Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun Basın Toplantısı – 23 Aralık 2020
Bildiğiniz üzere Gaziantep’te özel bir hastanenin Covid-19 yoğun bakım ünitesinde oksijen tüpü patlaması sonucu 11 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu elim hadisede hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralı vatandaşlarımıza da bir an evvel şifa temenni ediyorum. Milletimizin başı sağ olsun. BİLİM ADAMLARI VİRÜSE, İKTİDAR KRİZE ÇARE BULMALI! Şu an ülkemizin ve bütün insanlığın en önemli sorunu şüphesiz içinde bulunduğumuz Covid 19 salgın süreci. Salgının ne zaman biteceği hala net olarak kestirilemediği gibi İngiltere’den gelen mutasyon haberleri de bir paniğe sebep oldu. Burada bir noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyorum; Pandemiye çare bulmak bilim adamlarının görevi, ancak pandeminin sebep olduğu ekonomik ve sosyal krizlere çare bulmak ise iktdarların görevidir. Türkiye’de var olan ekonomik kriz pandeminin de etkisi ile iyice derinleşmiş durumdadır. Milletimiz koronavirüs ve ekonomik kriz arasında tercih yaptırılmaya mecbur kalmıştır. Bakınız Yumurtaya %100 zam geldi; tanesi 1 TL’yi geçti. Bu millet evine nasıl ekmek götürecek, geçimini nasıl sağlayacak, kirasını, elektriğini, doğalgazını nasıl ödeyecek? TÜİK’İN ASGARİ ÜCRET TEKLİFİ Bu noktada dün TÜİK’in açıklamış olduğu asgari ücretle ilgili teklifi dile getirmek istiyorum. TÜİK yaptığı çalışmalar neticesinde asgari ücret 2792 lira olmalı! Tabi bu da ağır işçiler için, orta ağırlıktaki işler için 2507 lira hafif işler içinde 2339 lira! Biz asgari ücretten yani açlık ve tokluktan bahsediyoruz. Siz bir defa önce herkesin karnının doymasını teminat altına almakla mükellefsiniz. Bu arkadaşlar “ekmek yoksa pasta yesinler” mantığından hala kurtulamadılar. Demek ki çevrelerinde açlık çeken kimse yok. Ne yazık ki halktan bütünüyle koptular. ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ Bu noktada milletimizin yaşadığı sorunlara bigâne kalınması, kulak verilmemesi kabul edilemez. Çok acil bir şekilde destek paketi açıklanmalıdır. Bizim destek paketinde olmasını arzu ettiğimiz öneriler ise şunlardır; Daha önce de dile getirmiştim herkese iktidar şimdilik 1000 TL’lik destek verilmelidir. İşletmelere; elektrik, doğalgaz, su desteği verilmeli. Bu süreçte işini kaybetmiş, garsonlar, günlük yevmiye ile çalışan vatandaşlarımız, servis şoförleri ve kantincilerimiz için nakit desteği verilmelidir. Kredi paketleri yerine işletme sahiplerine ve esnafımıza hibe destekleri yapılmalıdır. Belirli düzeyde istihdam sağlanması koşuluyla uzun vadeli vergi indirimi, üretim girdilerinden KDV gibi dolaylı vergilerin alınmaması gibi reel destekler sağlanmalı. Bu doğrultuda; ani duruştan en çok zarar görecek olan turizm, lojistik, restoran-cafe gibi işletmelere yönelik destek paketleri hızlıca açıklanmalıdır. MİLLETİMİZ UMUDU MİLLİ PİYANGODA ARIYOR! Yılbaşına doğru gittiğimiz bugünlerde ekranlarda konuşulan konulardan birisi de milli piyango yılbaşı çekilişi. Üzülerek ifade etmek isterim ki; milletimiz bütçede bulamadığı umudu piyango biletinde arıyor. Üzücü bir nokta, Milli Piyangonun adı milli diye biz onu milli olarak kabul edemeyiz fakat millet umutsuz. Bir milleti ayakta tutan en önemli şey umududur. Artık maalesef bu umut kayboluyor. Devlet vatandaşının refahını temin edemezse, millette umudunu piyangoda arar. ARKADAŞLARIMIZ HALKTAN KOPTULAR! İktidardaki arkadaşlarımız bizden ayrılıp yeni bir yola çıktıkları zaman bazı konuları sıkça dile getiriyorlardı. Bunlardan en önemli konu 3Y diye tarif ettikleri, yolsuzluk, yasaklar ve yoksullukla mücadele etmekti. Ama şimdi bu mefhumları ağızlarına bile alamıyorlar, neden? Çünkü değiştireceğiz derken kendilerini değişti. Bozuk düzenin bir parçası haline geldiler. Burada İslam tarihinden bir örnek vermek istiyorum; Ömer bin Abdülaziz halifeyken evine gelen bir kadın evin lüks olmayışına şaşırarak “bu ev halifenin evi midir diye sorar?” Ömer bin Abdülaziz’in hanımı; “Halifenin evi harabe olduğu için halkın evi mamurdur, eğer halifenin evi mamur olsaydı halkın evi harabe olurdu” cevabını verir. Bugün bunu söylemek mümkün mü? Harabeliği bıraktık açlıktan bahsediyoruz. İktidarda bulunanlar toplumun yoksulluk derdi kalmadığını vurguluyorlar. Siz bir yanlışı bin kere tekrarlasanız o yanlış doğru hale gelmez. Halktan kopuk yaşayan bir iktidarın halkın derdine derman olma imkânı kesinlikle kalmamıştır. ÇIPLAK ARAMA Türkiye son günlerde “çıplak arama” mevzusu ile çalkalanıyor. İktidar cenahı ise araştıralım, soruşturalım yerine ilk andan itibaren reddetme refleksi gösteriyor. Hâlbuki yönetmelikte çıplak arama var. Peki, ne diyor yönetmelikte. “Çıplak arama makul ve ciddi emareler bulunursa yapılabilir ve bu arama cezaevi tabibi tarafından gerçekleştirilir.” Yani gardiyanlar, polisler bu aramayı keyfi ve yaygın olarak yapamaz. Bu ancak çok özel durumlarda “makul ve ciddi emare koşulu” varsa gerçekleştirilebilir. Mevzuatın ciddi şartlara bağladığı bir hususun genel ve psikolojik şiddet biçiminde kullanılmasını asla kabul etmiyoruz. Kıymetli arkadaşlar 2020 yılındayız, teknolojik aletlerle çıplak aramaya mahal vermeden gerekli tedbirler alınamaz mı? Bu yönetmelik maddesi değiştirilmeli, kanuna uygunsuz hareketlerin özellikle düşünce suçlularına yönelik psikolojik şiddete dönüşmesinin mutlaka önüne geçilmelidir. Sınırlı ve şartlı hallere cevaz veren yasal mevzuatın bile keyfe keder uygulandığı bir ülkeden “hukuk devleti” olarak söz etmek mümkün mü? Başörtüsü mücadelesi ile iktidara gelenlerin insanları çıplak aramaya tabi tutarak onur kırması bir utanç vesilesidir. Cumhuriyet Başsavcılığı bu konuta tweet atanlarla ilgili soruşturma başlatılacağını duyurdu. Ben de bunu bugün dile getirdim hadi şimdi bizimle alakalı soruşturma açsınlar! DOĞU TÜRKİSTAN KAN AĞLIYOR! Bugün tüm insanlığın ortak meselesi Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık krizidir. Bölgeden gelen haberler son derece endişe vericidir. Ama gelin görün ki Türkiye’de Çin muhipliğine soyunan bazıları çıkıp Doğu Türkistan mazlumları ile PKK’yı aynı kefeye koymaktan çekinmiyorlar. Yaşanan insanlık dramını görmezden gelebiliyor. Bu noktada çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum; İktidar iki doğudan birisini seçmek zorunda, ya Doğu Türkistan’ı seçecek ya da Doğu Perinçek’i. Eminim ki Doğu Türkistan’da yaşanan zulümler herkesi üzüyor ve canını yakıyor. İktidara sesleniyorum, sizler de üstünüze düşen sorumluluğu yerine getirmeli, kardeşlerimize el uzatmalısınız. BİR TEHLİKEYE DİKKAT! Son olarak TBMM’de görüşülen Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun teklifine dair endişelerimizi dile getirmek istiyorum. Kanun teklifinde Yardım Toplama Kanunu dâhil birçok kanunda değişiklik düzenlemesi mevcut. Bakınız; kanunun başlığı kitle imha silahlarına finansmanın engellenmesi olarak lanse edilse de içerik son derece tehlike arz ediyor, özellikle yardım toplayan sivil toplum kuruluşlarımız ile ilgili olan kısımlar endişe verici. Bu kanun STK’lar ile ilgili sert tedbirler içermektedir. Yurt dışında insani yardım yapan STK’larımız için yargısız infazın yolu açılacak, terörle irtibat kurdukları iddiası üzerinden sert yaptırımlarla karşı karşıya kalacaklar. Türkiye insani yardım konusunda GSMH’ye oranla dünya birincisi, Türkiye’nin yurt dışındaki kamu diplomasisi açısından faaliyetlerini güçlendiren önemli bir etken de yardım faaliyetlerimizdir. Hepimiz biliyoruz ki Batı yardım konusunda sınıfta kalmıştır. Bu kanun Türkiye’nin kendi ayağına kurşun sıkması manasına gelmektedir. BMGK’nın almış olduğu kararların tatbikatının çok büyük maliyeti olabilir. Konu ile ilgili yetkilileri uyarıyoruz bu yanlıştan bir an önce geri adım atılmalı, yurt dışında insani yardım faaliyetleri yapan STK’larımız tehlikeye atmayın.
Meram 6. Olağan Kongresi – 22 Aralık 2020
Saadet Partisi Meram İlçe Başkanlığı 6. Olağan kongresi, Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı binasında gerçekleştirdi. Tek liste ile gidilen seçimde Mutlu Öcal yeniden başkan seçildi. Kongreye Saadet Partisi Meram İlçe Başkanı Mutlu Öcal’ın yanı sıra; Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, il başkan yardımcıları ve çok sayıda parti delegesi katıldı. VATANDAŞIN GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARDILAR! Saadet Partisi Meram İlçe Başkanlığı 6. Olağan Kongresinde konuşan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, pandemi dolayısıyla kongrelerin coşkulu yapılamadığını ancak teşkilattaki heyecanın her zaman diri tutulduğunu söyledi. Bugün Türkiye’de siyasi olarak yeni bir soluğa ihtiyaç duyulduğunu aktaran Saydam, “Teşkilatlarımız yaptığı kongre ve hazırlıklarla bu ihtiyacı karşılayabilecek durumda. 18 yıldır ülke başındaki iktidar, faiz ve borçlarla boğuşuyor. Ekonomik krizlerle beraber 18 yıl evvel iş başına gelen mevcut iktidar, artık muktedir değil. Vatandaş, bu arkadaşlara inanıp güvendi. Bu güven boşa çıktı. Eskiden emekli maaşları problemdi, şimdi insanlar emekli olamıyorlar. Eskiden memur maaşları problemdi şimdi insanlar atanamıyor. Bugün onlarca üniversite açıldı lakin mezun olan gençlerimiz işsiz. Tüm bu sorunların artık çözülmesi gerekir. Bu sorunların çözüm önerilerini de Saadet Partisi olarak biz sunuyoruz. Ülkemizde sürekli bir yoksulluk var. Konya Büyükşehir Belediyesi 138 bin aileye yardım yapıldığını duyurdu. Bu, ortalama 550 bin kişi ediyor. Ekonomik olarak halimiz bu. Esnaf bugünlerde yapılandırmaya gidiyor. Esnaf, borçlarını ödeyemiyor. Oysa bizim ülke olarak sadece faize ödediğimiz borç, tüm vatandaşlarımızın ihtiyacını karşılar. Eğitimle alakalı sorunlar da her geçen gün artıyor. Öğretmenlerimiz ve emniyet mensuplarımız itibarsızlaştırılıyor. İşte tüm bu sorunlara Saadet Partisi olarak çözümler üretiyoruz. Kongremiz bunun için büyük bir adım. Kongremizin hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ederken, korona virüs illeti nedenli yaşamını yitiren teşkilat mensuplarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.” BU ŞARTLARDA HAYAT EVE SIĞAR MI? Saadet Partisi Meram İlçe Başkanı Mutlu Öcal ise şunları söyledi: “Bir milletin asıl gücü ne tankıdır ne topudur ne de parasıdır. Bir milletin asıl gücü imanıdır, inançlı evlatlarıdır. Irkçı Emperyalizm son kale olarak aileyi hedef almıştır. Bunun içindir ki ellerinden geleni yapmaktadırlar. İnsanlar üzerinde farklı projeler tarihten günümüze uygulanmıştır. Açlık, işkence, itibarsızlaştırma, beyin yıkama, ehlileştirme, terbiye etme… Fakat ‘hayat eve sığar’ projesi bir ilk. Bu sloganın bizzat kendisi ırkçı Emperyalizmin literatüründen çıkmış ve topluma empoze edilmiş bir slogandır. Şimdiye kadar yapılmış en korkunç deney! Korkutma yeterli olmamış, zor olanı da yanına koymuşlardın. Sürdürülebilir mi? Evet. Deneye tabi tutulanlar yok olur. Seçilmişler yaşar, garibanlar ölür. Bu projeden önce bir ilköğretim çocuğunun yarım saat günde ekrana bakmasına izin verilmeli denilen, geldiğimiz noktada günde en az 5-6 saat radyasyona maruz kalan çocuklarımız. Ekonomik sıkıntılarla yaşamaya çalışırken bir de salgın sonucu işinden olan işçilerimiz, dükkânı kapatılan esnafımız, evinden çıkamayan emeklilerimiz ekonomik sıkıntılar yanında en büyük psikolojik sorunlarla karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite kampanyaları düzenlenen ve sürekli hareket etmeleri istenilen yaşlılarımız, yapılan araştırmalarda en verimli çağlarında 60-70 yaşlarında evlerine, şehirlerde TOKİ’lere hapsedilen yaşlılarımız… Bu şartlarda hayat eve sığar mı? Bunun adına yaşamak denilirse, evet hayat eve sığar elbette. Tabiattan, insanlardan, hayvanlardan kopuk bir yaşam. Topyekûn psikolojik ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kalması yetmezmiş gibi yazılı ve görsel basın vasıtasıyla evdeki insanlarımızın korku, panik ve endişe ile bağışıklık sistemi çökertilmekte böylece herhangi bir hastalığa hazır hale getirilmektedir. Bizler insanız, faniyiz ve ölümlüyüz. Moral ve motivasyona en çok ihtiyaç duyulan bu dönemde kendilerinden en çok destek beklenen manevi rehberler ve din adamları ise maalesef peygamberimizin tıbbi tavsiyelerini hatırlatmak ve koruyucu hekimlik tavsiye ve hatırlatmalarında yetersiz kalmaktadırlar. Alkol abdesti bozar mı seviyesinden içerisinde ne olduğu belirsiz dezenfektan kullanmadan neredeyse camiye girilemez seviyelerine gelinmiştir. Sağlık çalışanlarımız herhangi bir sebepten hastaneye giden vatandaşa durumu ne kadar acil de olsa, testi bulan kişilerin bile bu şekilde kullanılamaz dedikleri yüzde 90 üzerinde yanlış sonuç veren testleri yapmak zorunda bırakılıyorlar. Kendi bilgi ve tecrübelerinden ziyade, hiçbir bilgi ve diploma gerektirmeyen Dünya Sağlık Örgütü denilen karanlık yapının protokolleri uygulanıyor. Teknoloji ve tıbbı ele geçiren ırkçı Emperyalizm bilimsellik adı altında her şeyi hükümetlere dayatıyor. İş başına geçtiler, onlar ekini ve nesli helak etmek istiyorlar. Yeterli çalışma ve testleri yapılmayan, üretici firma tarafından yan etkileri ölüm dahil sorumluluk kabul edilmeyen, içeriği bilinmeyen aşılarla insanımız ve ülkemiz ve dünya için plan ve projeleri bilinen ırkçı emperyalizme asla teslim olmayacağız. ‘Hazır ol da değildik, rahat da durmayacağız.’ Onların yani ırkçı Emperyalizmin dağları yerinden oynatacak kadar kuvvetli organizasyonları olsa dahi biliniz ki Allah’ın dediği olur. Millî görüş, ise işbaşına geçti mi Allah’ın izniyle bütün planlarını bozmuş, insanlığın kurtuluş reçetesi olan, önce ahlak ve maneviyat düsturuyla hareket ederek en büyük başarılara imza atmıştır. Hakka ve hakikate dayalı adil bir düzen, Konya, Meram kuracak, yaşanabilir bir Türkiye ve yeni bir dünyayı kuracak olan Milli Görüşçü kardeşlerimi saygıyla selamlıyorum. Yeni dönemde en büyük başarılara imza atmayı yüce rabbimden niyaz ediyorum.”
Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun Basın Toplantısı – 16 Aralık 2020
Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun Basın Toplantısı – 16 Aralık 2020
Öncelikle birkaç gün önce Resulayn’daki hain saldırıda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Yine İzmir ve Antalya’da karşı karşıya kaldığımız sel felaketlerinden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi ileterek basın toplantımıza başlamak istiyorum. Bildiğiniz üzere Pazartesi günü Deva Partisi genel başkanı Sn. Ali Babacan’a bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdik. Ülkemizin meselelerini de değerlendirme imkânı bulduğumuz bu ziyaretlerin ülkemizin geleceği için önemli olduğu kanaatindeyim. Nasip olursa Perşembe günü de Sn. Davutoğlu’na bir ziyarette bulunacağım. Bundan sonra da inşallah siyasi parti ziyaretlerimize devam edeceğiz. TOPLUMDAN KOPTUKLARINI AÇIKÇA İFADE ETTİLER! Türkiye’de covid-19 salgını ile birlikte var olan sıkıntıların hangi boyuta ulaştığının anlaşılması büyük bir önem taşıyor. Şimdi bütçe dönemindeyiz bildiğiniz gibi gelecek yılın bütçesi komisyonlardan geçti ve iktidarın bu durumu nasıl gördüğünü ve problemlerin üstesinden nasıl geleceğini bütçede dile getirmesi icap ediyor. İktidar mensuplarının söylemlerine baktığımız zaman iktidarın gerçeklerden bütünüyle kopuk olduğu kanaati hem bizde hem toplumda kabul gördü. Bugünlerde çıkmış bir Bakan; ‘Türkiye’de yoksulluğun sorun olmaktan çıktığını’ iddia ediyor. Hanımefendi sen hiç sokağa çıktın mı? Hiç vatandaşla yüz yüze geldin mi? İktidar partisinden bir başka ismi ‘işsizlik yok, iş beğenmeme sorunu var’ diyor, bir başka ismi kuru ekmek yiyen vatandaşlarımız için ‘karınları doyuyor ya’ diyebiliyor. Daha da acısı Sn. Cumhurbaşkanı “evine ekmek götüremeyen vatandaşımız yok” diyebiliyor maalesef. Bu ifade toplumdan ne kadar koptuklarının en açık delili. Ve bugün geldiğimiz noktada‘Türkiye’de yoksulluk sorun olmaktan çıktı, çünkü bir yaşam tarzına dönüştü.’ demek halimizi en doğru şekilde ifade eden cümledir kanaatindeyim. İktidardaki arkadaşlar kendi rakamlarına ve yaşamlarına bakarak yoksulluk azaldı zannediyorlar ancak çok büyük bir yanılgı içindeler. Bunun da faturasını bir gün mutlaka ödeyecekler. Bu millet kendi sıkıntılarına bu kadar bigane kalan bir iktidarı daha fazla sırtında taşıyamaz. İktidar partisi sanıyor ki; TÜİK, “işsizlik 2020 yılı Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 550 bin kişi azalarak 4 milyon 16 bin kişi oldu deyince”, işsizlik ortadan kalkıyor. Daha birkaç gün önce Samsun’un Canik ilçesinde bir vatandaşımız, avuçlarının içine “iş, aş” yazarak hayatına son verdi. Bu iktidarda bulunan arkadaşların vicdanını sızlatmadı mı, merak ediyoruz? En başta iktidar partisine olmak üzere bu ayıp hepimize yeter de artar. ESNAFA NEFES ALDIRILACAK DESTEK VERİLMELİ! Almanya, 16 Aralık-10 Ocak arasında geniş çaplı bir kapanmaya gidiyor. Fakat kapanmak zorunda kalan iş yerlerinin sabit giderlerini ise yüzde 90 oranında devlet karşılayacak. Peki, Almanya esnafına böyle sahip çıkarken; biz ne yapıyoruz? Esnaflarımıza devlet desteği şart; “kendi başınızın çaresine bakın” demekten ileriye giden ciddi hiçbir tedbir alınmıyor. Ticaret Bakanı’nın ifadesiyle sadece “nefes kredisine” esnaflarımız mahkûm edilmemeli; gerçekten onlara “nefes aldıracak” destek paketleri bir an evvel açıklanmalıdır. Cumhurbaşkanı’nın son kabine toplantısında yaptığı açıklamalar bizi tatmin etmiyor. ÇİFTÇİ PERİŞAN! Burada önemli gördüğümüz bir başka hususa da dikkatlerinizi çekmek istiyorum; Tarım ekonomik şartların düzelmesinde Türkiye’nin en önemli faaliyet alanlarından birisidir. Biz hala ekilebilir topraklarımızın %10’nu ekip biçemiyoruz. 2002’de 2.6 milyon çiftçimizin borcu 2.5 milyar TL’ydi. 2020’de ise 2 milyon 110 bin çiftçimizin bankalara borcu 125 milyar TL oldu. Bugün her bir çiftçimizin 61 bin TL borcu var. 2002’de her bir çiftçimizin bin TL borcu vardı. Muhterem arkadaşlar, bu iktidar 2006 yılında bir kanun çıkardılar, kendi aldıkları karara göre her sene bütçeden milli gelirin en az %1’i kadar çiftçiye destek verilecek dendi. Ama tarıma kanunen verilmesi geren Milli Gelirden %1’lik destek hala verilmiyor. 2006’da; 7,5 milyar TL 4 milyar TL destek verildi. 2020’de; 43 milyar TL verilmesi gerekirken 22 milyar TL destek verildi. Tablo ortada, tarım bir ülkenin milli güvenlik meselesidir, can damarlarından birisidir. Tarım, cidden ihmal edilecek bir konu değil. Bütün dünya için en önemli sektör gıdadır o da tarıma dayanır ama böyle giderse; bu topraklar, ekilip biçilemeyecek bir hâl alabilir ya da daha da kötüsü bizim toprağımızı elin yabancısına yok pahasına satılmaya mecbur kalınır! İthalat mantığı ile tarımı düzeltemezsiniz, faiz ile ekonomiyi düzeltemezsiniz. KİMSE UMUTSUZ OLMASIN, UMUT BİZİZ! Biz Saadet Partisi olarak, evine ekmek götüremeyen işçimizin de, lokantada garsonluk yaparken işsiz kalan vatandaşımızın da, ay sonunu getiremeyen esnafımızın da, ürünün değerini alamadığı için iflas noktasına gelen çiftçimizin de, özellikle iş arayıp iş bulamayan gençlerimizin de, dertlerini biliyoruz, çözüm yollarını biliyoruz. Tarihsel tecrübemiz ortada Milli Görüş’ün iktidar ortağı olduğu dönemler hepimizin malumu. Biz bunu daha önce başardık yine Allah’ın izni ile başarırız. Aziz milletimiz müsterih olsun ne kadar zor günler yaşarsak yaşayalım karanlığın en koyu olduğu dönem şafağa en yakın olduğu vakittir. Kimse umutsuzluğa kapılmasın çünkü Mili Görüş var, Milli Görüşün temsilcisi olarak da Saadet Partisi var. TÜRKİYE GERÇEK GÜNDEMİNE DÖNMELİ! Biz fırsat bulduğumuz her ortamda ülkenin meselelerinin ayrı ayrı gerçek konulara tahsis edilerek konuşulmasını istiyoruz. Ama maalesef iktidar ve destekçileri dedikodu ile gündem oluşturuyorlar. Biz bundan razı değiliz, mutlaka Türkiye’yi gerçek gündemini taşıyacağız. Bu problemlerin nasıl çözüleceği konusunda kendi fikirlerimizi, projelerimizi milletimize aktaracağız. Problemler bugünkü büyüklüğüne bakılarak çözülmesi imkansız gibi gösterilmemelidir. Bu problemlerin çözümü var bunun çözümü gerekli kaynağı başka yere değil esas problemin olduğu yere aktarmaktır. Yolsuzluk, israf ve rüşvetten bu ülkeyi kurtaralım bugünkü bütçenin içinde en az 250/300 milyar lira yatırım imkanının doğacağını görürüz. TÜRKİYE-İRAN GERİLİMİ KİMSEYE FAYDA SAĞLAMAZ! Basın toplantımıza dış politikada yaşanan bazı hadiselere de değinerek son vermek istiyorum. Türkiye eğer bölgede söz sahibi olmak istiyorsa bunu ancak İslam ülkeleri ile olan bağını kuvvetlendirerek gerçekleştirebilir. İran’la aramızda meydana gelen soğukluğun bir an önce telafi edileceğini umut ediyorum. Bizim münasebetlerimizi daha samimi tutmaya birbirimize olan asırlık güvenimizi tazelemeye ihtiyacımız var. Dış politikada birbiri ile iç içe olabilecek dış politikada birlikte hareket edecek iki ülke var Türkiye ve İran. ABD’NİN TAVRINI KABUL ETMEK DURUMUNDA DEĞİLİZ! Dış politikada yaşadığımız bir başka hadise de hepimizin malumu. ABD’nin Türkiye’ye karşı bir yaptırım kararı aldı. Biz ABD’nin Türkiye’nin takındığı tavrı kabul etmek durumunda değiliz. Bu durum sadece tepki göstermekle halledilebilecek bir konu değildir. Tepkiler sadece lafta kalırsa hiçbir mana ifade etmez. Amerika’nın bu çifte standartlı tavrını şiddetle kınadığımızı belirtiyorum. Türkiye’nin de bu konuda elini güçlendirecek başka adımlar atmak zorunda olduğunu da belirtmek isterim. Bu süreçte Türkiye’nin üzerine düşen asıl vazife şahsiyetli bir dış politika başta komşu İslam ülkeleri olmak üzere İslam dünyası ile ilişkilerin güçlendirilmesidir. Geldiğimiz noktaya bir bakın, İslam ülkelerinin büyük bir kısmı gitti İsrail’i tanıdı. Bu doğrudan doğruya Türkiye’nin mesuliyeti altındadır.
İl Başkanımızın, AGD Genel Başkan Yardımcıları ve Bölge Başkanlarını Kabulü – 09 Aralık 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, AGD Genel Başkan Yardımcıları ve Bölge Başkanlarını, İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Başkanımızın, CHP Konya İl Başkanını Kabulü – 04 Aralık 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, CHP Konya İl Başkanı Av. Barış Bektaş ve beraberindeki heyeti, İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Engelliler Koordinasyon Başkanımız Kerim Şenel’in Basın Açıklaması – 03 Aralık 2020
Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden birisi, engelli vatandaşlarına sağladığı refah düzeyidir. Onlara engelsiz bir hayat sunmak, gerek devlet gerekse millet olarak hepimizin öncelikli görevidir. Bu vesile ile engelli vatandaşlarımızın her birine mutlu, huzurlu ve güvenli bir hayat diliyor, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü tebrik ediyorum. ENGELLİ DOSTU PROJELER HAYATA GEÇİRİLMELİ! Türkiye’nin Engelliler Karnesi’ni sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün engellilerin istihdam sorunu var. Engelli vatandaşlarımız işe alımda uygulanan rasyonel olmayan kriterler, yeterliliğine bakılmaksızın engellilerin düşük profilli işlere layık görülmeleri başlıca sorunlardan birisidir. Engelli dostu projeler hayata geçirilmeli. Engelli vatandaşlarla ilgili ayrıntılı istatistikler tutulmalı ve gelişmeler takip edilmelidir. Evlenmek isteyen yetişkin engellilerin yuva kurmalarına yönelik engelli dostu aile-evlendirme politikaları geliştirilmelidir. Engelli bireylere yönelik eğitim hizmetleri güçlendirilmelidir. Engelli bireylerin çalıştırılması teşvik edilmeli İşgücü niteliği taşıyan engelli bireylere yönelik mesleki rehabilitasyon faaliyetleri güçlendirilmeli ve bununla ilgili olarak İŞKUR çatısı altında özel meslek eğitim kurumları oluşturulmalıdır. 50 ve üzeri işçi çalıştıran iş yerlerinde engelli bireylerin çalıştırılması teşvik edilmelidir. Kamudaki kota arttırılmalı ve tamamına atama yapılmalıdır. Engelli işgücüne, talep üzerine ‘ev ortamında çalışma’ gibi alternatif istihdam imkânları sağlanmalıdır. Engelli işgücüne uygun iş imkânları sunulmalıdır. Engelli dostu iş sağlığı ve güvenliği tesis edilmelidir. Engelli çocuğa sahip ailelere engel düzeyine göre aile yardımı sağlanmalıdır. PROTEZ DESTEĞİ YENİDEN HESAPLANMALI! Burada son olarak bir soruna daha değinmek istiyorum. Engellilerin büyük bir kısmı protez kullanmakta ve bu protezler için 2 yıl garanti verilmekte ancak engelliler protezi 5 yıl kullanmaktalar. Kullanım süresinin düşürülmesi gerekmekte. Aynı zamanda protez alımları, zaten birçok problemle mücadele etmeye çalışan engellilerimize bir problem daha oluşturmakta. Protez satışları Türk Lirası değil döviz üzerinden hesaplanmakta. 5 sene önce protez alan bir engelli bugün aynı protezi alamıyor. Çünkü döviz fiyatları 5 yıl içerisinde aşırı bir yükselişe geçti. Tabi protez alımında devlet de destek sağlıyor ancak engellilerin ödediği yüzde de ücret döviz sebebiyle çok daha yükseldi. Bu sorunun çözülmesi için destek yüzdeleri yeniden hesaplanmalıdır. Bu ve daha birçok problemimiz var. Bizler artık vaatlerden öteye gidilerek bunların icraata dökülmesini istiyoruz.
İl Başkanımızın, Kanal 42 Yönetim Kurulu Başkanını Kabulü – 02 Aralık 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, Kanal 42 Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Derbentli ve beraberindeki heyeti, İl Teşkilatımızda kabul etti.