Nisan Ayı İl Divan Toplantısı | 29 Nisan 2018
Saadet Partisi Nisan Ayı İl Divan Toplantısı yoğun katılım ile gerçekleştirildi. İL Başkanlığı binasında düzenlenen toplantıya; Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya’nın yanı sıra; parti Genel İdare Kurulu Üyesi Hasan Hüseyin Öz, parti il Başkanı Avukat Hasan Hüseyin Uyar, Konya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Özkafa, Karatay Belediyesi Eski Başkanı Mehmet Şen, Meram Belediyesi Eski Başkanı Veysel Candan, parti il başkan yardımcıları, Selçuklu İlçe Başkanı Av. Mustafa Derbentli, Karatay İlçe Başkanı Ali Genç, Meram İlçe Başkanı Av. Şuayip Koçak ve çok sayıda partili katıldı. SAADET PARTİSİ’NİN YÜKSELİŞİ RAHATSIZ ETTİ 24 Haziran tarihinde yapılacak olan seçim öncesinde son divan toplantısını yaptıklarını hatırlatarak sözlerine başlayan Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, bundan sonraki süreçte seçim çalışmalarına hız vereceklerini dile getirdi. Türkiye’nin birçok problem ile boğuştuğunu ifade eden Çetinkaya, bir baskın seçim sürecinin söz konusu olduğunu da aktardı. Çetinkaya, daha sonra şunları belirtti: “Bizler, böyle bir baskın seçim olacağını biliyorduk. Sürekli gündemde olan bir konuydu. Ülke tıkandı. Ekonomik, sosyal yaşam ve uluslararası ilişkiler bakımından yeni bir yol gerekliydi. Hükümetin de yapabileceği bir şey kalmadı. Problemleri çözemeyeceğini anlayınca baskın erken seçim kararı aldı. Baskın erken seçimin 2 sebebi vardı. Birincisi Saadet Partisi korkusuydu. Partimizin hızlı yükselmesi ve azmi rahatsızlık uyandırdı. Zamanında yapılacak seçim bu sebepten ötürü erkene alındı.” 100 BİN İMZAYI BİR GÜNDE TOPLAYACAĞIZ Erken seçim kararının altında yatan ikinci önemli sebebin de kaybetme korkusu olduğunu vurgulayan Çetinkaya, “2 korku bir araya gelince seçim kararı aldılar. Kararın alınmasından sonra bütün yetkili kadrolarımızı topladık. Seçim değerlendirmesi ve istişaresi yaptık” şeklinde konuştu. “Siyasi partilerle bir görüşme trafiği başlattık” diyen Genel Sekreter Çetinkaya, “Görüşmelerin ardından teşkilatlarımızın, il başkanlarımızın ve genel idare kurulu üyelerimizin verdiği yetki ile Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu çalışma yaptı. 2018 Seçim Atılım Toplantısını gerçekleştirdik. Seçim takvimimizi ortaya koyduk. Yol haritamızı da belirledik. 1 Mayıs Salı günü de bütün teşkilatlarımızın katılımı ile kendi Cumhurbaşkanı adayımızı açıklayacağız. Adayımızı açıkladığımız andan itibaren de imza kampanyası başlatacağız. Çünkü bizim mecliste grubumuz yok. 100 bin imza bulmak mecburiyetindeyiz. 100 bin imzanın Milli Görüş teşkilatları için herhangi bir zorluğu yok. İlk gün biz bu sayıya ulaşacağız. Hatta 100 bin imzayı 500 bin veya 1 milyona çıkaracak çabayı ortaya koyacağız” açıklamalarında bulundu. AK PARTİNİN MİADI DOLDU Kendi Cumhurbaşkanı adaylarını belirledikten sonra milletvekili aday adaylarının başvurularını değerlendireceklerini kaydeden Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tespitlerini yapacağız. Adaylarımız ile beraber araziye dağılacağız. Bu tür seçimleri biz defalarca yaşadık. Seçim çalışması yapmak, 50 yıllık bir refleksimiz haline geldi. Kaygımız yok bu konuda. Bütün mensuplarımız fedakâr bir şekilde ne gerekiyorsa yapar. 24 Haziran akşamında üyelerimiz başını yastığa koyduğu zaman yürüttüğü çalışmanın bir muhasebesini yapar. Biz, böyle bir teşkilatız. Ruhumuzu hiçbir madde ölçemez. Ülkemiz, yanlış ellerde. Başkalarının yaptığı yanlış politikalarla yönetilirsek, problem eksik olmaz. Müttefik olarak kabul ettiğimiz ABD ve arka planındaki İsrail bu topraklar üzerinde gözü olan ülkelerdir. Bunlarla müttefik olan iktidar tabiki beka sorununun yaşanmasına sebep olur. Dostumuzu iyi seçmek mecburiyetindeyiz. En önemli farkımız da bu. Biz, Avrupa Birliği’nin medeniyet projesi olarak görmüyoruz. Bunların geçmişi karanlıktır. Dünyayı sömüren topluluk medeni olamaz. ABD, hala Sevr Anlaşması’ndaki o haritanın peşinde. Büyük Orta Doğu Projesini hayata geçirmek istiyorlar. Faize dayalı ekonomi asla iyi netice vermez. Borç batağına girdik. 1 katrilyona yaklaştı borcumuz. Denk bütçe yapılamıyor. İşsizlik arttı. Tarımda dışa bağımlı hale geldik. 5 milyon ton buğday, 1 milyon ton da et ithalatı yapılıyor. 500 bin adet küçükbaş ve büyükbaş hayvan getirtiliyor. Kendi kendine yetemeyen bir ülke olduk. Ülkenin meselelerini çözebilecek bir yapımız var. Söylemlerimiz bizi gündemde tutuyor. Herkesin gönlüne dokunabiliyoruz. AK Parti’nin de beka sorunu var. AK Parti artık sürecini doldurdu. Politikalar artık bir fayda sağlamıyor. AK Parti’nin bekası ile ülkenin bekasının bir alakası yoktur. 16 yıldır bu ülkeye hizmet edemiyorlar. Yanlış politikalarla ülkemiz tükendi. İmar affı ile ekonomi düzelmez. Şeker Fabrikaları, birilerine peşkeş çekilircesine satılıyor hem de kapalı kapılar ardında. Artık millet uyandı. Bütün baskı ve medyadaki tekelleşmeye rağmen insanlarımız hür iradelerini kullanarak bu gidişata dur diyecek.” KİMSEYE HESAP VERECEK DEĞİLİZ Başından beri kendi adaylarını çıkaracaklarını söylediklerini söyleyen Çetinkaya, diğer partilerle görüşmelerinden dolayı kendilerine gelen tepkilere yanıt verdi. Çetinkaya, bütün siyasi partilerle görüştüklerini bir kez daha yineleyerek, “Şahıslarla görüşmelerimiz oldu. Kendi adayımızı çıkaracağız. Başka partilerle görüşmemiz birilerini rahatsız etti. ‘Vay efendim başka parti ile nasıl görüşürsünüz’ cümleleri kullanılmaya başlandı. Biz, kiminle görüşeceğimizi size mi soracağız? Düne kadar birbirinize en ağır hakaretlerde bulunduğunuz MHP ile bir araya gelebildiniz peki biz size hesap sorduk mu? Biz, bu ülkede hiçbir partiyi diğer bir partinin düşmanı olarak görmüyoruz. Kimse düşmanımız değil. Partiler rakiptir ama asla düşman olamazlar. Milli ittifak diye kurdukları ittifaka ‘Biz, bu ittifakın içinde olamayız’ dedik. ‘Ülkeyi böler, kamplaştırır ve bu tür oluşumlar doğru değil’ dedik. AK Parti gitsin ülkedeki bütün partiler ile görüşsün, bakalım nasıl görüşecek. Yapamaz görüşmeyi, herkesi kendine düşman olarak görüyorlar. Bu anlayış, tam 80’li yılların anlayışı. Saadet Partisi olarak ülkeye sağladığımız en önemli fayda herkes ile uzlaşma içinde olunabiliri göstermektir” dedi. AMACIMIZ MAKAM ELDE ETMEK DEĞİL Yaptıkları tüm görüşmelerde prensip üzerine konuştuklarının altını çizen Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, AK Parti ile yaptıkları görüşmelerde Olağanüstü Hal (OHAL)’in kaldırılması gerektiğini talep ettiklerini belirtti. OHAL altında seçime gitmenin Türkiye’nin geleceğine kara leke olarak düşeceğini ifade eden Çetinkaya, şunları kaydetti: “OHAL olursa hukuk rafa kalkacak. Hukuk rafa kalkarsa adalet tesis edilemez. Yürütmenin adalet üzerinde etkisi olmaması lazım. Cumhurbaşkanı dahil tüm makamlar hesap verebilir olmalı. Çiftçi, kendi topraklarında kalamıyor. Özelleştirme ile çiftçiler küstürülüyor. Kaç milletvekili çıkarırız hesaplarını yapmıyoruz. Bir makam beklemiyoruz. Ülke meselelerini konuşuyoruz. Bu sıkıntıları çözebilecek tek parti gerçekten Saadet Partisi’dir. İlkelerimizden vazgeçmeyiz. Siyasi geçmişimizde de ilkelerimizi bir kenara atmadık. Ülkenin menfaati, Fransa’nın ve ABD’nin menfaatinden daha önceliklidir. AK Parti’nin mevcut politikası ile bu işler yürümez. Yeniden büyük bir Türkiye için gayrete ihtiyaç var. Gücün hukuku değil, hukukun gücünü esas almalıyız. Kutuplaştırıcı değil, kucaklayıcı olacağız. En az terör kadar tehlikeli olan yolsuzlukla mücadele edeceğiz. Tüketim odaklı değil, üretim odaklı olacağız. Kimseyi kandırmayacağız ve kanmayacağız. Şahsiyetli bir politika izleyeceğiz. Milletimizin derdi bizim derdimizdir. Kimseye bir kinimiz ve düşmanlığımız yok bu da böyle bilinsin. ”
İl Gençlik Kolları 24 Haziran Seçimi İstişare Toplantısı | 22 Nisan 2018
İl Gençlik Kolları 24 Haziran Seçimi İstişare Toplantısı | 22 Nisan 2018
Saadet Partisi Konya İl Gençlik Kolları 24 Haziran seçimleri için ilk gençlik kolları seçim karargah toplantısını gerçekleştirdi. Parti il binasında gerçekleştirilen toplantı öncesinde toplanan yüzden fazla genç, marşlar söyleyerek ‘Milli Görüş yemini’ etti. Gençler ayrıca Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nun sosyal medya hesabı üzerinden sorduğu ‘Gençler hazır mıyız?’ sorusuna cevaben “Bilge Başkan Temel Başkan hazırsa biz de hazırız. Başkent hazırsa biz de hazırız. Türkiye yeniden Milli Görüş kadrolarına hazırsa biz de hazırız” diye hep bir ağızdan haykırdı. Seçim karargah toplantısına Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkan vekili Zahit Özkafa, Anadolu Gençlik Derneği Konya Üniversite Komisyon Başkanı Turgut Akın, ile çok sayıda genç katıldı. Toplantı öncesi, İl Gençlik Kolları’nın açıklamasını Başkan Yardımcısı Ali Ayata okudu. “Ülkemizin birlik ve beraberliğine daha çok ihtiyaç olduğu bugünlerde baskın erken seçime gidiyoruz” diyen Ayata, “Toplumumuzun daha çok uzlaşmayı arzuladığı bugünlerde bir kez daha anlaşıldı ki, Milli Görüş gençliğine ve ideallerine büyük görev düşmektedir. Toplumun aradığı uzlaşma Saadet Partisi’ndedir. Bizlerde, bize düşen bu görevi, geçmişte olduğu gibi, bugün ve yarında yerine getirmek arzusuyla, ilk gün ki heyecanımızla yerimizi aldık. Ve hazırız” şeklinde konuştu. 80 MİLYON BİR BÜTÜNÜZ “Yaşanabilir bir Türkiye için hep birlikte, özveri ile, sevgi ve saygıyı önceleyerek çalışmak gerekir” diyen Ayata, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun için, bugünkü heyecanımıza, kardeşlik ve gelecek hayalimizi ele alarak çalışmakla yükümlüyüz. Bizler, fitreye muhtaç edilen 6 milyon asgari ücretlinin, yoksulluğa itilen memurun, adalet bekleyen insanımızın, emeğinin karşılığını arayan emeklimizin ve ülkemizin geleceği için çalışan 80 milyon insanımız kardeşliğini tesis etmek üzere hep birlikte çalışacağız. Ve bu çalışmalarımızla, kardeşliğimizin kazanımları olan geleceğimizin tesisini, hep birlikte hep beraber başaracağız. Geleceğimizin tesisi için gençlerimizin emekleriyle de, onların mezun olduğu alanda iş sahibi olmasını, genç yaşta yuva kurmasını, geleceğimiz için hayallerinin peşinden koşmalarını yine hep birlikte başaracağız. Özellikle bugün unutulmamalıdır ki, geçtiğimiz yılların etkisi ve özellikle referandum süreci ile birlikte kutuplaştırılan ve ayrıma sürüklenmek istenen bir toplum görülmekte. Evet, bugün belki birileri ülkemizi ayrıma sürüklemede bir adım attılar. Ancak katiyen unutulmamalıdır ki, Milli Görüş gençliği ve hayalleri gerçeği bir kez daha gördü ve milletimizi uyandırmayı başardı. İşte bu sebeple, bizler hep beraber, 80 milyonun bir arada yaşadığını hatırlatıyor ve diyoruz ki; Nice İnsanımız, dün uzlaşamadığı nice meseleler üzerinde, bugün bir kez daha Milli Görüşle uzlaşmayı, hep birlikte konuşmayı, yaşamayı tercih ediyor. Bizler, insanımızın bu tercihine canı gönülden teşekkür ediyoruz. Bu ilgi ve yaklaşımları da dikkate alıyor, daha özveri ile çalışacağımıza, sadece ülke insanımızın değil dünya Müslümanlarının ve insanlık aleminin huzuru ve refahı için çalışacağımıza söz veriyoruz. Bilge Başkan Temel Başkan hazırsa biz de hazırız. Başkent hazırsa biz de hazırız. Türkiye yeniden Milli Görüş kadrolarına hazırsa biz de hazırız.”
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 22 Nisan 2018
Saadet Partisi, alınan erken seçim kararının ardından kolları sıvayarak, çalışmalarına tüm süratle devam ediyor. Önceki gün Genel İdare Kurulu ve Başkanlık Divanı toplantısını yaparak, istişarelerde bulanan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, dün de İl Başkanları ve İl Müfettişlerini toplayarak istişarelerde bulundu. Toplantısı’nın açılışında konuşan Karamollaoğlu, başta alınan erken seçim kararı olmak üzere, sürece ilişkin nasıl bir yol izleneceğiyle ilgili açıklamalarda bulundu. İL BAŞKANLARINA SAHA TALİMATI Konuşmasının başında ülkenin çok badireli bir süreçten geçtiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Ortalık toz duman. Üzülerek ifade ediyorum; İktidar partisinin çaresizlik içinde bulunması yapması gereken hizmetleri yerine getirememesi manasına geliyor. Bundan dolayı iktidar partisi çaresizlik içinde çırpınıyor. Çırpındıkça da ülkeye hem de etrafına zarar veriyor. Ama biz inanıyoruz ki, bütün problemlerin üstesinde geleceğiz. Ülkemizi düze çıkaracak, bu problemlerden kurtaracak çıkış yollarını bulacağız. Milletimizin desteğini de alacağız. Temenniden ibaret kalmaması lazım. Çok ciddi bir çalışmaya ihtiyacımız var. Bu çalışmaları sahada bizzat il başkanları yönetecektir” diye konuştu. SAADET KORKUSU ALELACELE SEÇİM KARARI ALDIRDI Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin son yıllardaki yükselişine dikkat çekerek, “Hava bundan bir sene öncesine nazaran çok değişti. Aslında hükümeti ve Cumhurbaşkanını birazda aceleye sevk eden uyanan bu hava oldu. Milletimiz bizim sözlerimize, fikirlerimize ülkenin içine sürüklendiği problemlere, çözüm yollarımıza kulak kabartmaya başladı. Bugüne kadar bize selam vermeye imtina edenler, ‘şimdi size oy vereceğiz’ diyorlar. Hükümet bunu gördüğü için bu alakadan destekten dolayı alelacele seçim kararı aldı” değerlendirmesinde bulundu. İKTİDARIN DİZLERİNİ TİTRETEN TEK PARTİ SAADET PARTİSİ’DİR Erken seçim tarihinin önceden planlanmadığını ifade eden Karamollaoğlu, konuşmasına, şöyle devam etti: “Elhamdülillah biz hazırlığımız var. Çalışmalarımız var. Çok kısa zamanda önemli adımlar atarak milletimize ulaşacağız. Şundan emin olun. İktidarın karşısında yüreğini kopartan, dizlerini titreten tek parti Saadet Partisi’dir. Bunu şundan dolayı söylüyorum. Siyasi sahnede bulanan partiler toplumun yapısını belli sınırlar için sıkıştırılmış. Falanca partiye mümkün değil gitmem. Şuraya oy verdim, buraya oy vermem. İktidar da bu havadan faydalanarak ülkeyi kutuplaştırmaya götürüyor. Bizim için en tehlikeli yaklaşım. Ama iktidarın ülkede kutuplaşma olmuş, gerilim olmuş hiç umurunda değil. Tek derdi seçimi kazanmak.” ‘NEREDEYDİNİZ BUGÜNE KADAR’ DİYORLAR “Memleketimiz de ciddi bir hava esmeye başladı” diyen Karamollaoğlu, “Bunun daha güçlü esmesine engel olmak için erken seçim kararı aldılar. Şartlar bütünü ile değişti. Böyle olabileceğini tahmin edemediler. Açıkça söyleyelim bizde tahmin edemedik. Niye ben bunu söylüyorum; Bugüne kadar bize kulak vermeyen kesimler, bize ‘neredeydiniz bugüne kadar’ diyorlar. Kim diyor, arayış içinde bulunup kendi derdine derman bulamayanlar. Bugüne kadar bize oy vermeyen ve bizi hiç duymayanlar diyor. Dinlemediği için kendilerine nasıl hizmet edeceğimizin farkında olmayan kişiler söylüyor. Bu kesim Türkiye’nin çoğunluğudur. Bunun içinde en çekingen davranan AK Partililer. En çok korkan AK Partililer, dizi en çok titreyen, sesi çıkmayan kesim orada. Ama işin fecaatini gören ve bu böyle olmaz diyen kesim de orada. Problemlere de bundan çözüm bulamayacağını da biliyorlar. Sesin çıkaran ‘böyle olmaz’ diyen kim varsa elimine ettiler” diye eleştirdi. ERDOĞAN’IN ETRAFINDA SADECE ŞAKŞAKÇILAR KALDI Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istişareye önem vermediğini söyleyen Karamollaoğlu, “Gazeteleri diyor ki, ‘Cumhurbaşkanı istişareye önem verir’ Niye böyle diyorlar biliyor musunuz? Çünkü en büyük zaaf gösterdikleri yer burasıdır. Cumhurbaşkanı müzakere etmeye hazır değil. Söylediği fikrin müzakere edilmesini istemiyor. Kendi içinde bu müzakere yapmak isteyen varsa onları yanından uzaklaştırdı. Artık etrafında sadece şakşakçılar kaldı. Emin olun, onların elinden de artık ses çıkmıyor. Öyle görünmek mecburiyetindeler. Bu seçimlerde anahtar parti Saadet Partisi olacaktır. Millet bu gidişe bir ‘dur diyebilmek’ için arayış içinde bulunuyor. En büyük desteği kitleler verecektir. Bu destek yüzde 60’ın altında olmayacaktır. Sadece ‘yüzde 60’ı Saadet Partisi alacak demiyorum.’ Ama yeter öldük diyen bir kesim var. Bu iktidarın elinde hiçbir reçetenin olmadığını da biliyorlar” diye konuştu. SEÇİMDEN SONRA EKONOMİK OLARAK MİLLETİN ANASINI AĞLATACAKLAR Karamollaoğlu, gönlünü AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kaptıranların olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “‘Gönül ferman dinlemez’ diyenler. Ne olursa olsun ben buradayım diyenlerin canlarına okunacak. Ekonomik yönden Türkiye öyle bir noktaya geldi problemler çözülmüyor. Faizin yükselmesine engel olabiliyor mu? Enflasyonun yükselmesine engel olabiliyor mu? İşçinin, memurun, besicinin, çiftçinin derdine derman oluyor mu? Hayır. Bugüne kadar aldıkları tedbirler milletin canını yakıyorlardı. Tabiri caizse milletin anasını ağlatacaklar. Herkes gözünü dört açmalıdır. Badireli bir dönem girdik. Deniz bitti duvara tosladılar” diye eleştirilerde bulundu. BİZ İTTİFAKA KAPILARI KAPATMADIK! Önceki gece bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “İttifak çağrımıza Saadet Partisi müspet bir cevap vermedi. Gitti başkaları ile beraber olmaya çalışıyor” konuşmasını hatırlatan Karamollaoğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Biz dedik ki, ittifaka kapıları tamamen kapatamadık ki, ‘siz getirip devleti teslim ederseniz olur.’ Siz ülkenin problemlerini çözmeye bırakırsanız görün nasıl çözülüyor. Sizin bugüne kadar izlediğiniz politikalarla bu iş çözülmez. Ne yazı ki bunu göze alamıyorlar. Şeker fabrikalarının satışından bile vazgeçemiyorlar. Her şeyi özelleştiriyorlar. Türkiye’de ipotek edilmeyen hiç bir şey kalmadı. Devlet dairelerini satacaklar. 20 yılığına satacaklar. Peşin 1 milyon alacaklar. Sonra 20 yıl taksit ödeyecekler. O taksit anamızı ağlatacaklar. Geleceğimizi ipotek altına alıyorlar. Geçmiş gitti zaten satacak bir şey kalmadı. Şimdi Türkiye’yi satıyorlar. İpotek altına almak bu demektir. Müflis tüccar gibi davranıyorlar. Şunun elinden tuttuk ayağı kaldırdık diyen birileri var mı? Hayvancılıktaki açık aldı başını gidiyor. Türkiye’de İthalat ihracatı arasındaki fark tavan yaptı.” ÇİFTLİK BİLE BÖYLE YÖNETİLMEZ ABD, İngiltere ve Fransa tarafından Suriye’ye yapılan saldırıya tepki gösteren Karamollaoğlu, “Bu ne biçim stratejik müttefikliktir. Müslüman komşusunu bombaladığı için alkışlıyor. En azından sesini çıkarmasan ‘millet bir şey var’ desin. Hem mübarek bir günde yapılıyor. Kimyasal silah varmış. Hepsi yalan. Birleşmiş Milletler’in (BM) sözüne itibar etmem ama BM batıya karşı bir çözüm yolu arıyor. Diyor ki, ‘burada kimyasal silah yok’ Bunlar ise birine saldırmak için bahane arıyorlar. Siz peki bu bahanelere nasıl destek veriyorsunuz. Hiçbir politikaları tutarlı değil. Böyle bir devlet yönetilmez. Çiftlik bile böyle yönetilmez. Bir kişi karar verecek. Müzakere edilmeyecek verilen sözler kenara atılacak. Arkasında siz tek başına karar vereceksiniz buna da ‘demokrasi’ diyecekler” dedi. 15 YILDIR İKTİDARDALAR, KAÇ TANE UÇAĞIMIZ UÇTU “Ülkenin bu kadar korkunç bir hale gelmesi tesadüfen olmadı” diyen Karamollaoğlu, eleştirilerde bulunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunların gösterdikleri gayret neticesinde ülke felaket hale geldi. Bunların da Türkiye’yi getirdikleri nokta becerisizlikle değil yanlış yoldaki istikrarları bu hale getirdi. Hiçbir laf dinlemeden ‘rantı düşünüyorum’ diyorum. Parayı sadece toprağa gömüyorlar. Onun için sanayi yatırımlarına giremiyor. Milletin şaşırtacak adımlar atılıyor. 2023’te bir takım adımlar olacak. ‘Uçaklarımız uçacak, tanklarımız yürüyecek’ diyorlar. 15 yıldır iktidardasın bugüne kadar kaç tane uçağımız uçtu. Helikopterin üzerine Türk malı yazmakla olmaz. Milleti kandırmak için atılan adımlar.” 500 BİN İMZA İLE ADAY
Genel Başkanımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Mesajı | 22 Nisan 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu yayınladığı mesajla milletimizin, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladı. Geleceği bugünün çocuklarının inşa edeceğini vurgulayan Karamollaoğlu, “Çocuklarından emin olan geleceğinden emin olur. Bize düşen görev çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlayacak teknik, ekonomik, sosyal ve siyasal ortamı oluşturmaktır. Çocuklarımıza aydınlık ve müreffeh bir Türkiye bırakabilmek hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi. 23 Nisan’ın en önemli anlamlarından birinin de, ‘Milli İrade’ olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu mesajında şu ifadelere yer verdi; “23 Nisan 1920’de büyük fedakarlıklarla kurulan ve milli mücadelenin öncüsü olan TBMM, millet iradesinin yegane tecelligahıdır. Güçlü bir Türkiye’nin en önemli güvencesi Güçlü Bir Meclis’tir. Güçlü bir Meclis’in en önemli şartı ise, kuvvetler ayrımı ilkesinin tesisi ve temsilde adaletin sağlanmasıdır. Toplumun bütün kesimlerinin temsil edildiği, görüş ve tekliflerini ifade etme imkânı bulduğu bir Meclis, millet nezdinde çok daha demokratik ve saygın hale gelecektir. Temennimiz, 24 Haziran seçimlerinin saygın bir Meclis ve müreffeh bir Türkiye için yeni bir başlangıç olmasıdır. Bu duygularla aziz milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, bu vesile ile şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum” dedi.
Konya İl Kadın Kollarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Basın Açıklaması | 21 Nisan 2018
Saadet Partisi Konya Kadın Kolları 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle bir etkinlik düzenledi. Çok sayıda çocuğun katılımı ile düzenlenen etkinlik sonrası bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasının öncesinde çocukların katılımları ile ilgili yarışmalar gerçekleştirildi ve bu yarışmalarda dereceye giren çocuklara Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Fazilet Bütüner tarafından madalya takdim edildi. Etkinlikte günün anlam ve önemine binaen bir açıklama yapan Fazilet Bütüner, “Bu gün, yarınımız, geleceğimiz, istikbalimiz, gözümüzün nuru çocuklarımız için bir aradayız. Mutluyuz, umutluyuz. İçimizde çocukluktan kalma bir sevinç var. Bir müjde, bir bahar, bin umuttur onlar. Çocuklar bir milletin geleceğidir. Paha biçilmez değeridir. Onlara yapılan her türlü yatırım, aslında milletin kendine yaptığı yatırımdır. Ancak, bu gün çocuklar, tüm dünyada, her türlü sömürü ve istismarın ana hedefi haline gelmiş durumdadır. Yanlış politikaların en ağır bedelini onlar ödemektedir maalesef. Yaşanılan hadiseler, savaşlar gösteriyor ki, hak ve adalete dayalı, yeni bir dünya hedefi; çocuk ve yetişkin, herkes için bir zaruret halini almıştır. Buna göre; her çocuk, insan onuruna yakışır bir yaşam ve temel haklara sahiptir” dedi. 200 BİN ÇOCUK SOKAKLARDA YAŞIYOR Bütüner, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün ülkemiz nüfusunun yüzde 28’ini, 23 milyon çocuğumuz oluşturmaktadır. Çocuklarımızın en temel hakkı; sağlıklı ve mutlu ailedir. Ancak 200 bin çocuğumuz çeşitli sebeplerle, sıcak yuvaları yerine sokaklarda yaşamaktadır. Fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal alanda gelişim, çocukların hakkıdır. Asgari ücretin açlık sınırında olduğu ülkemizde, aileler, yeterli ve dengeli beslenememekte, çocuklar, temel gıda maddelerini alamamakta, gelişimlerini tamamlayamamaktadır. Çocuklarımız, ailesinin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar karşısında eğitimine ara vererek çalışma hayatına sürüklenmektedir. Bugün 2 milyon çocuğumuz okulda olması gerekirken, minicik ellerinden emeği sömürülmektedir. Bu rakama sokak çocukları ve mevsimlik işçi olarak çalışan çocuklar dâhil değildir. Yani her 10 çocuktan 1’i çalışmak zorundadır. Çocuklarımız için en önemli ihtiyaç, iyi bir eğitimdir. Gündelik kararlarla şekillenen, mili olmaktan çoktan uzaklaşmış, adeta yap-boz oyununa dönüşmüş olan eğitim sistemimiz; çocuklarımıza ve ailelerimize güven vermemektedir. Yanı sıra, yetersiz okul ve öğretmen sayısı; kalabalık sınıflar meydana getirmiş, eğitim kalitesi düşmüştür. Taşımalı eğitim sistemi, 2018 Türkiye’si için kabul edilemez.” FATİH PROJESİ HÜSRAN İLE SONUÇLANDI Eğitim sisteminin sayılara hapsolduğunu, çocukların daha çabuk soru çözdüğünü fakat karakterini ve vicdanını oluşturacak temel değerlerden yoksun bırakıldığını ifade eden Bütüner, konuşmasına şöyle devam etti: “Eğitimde Büyük Proje diye ifade edilen Fatih Projesi maalesef hüsran ile sonuçlanmıştır. İnternet kullanımının kontrollü verilmesi ve bağımlılık hususunda Öğretmenler ve uzmanlar sürekli uyarılar yaparken, hangi akla hizmet ile çocuklarımız internet – tablet – oyun üçgenine zincirlenmiştir? Çocuklarımızın en büyük problemlerinden biri, sosyalleşememeleridir. Çok az kelime ile konuşmaları, hayal güçlerini kullanamamalarıdır. Bunun sebebi, süresiz televizyon ve internete mahkûm bırakılmalarıdır. En kıymetli varlığımızla nitelikli zaman geçirmek yerine, işin kolaycılığına kaçarak, kendisini ve çocuğunu televizyona kilitleyen anne-baba olarak bizler suçluyuz. Araştırma ve proje ödevlerini kopyala –yapıştır yoluyla alan öğretmenler suçludur. Yavrularımızın hayatlarına mal olan oyunlar üzerinde kontrol mekanizması kuramayan devlet suçludur. Bilinmelidir ki, çocuklarımızın, televizyona değil, arkadaşa, bilgisayar oyunlarına değil, oyuncaklara, beraber oyun oynamaya, birlikte vakit geçirmeye ihtiyaçları var. AB UYUM YASALARI NESLİ BOZUYOR “Her çocuk düşüncelerini ifade etme hakkına sahiptir” diyen Bütüner, şöyle konuştu: “Ancak, ahlak ve değerleri bir tarafa bırakan eğitim sisteminde, okullarımızda ‘akran zorbalığı’ ve ‘istismar’ her geçen gün artmaktadır. Çocuklar bizim her şeyimiz. Onları kötü alışkanlıklardan, bağımlılık oluşturan madde ve ortamlardan korunmak devletin en önemli vazifesidir. Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde bireysel özgürlük olarak nitelendirilen her türlü nesli bozan alışkanlık, davranış ve yönlendirmeler ve yayınlar acilen durdurulmalıdır. İlgili kanunlar, bu milletin inancına, tarihine, medeniyetinin esaslarına uygun hale getirilmelidir. Her çocuk, mutlu sağlıklı bir aileyi, Yeterli ve dengeli beslenmeyi, Sağlıklı bir gelişimi Kendini ifade edebilecek huzurlu arkadaş ve aile ortamını, Maddi ve manevi donanımını temin eden, iyi bir eğitimi hak etmektedir. Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki, Huzur ve barış dolu Türkiye hedefi; önce ahlak ve maneviyat diyerek, hak ve adalet bilincinin verildiği, İnsana, doğaya, hayata ve eşyaya hürmetin önemsendiği, Özgür ve özgün düşüncenin kıymetli olduğu, Yüksek standartlarda, teknik donanımlı eğitimi alan çocuklarımızla gerçekleşecektir. Onlar, en güzelini hak ediyorlar.”
Genel Başkanımızın GİK Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 21 Nisan 2018
Saadet Partisi ‘Baskın Seçim’ kararı üzerine Genel İdare Kurulu üyelerini olağanüstü topladı. Balgat Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen Saadet Partisi GİK Toplantısı’nda Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, Partisinin ittifak ve Cumhurbaşkanı adayına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Saadet Partisi’nin seçim sürecindeki yol takvimi ile ilgili bilgiler veren Karamollaoğlu, erken seçimden ziyade baskın bir seçimle karşı karşıya olduklarının altını çizdi. SEÇİMİN BELİRLEYİCİSİ SAADET PARTİSİ OLACAK Seçimlerin belirleyicisinin Saadet Partisi olacağına inandığını söyleyen Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bu konuda bizim hiçbir tereddüdümüz yok. Kamuoyunda böyle bir hava meydana geldi. Ülkemiz çok badireli bir dönemden geçiyor. Ne yazık ki iktidarda bulunanlar bu korkunç gidişe bir çare bulma imkanına sahip değiller. Biz bu arkadaşlarımızın icraatlarını yaklaşık 16 yıldır takip ediyoruz. Ne yazık ki hiçbir sahada ülkemizi içerisinde bulunduğu sıkıntılardan kurtaracak bir adım atmadılar. Sık sık soruluyor ‘Efendim hiç mi iyi bir şey yapmadılar?’ diye. Doğrudur bazı güzel adımlar da attılar ama Türkiye sadece bir iki konunun halledilmesiyle düzeltilecek bir ülke değil. Dış politikada istikrarları hiç yok bu arkadaşların. Bugün birisini dost, stratejik müttefik görüyorlar yarın da en büyük hasım olarak karşılarına alabiliyorlar. Hala bir istikrara kavuşturamadılar dış politikayı.” İKTİDAR KAZARA DEVAM EDERSE DAHA BÜYÜK SIKINTILAR BİZİ BEKLİYOR İktidarın ekonomide duvara tosladığına dikkat çeken Karamollaoğlu, “Şuanda en büyük problemleri ekonomi; Ülkemiz yanıyor, para bulamıyorlar. Problemlere çözüm üretemiyorlar. Bugüne kadar güttükleri mantığı değiştirmedikleri müddetçe de bir çözüm bulma imkanları gözükmüyor. Aslında ciddi olarak düşünerek bir tespitte bulunursak; Bugünkü baskın seçimin temel sebebi ekonominin duvara toslamış olması ve denizin bitmesidir. Herkes bilmeli ki özellikle bütün vatandaşlarımıza seçmenimize sesleniyorum; Eğer bu iktidar kazara devam edecek olursa emin olun önümüzdeki aylardan itibaren tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük sıkıntıların içerisine girersiniz. Bütün imkanları tükettiler borç bile bulamıyor. Ama iktidarda da kalmakta ısrarlılar. Ranta dayalı politikalarını da değiştirmiyorlar” dedi. BU ARKADAŞLAR TARİHE GEÇECEK! “Hukuk rafa kaldırıldı” diyen Karamollaoğlu, “Bazı aklı evvel çıkıp anlatıyor; Efendim olağanüstü hal seçime engel değilmiş. Bir kişinin hem yargıç hem hakim hem de üst mahkeme olduğu bir yerde siz adaletten bahsedeceksiniz sizi tenkit edenleri de hafife almaya kalkacaksınız. Herhalde tarih sahifesine geçecek bu arkadaşların tavırları. Bu kadar umursamazlar bu kadar duyarsızlar. Bunun üstesinden gelebilirler mi? Yok hoşlarına gidiyor. Seçimden sonra tek bir kişinin yönetimine Türkiye tabi olacağı için onu da kendileri alırlarsa biraz önce de ifade ettiğim gibi; Hem yargıç, hem hakim hem de üst mahkeme olacaklar. Böylece Türkiye’ye huzur getirecekler!” diye konuştu. KÖRÜ KÖRÜNE BİR BAĞLILIK VAR İKTİDARA UYANDIRMAK LAZIM Çok kritik bir seçime gidildiğini hatırlatan Karamollaoğlu, “Vatandaşlarımızı uyandırmak lazım. Bazı kesimlerde üzülerek söylüyorum; Körü körüne bir hastalık var. Bir bağlılık var iktidara. Bunlar bir gün muhakkak uyanacaktır. Tek temennimiz bugün ki yaşadığımız sıkıntılardan daha fazlası gelmeden uyanmalarıdır. Zaten ekonomide tahmin ettiğimiz sıkıntı gelirse bundan payına düşmeyen kalmayacak. 3-4 tuzu kuru insanın ve grubun dışında. Biz bundan dolayı çalışmalarımızı hızlandırmak zorundayız. Süratle bütün çalışmalarımızı tamamlamalıyız. Biz 5-6 ay önce teşkilatlarımızı harekete geçmesi için çalışmalarımızı başlatmıştık. Şimdi biraz daha konsantre haline geleceğiz. Zamanları biraz daha daraltacağız. Karar alma süreçlerini hızlandıracağız. Ve ondan sonra seçime gidereceğiz” diye konuştu. MORALİ EN YÜKSEK BİR TEŞKİLATA SAHİBİZ Polemik yapmadan siyaset yapan tek partinin Saadet Partisi olduğuna vurgu yapan Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Biz kimsenin şahsiyeti ile ilgilenmiyoruz. Biz ülkemizin geleceği ile ilgileniyoruz. Problemler üzerinde durmak bir numaralı vazifemiz oldu hep. Bu problemleri de bizim kadrolarımız çözebilir ancak. Şimdi hızlı bir şekilde aday tespitine gideceğiz. İllerden sorumlu arkadaşlarımız, illerinde milletvekili aday adaylarımız için süratli bir çalışmanın içine girecekler. İnşallah cumhurbaşkanlığı adayı konusunda da çok net ifade etmiştik; ‘mutlaka bir aday belirleyeceğiz. Önümüzdeki yılarda Türkiye’yi yönetecek. Türkiye siyasetini belirleyecek bir aday olacaktır. İnanıyoruz ki seçimi de kazanacağız. Seçime giderken moral için söylenen sözler gibi olabilir. Ancak son 1,5 yıldır çalışmalarımız hamdolsun ciddi mesafeler kat ettiğimizi gösteriyor. Bundan dolayı da şu anda morali en yüksek teşkilat Saadet Partisi Teşkilatlarıdır. Bunu görmekten de memnuniyet duyuyoruz.” AK PARTİ ARTIK TÜKENDİ İktidarda bulunan Ak Parti’nin bugün artık tükendiğini kaydeden Karamollaoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Sadece iktidar da bulunmalarından dolayı, aynı zamanda Cumhurbaşkanın parti başkanlığı üstlenmesinden dolayı kendilerine gaz verilmeye çalışılıyor. Ama artık bunlar tükendi. Tükenen bir yerde siz gaz vermeye çalışsanız da orada enerji alamazsınız. Kendileri ifade ettiler; ‘metal yorgunluğu var’ dediler. Sadece metal yorgunluğu teşkilatlarında zannettiler ancak şimdi gördüler ki sadece teşkilatlarda değil, Ak Parti’de de bir tükenmişlik var. Bundan dolayı ısrarla kendi bekalarını ülkenin bekası gibi göstermeye çalışıyorlar. Ama bu da inandırıcılığını yitirdi artık. Milletimiz iş istiyor. Milletimiz adalet istiyor. Milletimiz emniyet istiyor. Milletimiz özellikle dış politikadan atılan adımlardan rahatsız. Çocuklarının iyi eğitim görmesini istiyor. İç göçün durmasını istiyor. Hangi alana el atarsanız milletimizin talepleri bellidir. Saadet Partisi iktidara geldiğinde bu talepleri yerine getirecektir.”
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 18 Nisan 2018
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 18 Nisan 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin Balgat’taki genel merkezinde gerçekleşen toplantıya Karamollaoğlu önceki gün Şırnak’ta şehit düşen Mehmetçiğimize rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı. ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’yi Miraç kandili gecesi bombalamasını hatırlatan Karamollaoğlu, Irak’ı kimyasal silah bahanesiyle işgal edenlerin şimdi de aynı uydurma tiyatronun Suriye’de uygulandığına dikkat çekti. Suriye’de 600 bin insanı katledenle Guta’da olayları meydana getirenlerin aynı olduğuna vurgu yapan Karamollaoğlu, “Hiroşima’da insanların üzerine ilk kez atom bombası atanların, Irak’ı kimyasal silah yalanıyla işgal edip 1.5 milyon insanın ölümüne neden olanların, Irak’ın işgali sırasında ilk kez uranyum bombası kullananların, daha birkaç ay önce Afganistan’da bugüne kadar kullanılmamış olan dünyanın en tahripkar bombalarından birini kullanarak, Müslümanları katledenlerden biz doğruya, hakikate, faydalıya hizmet etmelerini bekleyemeyiz. Suriye’de 600 bin insan katledildi. Bunu gerçekleştiren güçler, şimdi Guta’daki olayları meydana getiriyorlar. Ve güya Guta’da kimyasal silah kullandığına dair timsah gözyaşı döküyorlar” dedi. BUNLARIN MUHATABINA ALLAH AKIL FİKİR VERSİN Saldırıyı gerçekleştirenlerin amacının barışı ve istikrarı sağlamak değil önlemek olduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu, “Özellikle Astana Süreci ile ortaya çıkan barış umutlarını sabote etmektir. Türkiye, İran ve Rusya arasında yürütülen ve kısmen de olsa sonuç alınan müzakerelerin sabote edilmesidir. Nitekim bu saldırının Putin, Ruhani ve Sayın Erdoğan arasında gerçekleşen 3’lü zirvenin hemen ardından gelmesi manidardır. Hukuk’ta bir kural vardır; En kuvvetli şahadet hasmın şahadetidir diye. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ‘Biz bu operasyon ile Türkleri ve Rusları ayırmayı başardık. Türkler, kimyasal saldırıyı kınadılar ve ardından operasyonu desteklediklerini söylediler.’ ifadesi bunun en açık ispatıdır. Allah bu ifadeleri kullananlara değil de ama bu ifadelere muhatap olanlara akıl fikir versin. Bizim insanımız bizim devlet yöneticilerimiz bunu kullanıyor. Kalbinde demek ki en ufacık bir sızı hissetmiyor orada katledilen Müslümanlar adına. Irak’ı işgal edenlerden Suriye’nin kurtuluşu için gayret göstermelerini beklemek ancak bir akıl tutulması olabilir. Mesele, ne Afrin, ne Duma, ne Menbiç, ne İdlip ne de Halep’tir! Asıl mesele Ortadoğu’da Büyük İsrail devletin kuruluşunun önündeki engellerin ortadan kaldırmaktır. Ama en acısı; bir Müslüman ülkenin üzerine bombalar yağarken bir başka Müslüman ülkenin bunu memnuniyetle karşılamasıdır. Biz Türkiye’den ABD şakşakçılığı değil, İslam dünyasına umut olacak şahsiyetli bir duruş bekliyoruz” diye konuştu. KARAMOLLAOĞLU’NDAN SURİYE İLE İLGİLİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: “Bir şeyi tenkit ederken onun karşısında da mutlaka düşüncelerimizi önerilerimizi de gündeme getiririz” diyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “ 1- Astana süreci kararlı bir şekilde sürdürülmelidir. 2-Bölgesel ittifaklar daha da genişletilerek güçlendirmelidir. 3-Her türlü provakasyona rağmen bölgedeki meşru yönetimlerle temasa geçilmeli, sağlıklı bir müzakere ortamının oluşması sağlanmalıdır. 4-Azami beklentilerin değil asgari müştereklerin ortaya konacağı bir diyalog zemini oluşturulmalıdır. Asgari müştereğimiz akan kanın bir an evvel durdurulmasıdır. 5-Vakit geçirilmeden, geniş katılımlı bölgesel bir barış konferansı düzenlenmelidir. Tekrar hatırlatıyoruz Diyarbakır bunun için en uygun adres ve en güçlü mesaj olacaktır. 6-Ekonomik, teknolojik, siyasi ve askeri alanlarda bölgesel ortak paydalar oluşturulmalı ve birlikteliği kalıcı hale getirmek için güçlü müesseseler kurulmalıdır. 7-Coğrafyamızın tarihi, sosyal ve siyasal gerçeklerine uygun uzun vadeli stratejiler belirlenmelidir. Bunlar yapılmadığı sürece; rahmet yağmasını beklediğimiz nice gecelerde üzerimize bomba yağmaya devam edecektir.” ADALET ÇÖKERSE DEVLET ÇÖKER Kısa bir zaman önce sonuçlanan 28 Şubat davası ile ilgili de önemli tespitlerde bulunan Karamollaoğlu, “ Biz hakim ya da savcı değiliz. Ama bildiğimiz bir şey var: Paşaya ayrı vatandaşa ayrı hukuk olmaz. Kanunların arkasından dolaşılarak adalet tesis edilemez. Bugün 28 Şubat mağduru olup hala hapiste olan 400’den fazla insan var. Bunların içinde kanser hastası olanlar, yaşı 80’ni geçenler var. Eğer siz bir kesime adaleti işletip bir kesime işletmezseniz orada adalet terazisi çökmüş demektir. Adalet çökerse herkes bilsin ki devlet çöker” dedi. AK PARTİ 28 ŞUBAT’IN BİR MAHSULÜDÜR “Biz kinci değiliz, biz intikamcı da değiliz” diyerek konuşmasına devam eden Karamollaoğlu, “Paşalara müebbet verildi diye sevinecek, ya da serbest bırakıldılar diye üzülecek değiliz. Ama 28 Şubat’la hesaplaşmak, ince hesaplar yapıp, hukukun arkasından dolaşmakla değil 28 Şubat’ın sonuçlarını ortadan kaldırmakla olur. O yüzden darbecilerle hesaplaşıyoruz diyerek kimse kimseyi kandırmamalıdır. Bugünkü hükümet hakikaten 28 Şubat’la hesaplaşmak istiyorsa 28 Şubat’ın temel gerekçelerini ortadan kaldıracak adımları atmalıdır. 28 Şubat’ın bugüne kadar bildiğimiz kadarıyla iki gerekçesi vardı. Birisi D-8’lerin kurulmasıyla İslam alemi olarak bütün dünyaya sanki bir baş kaldırılmıştı.2’incisi denk bütçe yapılmış ve Türkiye borçlanma politikalarını terk ederek hortumcuların hortumları kesilmiş milletin hakkı millete verilmişti. Kimsenin aklının almadığı müthiş zamanlar bunun işaretiydi sadece. Eğer Erbakan Hoca bu adımları atmamış olsaydı, eğer Amerika’nın Irak’a yapacağı müdahaleye destek vermiş olsaydı, çekiç gücü statüsünü değiştirerek oraların bombalanmasına engel olmamış olsaydı emin olun ne 28 Şubat’ı yaşadık ne de Erbakan Hoca siyasetten uzaklaştırılırdı. Kimse kusura bakmasın bugünkü iktidar Ak Parti 28 Şubat’ın bir mahsulüdür. Ve bu sebeple de 28 Şubat’la bir mücadeleye giremez. Göze alamaz” diye konuştu. OHAL TÜRKİYE İÇİN DEĞİL AK PARTİ İÇİN UZATILIYOR 15 Temmuz bahane edilerek Türkiye’nin bugün OHAL ile yönetildiğinin altını çizen Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bu kadar zamandır 15 Temmuz’u deşifre edemeyenler, esas müssebbilerini bulamayanlar hala olağanüstü hal ile ülkeyi yönetmeye gidiyorlarsa bu Türkiye’nin problemlerini çözemeyeceklerinin ifadesidir. Bugün OHAL 7’nci kez uzatılacak. Seçime bile belki olağanüstü hal ile gideceğiz. Olağanüstü hal demek, keyfi idare demektir. Hukuku rafa kaldıracaksın, mahkemeleri kapatacaksın, sadece senin söylediğin talimatlar doğrultusunda mahkemeler karar verebilecek. Senin verdiğinin dışına çıkarlarsa da o hakimleri de fetöcü diye görevden alacaksın. Bu ne peki? Bu keyfiliktir. Bu arkadaşlarımızın ulaşmaya çalıştıkları ‘biz Türkiye’yi yönetirken keyfimize keder olmasın kimse.’ Diye düşünüyorlar. Herkes şunu bilsin olağanüstü hal Türkiye’nin daha sağlıklı bir yapıya kavuşması için değil, Ak Parti’nin bekasını sağlamak için devam ettiriliyor. OHAL ile ne oldu peki; -Kanun gitti kararname geldi -seçilmişler gitti atanmışlar geldi. -Bakanlar gitti danışmanlar geldi. -ortak akıl gitti tek akıl geldi. -istişare gitti talimat geldi. -Meclis gitti Külliye geldi. -Adalet gitti mağduriyet geldi.” İSTİKLAL HARBİ SİZDEN KURTULMANIN ADI OLUR ANCAK Bahçeli’nin seçim çıkışını da değerlendiren Karamollaoğlu, “Ortaklık bozuldu mu yoksa yeni bir hüviviyet mi kazanacak? Onu bugünlerde göreceğiz. Sayın Bahçeli’nin tarih vererek erken seçim veya baskın seçim de denebilir herkesi şaşırttı. Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. Tabi oradaki gerekçeleri okuyunca dinleyince akıl tutulması var. Bugün sanki Türkiye işgal altındaymış gibi bunu İstiklal Harbi’ne benzetiyor. Ya mübarekler 15 yıldır Türkiye’yi siz yönetiyorsunuz. Eğer bugün İstiklal Harbi diye bir mefhum gündeme getirilirse bu sizden kurtulmanın mücadelesinin adı olur. 15 yıldır Türkiye’yi bu hale getireceksiniz şimdi Kurtuluş Savaşı’nı, Çanakkale’yi İstiklal Harbi’ni,