

İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın gündeme dair değerlendirmeleri:
Ülke olarak baş döndürücü bir gündemle karşı karşıyayız. Zaman çok hızlı akıyor. Şehrimizin ve ülkemizin problemleri var, bulunduğumuz coğrafya açısından bölgemiz problemli. Vatandaşlar olarak bizler zaman içinde problemlerin çözülüp, azaltılmasını beklerken maalesef problemler daha da artıp gidiyor.
Ülkemiz 17 yıldır tek başına bir iktidar tarafından yönetiliyor. Daha doğrusu yönetilemiyor. 17 yıl önce ülke adına çözülmesi gereken birkaç problem varken, herkesin de takdiridir ki, şu anda problemler havuzunun içinde yüzüyoruz adeta. Hatırlayalım 28 Şubat süreci sonrası ANASOL-M hükümeti döneminde ülkemizde, gözle gözüken ekonomik sıkıntılar ve dindar kesimin özgürlükleri ile ilgili problemler vardı. Bugün o problemler çözülmediği gibi nur topu gibi bir sürü daha problemimiz oldu. Ekonomik problemler o zaman ki verilerinin de gerisine düştü. Her ne kadar adı konmasa da, yüksek sesle dillendirilmese de ülkemiz ekonomik olarak içten içten yanmaya devam etmektedir.
Diğer taraftan dini hassasiyetleri olan kesime, özgürlük sağlayacağız derken Avrupa Birliği adına çıkarılan yasalar neticesinde dindar diyebileceğimiz kırmızı çizgileri olan bir kesim de kalmadı zaten, maalesef üzülerek söylüyorum her şey mubahlaştı. Kırmızı çizgilerimiz flulaştı. Böylece herkes her şeyi yapabilecek bir özgürlüğe ulaştı. Saadet Partisi olarak biz her ne kadar tepki de alsak çizgilerimizi korumaya ve bu çerçevede hak bildiklerimizi söylemeye devam ediyoruz.
Bu iktidar dönemine kadar tarım ve hayvancılık yönünden kendi kendine yeten bir ülke iken, buğdayından samanına, hayvan ithalatından et ithalatına, sanayi ürünlerinden, teknolojik ürünlere, ilacından tıbbi ekipmana, hatta yeterli çöpümüz bile olmadığından çöpüne kadar, kadar aklınıza ne gelirse her şeyi ithal eder duruma geldik. Üretmeyen dışa bağımlı sürekli tüketen bir ekonomi iyice kırılgan duruma geldi. Bu kırılganlık paramızı değersizleştirdi. İthalata bağlı olarak tüm tükettiklerimiz haliyle yabancının parasına bağlı olarak sürekli fiyatı artmakta ve hayatımızı zorlaştırmaktadır.
TUİK verilerinden ayrı tutarsak olarak vatandaşımızın enflasyonu patlamış durumda. İşsizlik zirve yaptı. Veriler doğru ise genel olarak %14, genç işsizlik ise %25 olarak açıklandı.
Hiçbir dönemde yaşanmayan 100 yıllık 80 yıllık dev firmalar bu süreçte konkordato ilan etti, iflas etti. Kayyum yetişmedi, neredeyse kayyum da ithal edecek duruma geldik. Önceden bir IMF ye borcumuz vardı, şimdi ise sadece IMF ye borcumuz yok. Sanki IMF den başka herkese borcumuz var gibi. Mecliste bütçe görüşmeleri var kamuoyuna da yansıdı, önümüzdeki yıl korkunç bir miktarı faiz olarak ödeyeceğiz millet olarak.
Avrupa Birliğine gireceğiz diye bizimle alakası olmayan bir sürü kanun yönetmelik devreye sokuldu. Ahlâkımız, dini değerlerimiz, örf ve adetlerimiz bizi biz yapan değerlerimiz dejenere edildi. Ataması yapılmayan öğretmenlerimiz, iş bulmayan mühendislerimiz, emekli olamayan amcalarımız, teyzelerimiz var.
Eğitim keşmekeş olmuş, sınavlarda sıfır çeken ciddi bir miktarda öğrencilerimiz var. Üretenin de tüketenin de memnun olmadığı bir tarım politikası var.
İsraf ederken, lükse ve şatafata harcama yaparken hiç düşünmeyen, ama memura işçiye zam verilecek mi, milim milim hesaplayan, tasarruf aklına gelip vatandaşa tasarrufun ne kadar faydalı olduğunu anlatan idarecilerimiz var.
Aile yapımız bozuldu, saygı ve sevginin bittiği, ev içinde herkesin bir çatışma içinde olduğu bir aile yapısı meydana geldi. Kısacası öğretmene, devlet büyüklerine, devletine, doktora, polise, kadına saygısını sevgisini eksik etmeyen bu necip milletimizden, bu saydığımız insanlara el kaldıran, karşı gelen, çatışan bir toplum meydana geldi.
Eğitim, hukuk, adalet, yargı, ordu gibi devleti ayakta tutan dinamikler üzerinde dikkat edilmeyip, bir takım oluşumlara sızmalara gerekli önlem alınmadığı için devleti yıkmak isteyen bir takım gruplar oluştu, terör belasının biriyle uğraşırken yeni yeni terör örgütleri peydah oldu. Tabi ki bu olanlar, ülkemizin geldiği son durum itibari ile hiç biri durduk yere kendiliğinden olmadı. Bunların hepsi yanlış bir idarenin, atılan yanlış adımların, uygulanan yanlış politikaların sonucunda oldu.
Netice olarak bir süreç yaşandı, olan oldu. Geçmişi, yapılan hataları bileceğiz. Bundan ders çıkaracağız, çıkaracağız ki bir daha aynı yanlışı tekrarlamayacağız. Ülkeyi idare edenlerin artık ülkeye verecek enerjileri kalmamıştır. Bu bariz ortadadır. Aynı şekilde millet olarak bizim de onlara verecek bir şeyimiz kalmamıştır.
Ama Türkiye geçmişi ve geleceği için bu durumdan çıkmak zorundadır. Köklü bir geçmişi olan bu milletin her yönüyle ayağa kalkmasını, güçlenmesini ve kendilerine yardım etmesini bekleyen birçok mazlum coğrafya var. Diğer taraftan bundan 100 yıl önceki gibi bizim tökezlememizi bekleyen sırtlan sürüleri etrafımızı sarmış, hatta üsler vasıtası ile ülkemize yerleşmiş durumdalar.
Bütün bunlara rağmen Türkiye imkânları itibari ile güçlü bir ülke bunu biliyoruz. Bu kadar saydığımız problem bizim için çözülemez değildir. Ortada sadece ne yapacağını bilemez, ülke problemleri yerine kendi problemlerine çözüm arayan bir iktidar var. Yoksa ülkenin çözülemeyecek hiçbir problemi yoktur. Eğer iyi niyetle çözüm için uğraşılırsa çok kısa zamanda milletimiz kenetlenecek ve bu problemlerin altından kalkacaktır. Sadece kendine sığınacak liman aramaktadır.
İşte böyle bir durumda ülkenin kalkınmasını, ayağa kalkmasını hem kendi insanımızı hem de bizi bekleyenleri daha fazla bekletmemek adına bu dönemde her zamankinden daha fazla Saadet Partisine ihtiyaç vardır.
Bunun şuurunda olan bizler, Saadet Partisi olarak 3 Kasım da yapacağımız 7. Olağan Kongremizle birlikte ülke siyasetine yeni bir heyecan ve soluk getireceğiz. Vatandaşımızın çaresizliği ve arayışına çare olacak tek çözüm Saadet Partisidir. Bu kongreden sonra inşallah bu daha iyi anlaşılacaktır. Güçlendirilmiş kadrolarla, politika kurulları ile ülke siyasetine güçlü bir şekilde yeniden gireceğiz. Sığınılacak liman olacağız.
Konya teşkilatı olarak bizlerde 50. yılını doldurduğumuz şu günlerde Milli Görüş hareketinin çıkış noktası olarak tüm il ve ilçe teşkilatlarımızla, hanımlar ve gençlik teşkilatlarımızla 03 Kasım 2019 tarihinde Ankara Arena da yapacağımız kongremize en iyi bir şekilde hazırlandık ve güçlü bir şeklide katılacağız inşallah.
Bu coşkuya katılmak, ülkemizi ayağa kaldırmak için atılan bu tarihi günde orada olmak isteyen, ülkem adına ben de varım diyen tüm hemşehrilerimizi kongremize davet ediyorum.
Buyurun Konya olarak yeniden başlayalım, yeniden ülkemizi olması gereken yere taşıyalım. Katılmak isteyen herkes il ve ilçe teşkilatlarımıza bekliyoruz. Teşkilatta bulunan görevli arkadaşlarımız yardımcı olacaklardır. Şimdiden 7. Olağan Kongremizin hayırlı olmasını diliyorum.
