Genel Başkanımızın Basın Toplantısı – 09 Ekim 2019
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Suriye’nin kuzeyine başlatılan harekât öncesi yaptığı açıklamada, “Elbette biz bu bölgede adımların atılmasına mecburuz. Millet olarak hareket etmeliyiz. Meclis’te bir görüşme yapıldı ve bir karar alındı. Bu ülkenin bütününü ilgilendiren bir karar olduğu için Cumhurbaşkanı bütün siyasi parti liderlerini toplasa, bilgi verse, istişare yapsa bunun zararı mı olur. Bu tavandaki kaynaşma tabana yayılır ve kaynaşmaya vesile olur” dedi. TRUMP ZIVANADAN ÇIKMIŞ GİBİ Türkiye’nin badireli bir süreçten geçtiğini söyleyen Karamollaoğlu, “Bugün oluşturulan politikaların tamamen ABD ile olan münasebetlere istinat edilerek yapılmasının da doğru olmadığını görelim. Trump adeta zıvanadan çıkmış biri gibi, tweetlerle Türkiye’yi tehdit ediyor. Hükümetten biri de çıkıp, ‘Sen ne saçmalıyorsun’ demiyor. Trump’ın saçmalıklarına bugüne kadar karşılık verilmedi. ABD’ye gerektiğinde gerekli cevabı vermeliyiz” dedi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Balgat Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Karamollaoğlu, Suriye’nin kuzeyine yapılan harekât başta olmak üzere, ekonomi ve adalet konularında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. DIŞ POLİTİKA HAMASET ÜZERİNE İNŞA EDİLMEZ Karamollaoğlu, Suriye’nin kuzeyine yapılan harekâtla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Elbette biz ülkemiz için tehlike arz eden durumlarda askerlerimizi sevk etmeye kararlıyız. Hükümetin bu noktadaki tutumunu destekliyoruz. Ama şunu ifade etmemiz gerekiyor. Son zamanlarda bir hamaset havası politikaya hükmetmeye başladı. Elbette askerlerimiz bir yerden savaşa giriyorsa biz ona her türlü moral yönünde takviyeyi yaparız. Dış politikada veya ekonomide stratejiler hamaset üzerine inşa edilemez. İçinde bulunduğumuz şartları doğru analiz etmeye ve onun arkasında kendisine yapılan saldırıları yok etmek için stratejiler oluşturulur. Şu anda biz maalesef bölgemizde oynanan oyunları gündeme getirmeden tutarlı bir politika oluşturmamız mümkün olmaz” diye konuştu. ŞİMDİ SON PERDE OYNANIYOR Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda İsrail’in Filistin’i nasıl işgal ettiğine dair haritaları tekrar gösteren Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanı İsrail’in haksız çıkışlarını göstermek için harita gösterdi. Biz Saadet Partisi bu konuyu hep gündemimizde tuttuk. Bu haritalarda İsrail’in, Filistin’i nasıl işgal ettiğini görüyoruz. İsrail’in işgali ilk yıldan itibaren başladı. İsrail, Filistinlilere kendi topraklarında hayat imkânı tanımıyor. İsrail bugün gelinen noktaya bile razı değil. Artık öyle bir noktaya geldik ki Netanyahu’nun zihninden geçenler tatbikata geçerse İsrail diye tanıtılan yerin içinde yaşayan oranın aslı olan Filistinliler vatandaş olarak sayılmayacak. Neden ben burada başladım biliyor musunuz? Çünkü içinde bulunduğumuz Ortadoğu yaklaşık 20 yıllık bir strateji kapsamında buraya geldi. Biz buraya dün alınan kararlarla gelmedik. 1897 yılında Birinci Siyonist Kongresi’nde Filistin’de bir İsrail devletinin kurulması kararı alınıyor. İsrail kendisini Arz-ı Mevud topraklarının sahibi olarak görüyor. Arz-ı Mevud Nil ile Fırat Nehri arasında bulanan bölgedir. Eğer bize çıkıp sürekli hikâye anlatıyorsunuz derseniz, tarihi inkar etmiş olursunuz. Ben size hikâye anlatmıyorum; ben size tarih adı, toplantı adını veriyorum. Arkasından bu devletin nasıl zalim hale geldiğini anlatıyorum. Şimdi artık son perde oynanıyor. Bunu da ABD 1990’da duyurdu. Adına da Büyük Ortadoğu Projesi denildi” ifadelerini kullandı. POLİTİKALARA VE STRATEJİLERE İHTİYACIMIZ VAR Karamollaoğlu, Suriye haritası üzerinden ABD hava ve askeri üslerini göstererek, şöyle devam etti: “Trump olaylara tüccar gözüyle bakıyor. Trump, önce çekileceğini söyledi sonra çekilmeyi bırakın oradaki askeri gücünü artırdı ABD, Suriye’ye girdi. Silahlı kuvvetleriyle girdi. Üsleriyle girdi. En büyük üslerinden bir tanesini Irak’a yaptılar. En aktif üslerinden birisi de İncirlik’tir. O da, Kıbrıs Barış Harekatı’nda kapatıldı. Bizim sadece Trump’ın tweetleriyle hareket etmemiz mümkün değildir. Burada başka bir politika yürütülüyor. Büyük Ortadoğu Projesi dediğimiz proje Büyük İsrail Projesi’dir. Sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Bölgemizdeki diğer ülkeleri de etkiliyor. Büyük Ortadoğu Projesi bölgemizin yeniden inşa edilmesi demektir. Bu bölgede yaşayan ülkelerin meselelerin kökten halledilmesi için bir araya gelmesi gerekiyor. Bugün dar çerçevede alınan kararlar, tatbikatlara konulabilir. Ancak ileride karşılaşacağımız sorunlara karşı bir tedbir olmaz. Kısır bir döngü içine girmeden içinde bulunduğumuz ülkelerle birlikte politikalar ve stratejiler oluşturmaya ihtiyacımız var.” HATALARI KABUL ETMEK ERDEMLİLİKTİR CHP’nin başörtüsüyle ilgili hatasını kabul ettiğini hatırlatan Karamollaoğlu, bugün iktidarın da Irak, Suriye ve Avrupa Birliği’ndeki hatalarını kabul etmesi gerektiğine dikkat çekti. Karamollaoğlu, “Hatayı kabul etmek erdemliliktir. Hatalar üzerinden politika üretilemez. Bugünün iktidarı hem kendi menfaatimiz için hem de bu bölgede huzurun bulabilmesi için geçmişteki hataları dikkate alarak politika oluşturmalıdır. İnsanları öteleyerek politika oluşturursanız, bu politikalar ilerde size de, ülkemize ve bölgemize de zarar verir. İş geçtikten sonra dizlerimizi dövmenin bir anlamı yok. Elbette biz bu bölgede adımların atılmasına mecburuz. Millet olarak hareket etmeliyiz. Meclis’te bir görüşme yapıldı ve bir karar alındı. Bu ülkenin bütününü ilgilendiren bir karar olduğu için Cumhurbaşkanı bütün siyasi parti liderlerini toplasa bilgi verse, istişare yapsa bunun zararı mı olur. Bu tavandaki kaynaşma tabana yayılır ve kaynaşmaya vesile olur. Bizim birbirimizi kucaklamaya ihtiyacımız var. Yeri geldiği zaman bazı hatalara göz yumulur” diye konuştu. BİRİ DE ÇIKIP NE SAÇMALIYORSUN DEMİYOR! Türkiye’nin badireli bir süreçten geçtiğini söyleyen Karamollaoğlu, “Bugün oluşturulan politikaların tamamen ABD ile olan münasebetlere istinat edilerek yapılmasının da doğru olmadığını görelim. Trump adeta zıvanadan çıkmış biri gibi, tweetlerle Türkiye’yi tehdit ediyor. Hükümetten biri de çıkıp, ‘Sen ne saçmalıyorsun’ demiyor. Trump’ın saçmalıklarına bugüne kadar karşılık verilmedi. ABD’ye gerektiğinde gerekli cevabı vermeliyiz. Bizim hiçbir ülkeye ihtiyacımız olmayan bir duruma gelmemiz gerekiyor. Tankımızı, topumuzu kendimiz yüzde 100 yapmalıyız. Pakistan’a helikopter satacaktık. Satamadık, niye? Çünkü motoru ABD’nin, o istemese satamazsınız. Siz, bize husumet besleyen ülkeleri kandıramazsınız” şeklinde konuştu. EKONOMİ POLİTİKASININ SİL BAŞTAN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR Karamollaoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ekonomiye yönelik açıklamalarını eleştirerek, “Ekonomiden Sorumlu Bakan Albayrak, ‘Siz hiç merak etmeyin, her şey iyiye gidiyor’ dese de insanımız dertli. Güya enflasyon tek rakamlara indi. Ama zamlar çift rakamlı. Yüzde 20’nin altında çok az zam var. Birçoğunda yüzde 60 zam yapılıyor. Otoyol ve köprülere yüzde 20 zam yapıldı. Tren bilet fiyatları yüzde 20 arttı. PTT gönderim ücreti yüzde 20 arttı. 300 gram kaşar 40 TL olmuş. Pazara çıktığınızda zamlı olmayan hiçbir ürün yok. Medya vasıtasıyla insanları bir süre uyutabilirsiniz ama günlük hayatlarında balyozu kafasına yedi mi aklı başına gelir. Çıraklık döneminde bazı hataları oldu, kalfalık dediler sonra ustalık geldi. Ustalıkta zamlar eskiyi aratacak kadar ihtişamlı oldu. Daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacağız. Üretim olmazsa dışarıya mahkûm oluruz. Üretim olmazsa enflasyon artar. Ekonomi programları sil baştan değiştirilmesi gerekiyor. Kontrol bizde demek yetmez. Kontrol elinizde ise yapın bir şeyler de görelim” ifadelerini kullandı. TRUMP DENGESİZ BİR ADAM Karamollaoğlu, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazeteci, “ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye yönelik attığı tehdit tweetine hükümet kanadından herhangi bir
Konya Milletvekilimiz Abdulkadir Karaduman’ın Konya Metro İhalesi Soru Önergesi – 08 Ekim 2019
Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman geçtiğimiz günlerde davet usulü yapılan, Türkiye’nin en yüksek ihale bedeline sahip olan Konya Metrosu ile alakalı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verdi. İlk olarak 2004 Mahalli İdareler Seçiminde o zamanın Adalet ve Kalkınma Partisi Konya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tahir Akyürek ve daha sonra 2015 yılında dönemin Başbakanı ve Konya milletvekili Ahmet Davutoğlu tarafından vadedilen Konya metrosu ile ilgili Konya halkı büyük bir beklenti içerisindeydi. 2015 yılında dönemin Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Hilmi Bilgin tarafından Ekim 2015 yılında ihalesine çıkılacağını açıklanan Konya metrosu ile alakalı 2019 Mahalli İdareler seçiminden sonra Sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Konya metrosu ile alakalı müjdeyi vermiş ki daha sonra eylül ayındaki Büyükşehir Belediyesi meclis toplantısı sırasında Uğur İbrahim Altay tarafından Metro ihalesini eylül ayı içerisinde çıkılacağını söylemişti. Bununla birlikte Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam 29 Eylül’de yapılan il divan toplantısında ihalenin hala nasıl niye çıkmadı ile alakalı Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay soru yöneltmişti. Daha sonra 2 Ekim 2019 tarihinde Türkiye’nin en büyük davet usulü ihalesi olma özelliği taşıyan Konya metrosu ile alakalı 6 şirket davet edildiği bu şirketlerden 3 tanesi fiyat teklifi verdiği kamoyuna yansıdı. İşte bütün bunlarla ilgili Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı ve Konya milletvekili Abdulkadir Karaduman meclise soru önergesi verdi. Önergede Ulaştırma ve altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turha’a 3 soru soruldu. Sorulan sorular 1.Konya Metrosu İhalesi” hangi gerekçe ile kamuoyundan gizlenmiştir? 2. İhaleye kaç firma katılmıştır? 3. İhale için ayrılan bütçe ve ortaklara ödenmesi öngörülen ücretleri kapsayan detaylar halkın bilgisine sunulacak mı? 2004 yılından bugüne kadar Konya halkının büyük bir beklenti ile takip ettiği Konya metrosu ile alakalı soru lan bu sorular sorulara bakalım Ulaştırma ve altyapı Bakanı nasıl cevap verecek. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Aşağıdaki sorularımın Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Mehmet Cahit Turhan tarafından Anayasanın 98’inci ve İçtüzüğün 96 ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 04.10.2019 Abdulkadir KARADUMAN Konya Milletvekili Konya’da, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nce; “Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Belediyesi Hafif Raylı Hattı ve Elektromekanik Sistemleri ile Araçlarının Temin Montaj ve İşletmeye Alma İşleri” başlıklı ihale hakkındaki haberler yerel ve ulusal basında yer almıştır. Söz konusu ihalenin 13 Ekim 2019 tarihinde açılması beklenirken, ilk tekliflerin 3 Ekim 2019 tarihinde alındığı ve davet usulü ihale yapıldığı bilgisi edinilmiştir. Bu bağlamda; “Konya Metrosu İhalesi” hangi gerekçe ile kamuoyundan gizlenmiştir? İhaleye kaç firma katılmıştır? İhale için ayrılan bütçe ve ortaklara ödenmesi öngörülen ücretleri kapsayan detaylar halkın bilgisine sunulacak mı?
Eylül Ayı İl Divan Toplantısı – 29 Eylül 2019
Saadet Partisi Eylül ayı İl Divan Toplantısı, parti il binasında geniş katılım ile düzenlendi. Divan toplantısına Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan’ın yanı sıra; Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, başkan yardımcıları, ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı. Divan toplantısında Saadet Partisi (GİK) Üyesi Çalışkan, ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulunurken, il başkanı Hüseyin Saydam da yerel değerlendirmelerde bulundu. TÜRKİYE’DE KAMU TIKANDI! AK Parti’nin Irak işgali ile iktidara gelmiş bir hükümet olduğunu dile getiren Saadet Partisi (GİK) Üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Suriye’de yaklaşık 8 yıldır devam eden iç savaşın en önemli sebebinin Türkiye’nin yanlış tutumu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin dış politikada çıkmazda olduğunu kaydeden Çalışkan, 15 Temmuz sürecine de vurgu yaptı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 100 binlerce memurun ihrac edildiğini belirten Çalışkan, “O süreçten sonra uzman çavuş, polis ve başka meslek dallarında kamuya alım olsa da bugün Türkiye’de kamu tıkanmıştır” dedi. “BOŞA KÜKREMENİN ANLAMI YOK” “İşsizlik tarihi zirvede” diyen Çalışkan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Esnaflık tamamen yok oldu. Köyde topraklar boş, ama ne hikmetse tüm ürünleri ithal ediyoruz. Acı politikaların sonucunu yaşıyoruz. İktidar insanları kamplara böldü. Ülkeyi felaket eşiğine getirdi. Sayın Cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda bir açıklama yaptı. Açıklamayı olumlu buluyoruz fakat söylemleri de icraat ile buluşturmak lazım. Yoksa boşa kükremenin bir anlamı olmaz. Tribünlere oynamanın, sadece duyguları tatmin etmenin de anlamı yok. Ayrıca 3 Kasım 2019 tarihinde büyük kongre yapacağız. Bizim açımızdan her kongre bir yenilenme dönemidir. 80 milyonu kucaklayan, ülke meselelerine çözüm getirebilecek bir parti olarak yeni kongremizle milletimizin gönlünde daha da geniş yer bulacağız. Türkiye’nin en önemli aktörü olarak, halkımızın karşısına çıkacağız.” “HANİ METRO İHALESİ NE OLDU?” Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam da şunları kaydetti: Dünyada, bölgemizde, ülkemizde, şehrimizde çok önemli gelişmeler oluyor. Saadet Partisi olarak şu an yetkili değiliz, biz milletimiz adına önemli gördüğümüz konularda bir takım temennilerde bulunuyoruz. Ancak yetkili olanlar da aynı bizim gibi hem de mangalda kül bırakmayacak şekilde temenni ediyorlar. İcraatı kim yapacak bilemiyorum? Yapmayacaksanız veya yapamayacaksanız çekilin diyoruz, ona da gelmiyorlar. Allah sonumuzu hayr etsin. Bugün 29 Eylül 2019. Yarın 30 Eylül. Ve eylül yarın bitiyor. Geçenlerde verilen bir söz vardı. Eylül ayı içerisinde Metro ihalesi tamamlanacaktı. Acaba yapıldı da bizim mi haberimiz olmadı, yoksa riya olmasın diye hiç kimseye mi duyurulmadı? Gösterişten hoşlanmadığınızı biliyoruz. Belki de yarın yapılacaktır. Daha eylül bitmedi henüz izleyip göreceğiz. Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; Geçtiğimiz aydan bu tarafa Konya’da birçok program oldu. Ancak birbiriyle bağlantılı ve önemli gördüğümüz birkaç hadiseyi dile getirmek istiyorum. Bunlardan biri CityAir Projesi. Şehirlerdeki hava kirliliği ve hava kalitesinin artırılmasına yönelik Avrupa’nın bize dayattığı bir müsamere. Bir diğeri Konya’da görkemli bir törenle Ahilik Haftası kutlandı. Bildiğimiz üzere Ahilik, esnaflık teşkilatının güçlendirilmesi, iş ahlakına dikkat edilmesi ile ilgili hususları içeriyor. Bunun yanında ilçelerimizde bulunan kamu kurumlarında bir takım değişiklikler olmuş. Bazı kamu kurumları bir başka ilçeye taşınmış. Bunun ilçelerimiz açısından olumlu olumsuz farklı yansımaları oldu. Ancak biz bu durumun ilçelerdeki göçten dolayı nüfus değişiklikleri ile ilgili olduğunu sanıyoruz. Aslında ay içinde gerçekleşen bu üç dört meseleden bakıldığında bile, şu anki yönetim kendi içerisinde bir sürü tutarsızlıklar sergilediğini kendisi kanıtlıyor. Yapılan işlerin, yapılan programların, atılan adımların işin özüne yönelik olmadığı, vatandaşımızın gazını almaya yönelik, dostlar alışverişte görsün kabilinden yapılan işler olduğu apaçık ortadadır. 17-18 yıllık iktidarın hem yerelde hem de genelde ülkemizi getirdiği durum da işin karnesidir. Problemlerimiz çözülmek yerine adeta iyice derinleşti, kronikleşti. İlk geldiklerinde bizi bürokrasiden, karmaşadan, hantallıktan kurtaracaklarını söylemişlerdi. Geldiğimiz noktada karmaşanın en alasını hepimiz yaşıyoruz. Her şey birbirine girmiş durumda. Hepimizin malumu ülke olarak bir ekonomik sıkıntının içerisindeyiz. Hükümet kendi israflarını azaltmak yerine kamu kurumlarını küçültme ve bir yere birleştirme yoluna gidiyor. Ilgın ilçemizde bulunan kaplıcadan dolayı ilçemiz Termal Turizm Bölgesi iken, kaplıca kapsam dışına çıkarılmış. Yine aynı şekilde Ilgın İlçemizdeki bir takım devlet daireleri Akşehir’e, Kadınhanı ilçemizdeki bir takım devlet daireleri de Ilgın’a birleştirilmiş. Biz bunun ilçelerin göç verdiğinden ve nüfus azlığından dolayı yapıldığını sanıyoruz inşallah bir keyfilik yoktur. Yani uyguladıkları yanlış politikalarının sonucunu yine vatandaşa ödetmek niyetindeler. Sorunun köklü çözümleri yerine pansuman tedbirlerle çözmeye çalışıyorlar. Ancak farkındalar mı bilmiyorum yara büyük ve derin. Pansumanla çözülecek bir durum değil. Allah muhafaza gittikçe daha da büyüyor. Buradaki temel problem ilçelerimizin, köylerimizin yani kırsal bölgelerin kentlere göç etmesi. Köylerimiz, kasabalarımız boşaldı, şimdi bu iş ilçelerimize sirayet etmiş durumda. Göçün acilen durdurulması gerekmektedir. İlçe, mahalle konakları yaparak bu göçü durduramazsınız. Millet bahçesi yaparak, millet kıraathanesi yaparak bunun önüne hiç geçemezsiniz. Bir de asli göreviniz olan yapmakla yükümlü olduğunuz asfalt dökme, üstgeçit, kanal yapımı, çevre düzenlemesi gibi eser olarak sayılmayacak hizmetleri de vatandaşımıza lütufmuş gibi sunup 88 eser yaptık diye Sn. Cumhurbaşkanımıza kurdele kestirmeniz de ayrı bir garabet. Bahçeyi, kıraathaneyi ilk defa sizinle görmedik.. Bu milletin kendi bahçesi de vardı, köylerimizin, mahallelerimizin kendi kıraathaneleri de vardı. Bunlar yeni değil yıllardır var zaten. Değerli kardeşlerim, eskiden köylümüz tek bir ürün ekip hayatını idame ettirebiliyordu. Şimdi yılda neredeyse 3-4 ürün kaldırıyor. Ama bırakın hayatını idame ettirmeyi üstüne üstlük bir yığın da borçla çıkıyor. Borç çoğaldıkça, şehirdeki renkli hayat özendirilip, kırsal kesime yatırım yapılmadıkça, aynen şimdi olduğu gibi köylümüz ziraat yapmayacak ve köylerimiz ilçelerimiz boşalmaya devam edecek. Rekolte düşecek, ihtiyacımız olan en basit ürünleri bile ithal edecek duruma geleceksiniz bugün olduğu gibi. Şehrin yükü artacak, işsizlik artacak, sosyal bir takım problemler artacak aynen bugün ülkeyi getirdiğiniz durum gibi. Nüfus azaldıkça buradaki kamu kurumları da size yük olmaya başlayacak. Bu yapılan değişikliklerden sadece köylümüz, çiftçimiz, memurumuz etkilenmiyor. Bunun yanında kıt kanaat zor şartlarda geçinmeye çalışan esnafımızda büyük oranda etkileniyor. Bir taraftan Ahilik Haftası düzenleyip esnafın yanında gibi gözükerek, bir sürü süslü laflarla esnafın yanında olunmuyor. Esnafın yanında olmak onun işini kolaylaştırmakla olur. Tekerine taş koymakla olmaz. İlçe esnafının geçim kaynağı olan iç turizmi engelleyerek, ilçe çarşısını pazarını canlandıran askerlik şubesi, cezaevi gibi kurumları başka yerlere kaydırarak esnafın yanında olunmaz. Eğer bizim yaptığımız fabrikaları satmayıp, bir iki tane fabrikada siz yapsaydınız insanımız doğduğu yerde doyacaktı. Köyden şehre göçü engellemiş olacaktınız. İnsanımız ilçesinde, köyünde hem ziraatle uğraşıp fiziksel olarak sağlıklı kalacak, hem de bir işi olduğu için zihnen de sağlıklı kalacaktı. 17 – 18 yıllık iktidarınızda
Merkez İlçe Teşkilatları Eylül Ayı Divan Toplantısı – 20 Eylül 2019
Saadet Partisi Konya Merkez İlçeler Divan Toplantısı, Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Nazır Cihangir İslam’ın katılımlarıyla Saadet Partisi İl Teşkilatı’nın Prof. Dr. Necmettin Erbakan Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, Karatay Belediyesi Eski Başkanı Mehmet Şen, ÖĞ-DER Konya Şube Başkanı Yavuz Aydın, Kanal 42 Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Derbentli, çok sayıda teşkilat mensubu ve gençler katıldı. Suriye Meselesi AK Parti’nin Dış Politikadaki İflası ve Faturasıdır Toplantıda konuşan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Nazır Cihangir İslam, şunları ifade etti; “Suriye meselesi, AK Parti’nin dış politikadaki iflası ve faturasıdır. Bugün Suriye’de yüz binlerce insan hayatını kaybetti ve Suriye’nin 3’te biri göçmen durumunda. Bu durumun sorumlularından belki de en büyük olanı bugün ki iktidardır. Suriye meselesine baştan yanlış girilmiştir. Türkiye, Rusya ve İran bu duruma zamanında müdahale edebilseydi bugün bu coğrafyada yabancı ülkelerin askerleri olmazdı. Bundan sonra zararın neresinden dönülürse kârdır, diye bakmalıyız. Suriye’de barışı sağlamalıyız. Ama bugün ki hükümet bir gün Amerika ile, diğer gün ise Rusya ile stratejik ortaklık yapıyor. Bu durum taktiksel bir sonuç değil, tamamen plansız hareketin savrulmasının örneğidir. Bu savrulmanın acilen önüne geçilerek Suriye stabilize edilmeli ve istikrar sağlanmalıdır. Bir an önce Suriye’de yaşayan insanlar normal yaşantılarına dönmelidir.” Yetkiyi Yeniden Alacağız İslam, ekonomi ile ilgili ise şu hususlara değindi; “17 sene önce ile bugünü karşılaştırırsak; 17 sene önce Türkiye krizden çıkmıştı ve ekonomik olarak kötü durumdaydı, 17 sene sonra bugün ekonomik olarak daha kötü durumda. 17 sene önce ki alım gücü, bugün ki alım gücümüzün çok daha üstünde. Pazara gittiğimiz zaman, pazar filesini doldurmak çok daha kolaydı. 17 sene önce dolar ne kadardı, şimdi ne kadar. 17 sene önce akaryakıt fiyatları neredeydi, bugün nerede. Dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanıyoruz. Peki niye böyle oldu? Türkiye 500 milyar dolar borç aldı. ‘Peki bu parayla ne yaptınız?’ diye soruyoruz, onlar ise cevap vermeden bakıyorlar. ‘Yol yaptık.’ diyorlar ama bu yolların çoğu yap-işlet-devret şeklinde yapılıyor. Bu kadar yüklü bir borç alıyorsunuz ancak ne üretime yönelik ne ise tarıma yönelik bir yatırım yapmıyorsunuz. Bu 500 milyar doların senetini ise millet olarak biz imzalıyoruz. Ancak Saadet Partisi olarak biz bu durumun içinden çıkarız. Milletimiz yetkiyi yeniden alır ve bu durumu düzeltiriz. İnşaallah 3 Kasım’daki genel kongremizin ardından daha da hızlı bir şekilde ilerleyeceğiz.” Soru Sorma Hakkına Sahip Olan Biziz Yeni kurulacak partilerle ile ilgili ise İslam şunları ifade etti; “Şimdi yeni partiler kuruluyor. Programlarını görmek ve ne söyleyeceklerini dinlememiz lazım. Bize hayırlı olsun demek düşer ancak yeni kurulacak olan partilerden, kurucu olan bir arkadaşımız diyor ki; ’17 senede bu ülkeden 2 trilyon dolar geçti, bu parayı nereye harcadınız?’. Yahu 16-17 sene siz de bu arkadaşlarla iç içeydiniz. Bu sorunun cevabını sadece onlar değil siz birlikte vermelisiniz. Bu soruyu sorma hakkına biz sahibiz.” Sadece Ağaç Kökü Yemeğe İzin Verdiler KHK’lılar durumuna da değinen İslam, şunları belirtti; “KHK’lar bu ülkenin felaketidir. Ben de bir KHK’lıyım. Bizimle birlikte 140 bin kişi işinden edildi. Hepiniz mahallenizde, sokağınızda, apartmanınızda bu feryatları duyuyorsunuz. İnsanlar işten atıldı ama buna itiraz hakları ellerinden alındı. Hukuk devleti demek, tüm kurumların, bakanlıkların ve başkanlıkların tamamen kamuoyuna açık olması ve yargıda adaletin sağlanması demektir. Ama bugün hukuk engellenerek, biz KHK’lıların mahkemeye gitmesinin önüne engel koyuluyor. Yurtdışına çıkamamamız için pasaportlarımıza el koyuyorlar. Bir tek şeye izin verdiler, ağaç kökü yemeğe. Suçu ne olursa olsun herkes yargı önüne çıkarılmalı ve alınan karara saygı duyulmalıdır. 15 Temmuz gecesi, dışarıdaki milyonlar gibi bizlerde tanklara karşı sokaktaydık. Adil olmadıktan sonra Müslümanlığın ne anlamı kalır? Mecliste OHAL Komisyonu kuruldu ve KHK’lılar için itiraz hakkı doğdu. Ben komisyona inandığımdan değil ama hukuki yolu takip edebilmek amacıyla 13 Eylül 2017’de itirazda bulundum. İki yılı geride bıraktık ama dosyamız halen incelenmedi. Bu tamamen bir oyalamadan ibaret. Hesapladık, KHK’lılar için hukuk mücadelesi süreci en az 10 yıl sürüyor. Gencecik insanların hayatını kararttılar. Bugün ortalıkta FETÖ Borsası diye bir oluşumun varlığı konuşuluyor. Birkaç milyon veriyorsunuz ve hakkınızda takibat yapılmıyor. Acı bir durum.” Kinayeli Kararlar Veriliyor İslam, Kadın cinayetlerine de değindi; “2018’de 440 kadın cinayeti işlendi. Boşanan eş karşı tarafa hak iddia ediyor. Ya benimsin ya kara toprağın diyor. Biz bunu nasıl kabul edebiliriz. Mahkemeler adeta kinayeli kararlar veriyor. Bu durum bizim inancımıza aykırı bir mesele. Kadın cinayetlerinin acilen önüne geçmeliyiz ve durdurmalıyız. Hiçbir anne küçük kızının önünde katledilmemeli ve hiçbir kadın öldürülmemeli.” EYT’lilerin durumu ile ilgili bir soru üzerine İslam, şu şekilde cevap verdi; “EYT konusu tamamen hesaplanması gereken bir durum. Bizler vatandaş tarafını düşünmeliyiz ancak hükümet kendini çok genç yaşta emeklilik devlete yük olur diyerek savunuyor. EYT’liler çok büyük bir grup ancak homojen bir grup değiller. Bunun için uzmanlar tarafından bu gruplar doğru bir şekilde tespit edilmeli ve acilen işe konulmalıdır.” Af meselesi ile ilgili bir soru üzerine İslam’ın cevabı, şu şekilde oldu; “Haksız yere bir insan bir insanı öldürmüş. Bunu ölen insanın ailesi değil de devlet nasıl affedebilir. Devlet bir tüzel kişiliktir. Bugün hükümeti veya cumhurbaşkanını eleştiriyorsun, hemen devlete hakaretten bir soruşturma açılıyor. Siz beni seçmişsiniz eleştir diye ancak bugün bize dahi eleştiri kapıları kapatılıyor.” Parlamento Güçlendirilmeli AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın “Erdoğan olmazsa biz bir hiçiz.” sözü hatırlatılarak meclisin işlevi ile ilgili sorulan bir soru üzerine İslam şunları ifade etti; “Millet olarak meclise sahip çıkmalıyız. Önceden meclis güven oyu ile hükümet düşürebiliyordu, bugün böyle bir fonksiyonu yok. Gensoruyla, yarıdan bir fazla oyla bakan düşürülebiliyordu, bugün üçte iki oy aranıyor, soruşturma açılması için. Bu mekanizma zorlaştırılmış bir vaziyette ama yasayı yapan meclistir. Cumhurbaşkanı yasa ile sabit olan durumlarda kararname yayınlayamaz. Yayınlanan kararnamedeki bir durumla ilgili yasa çıkartırsa, yasa kararnamenin önüne geçer. Şu anda bu sistemin çalıştırılmaması AK Parti ve MHP milletvekillerinin kendi liderlerinin talimatları dışına çıkmamasından kaynaklanıyor. Sistem bilerek çalıştırılmıyor. Milletin vekili Millet Meclisi’nde Cumhurbaşkanı’na doğrudan soru soramıyor. İşte içinde olduğumuz durum tam manasıyla bu. Durumun düzelmesi için parlamento güçlendirilmelidir. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın ‘Erdoğan olmazsa biz bir hiçiz.’ sözü ise bir şahsiyet iflasıdır. Hiçbir insan, kendi varlığının temelini başka bir insan olarak tayin edemez. Bu insanın kendine ihanetidir. Maalesef bu partide ilişkiler bu şekilde yürüyor. Ben diğer söylenen bu tarz bir çok sözü burada tekrar etmek istemiyorum. AK Parti bu ruh halinden acilen çıkmalıdır.” Konuşmasının ardından Saadet Partisi’ne iltihak eden vatandaşlara rozetlerini
Temmuz Ayı İl Divan Toplantısı | 29 Temmuz 2018
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı Temmuz ayı il divan toplantısı, başkanlık binasında gerçekleştirildi. Toplantıya Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya’nın yanı sıra; partinin Genel İdare Kurulu Üyesi Yavuz Aydın, İl Başkanı Avukat Hasan Hüseyin Uyar, İl Başkan Yardımcıları, İl Müfettişi Ali Mücevher, ilçe başkanları ve teşkilatları ile çok sayıda partili katıldı. TEHDİTLER ABD’NİN TARZI Yanlış hukuk sistemi ile çeşitli travmaların yaşandığını belirten Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, sosyolojik ve psikolojik olarak bu travmaların çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin üzerinde emelleri olan mihraklar olduğunu ifade eden Çetinkaya, “Bu mihrakların oyunlarına karşı teyakkuz halinde olunmalıdır. Bugün basit bir papazın tutuklanması ile ülkelerin arası geriliyor. ABD, bizi tehdit ediyor. Hükümet, bu tehditlere gerekli tepkiyi gösterdi. Bu Amerika’nın tarzıdır ve hep bu tarzından bir netice almayı başarmıştır. Bu hâkimane tavrına müsaade edilmemeli. ABD’nin dost edilmek istenmesinin de tekrardan gözden geçirilmesini istiyoruz. ABD, hiç bir zaman bizimle müttefik olamaz” dedi. MÜSLÜMANLARDAN SES ÇIKMIYOR Avrupa Birliği (AB) ve İsrail ile de dost olunamayacağını dile getiren Çetinkaya, İsrail’in bugünlerde Filistin’de yaşayan Müslümanlara karşı pervasız davranışlarda bulunduğunun altını çizdi. İsrail’in ‘Milli Ulusal Devlet Yasasını’ ortaya koyduğunu hatırlatan Çetinkaya, “Kendi toprakları olarak gördüğü noktalarda başka bir devletin yaşamasına veya başka bir dilin konuşulmasına izin vermeyecek bir yasa çıkardı. İslam dünyası ve Türkiye’de cılız bir tweetten başka kimseden ses çıkmadı. Bu Cuma günü İsrail’in Mescit-i Aksa’ya karşı tecavüzüne de Müslümanlar bir tepki ortaya koyamadı” şeklinde konuştu. MECLİS DAHA DA DEVRE DIŞI KALACAK “Nefret değil, merhamet dili kullanılmalıdır. Bundan sonra inşallah Sayın Cumhurbaşkanı, milletini ötekileştirmez” diyen Genel Sekreter Çetinkaya, daha sonra şunları kaydetti: “Bu ülkenin kamplaşması kötü sonuçlar doğurur. Kucaklaşma ortamı sağlanmalı. Yönetimde şeffaflık ve denetlenebilirlilik esas olmalıdır. Sayıştay ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) denetleme unsurlarıdır. Alınan bazı kanun hükmündeki kararnameler (KHK)’lar, meclisi bundan sonra daha da devre dışı bırakacağını gösteriyor. Kuvvetler ayrımı kesinlikle olmalı.” CUMHURBAŞKANI’NIN BÜYÜK FIRSATI VAR Türkiye’de ciddi bir ekonomik sıkıntının yaşandığına da vurgu yapan Çetinkaya, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Sorunların çözümü için görüşmeler oluyordur. Görünen o ki; Çin’den 3 buçuk milyar dolar civarında bir kredi temin edilebildi. Türk Hava Yolları (THY)’nin 3. havalimanına taşınabilmesi için 1 milyar dolar gerekiyormuş. Bu hamlede de son aşamaya gelindiğini duyuyoruz. Tuz Gölü’nün altına doğalgaz depolayabilmek için de 1,2 milyar dolarında para gerekli. Çin’den temin edileceği söyleniyor. Bütün işler, hep kredi ile yapılıyor. Bu ülkenin kurtuluşu, kredi almak ile olmaz. Yapılan sadece borcu borç ile kapatmak olur. Ülke kendi kaynaklarını kullanarak, tasarrufu da kendine referans ederek yatırım yapmalıdır. Üretim şart. Bugün alınan borç illaki yarın ödenecek. Ticari işbirlikleri olabilir buna sözümüz yok. Devletin doğası ve tabiatında işbirlikleri vardır. İşbirliklerinin bize ne kadar faydası var, o ülkelere ne kadar ihracat yapacağız bunlar sorulmalıdır. Erbakan Hoca, D8’i kurarken ekonomi temeline oturttu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam Birliği’ni kurması için önünde büyük bir fırsat var. Bu fırsatın kesinlikle değerlendirilmesi gerekiyor.”
Genel Başkanımızın 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Mesajı | 14 Temmuz 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 15 Temmuz hain darbe kalkışmasının ikinci yıldönümünde bir mesaj yayımladı. Karamollaoğlu, “Milletimizin, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Bayramını kutluyorum” diyerek, “Bu menfur girişime tarihte emsali görülmemiş bir cesaret ve kararlılıkla karşı koyan aziz milletimize şükranlarımı sunuyor, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı. İMAN ATEŞİNİN SÖNDÜRÜLEMEYECEĞİNİ GÖSTERMİŞTİR Karamollaoğlu, mesajının devamında ise “15 Temmuz gecesi milletimiz sadece bir darbe girişimini önlememiş, bağımsızlığına ve iradesine konulmak istenen prangaları parçalayıp tarihin çöplüğüne atmıştır. 15 Temmuz, bütün ihanet şebekelerine rağmen, bu milletin sahip olduğu iman ateşinin hiçbir zaman söndürülemeyeceğini göstermiştir” dedi. 15 TEMMUZ’DAN DERS ÇIKARILMALI Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, mesajının devamında ise şu ifadeleri kullandı: “Ancak 15 Temmuz’u gerçek manada anlamak sloganlarla, gösterişli kutlamalarla değil, 15 Temmuz’dan ders çıkarmakla mümkün olacaktır. Bunun en önemli şartı da eğitimi milli, ekonomisi güçlü, yargısı bağımsız kardeşlik yurdu bir Türkiye’yi kurmaktır. Hiç kimsenin darbeyi aklından bile geçiremeyeceği köklü hukuki, siyasi ve demokratik dönüşümleri gerçekleştirmektir. Bu duygu ve temenniler ile bir kez daha 15 Temmuz bayramını kutluyor şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi şükran ve minnetle anıyorum. Allah (cc) milletimize zeval vermesin.”
Konya Mitingi | 21 Haziran 2018
Konya Mitingi | 21 Haziran 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu, Şehir Meydanı’nda düzenlenen Konya Mitingi’nde vatandaşlara hitap etti. Mitinge Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Saadet Partisi Genel Sekreter Tacettin Çetinkaya, Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Salih Akyüz, Saadet Partisi Konya İl Başkanvekili Hasan Hüseyin Saydım. YİK üyeleri, siyasi parti il temsilcileri, Saadet Partisi Konya Milletvekili Adayları ve çok sayıda partili katıldı. Coşkulu bir kalabalığa hitap eden Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu, “Konya Milli Görüş’ün kalesidir. Konya’da ağır sanayi hamlesi başlatılmıştır. Bugün Konya’da 5. organize sanayi bölgesi yapılıyorsa bu Erbakan hocam sayesindedir. Bu seçime giderken çok farklı bir dönemde bulunuyor. Milli Görüş Hareketi 1997 yılına kadar dirayetle yürütüldü. 28 Şubat’la milletimize karşı bir harekata girildi. Partilerimiz kapatıldı. Bugün iktidarda bulunan arkadaşlarımız aradan bu kadar zaman geçtikten sonra Erbakan hocamız . Bugünki AK Parti bir projeden ibarettir. İcraatlarıyla bunu gördük. Bizi hocamızın kemiklerini sızlatmakla itham edenler, gerçekleriyle gizleyemezler” dedi. BİZ MİLLETİMİZİ ASLA ALDATMAYIZ “Hocamız AK Parti ile önünün nasıl kesildiğini, siyonizme hizmet ettiklerini ortaya koydu” diyen Karamollaoğlu, şunları söyledi: “AK Parti arkadaşlarımızla geçmişte birlikte çalıştık, dostluğumuz var. Onların yanlışlarını söyleriz. Ama onları asla düşman olarak görmeyiz. Bütün yanlışlarına rağmen biz hala onları kardeş diye görürüz. Kardeşliğin dostluğun bir durumu var. Dost acı söyler. Biz sevdiğimizi tenkit ederiz. Biz sevdiklerimizin yanlışlarını ortaya koyarız. Onlar da tenkit bekleriz. Hocamızın kemiklerini sızlatmakla bizi itham edemezler.Biz siyaseti birilerin başkalarını tenkit etmek, toplum nezdinde itibarsız etmek için yapmıyoruz. Biz şahsiyet yapmayız. Şahsi meselelerle ilgilenmeyiz. İş ülke menfaatine geldiğinde sözümüzü söyleriz. Biz Milli Görüşcüyüz. Milli Görüş olarak yola hocamızla birlikte çıktık. Hocamız bize 3 hedef koydu. Birincisi ahlak ve maneviyattı. Biz bütün ülkemizi düşünürüz. Bizim gibi düşününleri de bize karşı çıkanları da hizmete layık göreriz. Yalan söylemeyiz, milleti aldatmayız. Bizim kitabımızda rüşvet yazmaz. Biz haksızlığa karşı çıkarız. Biz bu hakkı bir gün milletimizle yerli yerine oturtacağız. Hak ve ahlak duygusu olmadan ahlaki değerler tesis edilemez. Onun için biz farklıyız. Yalan söyleyemeyiz, milleti aldatamayız. Biz sadece ülkemizde değil. Bütün İslam ülkelerinde hatta bütün dünyada barışın adaletin hakim olması için çaba gösteririz” ÇİFTÇİYE EN BÜYÜK DESTEĞİ BİZ VERDİK Konya’nın Türkiye’nin en büyük tarım şehirlerinden birisi olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Konya Türkiye’mizin en büyük şehridir. En verimli topraklara sahiptir. Bundn dolayı d atarıma tarıma destek vermek çiftçimizi desteklemek en temel görevlerimizden biridir. Türkiye dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi. Konya bizim tahıl ambarımız. 5.5 milyon ton tahıl ithal ettik. Her kesim ihya olsun. Tarımı desteklemek istiyorsanız ugünki politikalarla sittin sene olmaz. Gübreden vergi alırsan, mazottan vergi alırsan, ilaçtan vergi alırsan çiftçi ne yapsın? Çiftçiye Allah yardım etsin. 92 kuruş, 96 kuruştan bahsediliyor. Çiftçi kaç senedir bu rakamlara mahkum. Erbakan hoca 1996’da başbakan olduğunda buğdaya yüzde 110, pancara yüzde 200 zam verdi. Siz tarımı desteklerseniz desteği çiftçiye vermiş oluyorsunuz. Elin çiftçisini destekleyeceğinize kendi çiftçimizi desteklesek kime ne zarar gelir. Dışarıdan 1 milyona yakın hayvan ithal ettik. Dolar kuryla soğan kuru karışınca soğan ithalatına karar verildi. Bu ülkeyi soğana muhtaç ettiler.Soğan ithal edeceğiz. Patates de ithal edeceğiz. Yanlış tarım politikalarının bedelini ödüyoruz.” ŞİKAYET ETMEYİN, TEDBİR ALIN! Hükümetin yaşanan sorunlar karşısında çözüm üretmek yerine şikayet ettiğini ifade eden Karamollaoğlu, şunları kaydetti:” “Bizim tenkitlerimize kızıp bizi yerden yere vurmak yerine bu adamlar ne diyor diye bir kere de dinleyin. Umurlarında bile değil. Çiftçiyi bu hale getirmezdiniz. Her yer dökülüyor. Sanayiye bakın dolar başını almış gidiyor. Sen tedbir almıyorsun, şikayet ediyorsun. Bizim aleyhimize komplo kuruyorlar diyorsun. Biraz düşünün. Çözüm üretin. Herşeyi borçla yapıyorlar. Hastaneyi, köprüyü borçla yapıyorlar. Adam borcunu ödeyemeyine elindeki malı kelepir fiyatına satar. Dış ticaret açığımız her sene artıyor. Her sene açık veriyoruz. Bütçe 41 milyar doların üstünde açık veriyor. Onun için perişanız. Denk bütçe yapmak çok zor. Denk bütçe için şartları oluşturmak lazım. Bu arkadaşlarımız bütün fabrikaları sattılar. 70 milyar dolar para aldılar. Bunlar 62 milyar dolar para aldılar. Bu fabrikaları yeniden kurmak için 600 milyar dolar paraya ihtiyaç var. İşsizlik arttı. Üretim durdu. Fabrikalar kapandı. Milli gelir arttı diyorlar. Borç da faiz de milli gelirin içerisine eklediler. Onun için bu arkadaşların ekonomi politikaları iflas etmiştir. Bunların yaptığı yatırımları Erbakan hocam müstemleke yatırımları olarak tanımlamıştır. Dışı başkalarını yakar ama içi bizi yakar. Ekonomi politikaları iflas etmiştir. İşsizliği çözemiyorlar. Borcu ödeyemiyorlar. Gelir dağılımında adaleti sağlayamıyorlar. Açlık sınırında asgari ücret. Açlık sınırı hala sabit kalıyor.” DIŞ POLİTİKADA DÖKÜLÜYORLAR Ekonomik olarak güçlü olmayan ülkelerin dış polikada da güçlü bir irade ortaya koyamayacağının altını çizen Karamollaoğlu, “Hükümetin yaptığı yaptığı ilk hata ABD’nin Irak işgaline karşı çıkamadılar. ABD ve Avrupa ülkeleri Irak’ta nükleer bomba var diye Irak’ı işgal ettiler. 2 yıl sonra da özür dilediler hata yapmışız diye. Fakat bizim hükümetimiz hatasını bile kabul etmedi. Suriye politikası da hatalıydı. Şam’da Cuma namazı kılacaklardı şimdi bizi Afrin’le Menbiç’le oyalamaya kalkıyorlar. Müslümanlar birbirini katlediyor. Bunların heyy demelerine bakmayın. ABD hala Suriye’de. Bir zamanlar Putin’le araları iyice açıldıydı. 15 Temmuz’dan sonra Putin’le dost oldular. Buna karşı çıkmıyoruz ama bir yere bağlı kalamayız. 15 yıldır iktidarlar ağızlarına bir kere İslam birliğini almadılar. Kudüs meselesi ortaya çıkınca İslam ülkelerini çağırdılar. Kudüs meselesinde İsrail’e en büyük desteği verdiler. Bu arkadaşlar Kudüs’ün yüzde 16’sı Filistin’in dediler. Yüzde 84’ü de İsrail’in dediler. Bazı arkadaşlar da bununla övünüyor. Kıbrıs elden ediyorlar. Rumlar sürekli Kıbrıs’la ilgili çalışıyor” ifadelerini kullandı. KÖTÜ BİR PROPAGANDA YAPIYORLAR! Saadet Partisi’ne yönelik karalama kampanyalarına da değinen Karamollaoğlu, şunları söyledi: “Bir seçim daha yaklaştı artık. Pazar günü sandığa gideceğiz. Oylarımızı kullanacağız. Yanlış propagandalar yapılıyor. Din düşmanlarıyla ittifak kurmuşuz. Hadi oradan. Biz prensiplerimizden taviz vermeyiz. Biz 1974 yılında Ecevit ile koalisyon kurduk. En ciddi adımlar o dönemde atıldı. İmam Hatiplerin orta kısmı bu dönemde yeniden açıldı. Kara yoluyla hacca gitmenin önünü açtık. Ağır sanayi hamlesi başlatıldı. Kıbrıs Zaferi kazanıldı. Siz bunların hangisini teşebbüs ediyorsunuz. Hocamızın yaptığı bütün fabrikaları yıktınız. Avrupa Birliği ile ortak olma bahanesiyle bunları yaptınız. Biz burdayız. Biz de bir ittifak kurduk. Onlardan da ittifak teklifi geldi. Bize teslim olacaksınız dediler. Biz bu vebalin altına giremeyiz dedik. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilirken yüzde 10 barajını bilerek tuttular. Türkiye’yi kutuplaştırmak için bunu yaptılar. Muhalefette bulunan partiler olarak bir araya geldik. Yüzde 10 barajı artık bir engel değil. Barajı geçemezsiniz oyunuz boşa gidiyor dediler. Artık baraj diye
İl Başkan Vekilimiz Hüseyin Saydam’ın Konya Mitingi Basın Açıklaması | 19 Haziran 2018
Saadet Partisi İl Başkan Vekili Hüseyin Saydam, partisinin il binasında düzenlediği basın toplantısı ile bütün Konyalıları 21 Haziran Perşembe günü saat 17.30 Kılıçarslan Şehir Meydanı’ndan gerçekleştirilecek olan mitinge davet etti. Davet çağrısının yanı sıra Saydam, ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Özellikle Saadet Partisi’nin baraj sıkıntısı olmadığına vurgu yapan Başkan Vekili Saydam, Saadet Partisi’ne verilecek oyların başka bir partiye değil, yine Saadet Partisi’ne gideceğinin altını çizdi. BU SEÇİM HAYATİ ÖNEME SAHİP Ülkenin yine bir seçime gittiğini hatırlatan Hüseyin Saydam, bundan önce yapılan her seçimin önemli olduğunu ancak 24 Haziran erken seçimin çok daha önemli olduğunu söyledi. “Bu seçimin daha fazla önemli olması birincisi her seçimde olduğu gibi bu seçimde de belli bir süreliğine bizim adımıza milletvekillerine yetki vereceğiz, ikincisi bu secimle birlikte bir sistem değişikliğine gidiyoruz, üçüncüsü ise ülkemizin ve bölgemizin içinde bulunduğu durum” diyen Saydam, “Bütün bunları üst-üste koyduğunuz zaman bu seçim çok önemli hale geliyor Ülkemizin içinde bulunduğu durumu birkaç cümle ile özetlersek, bilindiği üzere bizler 3 tarafı denizlerle çevrili, 4 mevsimin yaşandığı, medeniyetlerin beşiği, yer altı ve yerüstü zenginlikleri açısından dünyanın incisi bir yurt üzerinde yaşıyoruz. Bunun yanında genç ve dinamik nüfusa sahibiz. Her şeyimiz var ve her şeyi üretebiliriz” açıklamalarında bulundu. AK PARTİ SUÇU BAŞKASINA ATIYOR Bulunduğumuz coğrafya açısından üretilenlerin rahatlıkla satılabileceği bir pazarın olduğu bir bölgede bulunduklarını dile getiren Saydam, tüm bu kazanımlara rağmen Türkiye’nin 453 milyar dolar borcunun olduğunu ve bu borcun faizinin yıllık 55 milyara ulaştığını belirtti. Saydam, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eğitim sistemimiz yap boz tahtasına dönmüş, gençlerimiz maddi ve manevi olarak umutsuzluğa terkedilmiş ve biz hala bu gençlerimize iş veremiyoruz. İş bulabilenler de asgari ücret olarak açlık sınırının altında bir ücrete mahkum edilmiştir. Tabii bu ekonomik sebeplerin mutlaka sosyal sonuçları olmakta ve beraberinde ortaya çıkmaktadır. Boşanmalar, şiddet, intiharlar, bunalımlar artmış ve sorumsuzca söylemler yüzünden insanımız kutuplaştırılmış ve birbirine neredeyse düşman haline getirilmiştir. Ve burada ifade edemeyeceğimiz irili ufaklı bir sürü problemle karşı karşıyayız. Bu bizim kaderimiz olamaz. Geçmişte tarihe yön vermiş bir milletin evlatları olarak biz buna razı olamayız. İktidarın en iyi yaptığı iş olayları maniple ederek, gerçeklerin üzerini örterek çok iyi şeyler yapmış algısını oluşturmuştur. Tüm bu manipülasyon ve algılara rağmen yanlışları ortaya çıkmışsa bunu da başkalarının üzerine atarak 16 yıldır üzerine hiçbir sorumluluk almamıştır.” EN ÇOK KONUŞULAN PARTİYİZ Saadet Partisi İl Başkan Vekili Hüseyin Saydam, daha sonra şunları kaydetti: “İşte böyle bir ortamda mevcut iktidar baskın seçim kararı alarak ülkemizin önüne sandıkları getirmiştir. Tabi ki bu kararı almasının ana sebebi mevcut iktidarın bir metal yorgunluğu içine girmesi, problemleri çözemez hale gelmesidir. Bununla beraber Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Temel Karamollaoğlu liderliğindeki Saadet Partisinin söylemleri milletimizin dikkatini çekmiş ve iktidarın gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır. Bu da iktidarı korkutmuş ve baskın seçim kararı almaya zorlamıştır. Bu secim hepimiz için bir fırsattır. Ülkemizin Saadet Partisine ihtiyacı vardır. Mecliste Saadet Partisinin mutlaka olması gerekmektedir. Çünkü Saadet Partisi bütün bu sorunların üstesinden gelebilecek bilgiye, birikime ve tecrübeye sahiptir. Saadet Partisi özellikle milletimizin gözünden kaçırılmaya çalışılıyor. Buna rağmen seçim sürecinde ve öncesinde hepimiz gördük ki Saadet Partimiz ve Cumhurbaşkanı adayımız Temel Karamollaoğlu her türlü engellemelere rağmen, medya da uygulanan ambargolara rağmen en çok konuşulan parti oldu. Cumhurbaşkanı adayımız Temel Karamollaoğlu da en çok dikkat çeken lider oldu. SAADET’İN BARAJ SORUNU YOK 24 Haziran erken seçim sistemi ile ittifak içinde bulunan partiler için baraj sorununun ortadan kalktığını ifade eden Saydam, özellikle iktidar partisinin dile getirdiği “Saadet partisi barajı aşamayacak oyunuz boşa gitmesin” söylemlerinin bu seçimde son bulacağını aktardı. Saadet Partisine verilen oyların tüm Türkiye’de olduğu gibi Konya‘da da Saadet Partisine gideceğini kaydeden Saydam, Konyalıları 21 Haziran Perşembe günü düzenleyecekleri mitinge de davet etti. Saydam, şu ifadelerle konuşmasını noktaladı: “Saadet Partisi Konya Il başkanlığımız tarafından 21 Haziran Perşembe günü saat 17:30 da Şehir meydanında Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Temel Karamollaoğlu ve Milletvekili adaylarımızın da katılacağı Konya mitingimizi gerçekleştireceğiz. Saadet Partimizin, Konyalı hemşehrilerimizin büyük teveccühü ve desteği ile emin adımlarla meclise ve iktidara yürüdüğü bu günlerde büyük coşku ile yapacağımız mitingimize tüm halkımızı davet ediyoruz.”