi kendi siyasi menfaatleri için faydalı gördüğünü kaydeden Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bu toplum kendi içinde bölünürse, birtakım fikir ve kanaat ayrılıklarından dolayı birbirlerine hasım hale gelirse, Allah muhafaza etsin biz başımıza gelecek bir felakete karşı tedbir alamayız, yek vücut direnemeyiz. Yazık olur. Bir yaşlı kadın defnedilecek. Mensup olduğu siyasi partinin başkanı, genel başkanı ve sözcüsü tasvip etmediği bir gruba bağlı olduğu için belli bir grup insan gidecek, mezarlığı basacak ve onun arkasından da tepkiler gelecek. Eğer bunu basit bir hadise olarak görür, bu hadisenin neden meydana geldiğini, bundan sonra tekrar etmemesi için neler yapılması icap ettiğini oturup düşünemezsek, düşünmezsek emin olun yarın çok geç olur.”
NE İKTİDARIN NE DE BASININ GÜNDEMİNE GİRMİYOR
“Milli Görüşçüler olarak siyasi hayata adım attığımız günden beri istikametimizi hiç değiştirmedik” diyen Karamollaoğlu, sadece Türkiye’nin değil, İslam âleminin ve bütün dünyanın huzuru ve saadeti için çaba sarf ettiklerini hatırlattı. Türkiye’nin en önemli meselelerinin ne basının ne de hükümetin gündemine gelmediğine vurgu yapan Karamollaoğlu, “İşsizlik gündemimizde ne yazık ki yok. Dış ticaret açığı nerdeyse hiçbir zaman iktidarın gündemine girmedi. 15 yıldır iktidarda bulunan bir parti bir kere bile pozitif çıkmayan dış ticaret dengesini gündemine almadı. Bu nasıl düzeltilecek? İhracatımızın arttığı abartılıyor, ithalatımızın ne noktaya geldiğine bir kelime ile bile bahsedilmiyor. Aynı zamanda borçlarımız öyle noktalara geldi ki ödediğimiz faizler, aldı başını gidiyor. ülke kalkınmaya harcayacağı parayı sadece hayatı biraz daha rahatlatmak için altyapıya harcıyor” diye konuştu.
KEŞMEKEŞ EĞİTİM!
Türkiye’nin eğitim sisteminin bir keşmekeş olduğunun altını çizen Karamollaoğlu, “Yüksek öğretimde durmadan üniversite açılıyor. 200’e yaklaştı sayısı. Yenileri açılıyor, boş kontenjanlar bir türlü dolmuyor. Yüzbinlerce insan imtihana giriyor, imtihan neticesinde minimumun üstünde bir puan alıyor ve tercihte bulunmuyor. 1 milyon insan tercihte bulunmuyor. Niye? Çünkü kendisinin istediği üniversitenin dışında bir üniversiteye gitmek istemiyor. Eğitim kadrosunun olmadığı, binaların dışında eğitim diye hiçbir şeyin olmadığı üniversiteye gitmeyi arzu etmiyor öğrenciler. Bu eğitim politikası değil ki. Ben hakikaten YÖK’ü anlamıyorum. YÖK’ün bir numaralı meselesi kadrolaşma olmamalı. Bir profesör bir yere tayin edileceği zaman bir makam verileceği zaman hangi partili olup olmadığı öncelikli gündeme getirilmemeli” şeklinde konuştu.
