Basın toplantımıza yarın idrak edeceğimiz 3 Aralık Dünya Engelliler Gününün anlam ve önemine değinerek başlamak istiyorum. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden birisi, engelli vatandaşlarına sağladığı refah düzeyidir. Onlara engelsiz bir hayat sunmak, gerek devlet gerekse millet olarak hepimizin öncelikli görevidir. Bu vesile ile engelli vatandaşlarımızın her birine mutlu, huzurlu ve güvenli bir hayat diliyorum. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü tebrik ediyorum. ENGELLİ DOSTU PROJELER HAYATA GEÇİRİLMELİ! Burada Engelli vatandaşlarımız ile ilgili hazırlamış olduğumuz ‘Türkiye’nin Engelliler Karnesi’ni sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün engellilerin istihdam sorunu var. Engelli vatandaşlarımız işe alımda uygulanan rasyonel olmayan kriterler, yeterliliğine bakılmaksızın engellilerin düşük profilli işlere layık görülmeleri başlıca sorunlardan birisidir. Engelli dostu projeler hayata geçirilmeli. Engelli vatandaşlarla ilgili ayrıntılı istatistikler tutulmalı ve gelişmeler takip edilmelidir. Evlenmek isteyen yetişkin engellilerin yuva kurmalarına yönelik engelli dostu aile-evlendirme politikaları geliştirilmelidir. Engelli bireylere yönelik eğitim hizmetleri güçlendirilmelidir. Engelli bireylerin çalıştırılması teşvik edilmeli ‘İşgücü niteliği taşıyan engelli bireylere yönelik mesleki rehabilitasyon faaliyetleri güçlendirilmeli ve bununla ilgili olarak İş-Kur çatısı altında özel meslek eğitim kurumları oluşturulmalıdır. 50 ve üzeri işçi çalıştıran iş yerlerinde engelli bireylerin çalıştırılması teşvik edilmelidir. Kamudaki kota arttırılmalı ve tamamına atama yapılmalıdır. Engelli işgücüne, talep üzerine ‘ev ortamında çalışma’ gibi alternatif istihdam imkânları sağlanmalıdır. Engelli işgücüne uygun iş imkânları sunulmalıdır. Engelli dostu iş sağlığı ve güvenliği tesis edilmelidir. Engelli çocuğa sahip ailelere engel düzeyine göre aile yardımı sağlanmalıdır. TEDBİRDEN ÖNCE DESTEK AÇIKLANMALIYDI! Covid-19 salgını ile karşı karşıya kaldığımız ciddi tablo hepimizin malumu. Ne yazık ki ekonomik ve psikolojik kaygılar milletimizin sağlığının böyle bir tehlike ile karşı karşıya getirilmesine sebep oldu. Bugüne kadar rakamlar düzgün bir şekilde topluma aktarılmadığı için büyük bir artış olmuş gibi gözüküyor. Gerçeklerin gizlenmesinin bu salgına hiçbir katkı sağlamayacağını bilmenizi istiyorum. Şimdi gelinen noktada iktidar salgın ile ilgili yeni tedbirleri açıkladı. Tedbir almak şart mı? Evet! Ama bir ileri iki geri doğru bir yaklaşım değil bunu da ifade etmek istiyorum. Bu yasak kararı alınırken ekonomik sıkıntılar dikkate alınmazsa ülkemizde başka sıkıntılar doğar ilerde. Lakin bir devlet tedbirden önce millete yapacağı desteği açıklaması lazım gelirken Mart ayından bu yana bu millete kredi dağıtıp, bankaya borçlandırmaktan başka doğru düzgün bir destek verilmedi. Bakınız şimdi hafta sonu sokağa çıkmak yasak lakin evini günlük kazandığı yevmiye ile geçindiren yüz binlerce insanımız var. Bu insanların durumu ne olacak? Kahvehaneler ve lokantalar kapandı, kahvehane ve lokanta esnafı perişan olmuş durumda bu esnaf ne yapacak. Bizim arkadaşlarımız bu hafta Ankara Kahveciler Odası Başkanı’nı ziyaret ettiler. Mağduriyetlerini, sıkıntılarını dinlediler. Kahvehane esnafı gerçekten ciddi bir sıkıntının içinde ve devletten destek bekliyorlar. Servis şoförleri aynı şekilde, okul kantini işletmeleri aynı şekilde. Bu noktada bir çağrıda bulunmak istiyorum; çok acil bir şekilde esnafa faizsiz destek kredileri sağlanmalı. Türkiye’de her haneye verilecek şekilde nakit desteği yapılmalıdır. FEDAKARLIK SIRASI İKTİDARDA! Bildiğiniz üzere asgari ücret tespit komisyonu ilk toplantısını 4 Aralık günü yapacak. Hemen belirtelim ki bugün Türkiye şartlarında asgari ücretliye ödenen 2 bin 324 lira seviyesinde tutması mümkün değil. Sürekli olarak bu konunun daha farklı şekilde ele alınması gerektiği vurgusunu yaptık. Bakınız bugün ülkemizde açlık sınırı; 2.482 Lira, yoksulluk sınırı ise 8.085 Lira civarındadır. En azından iktidar sene içinde açlık sınırı yükseliyorsa işçi ücretlerini de o seviyeye çıkarması icap eder. Şu an yapılması en basit iş asgari ücret üzerindeki vergilerin kaldırılmasıdır. Vergiler kalkınca asgari ücret 3000 liraya yaklaşıyor. Aradaki fark vergi harç ve sigorta primlerine gidiyor. İlk adım olarak bunu kaldırıyoruz deseler ne işveren ne de işçi mağdur edilecek. O yüzden bu rakamlara göre işçinin emekçinin hakkı gözetilmeli, zam miktarı buna göre belirlenmelidir. Bugün devlet kendisine bir hedef koymalı; 10 yıl sonra asgari ücreti yoksulluk sınırına getireceğiz diye. Böyle bir hedef olmadan asgari ücreti belirlemek kesinlikle çalışana zulümdür. Eğer bu iktidar bu hedefi iş başına geldiği zaman hedefleseydi yılda enflasyondan fazla %7 zam verseydi bugün asgari ücret açlık sınırına yakın bir seviyede olacaktı. Pandemi süreci ve ekonomik kriz derken insanımızın artık fedakarlık yapacak takati kalmadı. İnsanımız zaten yeterince fedakarlık yaptı. Zam üstüne zamlar, hayat pahalılığı derken destek beklediği noktada IBAN gönderip para istediniz bu necip millet çıkardı o parayı da verdi. Lakin sıra şimdi iktidarda işçinin ve işverenin mağdur edilmeyeceği şekilde bir zam düzenlemesi yapmak zorundadır. EKONOMİ BÜYÜMÜŞ, FIKRA BU KADAR! Bu noktada ülkemizin ekonomisi ile ilgili kısa bir fırka anlatmak istiyorum; ‘Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 6,7 büyümüş.’ Hikâye bu kadar. İşsizlik azalmıyor, geçim sıkıntısı ortadan kalkmıyorsa, borcun yüz milyarlarca dolar seviyesine çıkmışsa, ekonominin doğru yolda olduğunu söyleyemezsiniz. Çarşı pazar el yakıyor! Esnaf kan ağlıyor! İşsizlik her geçen gün artıyor! Ama gelin görün ki Türkiye ekonomisi de büyümeye devam ediyor! DEVLETİ DEĞİL MİLLETİ TEMSİL ETMELİSİNİZ! Son zamanlarda çokça üzerinde durduk bu arkadaşların ne yazık ki zihniyetinde problem var. O sebeple günü kurtaran tedbirlerle bu ülkenin ayağa kalkması mümkün değil. İşte bunun en son örneği; Fuat Oktay 10 milyon liralık Mercedes’i için ‘Devleti temsilen biniyorum.’ diyor. Yani kısacası itibardan tasarruf etmeyiz diyor! Bakınız Hz. Ömer’e Sasani ve Roma elçileri karşısına yamalı elbise ile çıkmamasını tavsiye edenlere karşı bu teklifi reddetmiştir. Lafa gelince Ömer’in adaleti ve yönetim anlayışı diyorsunuz lakin icraata gelince Kisra gibi yaşıyorsunuz. İtibardan tasarruf etmek zorundasınız, bu millet günde 10 milyon lira sizin saray masrafınıza yetişmek için çalışmak, çabalamak zorunda değil. Milletin yediği kadar yemeden, milletin giydiği kadar giymeden insanımızın derdini anlayamazsınız da çözemezsiniz de. TÜRKİYE’DE KRİZ VAR, MİLLET AÇ VE İŞSİZ! Bu arkadaşlar itibardan tasarruf etmedikleri için, Türkiye’de insanımız ne halde gerçekten bilmiyorlar. Bakın bunu bir mübalağa olarak söylemiyoruz. İşte iktidar milletvekilinin açıklaması ‘Türkiye’de kriz yok, ‘İşsizim, Açım.’ diye gelenler iş beğenmiyorlar.’ diyor. Gerçeklerden, milletten ne kadar koptuklarını göstermek açısından son derece önemli bir örnek. Millet iş beğenmiyor değil, iş bulamıyor. Gidin bu sözü İŞKUR önünde kuyruklarda bekleyenlere söyleyin. Gidin bu lafınızı iş bulamadığı için AVM’de tezgahtarlık yapmak zorunda kalan makina mühendisi, elektrik mühendisi gençlere söyleyin. Aşı üretiminde çalışması gerekirken paket serviste kuryelik yapmak zorunda kalan kimya mezunu, biyoloji mezunu gençlere söyleyin. Fransız Devrimi’nde meşhur bir söz vardı; ‘Ekmek bulamıyorsanız pasta yesinler.’ İktidarda bugün aynı mantığı taşıyor. İş var millet işi beğenmiyor zannediyorlar halbuki iş yok iş! Muhterem arkadaşlar Türkiye bu zihniyet sebebiyle tıkanmıştır. Bu anlayış ile içinde bulunduğumuz sorunların çözülmesi mümkün değildir. DEVLETİN ANA POLİTİKASI, ADALETİ TESİS ETMEK OLMALI! İktidar bu ara
İl Başkanımızın, Selçuklu İlçe Başkanımızı Kabulü – 30 Kasım 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, Selçuklu İlçe Başkanımız Lütfi Çelik ve beraberindeki heyeti İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Başkanımızın, İl Gençlik Kolları Başkanımızı Kabulü – 27 Kasım 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, İl Gençlik Kolları Başkanımız Mahmut Sami Kollu ve beraberindeki heyeti İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Başkanımızın, Dava Büyüklerimizi Kabulü – 27 Kasım 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, dava büyüklerimiz Mehmet Altuntaş ve Abdurrahman Subaşı’yı İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Başkanımızın, İl Kadın Kolları Başkanımızı Kabulü – 26 Kasım 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, İl Kadın Kolları Başkanımız Fazilet Bütüner ve beraberindeki heyeti İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Gençlik Kolları Başkanımız Mahmut Sami Kollu’nun Basın Toplantısı – 24 Kasım 2020
İl Gençlik Kolları Başkanımız Mahmut Sami Kollu’nun Basın Toplantısı – 24 Kasım 2020
Geçtiğimiz Pazar günü gerçekleşen İl Kongremizde, kongreye katılan tüm delegelerimizin oyunu alarak tekrar Saadet Partisi Konya İl Başkanlığına seçilen Sayın Hüseyin Saydam başkanımızı tebrik eder, görevlerinde muvaffakiyetler dilerim. Bugün 24 Kasım Salı Öğretmenler Günü. Ülkemizin geleceğini şekillendirecek olan biz gençlerin ve çocukların eğitimi için büyük bir özveriyle çalışan bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar, şehit olan ve ahirete irtihal eden öğretmenlerimize de Allah’tan rahmet dileriz. Öğretmene ve öğrenme faaliyetine değer verilmeyen bir ülkede sağlıklı bir geleceğin inşa edilmesi mümkün olmayacaktır. Saadet Partisi Konya İl Gençlik Kolları olarak yıllardır atama bekleyen 700 binden fazla öğretmen adayının yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekmek amacıyla basın toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Eğitim sisteminin yap-boz tahtasına çevrildiği, sürekli değişen sınavlarla büyük bir karmaşıklığın yaşandığı, öğrencilerin gelecek kaygısıyla eğitime devam etmeye çalıştığı bir ortamda üzerimize düşen mesuliyet her zamankinden daha fazladır. Yıllarca emek verip lisans eğitimi aldıktan sonra görevine ataması yapılmayan öğretmen adaylarını gündelik işlerde çalışmaya, inşaatta çalışmaya, garsonluk yapmaya zorlayan, onları psikolojik sorunlarla baş başa bırakan bu düzeni kabul etmiyoruz. Öğretmen adayları; yıllarca atanmayı beklerken sınavlara katılmakta, mülakat adaletsizliği, yeterli sayıda atamanın yapılmaması neticesinde mesleklerini icra edememektedir. Sınıflarda öğretmenlik yapması gereken insanların, yıllarca harcadığı emeğin hiçe sayılması, geçim derdi ile boğuşmaya mahkûm edilmesi kabul edilebilir değildir. Öte yandan öğrencileri öğretmensiz bırakan, “ücretli öğretmenlik” adı altında çok düşük ücret karşılığında farklı bölümlerden mezun olmuş kişileri öğretmen olarak çalıştıran ve böylece maddi kazanç sağlamaya çalışan düzeni kabul etmiyoruz. “Ücretli öğretmenlik” uygulaması hem düşük ücret verilen kişi, hem de atama bekleyen öğretmen adaylarına büyük bir haksızlıktır. Biz gençler olarak; emeklerin zayi olmadığı, ehliyet ve liyakatin önemsendiği adil bir ülkede yaşamak istiyoruz. İnsanın emeğini gasp eden, onu sefalete mahkûm eden bütün yaklaşımları reddediyoruz. Öğretmen maaşlarını yük olarak gören Milli Eğitim anlayışını kabul etmiyoruz. Eğer bugün bir yükten bahsedilecekse öncelikle ihalelerle yandaş holdinglere aktarılan milyarlardan bahsedilmelidir. Eğer bir yükten söz edeceksek; günlük harcaması 10 milyon lirayı geçen Cumhurbaşkanlığı Sarayı ülkemiz için ciddi bir maddi yüktür. Bu örnekler çoğaltılabilir elbette ancak bugün öğretmenlere ödenen maaşların yük olarak görüldüğü bir ülkede yaşıyorsak asıl yüklerden bahsetmeden geçemeyiz. Bugün atama bekleyen 700 binden fazla öğretmen adayı adına konuşuyoruz. 2018 yılında 40 bin öğretmen ataması yapılmış, o dönemde KPSS puanı iki yıl geçerli olduğu ve karma alım yapıldığı için 2018 yılında 40 bin öğretmen atamasına rağmen atanamayan adaylar 2019 yılındaki atamalara da başvurmuşlardır. Burada sorun, sınavdaki soru sayısının ve atamalardaki puan türünün değişmiş olmasına rağmen 2018 ve 2019 KPSS sınav sonuçlarının yüzdelik başarıya göre değil, puan üstünlüğüne göre yapılmış olmasıdır. İçeriği değişen, soru sayısı artan, esas alınan puan türü değişen sınavla öğretmen atamalarında hakkaniyetin sağlanması mümkün değildir. Daha önce de kamuoyuna “Karma atama çözümü için bilimsel çalışma yapıyoruz, bir iki hafta içerisinde açıklayacağız, kimseyi mağdur etmeyeceğiz” denmesine rağmen sorun halen çözülememiştir. Binlerce öğretmen adayı halen KPSS ve alım yöntemiyle oluşan mağduriyetlerinin giderilmesini beklemektedir. Yetkilileri bu çağrılara kulak vermeye ve sorunların çözümü için gerekli adımları atmaya davet ediyoruz. Artık içinden çıkılamaz birçok sorunla baş başa bırakılan gençler için gelecek bir muammadır. Gelecek kaygısı artık ilkokul öğrencisi bir çocuğun bile yaşamına ebeveynleri, işsiz abileri gibi vasıtalarla yerleşmiştir. Bu da hiç kuşkusuz gençlerin kendi potansiyellerini açığa çıkarması önünde büyük engel teşkil etmektedir. Bununla birlikte hayallerine ulaşmak için sınavlara giren gençler için sınav ücretleri de aşılması gereken önemli bir engeldir. Bugün adeta bir sektöre dönüşmüş olan “sınavlar” vatandaşını müşteri olarak gören devlet yönetimi anlayışı ile açıklanabilir ancak. Kamu Personeli Seçme Sınavı oturum başı 80 TL toplamda 240 TL, AYT ve TYT 140 TL, Yabancı Dil Sınavı (YDS) 130 TL, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) 130 TL, Dikey Geçiş Sınavı (DGS) 130 TL, Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) 225 TL, Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı (DUS) 225 TL. Sınava giren adayların herhangi bir iş sahibi olmadığı gerçeği ortadayken bu ücretler ciddi yük oluşturmaktadır. Biz Saadet Partisi Konya İl Gençlik Kolları olarak; kendi gencini, öğrencisini müşteri olarak gören hiçbir anlayışı kabul etmiyoruz. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite dâhil ücretsiz eğitim hakkı her öğrencinin en temel hakkıdır. Ancak görmekteyiz ki büyük maddi zorluklarla mezun olan ve birçok sınava katılan öğrenciler mesleklerine atanamıyor, alanlarında çalışamıyorlar. Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle atama bekleyen bütün öğretmen adaylarımız adına çağrımızı yineliyoruz; KPSS mağduriyetleri giderilsin, ücretli öğretmenlik uygulaması sonlandırılsın ve atama bekleyen öğretmen adayları mesleklerine atansın. Bu vesileyle; gelecek nesiller için büyük bir özveriyle çalışan bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü Kutluyoruz.
Konya 7. Olağan Kongresi – 22 Kasım 2020
Konya 7. Olağan Kongresi – 22 Kasım 2020
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı 7. Olağan Kongresi, Bayır Diamond Hotel’de gerçekleştirildi. Tek liste ile gidilen seçimde mevcut başkan Hüseyin Saydam, güven tazeleyerek, yeniden başkan seçildi. Kongreye Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Ankara’dan bağlandı. Kongreye Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, GİK Üyeleri; Av. Hasan Hüseyin Uyar, Hasan Hüseyin Öz ve Lütfi Yalman, Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, ilçe başkanları, İl Müfettişi Ali Mücevher, Karatay Belediyesi Eski Başkanı Mehmet Şen, AGD Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Parlak, DEVA Partisi Konya İl Başkanı Dr. Seyit Karaca, İYİ Parti Konya İl Başkanı Av. Gökhan Tozoğlu, Saadet Partisi Karaman İl Başkanı Yasim Koz, Gelecek Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Mustafa Gürhan Demir, BBP Konya İl Başkan Yardımcısı Av. Abdulhamit Kutalmış Özcan ve çok sayıda Saadet Partisi delegesi katıldı. Kongre, İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Daha sonra 2017-2020 yılları arasında görev yapan İl Yönetim Kurulu Üyelerine Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam tarafından plaket takdim edildi. ADALET OLMADAN ÜLKEDE HUZUR OLMAZ Kongreye telekonferans yöntemiyle Ankara’dan bağlanan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, artan korona virüs vakası dolayısıyla Konya’ya gelemediğini söyledi. Karamollaoğlu, dünyanın pandemiden dolayı bir kaosun içinde olduğunu ifade etti. Ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini aktaran Karamollaoğlu, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da ciddi bir ekonomik kriz yaşandığına vurgu yaptı. Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Türkiye, şu an ciddi bir acziyetin içinde. Sorunların farkında olmamız gerekir. Bizim şu an Türkiye’de gördüğümüz en öncelikli sorun, kutuplaşma. Birbirimiz ile konuşamaz hale geldik. Toplumda birlikte yaşayacak isek adaleti de tesis etmemiz gerekir. Adalet, yaşanır. Adalet, bir anlayış meselesidir. Adalet, haklının hakkını teslim etmekle olur. Adalet olmadan ülkede huzur olmaz. Türkiye’ye şeffaflık da lazım. Bugün sayın Cumhurbaşkanının kurduğu bütün müesseseler, Sayıştay denetimi dışında. Denetlenemeyen kurumlarda daha sonra ne oluyor? İfsatlar ortaya çıkıyor.” 2 AY SONRA DÖVİZ KURU YİNE YÜKSELECEK “Bugün Türkiye’deki politikaların yüzde 99’u üretime yönelik değil, borca dayalı. Üretime dönük olmayan bütün yatırımları durdurmak mecburiyetindeyiz” diyen Karamollaoğlu, konuşmalarını şöyle sürdürdü: “Merkez Bankası Başkanı faizi artırdı diye görevden alınmadı mı? Bugün ne yapılıyor? Faizler yükseltilmedi mi? Bu faiz ortamında üretim yapılmaz. Kimse ayakta kalamaz. Dünyada faizler ne oranda bizde ne oranda? Bugünkü durum, faiz oranları açıkça battık demektir. Ben, bunları kimseyi yermek için söylemiyorum. Doğrular bilinsin diye konuşuyorum. Bugün esnafın yanında durulmazsa, sıfır faizle kredi verilmezse esnaf ayakta duramaz. Çiftçinin elinden tutulmazsa, çiftçi nefes alamaz. Esnaf da çiftçi de ayakta duramıyor. Faizleri yükselterek, döviz kurundaki artışı durdurmaya çalıştılar. Görün bakın, 2 ay sonra iş yeniden tersine dönecek. Döviz kuru yeniden yükselecek. Neden mi? Çünkü arkadaşların temel fikirleri yanlış. Hala bina ihalesi yapılıyor. Allah rızası için rant peşinde konuşarak, ülke refaha kavuşturulur mu?” İKTİDAR KONYALILARI DA ÇOK YORDU Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, Erbakan Hocanın kendilerine ana sütü gibi helal bir miras bıraktığına dikkat çekti. Aynı inanç, ilke ve heyecanla bırakılan mirasın devamlılığını sağlayacaklarına vurgu yapan Karaduman, “Ülkemiz çok ciddi sorunlarla karşı karşıya. Yapılan anketlerde gençlerin 10’da 7’si başka ülkelerin vatandaşı olmayı istiyor. Bu durum, ülkemizin geleceği için çok büyük bir problem. Biz, gençlerin başka ülkelere gitmeyi hayal etmediği bir Türkiye inşa edeceğiz. Kimsenin iş kaygısı yaşamadığı, kimsenin düşüncesini ifade ederken işinden ihraç edilme korkusu yaşamadığı bir Türkiye inşa edeceğiz. Avrupa Birliği kapılarında bekletilen bir Türkiye var. Yürütülen şahsiyetsiz dış politikaya son vereceğiz ve İslam ülkelerini yeniden bir araya getireceğiz. Siyasi düşüncesinden ve inancından dolayı kimsenin ötekileştiremediği bir Türkiye inşa edeceğiz. Kardeşlik ve huzur iklimini tesis edeceğiz. İstifa etmeyi bile ellerine ve yüzlerine bulaştırdıkları bir ortamda, dün olduğu gibi yarın da devletin nasıl yönetileceğini hep birlikte göstereceğiz. Ekonomide denizin değil, kumun bittiği bir dönemi yaşıyoruz. Mesele isimleri değiştirmek değil. Mesele zihniyeti değiştirememe meselesidir. Faize, ithalata ve betona dayalı bir ekonomi politikasıyla değil damadınızı değiştirmeniz, darbe kalkışmasını öğrendiğiniz eniştenizi bile ekonominin başına getirseniz, kötü gidişata asla dur diyemezsiniz. AK Parti, Konyalıları da çok yordu. Esnaflar, sanayiciler ve üreticiler ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya. Konya’yı park ve bahçe çalışmaları ile oyalamaya çalışıyorlar. Biz, yeniden belediyecilik nasıl yapılır, herkese öğreteceğiz.” şeklinde konuştu. KONYALILARIN ARTIK ÖZÜNE DÖNMESİ GEREKİR Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam ise şunları söyledi: “Konya, Milli Görüş davası açısından önemli bir şehir. Yeni dönemde daha büyük bir azim ve gayretle çalışmak zorundayız. Ülkemizi 18 yıldır yönetmeye çalışan bir iktidar var. İktidar, sorunlara çözüm üretmesi gerekirken, bahanelerin ardına sığınıyor. Bize bu süreçte çok daha büyük görevler düşüyor. Biz, 50 yıldır ilkelerini koruyarak, siyasi harekatını devam ettiren partiyiz. Önceliğimiz önce ahlak ve maneviyattır. Vatandaşımız sorunlar karşısında oyalanıyor. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Medyanın büyük bir kısmı, sadece iktidarın sözcülüğünü yapıyor. Bütün rakamlar, istatistikler gerçeği ortaya koyuyor. Konyalılar, kimseye verilmeyen desteği iktidara verdi. Konyalıların artık aslına dönmesi gerekir. Milli Görüş prensipleri içinde yalan yoktur, ihlas vardır. Milli Görüş prensipleri içinde insanları bankalara mahkum etme anlayışı da yoktur. Milli Görüş anlayışı içinde vatandaşa tuzak kurma anlayışı da yoktur. Bu toplumun özü, Milli Görüş anlayışıdır. Kimse karamsar olmasın, bu günler geçecek.” YENİ YÖNETİM ŞU İSİMLERDEN OLUŞTU “Başkan Hüseyin Saydam, İl Yönetim Kurulu Asil Üyeleri; Abdullah Altuntaş, Ahmet İnoğlu, Ahmet Büyüktermiyeci, Ali Genç, Ebubekir Saydam, Fatih Oruç, İsmail Hakkı Bacak, İsmail Aydilek, Mahmut Sami Büyükyılmaz, Mahmut Sami Kollu, Mahmut Kılınç, Mehmet Küçükgünay, Mehmet Efe, Muhammet Uzun, Mustafa Uyar, Ramazan Mücevher, Sinan Toprak, Şuayip Koçak, Veli Tüzel. İl Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri; Yusuf Bacak, Osman Yardım, Recep Turan, Mehmet Kurtlar, Zafer Kapar, Mehmet Kaya, Mevlüt Sert, Mikail Cem Polatdağ, Vedat Özkan, Selman Noras, Adnan Yeşilyurt, Numan Ateştürk, Halil İbrahim Aylak, Ahmet Emre Horzum, Musa Arpacı, Hasan Basri Yıldırım, Mehmet Köseoğlu, Mustafa Karayer, Hüseyin Dağlı, Mustafa Eken. İl Disiplin Kurulu Asil Üyeleri; Abidin Taşkazan, Ahmet Gönç, Ali Galip Doğan, İsmail Tozan, Mehmet Ali Gökçek. İl Disiplin Kurulu Yedek Üyeleri; Kemal Aytek, Muammer Çelik, Mustafa Dur, Mustafa Haksever, Hasan Hüseyin Çiçek. Büyük Kongre Asil Üyeleri; Abdullah Altuntaş, Abidin Taşkazan, Ahmet Büyüktermiyeci, Ahmet Yalçın, Ali Genç, Ali Mücevher, Cihangir Yazıcı, Fatih Karaman, Fatih Oruç, Fazilet Bütüner, Hülya Şen, Hüseyin Saydam, İsmail Aydilek, İsmail Hakkı Bacak, Kasım Baş, Lütfi Çelik, Mahmut Sami Büyükyılmaz, Mahmut Sami Kollu, Mehmet Altındağ, Mehmet Şen, Mehmet Küçükgünay, Mehmet Efe, Mehmet Emin Gerçeker, Mustafa Derbentli, Mustafa Özkan, Mustafa Özkafa, Mutlu Öcal, Ramazan Mücevher, Ramazan Yetkin Özalp, Sinan Toprak,