Su hayattır, yaşamın ana kaynağı, tüm canlıların vazgeçilmezidir. Susuz bir gelecek düşünülemez. Su rezervlerinin giderek azalıyor olması, tüm insanlık için olağanüstü hal ilan edecek kadar mühim bir meseledir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, su kaynaklarımızın tükeniyor olmasını ve bu noktada acil alınması gereken tedbirleri ülke gündemine büyük bir hassasiyetle taşımak istiyoruz. Su kaynaklarımızın azalması doğa olayları ile ilgili olduğu kadar, su tüketiminin bilinçsizliği ve yanlış kullanımı ile de alakalıdır. Bilinçli bir şekilde yapılacak su tasarrufu, tüm canlılar için atılacak çok önemli bir adımdır. “Bir Damla Tasarruf” sloganı ile tüm yetkili kurumları, STK’ları, vatandaşlarımızı suyu daha bilinçli kullanarak, tasarruf etmeye çağırıyoruz. Evimizde, işimizde, kurumlarımızda, tarım arazilerimizde yapacağımız bilinçli kullanım, tonlarca suyun kazanımı anlamına gelecektir. Evlerimizde bireysel olarak alacağımız tedbirlerle ciddi oranda suyu yeniden kazanabiliriz. Sadece elimizi yıkarken, dişimizi fırçalarken bile suyu kapatmak yılda 48 ton su tasarrufu sağlıyor. 48 ton su ne demek? 1 ton su 1 metreküp suya, 1 metreküp su ise 1000 litre suya tekabül ediyor. Günlük su kullanımımızın %26’sı tuvalet, %22’si çamaşır makinesi, %17’si duş, %16’sı musluklar, %5’i diğer kullanımlar ve %14’ü ise iç tesisat sızıntılarından oluşuyor. Bireysel olarak her evde su tasarrufu adına atılacak olan her adımı önemsiyoruz. “Bir Damla Tasarruf” çağrımıza destek olan vatandaşlarımızdan, katkılarını yansıtabilmek adına aylık faturalarını karşılaştırmalarını ve bizimle paylaşmalarını isteyeceğiz. Her evde başlayacak bilinçli su tüketimi ile tonlarca suyun hayata yeniden kazandırılmasını ümit ediyoruz. Dünyada son on yılın en büyük kuraklığı yaşanıyor. Su, hayatımızı devam ettirebilmemiz için doğrudan ihtiyaç olmasının yanı sıra, sağlığımız, temizliğimiz, gıdalarımızın hazırlanması, sebze ve meyvelerin yetiştirilmesi, tarımın devam ettirebilmesi gibi çok alanda birincil ihtiyaç. Geleceğimizi kurtarmak için geç olmadan el ele vererek, su tasarrufu için adım atmak zorundayız. Artan nüfus, büyüyen kentler, bilinçsiz tüketim ve kuraklık ülkemizi “su fakiri” bir ülke haline getirebilir. Yaşamın devamı yeterli ve iyi kalitede suyun varlığına bağlı. Yaşamımızı daha iyi şartlarda devam edebilmek için tüm vatandaşlarımıza “Bir Damla Tasarruf” çağrısında bulunuyoruz. Hep birlikte el ele verip, bilinçli hareket ederek geleceğimizi kurtarabiliriz. Sizler de Tasarruf için bir adım atın.
İl Başkanımızın, HÜDA PAR Konya İl Başkanını Kabulü – 15 Ocak 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, HÜDA PAR Konya İl Başkanı Mehmet Zülfi Tan ve beraberindeki heyeti İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Başkanımızın, Konya Muhtarlar Derneği Başkanını Kabulü – 14 Ocak 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, Konya Muhtarlar Derneği Başkanı Hamdi Demir ve beraberindeki heyeti İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Mesajı – 10 Ocak 2021
Basının toplumların reaksiyon göstermesinde ve aydınlanmasında önemli bir yeri vardır. Basın, kamuoyu ile yöneticiler arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Bağımsız bir ülkenin vazgeçilmez unsurlarından biri, özgür, bağımsız ve ilkeli bir basın anlayışıdır. Basın kuruluşlarının ve mensuplarının bazı durumlarda sansüre, baskıya, şiddete ve haksız muamelelere maruz kalması kabul edilemez Ülkenin her kademesi için ayrı bir önemi olan basın çalışanlarının çalışma koşullarının da iyileştirilmesi ve adil paylaşımdan hak ettiklerini almaları, vazifelerini hakkıyla yapabilmeleri için çok önemlidir. Basın çalışanlarının sosyal ve ekonomik hakları güvence altına alınmalıdır. Bu minvalde, doğru, ilkeli ve tarafsız gazetecilik anlayışı ile zor şartlarda fedakarca görev yapan değerli basın mensuplarımıza başarılarla dolu bir meslek yaşamı diliyor, işsiz kalan ve tutuklu gazetecilerin olmadığı bir Türkiye temennisiyle 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyorum.
İl Kadın Kolları Başkanımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Mesajı – 07 Ocak 2021
Kamuoyunun doğru, ilkeli, adil, objektif ve anında bilgilendirilmesi adına vazifelerini fedakarca yerine getiren tüm basın mensuplarımızın 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz. Basının toplumların reaksiyon göstermesinde ve aydınlanmasında önemli bir yeri vardır. Basın, kamuoyu ile yöneticiler arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Siyasilerin denetlenebilir olması açısından basın çok mühim bir vazife üstlenmektedir. Bu minvalde tüm basın çalışanlarının bu değerli mesleğin icrasında; herhangi bir çıkar gözetmeksizin, temel hak ve hürriyetlerin korunmasına, ilkeli haberciliğe, özel yaşamın mahremiyetine ve hukukun evrensel ilkelerine hassasiyet ile yaklaşarak görevlerini en objektif biçimde yerine getirmeleri mesleklerine yakışır bir duruştur. Bu hassasiyetleri gözeterek çalışan tüm basın çalışanlarımız en büyük takdire layıktır. Bağımsız bir ülkenin vazgeçilmez unsurlarından biri, özgür, bağımsız ve ilkeli bir basın anlayışıdır. Basın kuruluşlarının ve mensuplarının bazı durumlarda sansüre, baskıya, şiddete ve haksız muamelelere maruz kalması kabul edilemez. Basın camiası bu tarz yıldırma politikalarından uzak kalmalıdır. Aksi takdirde çalışanlar düşüncelerini özgürce ifade etmekten sakınacak, halkın doğru ve ilkeli habere ulaşması mümkün olmayacaktır. Basın özgürlüğüne dair tutumlar ülkemize yakışır bir şekilde olmalı, ambargolar, kısıtlamalar basın çalışanları üzerinden kalkmalıdır. Çok sayıda gazetecinin düşünce suçuna maruz kalması, tazminata mahkum edilmesi özgür basın söylemleri ile çelişmektedir. Düşünmek eleştirmek suç olmaktan çıkarılmalıdır. Eleştirilerin sesinin kısılması ve halkın haber alma hakkının engellemesi hiçbir şekilde Türkiye’nin lehine değildir. Son yıllarda ciddi yara almış demokrasinin yeniden inşası öncelikle basın ve gazeteciler üzerindeki baskının kaldırılması ile mümkün olacaktır. Basın çalışanları objektif ve evrensel kriterler dışında başka bir yaptırım ile karşılaşmamalıdır. Ülkenin her kademesi için ayrı bir önemi olan basın çalışanlarının çalışma koşullarının da iyileştirilmesi ve adil paylaşımdan hak ettiklerini almaları, vazifelerini hakkıyla yapabilmeleri için çok önemlidir. Basın çalışanlarının sosyal ve ekonomik hakları güvence altına alınmalıdır. Ülkemizin sorunlarını ve bilgi akışını en doğru ve objektif bir şekilde yetkililere ve kamuoyuna yansıtan tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Dünya Gazeteciler Günü’nü kutlar, dürüstlüğün, ifade ve basın özgürlüğünün hakim olduğu bir çalışma hayatı dileriz.
İl Gençlik Kolları Başkanımız Mahmut Sami Kollu’nun Basın Toplantısı – 05 Ocak 2021
Geçtiğimiz Aralık ayında kabul edilen 2021 bütçesi, 1 Ocak’tan itibaren uygulanmaya başladı. 2021 bütçesine de biraz göz attığımız zaman ne yazık ki üzücü bir tablo ile karşı karşıyayız. Kabul edilen 2021 bütçesinde; temel eğitime 82 milyar lira, ortaöğretime 43 milyar lira, yükseköğretime ise 52 milyar lira bütçe ayrılmıştır. Hepsini topladığımızda 177 milyar liralık bir kaynak ayrıldığını görebiliyoruz. Bunun yanı sıra siyasi iktidarın, faiz giderlerine ayırdığı bütçe tam olarak 179 milyar lira! Yani siyasi iktidarın, 26 milyon öğrenci için eğitim-öğretim giderlerine ayırdığı bütçeden, 2 milyar lira daha fazlasını faiz giderlerine ayırdığını görüyor ve şu çıkarımda bulunuyoruz: Dünya 5’ten; faiz lobisi ise 26 milyon öğrenciden büyüktür(!) 83 milyon vatandaşın bütçesi belirlenirken yalnızca öğrenciler değil de toplumun bütün kesimleri gözetilmelidir. Esnaflar, çiftçiler, işçiler, emekliler, memurlar… Toplumun bütün kesimleri için bütçeden adil bir şekilde pay ayrılmalıdır. Eğer kaynaklar adil paylaşılmazsa sorunlar kaçınılmaz olur, kaynaklar adil paylaşılmazsa bir yerde israf varken diğer yerde yokluk yaşanır. Saadet Partisi Konya Gençlik Kolları adına, ülke kaynaklarının nereye harcandığını açıklamak, 84 milyon vatandaşımızın hakkını gözetmek en başta inancımızın bizlere yüklediği sorumluluğun gereğidir. Kabul edilen 2021 bütçesine bir başka pencereden daha bakmak gerekirse, uzaktan eğitim yöntemine geçilen bu süreçte binlerce köyde internet yok, tableti ya da bilgisayarı olmadığı için yine binlerce öğrenci eğitim sürecine dâhil olamıyor. Peki ya niçin? Kaynak ayrılmadığı için. Uygulanmaya başlanan bu bütçe, internete bağlanabilmek için çıktığı çatıdan düşerek hayatını kaybeden öğrencilerimizin ihtiyaçlarını gidermek için hazırlanmış bir bütçe değildir. Uygulanmaya başlanan bu bütçe, KYK borcunu ödeyemediğinden dolayı icralık olan 280 bin mezunun derdine merhem olmak için hazırlanan bir bütçe değildir. Oysa 2021 yılı bütçesinde faiz lobisine ödenecek miktarın sadece %3’ü ile KYK borçlarının tamamını silmek mümkündür. Uygulanmaya başlanan bu bütçe 15-34 yaş aralığında bulunan; 770 bini ilköğretim, 698 bini ortaöğretim ve 961 bini yükseköğretim mezunu olmak üzere toplamda 2 milyon 429 bin genç işsizin problemlerine çare olabilecek bir bütçe değildir. Siyasi iktidar; vergiler, bağışlar, cezalar, harçlar yoluyla vatandaştan topladığı kaynakları faize ve israfa aktarmaktadır. Uygulanmaya başlanan bu bütçe, özellikle salgın sürecinde derinleşen ekonomik krizle birlikte iş ve gelir kaybı yaşayan milyonlarca vatandaşın kayıplarını azaltacak bir bütçe değildir. 2021 yılı bütçesinde; işçi yok, atama bekleyen öğretmen yok, sağlık çalışanları, çiftçi yok, esnaf yok, emekli yok, işsiz gençler, KYK borçlusu mezunlar yok, dar gelirli vatandaşlar yok. Peki, ne var 2021 yılı bütçesinde? Bakın bu bütçede faiz giderlerine ayrılan 179 miyar lira var. Bu durum, Ocak 2021’den itibaren yüksek vergi artışlarının ve yeni bir zam yağmurunun başladığı ve devamının da geleceği anlamına gelmektedir. Yeniden büyük bir Türkiye vizyonuna çok uzak, yaşanabilir bir Türkiye hedefinin yanından bile geçmeyen bu bütçeyi hazırlayıp onaylamak, halkımıza yeni “acı reçeteler” vermekten başka bir şey değildir. Biz Saadet Partisi Konya Gençlik Kolları olarak; başta gençler olmak üzere vatandaştan yana olmayan, vatandaşın ihtiyaçlarını karşılamayacak bu bütçeyi kabul etmemiz mümkün değildir ve bu bütçe bir kırmızı kartı hak etmektedir. BİZ, İLİMİZDE İKAMET EDEN BÜTÜN GENÇLER ADINA, 2021 BÜTÇESİNİ HAZIRLAYAN VE ONAYLAYAN SİYASİ İKTİDARA KIRMIZI KART GÖSTERİYOR VE SANDIKTA GÖRÜŞÜRÜZ DİYORUZ!
İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın Basın Toplantısı – 30 Aralık 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın Basın Toplantısı – 30 Aralık 2020
Bir yılı daha tamamlamış olduk. Zor bir yıldı. Salgın bir hastalıkla karşı karşıya kaldık. İşini kaybeden, eşini kaybeden, annesini, babasını, evladını bu süreçte kaybeden vatandaşlarımız oldu. Vefat edenlere Allah’tan rahmet, kalanlara sabır, sağlık, huzur ve hayırlı uzun ömürler diliyorum. Deprem felaketi yaşanan, sel felaketlerinden etkilenen illerimiz oldu. Bu imtihanları yaşayan, etkilenen tüm vatandaşlarımızın da rabbim yardımcısı olsun. Rabbim inşallah, ülkemizle birlikte tüm Müslümanları afatından, felaketlerinden korusun. Şimdi de kışın tam ortasında olmamıza rağmen, ülkemiz, şehrimiz yağış almadı. Bütün bölgelerimiz kuraklıkla karşı karşıya. Rabbimizden rahmetini ihsan etmesi için dua ve niyaz ediyoruz. Tabi ki Allah’tan gelenlere boynumuz kıldan ince, teslimiyetimiz sonsuz. Ancak bununla beraber bir de kendi kendimize, insanlar tarafından zorlaştıran, imtihana sokulan, Allah’ın sonsuz nimetini paylaşamadığımız ayrıca bir durum daha var. İtirazımız da buna zaten. Savaşların olmadığı, bütün bir dünyanın barış içinde yaşadığı, adaletle hükmedildiği, adil bir paylaşımın olduğu, değil çocukların, değil yetişkin insanların, hiçbir canlının incitilmediği, öldürülmediği bir dünyayı tasavvur ediyoruz. Yaratılış gayemizin de, yeryüzünde bulunma sebebimizin de bu olduğuna inanıyor ve bu uğurda bütün insanlığın saadeti için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hemen hemen her toplantımızda, her basın açıklamamızda defaatle söylüyoruz yine de söylemeye devam edeceğiz. ÜLKE YÖNETMEK BASİRET ve FERASET İŞİDİR! Plansız, programsız günü birlik alınan kararlar ve atılan adımlar, ülkemizi içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Önceliği olmayan, düşünülmeden, fizibilitesi yapılmadan yapılan yatırımlar ekonomimizi çökertmiştir. Hem ülkemizin, hem belediyelerin kasaları boşalmış durumdadır. Dünyada veya ülkemizde yaşanan ekonomik krizler, doğal afetler, şimdi yaşadığımız salgın hastalık gibi durumlar için, devletimiz vatandaşına gerektiği yardımı yapamaz hale gelmiştir. Ülke yönetmek öyle sanıldığı gibi basit bir mesele değildir. Bugünleri görebilmek gerekir, olası sıkıntılara hazırlıklı olmayı gerektirir. Ülke yönetimi basiret ister, feraset ister. Şu anda hükümet olsun, belediyeler olsun, salgın hastalık için daha etkin önlemler alabilirlerdi, ama alamıyorlar. Neden? Az önce belirttiğimiz ekonomik sebepler ellerini, kollarını bağlıyor da ondan. Peki yaptıkları ne? Sadece tavsiyede bulunuyorlar. Hâlâ gereksiz, önceliği olmayan, plansız programsız işlerle uğraşıyorlar. İsraf ve itibar düşkünlüğünden vazgeçemediler. Artık anladık ki vazgeçmeyecekler. Kur, faiz, enflasyon, hayat pahalılığı yaşanırken hala israf ve şatafattan ödün verilmiyorsa; anlaşıldı ki bunlar değişmeyecekler. Onlar değişmiyorsa o halde siz; yani vatandaşımız bu durumu değiştirsin. Artık biz de onların değişmesini beklemiyoruz, sizlerden bu iktidarı değiştirmenizi bekliyoruz. İKTİDAR PROBLEMLERİ ÇÖZMEK YERİNE GÜNAH KEÇİSİ BULMAKTA! Bildiğiniz üzere iktidarlar vatandaşın hayatını düzene koymak, her alanda rahatımızı ve güvenliğimizi sağlamak, insan haklarına dair her türlü hakkımızı güvence altına almak için vardır. Dünya gelişiyor, ülkeler gelişiyor. Ancak farkında mısınız bilmem? Biz hala 40 yıl önceki problemleri konuşuyoruz. 30-40 yıl önceki siyasilerin konuşmalarını, gündemlerini açın bakın. Bunlar mevcut. O zamanda konuşulan, gündeme getirilen konular bugünden çok farklı değil. Bu ülkede hâlâ gündem adaletsizlik, düşünce özgürlüğü, adil olmayan gelir dağılımı, üretmeden vergi ve zam ile bütçe oluşturma, ithalat, cari açık, emeklinin hali, çiftçinin hali, işsizlik, bürokrasi gibi. Bu çağda konuşulmaması gereken problemleri konuşuyoruz. Halbuki biz bunları çoktan halletmiş olmamız gerekiyordu. Dahası bunlar çözülmediği gibi, iktidar yeni yeni problemler üretmiş, vatandaşın yükü daha da artmıştır. Bir de problemleri çözmek yerine her seferinde bir günah keçisi bulmuş, suç ona yüklenmiş ve vatandaş kendi derdiyle baş başa bırakılmıştır. Ve bunların söylenmesi, konuşulması sakıncalı. Ülkemizde, şehrimizde aksak veya yanlış giden konuları gündeme getirmekte yasak. Bunları söylediğimiz zaman, bu meseleler konuşulduğu zaman ‘Huzur bozuluyormuş’. Hadi ya! Kimin huzuru bozuluyor acaba? Kimse kusura bakmasın ama yapılan yanlışları, eksiklikleri dile getirmek, söylemek vatandaşın huzurunu bozmaz, aksine memnun eder. Ancak bozulursa; bu işten kim rahatsız oluyorsa, kimin rahatını bozuyorsa, olsa olsa ancak onun huzurunu kaçırır. Biz doğru bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz. METRONUN SADECE ŞANTİYESİ KURULABİLDİ! Ülke problemlerini genelde hem Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, hem de Milletvekilimiz Abdulkadir Karaduman Bey dile getiriyor. Milletvekilimiz aynı zamanda şehrimizin sorunlarını da dile getiriyor. Koskoca bir yıl geçti. Bugün burada ağırlıklı olarak geçtiğimiz bir yılın, şehrimiz açısından bir değerlendirmesini yapacağız, devam eden problemlerini dile getireceğiz. En öncelikli sorunumuz trafik. Her geçen gün göç alan sanayisi, konut sayısı artan şehrimizde böyle giderse önlem alınmazsa, trafik daha da keşmekeş hale gelecektir. Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne ve en düz coğrafyasına sahip ilimizde trafik probleminin olmasını biz, yadırgıyoruz. Problem olur, olabilir ama çözümüne dair somut adımların atılması gerekmektedir. Daha önce söz verilen, geçtiğimiz yıl eylül-ekim aylarında hatırlatmamız üzerine ihalesi yapılan metronun sadece ihalesi, ihale demezsek daha iyi olur davet etme metoduyla, yapılabilmiş, ancak bir yıl içerisinde sadece şantiyesi kurulabilmiştir. Atıl vaziyette duran tramvaylar hâlâ atıl vaziyette çürümeyi beklemektir. Bu tramvaylar faaliyete geçirilebilir. Belli güzergâhların ulaşım ve trafik problemleri çözülebilirdi. Ancak buna dair de bir adım atılmadı. Biz yaklaşık bir buçuk yıl önce tekrar hatırlatmıştık. SARAYÖNÜ – LADİK KAVŞAĞI SÖZÜ NE OLDU? Aksaray Yolu kavşağının Aslım Caddesi ile birleştiği yerde yapılan dönel kavşakta meydana gelen kazalar sebebiyle kavşak dönmez olmuş, dönel tarafı iptal edilerek problem bu şekilde çözülmüştür. Hâlbuki buraya köprü ve viyadüklerin, hem de hemen yapılması gerekmektedir. Yine aynı şekilde akşam ve sabah saatlerinde belki km ye varan kuyruklar oluşan, 1. Organize Sanayi ve Ereğli çevre yolu ile Ankara Yolu’nun kesiştiği köprülü kavşak acilen yenilenmesi, daha modern ve çözümleyici bir hale getirilmesi gerekiyor. Taşra ilçelerimizde ölümlü kazaların meydana geldiği kavşaklar vardı. Onlarla ilgili düzenleme yapıldı mı? Yapıldı ise nasıl bir düzenleme yapıldı. Kamuoyunun bunları bilmesi gerekiyor. Aklımızda kalan seçim döneminde Sarayönü – Ladik geçişine köprülü kavşak yapacakları sözünü vermiştiler. Onunla ilgili bir gelişme var mı bu da ayrıca merak konusu? Tabi bu yapılırsa bile yol üzerindeki esnafın da mağdur edilmemesi gerekiyor. Ama bir konuda da tebrik ve takdirlerimi de ifade etmek istiyorum. Pandemi döneminde şehir merkezinde bazı kavşaklarda yapılan düzenlemeler, ufak dokunuşlar bile belli ölçüde trafiği rahatlatmıştır. Bu konuda yapılan çalışmayı da takdir ediyoruz. Konuyla dertlenip çözümüne dair kafa yorulursa çözülmeyecek hiçbir problemimiz yoktur. Yıllardır söylediğimiz budur. ÇİFTÇİLERE VERİLEN DESTEK YETERSİZ! Bir başka konu şehrimiz büyük bir kuraklıkla karşı karşıya. Tarım şehriyiz. Uygulanan yanlış tarım politikaları neticesinde çiftçimiz hayatını idame ettirebilmek için ürün çeşitliliğine yönelmiş, bunun sonucunda ciddi bir su kullanımı, izinli izinsiz kuyuların açılması ve neticesinde yeraltı sularının çekilmesi ile oluşan obruklar, coğrafyamızı her yönüyle ciddi bir biçimde tehdit eder hale gelmiştir. KOP Projesi ile gelen su normalde tarımsal faaliyetlerde kullanılacaktı. Ancak içme suyunun da sıkıntılı bir hal seyretmesi üzerine şu anda içme suyu olarak şehre verilmektedir. Ancak hem tarımsal sulamanın hem de yeraltı sularının
Aralık Ayı İl Divan Toplantısı – 26 Aralık 2020
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı Aralık ayı Divan Toplantısı online olarak gerçekleştirildi. 7. Olağan İl Kongresi’nin ardından gerçekleştirilen ilk divan toplantısına, Parti Sözcüsü Birol Aydın da katıldı. Toplantının basına açık bölümü, birim başkanlarının sunumu ve ilçe raporlarının ardından gerçekleşti. KURTULUŞ REÇETESİNİ HERKESE ULAŞTIRACAĞIZ Basına açık bölümde konuşan İl Başkanı Hüseyin Saydam; ”Geçtiğimiz ay, Konya 7. Olağan Kongremizi gerçekleştirdik. Milli görüş hareketinin merkezi olan Konyamızda 51 yıl sonra yapmış olduğumuz bu kongre ile Yaşanabilir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünyayı kurmak için canla başla çalışmaya bir kez daha söz vermiş olduk. İnşallah bütün teşkilatlarımız ile birlikte inanç azim ve kararlılık ile davamızın ideallerini, ülkemizin ve bütün insanlığın kurtuluş reçetesini halkımızın tamamına ulaştıracağız. İl kongremiz den sonra yapmış olduğunuz bu divan toplantısını yeni bir başlangıç olarak kabul ediyor, kongremizin şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.“ dedi. TÜRKİYE’NİN LEHİNE OLAN, BÜTÜN İNSANLIĞIN LEHİNEDİR Toplantı da konuşan Parti Sözcüsü Birol Aydın, şunları söyledi; “Önemli bir süreçten geçiyoruz. Dünya’da 200’ü aşkın ülke var. Bunların içerisinde 7 tanesi, dünyanın siyasetine, ekonomisine gelişmişliğine, gelişmemişliğine, az gelişmişliğine, çok gelişmişliğine, teknolojisine, nükleer enerji üretmesine, üretmemesine, CAATSA kararlarının alınmasına, alınmamasına, ambargoların konulup, konulmamasına, savaşlara, barışlara ve yönetimlerin demokratik, otokratik, cumhuriyet, parlamenter oluşuna, olmayışına büyük ölçüde müessir oluyor. Her ne kadar 200’ü aşkın ülke varsa da bunlar, işte batı bloğuna baktığımız zaman, İngiltere, Almanya, Fransa, ABD, doğu bloğuna baktığımız zaman da Hindistan, Çin, Rusya dünyanın bugünkü haline müessir olan ülkeler. Yine kabul edelim ki bu ülkelerinde temel politikalarına, paradigmalarına müessir olan farklı lobiler var. Bu 7 ülke dışında ayrıca, dünyanın bugünkü halini dönüştürecek, değiştirecek, yeni bir dünyayı kuracak potansiyele sahip olan ülke de Türkiye’dir. 7 ülke var, bugün etkin, güçlü. Bir de Türkiye var. 207 tane ülke var şu an Birleşmiş Milletler’de, haritası var, ulusal marşı var, sınırları var, parlamentosu var, kralı var, başbakanı var. Türkiye’yi bunların içinden alsak bütün mazlumların umudu yere yeksan olur. Eğer yer yüzünde huzur, barış ve esenlik olacaksa bu, Türkiye’nin ne yapıp edeceğiyle çok alakalı bir şeydir. Bunun için Türkiye’nin lehine olan bütün insanlığın lehine, Türkiye’nin aleyhine olan bütün insanlığın aleyhinedir. Bu açıdan dünya, gerçekten Türkiye’yi beklemektedir. Türkiye’de Milli Görüş’ü, Saadet Partisi’ni beklemektedir.”
İl Başkanımızın, AGD Bölge Başkanını Ziyareti – 24 Aralık 2020
İl Başkanımız Hüseyin Saydam ve İl Başkan Yardımcımız Abdullah Altuntaş, AGD Bölge Başkanı Rauf Büyüktermiyeci’yi ziyaret etti.