26. Uluslararası Müslüman Toplulukları Birliği Kongresi “Küresel Krizler; İslam Dünyası ve Batı” konusuyla toplandı. Programa, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk, ESAM Genel Başkanı M. Recai Kutan, Sudan İslami Hareket Genel Başkanı Zübeir Ahmed Elhasan Mohamed, MILF – İslami Özgürlük Cephesi Genel Başkanı Dr. Hacı Murat İbrahim, MEMUR-SEN Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, Hindistan Jemaat-i İslami Genel Başkan Yardımcısı Arif Ali Thottancheri, HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAMAS İslami Direniş Hareketi Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, CANSUYU Genel Başkanı Mustafa Köylü, Pakistan Jemaat-i İslami Dış ilişkiler Başkanı Abdulğaffar Aziz, PTT Genel Müdürü Kenan Bozgeyik, Moritanya Tavasul Partisi Genel Başkanı Muhammed Cemil Mansur ve Lübnan İslami Çalışma Partisi Genel Başkanı Şeyh Züheyr Cad katıldı.
HEDEFİMİZ İSLAM BİRLİĞİ
Müslüman Topluluklar Birliğine büyük bir görev düştüğünü dile getiren Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk, “Bu çalışmaların bir ana hedefi var. Bu hedef yeni bir dünyanın kurulması hedefidir. İslam ülkeleri üç ana prensibi esas almalıdır: Bunlardan birincisi, Müslüman ülkeler birlik ve beraberlik içinde olmalı, İslami ölçülere uymalı, müminlere zulmedenlere karşı birbirlerine destek olmalıdır. Bu çok önemli bir ilkedir. İkincisi, Müslüman ülkeler “Şahsiyetli Dış Politika” izlemelidir. Müslüman ülkeler çeşitli Batılı ülkelerin dümen suyunda gitmemelidir” diye konuştu.
FESADIN ÖNLENMESİ İÇİN ÇALIŞMALIYIZ
Bütün insanlığın özlediği hakkı üstün tutan bir dünya düzeninin kurulmasının ancak İslam ülkelerinin güçlü olmasıyla sağlanabileceğini ifade eden Asiltürk, “İslam ülkeleri uydu değil, lider ülke olmaya çalışmalıdırlar. Üçüncü ilkemiz ise Müslüman ülkeler yeryüzünde fesadın önlenmesi ve bütün insanlığın saadeti için gayret göstermelidir. Zulümlere ve haksızlıklara sessiz kalmamalıdır. Allah’ın takdiriyle Müslümanlar olarak, bugün dünyada büyük nispette genç nüfusa sahibiz. Bundan başka, en kıymetli madenleri Allah bize ihsan etmiş. Biz kendi gücümüzle ayakta durabiliriz, güçlü bir topluluk oluşturabiliriz. Aksi halde, aldanıp da Batılılara tabi olduğumuz zaman sömürülürüz, uşak oluruz ve sürünürüz. İslam âleminin durumu bu ikincisine yöneliktir” dedi.
BUGÜNKÜ NATO, İSLAM’A KARŞI KULLANILIYOR
NATO’nun zulüm makinesi gibi çalıştığını söyleyen Asiltürk, “Bugünkü NATO, İslam’a karşı kullanılıyor. Kurulurken Komünizme karşı kurulmuş olmakla birlikte, kuvveti üstün tutan bir anlayışla kurulmuş olduğundan zulüm makinesi gibi çalışıyor. Bunların yerine ‘Bütün insanlar eşittir, herkes bu dünyada adil bir düzen içerisinde yaşamalıdır’ fikrini koruyacak olan “Müslüman Ülkeler Savunma ve İşbirliği Teşkilatı” kurulmalıdır. Bu işbirliği teşkilatı bütün Müslüman ülkelerin savunma araç ve gereçlerini normlaştıracak, bunları üretecek ve böylece 1,5 milyarlık bir âlemin ortak gücüyle tarihte olduğu gibi yeryüzünde hak ve adalet korunacaktır.
UNESCO’NUN YERİNE GERÇEĞİ KURULMALIDIR
UNESCO’nun firavunları metheden bir kültürün kurumu olduğunu belirten Asiltürk, “UNESCO’nun yerine gerçeği kurulmalıdır. Bugünkü UNESCO, ‘Biz kültürleri geliştirmek için kurulduk.’ diyor. Yaptıklarına bakıyorsunuz baştan sona firavunları methediyor. Eski Mısır en büyük medeniyetmiş. Eski Mısır Medeniyeti, kuvveti üstün tutan ve haşa ilahlık iddia eden zalim despotların medeniyetidir. Bu medeniyet, insanlığa felaketten başka bir şey getirmemiş bir zulüm düzeniydi. Bu zulüm düzenini methederek kültüre nasıl hizmet edilir? Biz Müslüman ülkeler olarak kendi kültür koruma teşkilatımızı kurmalıyız” dedi.
BÜTÜN İNSANLIĞA SAADET GETİRMEK ZORUNDAYIZ
Asiltürk: “Bu emperyalistlerin zihniyeti, ‘Ya öleceksiniz ya da kölemiz olacaksınız.’ şeklindedir. İşte bugün Afganistan’da, Keşmir’de, Irak`ta, Filistin’de, Suriye’de, Mısır’da, Libya’da yapılan bu uygulamadır. Öyleyse biz bütün insanlığa saadet getirmek için çok büyük bir gayretle çalışmak mecburiyetindeyiz. Çünkü insanlığın saadeti ancak İslam’dadır. İslam’ın tanıtılıp yaygınlaştırılması en büyük hizmettir.”
BİRBİRİMİZİ TEKFİR ETMEKTEN VAZGEÇELİM
Sudan İslami Hareket Genel Başkanı Zübeir Ahmed Elhasan Mohamed: “Biz Kur’an’a uyan ecdadın torunlarıyız. İslam ümmeti olarak insanların en hayırlısı olarak müjdelenmişiz. Gelin birlik olalım, beraber olalım. Evet ülkelerimiz parçalanmış ve bölünmüş. Bu bölünmüşlükle bir yere varılamaz. İmkanlarımız olanaklarımız var, gelin bunları kullanalım. Evet İslam ülkeleri arasında görüş farklılıkları var. Maalesef biz bunları hak ediyoruz. Gerekli bir şekilde iman etmiyoruz. Biz önce kendimizi ıslah edelim. Fertler olarak tövbe edelim. Allah o zaman bizi başarıya götürecektir. Eğer biz kendimizi değiştirmezsek hiçbir şey yapamayız. Toplanır durur ama bir yere gidemeyiz. Partiler arasında kavga var. Müslümanlar arasında mezhepsel çatışmalar var. Zehirli tohumlar var. Kitabı ve sünneti kendimize düştür edelim. Bundan başka kurtuluş yok. Faizle alışveriş ediyoruz. İslam’ın sadece adı var kendisi yok. Gelin mümin kardeşlerim kendimize öz eleştiri yapalım. Kuranın neresindeyiz? Bu sorulara bir cevap arayalım Birbirimizi tekfir etmekle, İslam adına yapılan cinayetlere seyirci kalmakla bir yere varamayız.”
SÖMÜRÜDEN SONRA İSLAM’I SEÇTİK
MILF – İslami Özgürlük Cephesi Genel Başkanı Dr. Hacı Murat İbrahim, “Her yıl biz burada bir araya geliyoruz. Hiç kuşkusuz bu toplantı, uzun yıllar önce başladı. İslam toplumları arasında birlik beraberlik sağlanması amacıyla bu toplantı yapılmaya başlandı. Zira İslam toplumları bir araya gelip ele ele verip yardımlaşmazlarsa hiçbir yere ulaşamazlar. Bugün 26.sını gerçekleştiriyoruz. Arkadaşlar bizler inanç olarak aynı inanca sahibiz. Ve biz kardeşiz. Biz Filipinlerin güneyinde yaşıyoruz. Biz sömürüden sonra İslamiyet’i kabul ettik. Atalarımız bir tek Osmanlı döneminde nefes alabilmişler. 16. Yüzyıldan itibaren huzur içinde yaşamaya başladık. İslamiyet’in sancağı altında rahatça yaşayabildik. İspanyollar bu bölgeyi işgal etmek için geldiklerinde Osmanlı ve Müslümanlar buna izin vermediler. İspanyolları geldikleri gibi geri göndermeyi bildiler. Bu nasıl oldu? Bu birlik ve beraberliğin sonucu ve neticesi olarak gerçekleşti. Biz orada 150 milyona yakın Müslüman olarak huzurlu bir şekilde yaşıyorduk. Osmanlı dağıldıktan sonra zafiyete düştük. Dağıldık ve parçalandık. Gücümüz ve kuvvetimiz kalmadı. Siyasi, ekonomik ve sosyal yönden zayıfladık. İşte bunlardan ders alarak İslam toplumları olarak aleyhimize alınan kararlara karşı el ele verip yardımlaşmaya ihtiyacımız var. Hepimiz Müslümanız aynı inancı paylaşıyoruz. Filipinler’in güneyini kurtarmak için 1960’tan beri uğraşıyoruz. Bizler Filipinler’i kurtarmak için çalışıyoruz. Toplumu bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Fakat azınlıklıktayız. Şer güçlerine karşı desteğe ihtiyacımız var. 70’li yıllarda bize yapılanları biliyorsunuz. Yaşlı çocuk demeden birçok insan öldürüldü. 79 yılında karşı hamle ile mücadele etmeye başladık. Hükümetle savaşa başladık. Bizlere karşı yapılan müdahaleler kat kat arttı. İslam yardımlaşma kurumu çatısı altında toplandık. Bağımsızlığımız ve özerlik talebimizi kabul ettiremedik. 1976 yılında netice olarak hükümet ile aramamızda bir anlaşma imzalandı. Fakat uygulanmadı. Hükümet kendisine göre yorumladı. Yükümlükleri yerine getirmedi. Özerlik yönetimi uygulanamadı. Biz bugüne geldiğimizde hükümet yeniden anlaşma imzalamak istediğini söylüyor. Ancak imzalasa bile uygulamaya niyeti yok. Moro’yu biliyorsunuz. Bu bölgede Müslümanların söz sahibi olması lazım. Ekonomiye katılıyor ama söz sahibi olamıyoruz. Biz yükümlülüğümüzü yerine getiriyoruz. Ama karşı taraf sözünde durmuyor. Kurtuluş için tek yol İslam dünyasının tek vücut olmasıdır” diye konuştu.
ERBAKAN HOCAMIZIN KABUL EDİLMİŞ DUASIYIZ
MEMUR-SEN Genel Başkanı Ali Yalçın:
“26. Müslüman topluluklar programının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Şunu özellikle ifade edeyim; Katılımcılardan kendi ülkelerinden sendikalara destek veremlerini istiyoruz. Yeni bir dünya kurabilecek sınırsız imkanlar var. Yeter ki adaleti ve gelir düzenini sağlayalım. Dünyadaki yaşanan krizlere ilişkin hem teşkilatımızın hem Milli Görüş hareketimizin konuyu çok önemsediğini buradan ifade etmek isterim. İslam İş Birliği teşkilatlarının faaliyet gösterdiği bir toplantı gerçekleştirdik. Burada gelir dağılımlarındaki adaletsizlik ile bir çağrıda bulunduk. Bu çağrımıza kulak verecek İslam İş Birliği için çalışan bir oluşum maalesef yok. Bunun için İslam dünyasında bir oluşum kurulabilir mi, emek iş birliği mümkün mü sorularına cevap aradık. Gelir dağılımındaki adalet konusunda sınırsız bütçelere sahip ülkeler var. Fakat biz olaya Müslümanca bakmalıyız. Bize bu şuuru kazandıran Erbakan Hocamıza ayrıca müteşekkiriz. Biz MEMUR-SEN olarak Erbakan hocamızın kabul edilmiş duasıyız.”
BİZLERE LAİK UNSURLAR DAYATILIYOR
Jemaat-i İslami Genel Başkan Yardımcısı Arif Ali Thottancheri: “halifelik Osmanlı’dan sonra sona erdi. Biz Cemaati İslami hareketi olarak Hindistan’da Müslümanları temsil ediyoruz. Hindistan’da 1.3 milyar insan yaşamakta. Dünyada ki en çok Müslümanın yaşadığı 2. Ülkeyiz. Hindistan’da 200 milyon Müslüman var. Nüfusun %15 Müslüman. Hindistan Müslümanları dünyanın en çalışkan Müslümanlarındandır. Peygamber Efendimiz zamanında yapılan bir camimiz var. Ancak Hindistan’da 200 milyon Müslüman olmasına rağmen büyük bir sefaletin içerisindeyiz. Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerden farklı bir durumda değiliz. Müslüman gençlerin hareketleri kısıtlanıyor. Özellikle Müslüman gençler terörist olarak görülüyor. ABD başta olmak üzere aşırı sağcı bir politika izleniyor. Hindistan Müslümanları giderek daha zor durumda. Hindistan’da dana eti yemek suç. Müslümanlar et yediği için ölesiye dövülebiliyor. Bizlere laik unsurlar dayatılıyor. Seküler ve laik olan kesimlerin altına alınıyoruz. Bizler ortak platformalar oluşturarak bir araya gelmeye çalışıyoruz. Güneyde 3. Parti durumundayız, Güney Hindistan’da. Allah’ın izni ile çalışmalarımız devam edecek. Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.”
ROBOTA VERİLEN DEĞER İNSANA VERİLMİYOR
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: “HAK-İŞ olarak burada olmaktan mutluyuz. ESAM’ın İslam Birliği çalışmaları için onları kutluyoruz. Erbakan Hocamızı rahmet ve minnetle anıyorum. HAK-İŞ’in 42 yıl önce milli görüş hareketi olarak kurulmuş olduğunu biliyoruz. HAK-İŞ kurulduğundan beri 12 Eylül dönemi gibi zorlu yıllardan sonra buraya gelmiştir. Asla yeni dünya hedefinden vazgeçmemiştir. Türkiye işçi hareketinin 2. Konfederasyonudur. Bunun yeni dünyanın kuruluşu için önemli olduğunu biliyoruz. Sayın Ali Yalçın’ın altını çizdiği hususlara katılıyorum. Biz HAK İŞ ve MEMUR SEN olarak İslam ülkeleri ve dünyadaki işçi ve işveren ilişkilerini sorumlulukla inşa etmek zorundayız. Geçtiğimiz günlerde bir TV haberi bizi tebessüm ettirdi ve üzdü. Suudi Arabistan yeni robota vatandaşlık önermiş. Ama birçok bölgeden gelip çalışanlara vatandaşlık vermiyor. Robota verilen vatandaşlık insana verilmiyor. İslam alemi olarak sık sık özeleştiri yapmalıyız”
HAMAS İslami Direniş Hareketi Sözcüsü Sami Ebu Zuhri: “Bu toplantının yapılması çok önemli. İslam dünyasından katılan bütün kardeşlerimizin aralarında görüş alış verişi yapılması çok önemli. Bugün İsrail fitnesinin 100. Yılını yaşıyoruz. 1947 yılında İngilizler aşamalı olarak geri çekilmeye başladılar. Bu topraklar Yahudilere teslim edildi. Müslümanlara değil. O günden bu yana Müslümanlar cihadı hiçbir zaman bırakmadılar ve bırakmayacaklar. İşgal altındaki topraklarda yeniden hak sahibini bulana kadar mücadeleye devam edecekler. Yahudiler dünyada çok kişiden destek görüyorlar. Ama azgınlığı bırakmıyorlar. Müslümanlar evinden zorla çıkartılıyor. Siyonizm hareketi Müslümanlara zulüm etmektedir. Balfoor üzerinden 100 yıl geçt. Filistin sıradan bir toprak değil. İnancımızn bir parçasıdır. 1. Kıblemnizdir. Mıracın başaldığı notkarıdır. Evet 2. Papa ordan batılılara seslenenerek. Artık Ortadoğu ya çıkın ve kudusu yeniden elde edin. Filistini yeniden elinize alın diyerek çağrıda bulunuyor. Kufur tek millettir. Selahttinler vefat ettimiştir. Ama yendien selahttinler çıkacaktır. Kudüs kenti özgürlüğüne kavuşcaktır. Bu ve benzeri toplantılare duruma teşhis konulabilmesi için. Alınacak tedbirlerin konuşulması için önemldiri. Selehtattin eyyunbi inanan bir milletin komutanıdır. Haçlıalrın elinden kudusü kurtarmıştır. Bir olursak başarabiliriz. Kudüs elden gidiyor. YAhudileştirşliypr. Kutsal topraklar elden gidiyor. Hukuuk bulunmadığı bir yere dönlüşüyor. Yeni yerleşimleri önleyemiyoruz. Kudusülü Müslüman şehir dılına gittiğinde evine geri dönemiyor. Yerine Yahudiler yerşeltirşilyiro. 100 yıldır bu yara kanamaya devam ediyor. Butün zülme karşı durmayacağız susmayacağız. İşgalicleri kovana kadar devam edeceğiz Hamas harekti buna söz vermiştir. Her Müslüman küçük olsun büyük olsun mücahittir. Bu hareket önelenemyecek bir direnişe dönüşecektir. Sizlerin de desteğini alrısank önümüzde kimse duramaz. Elmizden silaımız alınmış ama göğsümzüden iman alınamaz.
CANSUYU Derneği Genel Başkanı Mustafa Köylü,
Allahın selamı üzerinize olsun, Genel başkanlarımız çok güzel konulara temas ettiler. Alalh kendilerinden razı olsun
Son dönemde muhtelif isimelr altında terör örgütleri türetildi. Tek hedefleri islamdır. Aynı oyun dünyanın muhtelif yerlerinde oynanıyor. Önce terör eylemi oluyor sonra batılı devletler saldıroyor. Marabi kentinde 500 işıd var deniyilyor. Orada şehiri yok editorlar ki insanları kaçrıyorular. CIA ve mosad elinden kurluan bu örgetlerden sonra batılı lar islam terör devletidir. Diyorlar. Karıncayı bile incetemyen ümmete terör eylemi yaptırıyorlar. Biz mutlaka başımızı kaldırmak zorundayız. Suç işmeiş çocuklar gibi ben yapmadım demektense, başımızı kaltıdırıp karşı tarafın terörist olduğunu ilan etmemiz gerekiyor. Son dönmelrde islam coğrsaysaında yaşananlardan dolayı biz yardım için yetişemiyorz.
ERbakban hocanın eğer iman varsa imkan vardır sözüün hatırlatmak isityorum. Size soruyorum biz gerçekten iman ediyorumuuyz. Bunun cevanını alabilirsek daha doğru daha düzgün bir yolda başarıya gideceğimize inanıyorum.
Jemaat-i İslami Dışilişkiler Başkanı Abdulğaffar Aziz: “Tüm hocalarımız ve bilim adamlarımızı Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Yoruldunuz mu? Yorulmadınız mı? Düşmanların en tehlikelisi iblis Allah’ın rahmetinden mahrum oldu. Yalnız bugün Aksa’da 100 yıl sonra hala hedeflerine ulaşamadılar. Allah’ın izni ile ulaşamayacaklarda. Yine Keşmir’de de durum farklı değil. 700 bin asker ile Keşmir’e saldırmalarına rağmen başaramıyorlar. Allah’ın izni ile Kudüs’te, Keşmir’de hürriyetine kavuşacak. Bizim prensibimiz şu zulmü reddediyoruz. Nereden gelirse gelsin zulmü reddediyoruz. Her zaman da zalimin karşısında duracağız. Bunu duruşu da sadece Allah’ın kitabı Kur’an ile yapabiliriz” dedi.
Moritanya Tavasul Partisi Genel Başkanı Muhammed Cemil Mansur: “Eğer batının komploları olmasa bugün Filistin’deki işgal hiç olmayacaktı. Bu konuda biz bir zihin berraklığına kavuşmamız gerekiyor. Nedir batı, neresidir? Biz bu tanımı tam anlamıyla İfade edebiliyor muyuz? Bilmiyoruz. Fakat onlar bizim her şeyimizi inceliyor. Avrupa’da Amerika’da büyük araştırma merkezleri var. Bugün bizi bizden daha iyi biliyor. Biz de batıyı iyi tanımalıyız. Attıkları adımları, yaptıkları planları, komploları iyi bilmeliyiz. Karşılaştığımız fitnelere ancak böyle karşı gelebiliriz”
Lübnan İslami Çalışma Partisi Genel Başkanı Şeyh Züheyr Cad: “Fethi Yeken ile Erbakan Hoca’nın bir istişaresine şahit olmuştum. Onlar hiç mezhep, ırk ayrımı yapmıyorlardı. İnsanlık için ne yapabiliriz onu konuşuyorlardı. Biz de bugün burada aynı niyet ile toplandık. İslam aleminin sorunlarını konuşuyoruz. Fakat şimdi bakıyorum milyarlarca Müslüman deniz köpüğü gibi bir şey yapamıyor. Bugün Müslümanlar dini olmayan liderlerin elinde. Bu bize yakışmıyor. Artık Müslümanca yönetilmeliyiz. Müslümanların teröristlerce öldürülmesine ve buna rağmen terörist diye anılmasına izin vermemeliyiz”
