Türkiye’nin kilitlendiği erken seçim çağrısına Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, cevap verdi. MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin grup toplantısında erken seçim çağrısı yaparak, “26 Ağustos 2018 Pazar günü yani Malazgirt Zaferi ile Büyük Taarruzumuzun yıl dönümlerinde Türk milleti yeni bir zafer ruhuyla sandığa gidip hem cumhurbaşkanın hem de milletvekili genel seçiminde Türk ve Türkiye düşmanlarına gereken dersi vermesi en makul, en akılcı, en demokratik yoldur” demesi üzerine Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, dün akşamüzeri partisinin kararının net bir şekilde açıkladı. BU ŞARTLARDA İLERİYE GİTMESİ MÜMKÜN DEĞİL Karamollaoğlu, Bahçeli’nin erken seçim ilgili yaptığı açıklamayı uygun bulduklarını söyleyerek, “Türkiye’nin hakikaten bugünkü şartlarda daha ileriye gitmesi mümkün değil. Yani iktidar partisi içinde yaşadığımız problemlere bir çözüm bulamıyor. Ne iktisadi yönden ne dış politikada. Bir şaşkınlık içerisinde bundan dolayı bir erken seçim kararı isabetli olur kanaatindeyiz. Biz zaten bu çalışmalara hazırız. Bu çalışmalar şuanda bir bakıma yürüyor. Ama esas kararı nihayetinde iktidar partisi verecek. Bugün grup toplantısında pek bir ses çıkmamış oradan bekleyip göreceğiz” dedi. 26 AĞUSTOS DEDİ DİYE OLACAK DEĞİL Bahçeli’nin verdiği tarihin Kurban Bayramı tatiline denk gelmesini de değerlendiren Karamollaoğlu, “Bu tarih tabiî ki çok uygun bir tarih değil. İlla ‘26 ağustos’ dedi diye 26 ağustos olması gerekmez. Eylül içerisinde Ekim’in içerisinde herhangi bir gün olabilir bizim için. Onlar herhalde kendi aralarında anlaşırlar. Biz de ona göre hazırlıklarımızı zaten yapıyoruz biraz hızlandıracağız o kadar” diye konuştu. SEÇİM KARARI ALINMADAN İTTİFAKI KONUŞMAK DOĞRU DEĞİL İttifak ile ilgili de gazetecilerin sorularını cevaplandıran Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Biz ittifak görüşmelerine falan başlamadık onu söyleyelim. İttifak ancak seçim sathı mahalline girdikten seçim kararı alındıktan sonra bizim yapacağımız temaslarla ortaya çıkar. Şuanda bu kesinleşmedi. Ama ben zaten önümüzdeki haftalar içerisinde hem Kılıçdaroğlu’nu kongreden sonra yeniden seçildi bir rahatsızlık geçirdi telefonla ‘geçmiş olsun’ demiştim ama bir gitmemiz gerekir aynı zamanda sayın Akşener’de son kongresini yaptı. Ondan dolayı da bir tebrik için gideceğim. Bu konularda belki o zaman gündeme gelebilir ama biz şuanda ülkenin problemleriyle ilgilenmeyi daha uygun ve doğru buluyoruz.” ACİL BİR ÇIKIŞA İHTİYAÇ VAR Milletin gelişmelerden rahatsız olduğunun altını çizen Karamollaoğlu, “Özellikle ekonomik yönden çok ciddi problemlerimiz var. Tabi dış politikada da hükümet istikrarlı bir çizgi ortaya koyamadı son zamanlarda. Bir Amerika’ya karşı tavır belirliyor; Nasıl olur da siz terör estiren grupları desteklersiniz diye. Ondan sonra gidip o grupların Suriye’yi vurmasını adeta alkışlıyor. Bu kadar şaşkınlık olmaz ki. Nihayetinde İslam alemine yapılan bir saldırı. İster problemli olduğumuz bir ülkeyle olsun ister başka sebeple olsun bizim böyle bir çıkışı tasvip etmemiz kesinlikle mümkün olmaz. Onun için Türkiye’nin bir çıkışa ve değişikliğe ihtiyacı var. Biz de bir an önce o değişikliğin olması için acele etmekte fayda var diye düşünüyoruz” dedi.
Genel Başkanımızın ABD’nin Suriye’ye Yönelik Hava Saldırısı İle İlgili Açıklaması
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Amerika’nın bu sabaha karşı Suriye’de gerçekleştirdiği, saldırıyı telin etti. Karamollaoğlu ‘’İslam dünyası için en kutsal sayılan gecelerden Miraç Kandili’nde yapılan bu saldırı sadece Suriye’yi değil, bütün Müslümanları hedef almıştır.” Dedi. Amerika’nın İslam dünyası için mukaddes günleri hedef alan saldırılarının ilk olmadığını hatırlatan Karamollaoğlu ‘’Şüphesiz ki bu durum İslam dünyasına duyulan kin ve nefretin göstergesi olduğu kadar, asıl hedefin sadece Suriye değil Afganistan’dan Yemen ‘e kadar bütün Müslümanlar olduğunun göstergesidir.” Değerlendirmesinde bulundu. YALANLAR ÜZERİNE KURULU BİR SENARYO İslam dünyasının yalanlar üzerine kurulu bir işgal süreciyle karşı karşıya bulunduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, “Irak’ı kimyasal silah yalanı ile işgal edenler, şimdi aynı yalan ve aynı senaryoyu Suriye’de gerçekleştirmek istiyorlar. Elde hiçbir somut delil olmadan, Duma’da kimyasal silah kullanıldığı iddiası ile yapılan bu bombalama bunu bir kez daha teyit etmiştir” değerlendirmesinde bulundu. İSRAİLİ MEMNUN EDEN BİR SALDIRI ‘’Sebebi ne olursa olsun bu tür emperyalist müdahaleler coğrafyamıza kan ve gözyaşı getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Şüphe yok ki coğrafyamızda yaşanan bu tür saldırıların tamamı, İsrail’in işine yaramakta ve Büyük İsrail hedefine hizmet etmektedir.’’ diyen Karamollaoğlu, saldırı karşısında dış işler bakanlığının yaptığı açıklamaya da tepki gösterdi. Karamollaoğlu: “Bu gerçekler ortadayken aziz milletimizi üzen bir gelişmede dış işleri bakanlığımızın yaptığı açıklama olmuştur; dış işlerimizin saldırıyı memnuniyetle karşıladığını ifade etmesi sadece aziz milletimizin değil bütün Müslümanların yüreğini sızlatmıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem başkanı olan Türkiye’ye yakışan küresel emperyalizme şirinlik yapmak değil, şahsiyetli bir duruş ortaya koymak olmalıdır.’ Dedi. HÜKÜMETTEN ŞAHSİYETLİ BİR DURUŞ İSTİYORUZ İslam dünyasının küresel bir kuşatma ile karşı karşıya bulunduğunu vurgulayan Temel Karamollaoğlu; “Bugün yaşadığımız küresel kuşatmaya ancak küresel bir direniş ve İslam ülkelerinin birliği ile karşılık verilebilir. Bu noktada en büyük görevde İİT dönem başkanı olarak Türkiye’ye düşmektedir. Biz hükümetten ABD şakşakçılığı değil, İslam Dünyasına öncülük edecek şahsiyetli bir duruş bekliyoruz. ‘’diye konuştu.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 11 Nisan 2018
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 11 Nisan 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Gündemin en sıcak konularını değerlendiren Karamollaoğlu, Doğu Guta, Afganistan’da katledilen hafız çocukları, ekonomi, adalet, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Eskişehir’de akademisyenleri katledilmesi, Furkan Vakfı ve ittifak ile ilgili çok önemli değerlendirmelerde bulundu. BİRBİRLERİ İLE YARIŞIYORLAR Partisinin genel merkez binasında basın toplantısı düzenleyen Karamollaoğlu, “Maalesef her basın toplantısına acı haberler başlıyoruz. İslam dünyası elim hadiselerle karşı karşıya kaldı. ABD destekli uçaklar hafızlık eğitim gören çocukları bombaladı. Bunun tesadüfen olma imkânı yok. 100’e yakın çocuk en mutlu gününde hayatını kaybetti. Bunun acısı dinmeden, Doğu Guta’da çoğunluğun kadın ve çocuk olmak üzere 78 kişi hayatını kaybetti. Bu menfur saldırıyı lanetliyorum. Yaralılara Allah’tan acil şifalar versin. Kim tarafından hangi gerekçe ile yapılarsa yapılsın. Bu saldırı bir insanlık suçudur. Bu saldırıyı kim yaptıysa yargılanacaktır. Bunlar tarih önünde muhakkak yargılanacaktır. Bu saldırıyı yapanlar ve gerçekleştirenler bugün süratle ortaya çıkarılmalıdır. BM Güvenlik Konseyinde görüşmeler trajedi komik bir hal aldı. Doğu Guta’daki saldırıların arkasını ortaya çıkarmak için ABD ile Rusya Güvenlik Konseyine önerge verdi. İki önerge de ret edildi. Birbirleri ile yarışır gibi. Birbirleri ile itibar yarışı yapıyorlar. Kimse bu saldırıların durması faillerin ortaya çıkması için bir çaba içinde değiller. Ortadoğu yaklaşık 20 senedir kaynıyor. Bu estirilen havanın sebebi kim ne derse desin hedef Büyük Ortadoğu Projesi adı altında Büyük İsrail’i kurmaktır. Bu kargaşadan yaralanan tek İsrail’dir. Bu araştırmalar yapılmasa İsrail hep kendini mağdur göstermektir” diye konuştu. BM ETKİSİZ BİRİ KURULUŞ Karamollaoğlu, Birleşmiş Milletlerin ciddi mesellerde etkili bir kuruluş olamadığının altını çizerek, konuşmasına, şöyle devam etti: “BM son zamanlarda güçlü ülkelerin menfaatlerini korumak için çalışıyor. Bazen ciddi raporlar yayınlanıyor. Filistin ile ilgili bir rapor yayınlandı. Raporda, İsrail’in terörist olduğu söylendi. O raporu ilan edenler işinden istifa etmek zorunda kaldı. Böyle şahsiyetsiz duruşlar dünyada barışı getiremez. Biz getiririz. Mağdur olan ülkeler bir araya gelince güçlü ülkelerin önünde tavır sergilerse durum değişir. Ama buna önerlik yapacak bir babayiğit lazım. Bunu biz yapabiliriz. İslam ülkeleri, mağdur ve sömürülen ülkeleri bir araya getirilmek bizim birinci görevimiz. Batı İslam’a karşı bir tavır sergiliyor. Bunun için buna yönelik bir yönetim gözükmüyor.” TÜM MESELELERE IŞIK TUTUYOR Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde bir akademisyenin 4 arkadaşını katletmesi ile ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, “Eskişehir’de ruh hastası bir akademisyen 4 arkadaşını katletti. Bu olayla ilicili onlarca soru işareti ortaya çıktı. Hemen ardından bu konunun gündeme getirilmesi engellendi. Sansürlendi! Üniversite saldırganın aklı dengesi bozuktu psikolojik sorunları vardı diyor; O zaman şu soruların cevaplanması gerekiyor. Ruh hali bozuk birine silah ruhsatı nasıl verildi? Nasıl elinden alınmadı? Bu ruh hali bilinmesine rağmen meslekte nasıl tutuldu? Ve buna kimler göz yumdu? Bu kişinin şikâyet ve iftiraları nedeniyle yüzlerce kişi hakkında işlem yapıldı. Bazıları ihraç edilmiş hatta bazıları uzun süre hapis yatmak durumunda kaldı. Akli dengesi bozuk birinin şikâyet ve ihbarlarına nasıl ve neden itibar edildi? Bu kişinin ihbar dilekçeleri dikkate alınırken, hakkındaki ruh bozukluğu ile ilgili uyarı ve şikayet dilekçeleri neden itibar edilmedi. Bu mesele Türkiye’nin fotoğrafı gibi. Biz bir meseleyi gündeme getiriyoruz ama Türkiye’deki diğer meselelere ışık tutmuş oluyoruz. Bu sorular cevap bulmadan doğru teşhiste bulunmak mümkün değildir” dedi. DEVLET DEĞİL AŞİRET BİLE YÖNETEMEZLER Eskişehir’de yaşanan olayın OHAL travması olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, FETÖ ile mücadelenin sosyal ve psikolojik yönü hep göz ardı edilmiştir. Hala da edilmektedir. Oluşturduğu bireysel ve toplumsal tahribat dikkate alınmıyor. Hapse düşen birinin hapse düşmüş birinin pişmanlık duygusunu ifade etmesine yani örgütün bir parçasına kabul haline getirdi. Bir insanın pişman olduktan sonra hakim derki, ‘sen kimlerle birlikteydin’ işte o zaman dananın kuyruğu kopar. Elbette bilinen bazı itirafçılar sorgulayan kişilere yönetiyordur. Eğer bu pişmanlık öç almaya dönüştüyse masum insanları da o listeye dahil ediyorlar. Bir yönetim bunu dikkate almaz mı? Bu nasıl mantıktır. Devlet kendi üzerine düşen görevi yerine getiremiyor. Başkasına iftira atacaklarını dikkate almıyorlar. Devlet değil, aşiret bile böyle yönetilmez. Bu yüzden binlerce kişi hapishanede, binlerce kişi mağdur, binlerce kişi işsiz durumunda yer alıyor. Delil yok ama işten alınması delil olarak kabul ediliyor. Bunlara ayrı bir madalya takmak lazım. Böyle hâkimlik olmaz. Adalet hâkimlerin dik durması ile olabilir. ‘Berlin’de hakimler var’ derler. Biz neden Ankara’da ve İstanbul’da hakimler var diyemiyoruz“ diye konuştu. MÜREKKEBİN AKMADIĞI YERDE KAN AKAR Karamollaoğlu, devletin yapması gerekeni vatandaştan beklerseniz bu sonuçlarının kaçınılmaz olacağını ifade ederek, “Bu süreç bir cadı avına dönüşmüş, bir korku imparatorluğu oluşmuştur. Bakanlar konuşamıyor, Dekanlar konuşamıyor, gazeteciler, milletvekilleri, bürokratlar konuşamıyor. Konuşanların da ne hale düştüğünü de görüyoruz. Aydınlar konuşamıyor, âlimler konuşamıyor, hocalar konuşamıyor. Çok net söylüyorum: Fikirlerin, düşüncelerin, insanların konuşamadığı yerde silahlar konuşur. Mürekkebin akmadığı yerde kan akar” ifadelerini kullandı. KİMSE FİKİRLERİNİ AÇIKLAMAKTAN MAHRUM BIRAKILAMAZ Adana’da Furkan Vakfı’na bağlı yurtların kapatılmasına değinen Karamollaoğlu, “Furkan Vakfına mensup öğrencileri evleri mühürlendi. Kız öğrenciler eşyaları ile birlikte sınav dönemi sokağa atıldı. Bu FETÖ ile mücadele de bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. Üzülerek ifade ediyorum. Ama bazıları buna kızıyor, kınıyor. Ancak biz 28 Şubat’ta bu yaşadığımızı ters bir yönden yeniden yaşıyoruz. 28 Şubat’ta yüksek yargı, üst düzey askerler, gazeteler, patronlar katıldı. Ancak o dönemde mahkemelerde doğru karar çıkıyordu. Baskı ve yanlış karar veren vardı. Bu kadar kendisine az savunma hakkı verilmeyen bir dönem yoktu. 1980 darbesinde idam ile yargılandık. Ancak savunmamız engellenmedi. 5,10,15 sene geçecek ancak insanlar yaşadıklarını konuşacak. İnsanlar zulmü anlatılacak. Furkan Vakfı’na hiçbir zaman irtibatımız olmadı. Milli Görüş prensiplerine bağlı olduğu kanısında değiliz. Bizden değiller. Solcu sağcı olsun. Fikir kulübün üyesi olsun. Kanunları çiğnemediği sürerce fikirlerini açıklamaktan mahrum bırakılamaz. Bu evler hangi gerekçeyle mühürlendi? Bu kız öğrenciler hangi suçlamayla sokakta bırakıldı? Furkan Vakfı eğer AK Parti’ye karşı bir tavır sergilemeseydi böyle bir tavır görür müydü? Bu gidişattan ciddi endişe duyuyoruz“ MANŞETLERLE GERÇEK GİZLENEMEZ “İnsanları susturarak medya kontrol altına almaya çalışıyorlar” diyen Karamollaoğlu, 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi’nin büyük bir başarıya imza attığını hatırlatarak, şunları kaydetti: “Seçimlerde Refah Partisi’ne karşı yoğun bir kampanya başlattılar. O dönemde Refah partisini iktidara gelmesini engelleyemediler. 1996 yılında Refah Partisi Türkiye’nin en büyük parti haline geldi. O dönem kampanyalar öyle bir noktaya geldiler ki, iktidar değişti. Ama o iktidarı indirenler şunu iyi bilsinler onlar şu an ki durumun sorumlusudur. O zaman o haksızlıklar yapılmasıydı. Bu durumlar yaşanmadı. Bu iktidarın geleceği olmaz. Bütün bu baskılara rağmen Saadet Partisi’nin yükselişini, vatandaşın gönlünde taht kurmasını AK Parti’nin hiçbir
İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı – Konya | 07 Nisan 2018
İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı – Konya | 07 Nisan 2018
Saadet Partisi İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı’nı Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın fitili ateşlediği Belde-i Muhayyere’de gerçekleştirdi. Bayır Diamond Hotel’de gerçekleştirilen toplantıya Türkiye’nin dört bir tarafındaki teşkilatlardan yoğun bir katılım olurken, programda aşk, heyecan ve coşku hakimdi. Genel Başkan Karamollaoğlu, gençlerin sloganları eşliğinde kürsüye çıkarken, konuşması ise sık sık slogan ve ezgilerle kesildi. Konuşmasına ülkenin çok badireli bir dönemden geçtiğini hatırlatarak başlayan Karamollaoğlu, dünyanın her tarafında tutarsızlıkların olduğuna vurgu yaptı. YEK VÜCUT OLMAMIZ GEREKİRKEN KUTUPLAŞIYORUZ Dünya üzerinde esas oyunun bölgemizde ve ülkemizde oynandığına dikkat çeken Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Böyle bir durumda her şeye karşı birlik ve yek vücut olmamız gerekirken ne yazık ki iktidardaki arkadaşlarımız kutuplaştırma ve kamplaştırmak için adeta her şeyi yapıyorlar. Farklı fikirleri görüşleri zenginliklerimiz olarak görürsek çok farklı bir alana gireriz ancak başka türlü algılarsak bu bize çok şey kaybettirir.” UÇURUMA SÜRÜKLENİYORUZ Türkiye’de son zamanlarda çok farklı hadiselerin meydana geldiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Ne yazık ki bu yaşanan hadiseler artık tükendiğimizin göstergesidir. Aykırı seslere tahammülleri yok, mübarek uçuruma doğru gidiyorsun kendinle beraber bütün ülkeyi de uçuruma götürüyorsun.. Ülkeler hakikaten layık olduğu şeklinde yönetilirler. Biz neyi istiyorsak o olur. Onun için düşünerek karar vermek zorundayız. Hatayı kabul etmiyorlar. Sadece Allah beni affetsin hata yapmışız diyerek sonra başkalarına da o hakkı vermezsen bu hatayı kabul etmek değildir. Buna tekkabür denir” dedi. İSLAMİ KESİME SESLENİYORUMU; ALLAH RIZASI İÇİN KENDİNİZE GELİN Artık bıçağın kemiğe dayandığına vurgu yapan Karamollaoğlu, “Ya yok olacağız ya da ihtilafları bir kenara bırakıp birlik olacağız. Bütün insanlık bizi bekliyor. Bunun için de yanlışlarımızın farkına varmamız gerekir ve birbirimizi uyarmamız gerekir. Ne yazık ki bugünkü iktidar, onun elindeki medya ve şakşakçıları yangına körükle gidiyor. Allah rızası için İslami kesime sesleniyorum; kendinize gelin… İlim adamının ilim erbabının mesuliyeti herkesten daha fazladır. Bilenle bilmeyen hiçbir olur mu? Bilenler bilerek yanlış yaparsa bunun hesabını verir. Bunun bir de öbür tarafı var. Allah rızası için yanlışa destek vermeyin. İlim erbabına sesleniyorum; siz soyguna nasıl cevaz verirsiniz israfa nasıl göz yumarsınız. Adalet zalim ultanın karşısında tereddüt etmeden terennüm edebilmektir. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Özellikle iktidar mensuplarına, belli makamları işgal edenlere sesleniyorum; gelin şu memleketi el birliğiyle düzeltelim” diye konuştu. EN BÜYÜK İHRACATI SÖYLERKEN EN BÜYÜK AÇIĞI SAKLIYORLAR “Ekonominin neresine bakarsanız sorun görürsünüz” diyen Karamollaoğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Özellikle cumhuriyet döneminin en büyük ihracatını yaptığını söylüyorlar ama cumhuriyet tarihinin en büyük dış borç açığını yaptıklarını söylemiyorlar. Sizler nasıl bir ekonomi yönetiyorsunuz ki hep insanlar buradan zarar görüyor! Siz faize dayalı bir sistem getirirseniz bu ülke kalkınmaz. Hangi sahaya dönsek keşmekeş!” BİZİ KÜÇÜMSEYENLERİN DİZLERİ TİR TİR TİTRİYOR! Ülkede baştaki ne diyorsa herkesin de onu tekrarladığını vurgulayan Karamollaoğlu, “Papağanlar ülkesi haline geldik, bir kişi ne derse herkes onu tekrar ediyor. Önümüzdeki seçimlerde en büyük başarıyı Saadet Partisi olarak biz yakalayacağız. Birileri bizi küçümseyebilir, öyle konuşabilir ancak bizi küçümsemeye kalkanların emin olun dizleri tir tir titriyor. Biz mesuliyetimizin farkındayız. Bunları bilerek yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu. YENİ BİR DÖNEME GİRİYORUZ “Türkiye’nin harcı emin olun Milli Görüş’tür” diyen Karamollaoğlu, Saadet’e olan teveccühü hatırlatarak şunları kaydetti: “Türk’ünü de Kürt’ünü de Sosyal Demokratını da ülkücüsünü de aynı kazanın içinde kaynatacak birbiriyle kaynaştıracak olan tek görüş Milli Görüş’tür. Bunun için biz fedakarlık yapmaya mecburuz, gayret etmeye mecburuz, kollarımızı herkese açmaya mecburuz. Onların da bu davaya katılmasıyla birlikte bu seçime kadar Türkiye’nin en güçlü ve hatta bir numaralı partisi olacağız Allah’ın izniyle. Geçmişte bunu inanarak söylüyordum ama elimde bir delil yoktu ama şimdi elhamdüllah cenabı Hak bunun delillerini de bahşetti. Şimdi sil baştan bizi biz yapan bizi büyük yapan, bizi dünyada en büyük ülke haline getirecek, yeni bir döneme giriyoruz. Onun için önümüzdeki seçimler cumhuriyet tarihinin belki de ikinci seçimi olacak. Allah’ın izniyle bu seçimden en başarılı parti olarak çıkacağız. Herkes söylüyor biz de söyleyelim korkunun ecele faydası yok.” AK PARTİLİ BELEDİYE BAŞKANI VE BERABERİNDEKİLER SAADET’E KATILDI Konuşmasının ardından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisine Adıyaman’dan iltihak edenlerin rozetlerini taktı. Saadet Partisi’ne Adıyaman’dan Ak Parti Kahta eski Belediye Başkanı Yusuf Turanlı, ilçe başkanı Sadık Turanlı, Fehmi Turanlı ve Mehmet Nuri Turanlı iltihak etti. TURANLI: BU KADRO VE HEYECAN HER TÜRLÜ BAŞARIYI GETİRECEK İltihak eden grup adına bir konuşma yapan Adıyaman Kahta eski Belediye Başkanı Yusuf Turanlı, “Adıyaman’ın sahabeler diyarından Konya’nın Mevlana diyarına selamlarımızı getirdik. Ne mutludur ki Saadet Partisi çatısı altında siyaset yapmayı cenabı Allah bize de nasip etti. Geçmişimiz Saadet, ortası Ak Parti, Saadet’le sonlanacak inşallah. Ben inanıyorum ki bu coşku ve bu heyecan olduktan sonra başarılmayacak hiçbir şey yoktur. Adıyaman’da Saadet Partisi büyük bir coşku ile tekrar iktidara taşıyacağına da inanıyorum. Bu kadro ve bu heyecan olduktan sonra ben her şeyin başarıyla sonuçlanacağına inanıyorum” dedi.
Mart 2018 | Ekonomi Raporu
2019 Yılı Mart ayında yapılacak Yerel Yönetimlerin seçimlerine yaklaşık 1 yıl kaldı. Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de, eğer seçimler erkene alınmaz ise, 19 aylık bir süre kaldı. İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 04 Nisan 2018
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 04 Nisan 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisini genel merkezinde düzenlediği haftalık olağan basın toplantısında ülke ve dünya gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Emniyet teşkilatının 173’üncü kuruluş yıldönümü kutlayarak basın toplantısına başlayan Karamollaoğlu, “Çok zor şartlar altında, büyük fedakârlıklarla bu görevi yerine getirmeye çalışan polislerimizi yürekten tebrik ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum. Bu vesileyle görevi başında şehit düşen polislerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.” dedi. ADALET VE EMNİYET GİBİ KURUMLAR SIKINTI İÇİNDE Adalet ve emniyet gibi bir ülkenin huzur ve güvenliğini önemli iki unsurunun bugün birçok sıkıntı ile boğuştuğuna değinen Karamollaoğlu, “2018 yılı başı itibariyle Adalet Bakanlığı’ndan ihraç edilen hâkim ve savcı sayısı 4 bin 118. Emniyetten ihraç edilen polis sayısı ise 23 bini geçti. Elbette suçlu olanlar varsa cezalarını çekmeli. Ancak FETÖ ile hiçbir alakası olmayan, haksız yere ihraç edildiğine inanan, binlerce polis var. Böylesine hassas kurumları sürekli tartışma konusu yapmak, sadece emniyet teşkilatının değil toplumun huzurunu bozar. “ diye konuştu. HER 10 GÜNDE 1 POLİS İNTİHARA TEŞEBBÜS EDİYOR Polislerin tüm sıkıntılı günlerde görevlerine fedakarlıkla yerine getirdiklerini ancak hak ettikleri maddi ve manevi imkanlardan yoksun olduklarına dikkat çeken Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Ek görevler sürelerinin bile dâhil edilmediği halde 240 saati aşan çalışma süreleri düzenlenmelidir. Gece-gündüz, bayram-seyran demeden çalışan polislerimizin 160 saati aşan her çalışması hak ve hukuk çerçevesinde ücretlendirilmeli, fazla mesai sorunu ortadan kaldırılmalıdır. Canlarını ortaya koyan polislerin emeklilik sonrası maaşlarının yarıya düşmesi ve katsayı başta olmak üzere özlük hakları ile ilgili sorunlar düzeltilmelidir. Bunların dışında birde polisler, haksız muamelelere maruz kalıyor. Görevini yapan polislere, ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun’, ‘Sen beni nasıl durduruyorsun gibi tehdit ve baskılara maruz kalıyorlar ki bu tür örnekler son dönemde çok sık yaşanmaya başladı. Böyle bir durumda yöneticilere düşen görev polisi ezme, psikolojilerini bozmak değil, bu sorunları ortadan kaldırmaktır. Böyle olması gerekirken peki sonuç ne? Maalesef her 10 günde 1 polis intihara teşebbüs etmektedir.” BU UYGULAMA KAOSA NEDEN OLUR Sıkıntılar ile karşı karşıya kalan diğer bir alanında eğitim olduğunu belirten Karamollaoğlu, hükümetin getirdiği ‘öğretmen performans değerlendirme’ uygulamasını eleştirdi. 12 ilde pilot olarak uygulamaya konulan ve tüm ülkeye yayılması planlanan bu uygulamanın hiçbir mantıklı ve tutarlı yanı olmadığının altını çizen Karamollaoğlu, “Uygulamaya göre; öğretmen nasıl öğrenciye not veriyorsa, öğrenci de öğretmene öyle not verecekmiş. Öncelikle böyle bir uygulama öğretmenin öğrenci üzerindeki saygınlığını ortadan kaldırır. Ayrıca bu uygulama hangi sistemle nasıl değerlendirilecek? Buda bir merak konusu. Gerçi onlar alışmışlar her şeyi elektronik ortama havale etmeye ve bunu da öyle yapabilirler. Ancak buradan uyarıyoruz! Siz bir öğretmenin vasfını dijital ortamda değerlendirmeye kalkarsanız bu bir kaosa neden olur. Çünkü öğrenciler böyle bir karar verirken öğretmenin performansına değil, kendi isteklerine uyup uymadığına bakar. Biraz otoriter olan, ciddi olan, öğrenciye bir şeyler verebilmek için yeri geldiğinde disiplin sağlamaya çalışan bir öğretmen, öğrenciler tarafından genelde pek sevilmez. Kendilerin rahat bırakan, yüksek not veren bir öğretmeni severler. Böyle bir durumda sağlıklı verilere kavuşmayı düşünmek mantıksızlıktır.” şeklinde konuştu. HÜKÜMET KENDİ PERFORMANSINA BAKSIN Hükümetin öğretmen performanslarını değerlendirmek yerine kendi performansları ile ilgilenmesi gerektiğini belirten Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Eğitimde ki performans öğretmenin değil, hükümetin sınıfta kaldığını gösteriyor. Bunun kanıtı ise 15 yılda değiştirilen 6 bakan ile 16 defa değiştirilen eğitim sistemidir. Bakın, Nurettin Topçu’nun güzel bir ifadesi var. Der ki, ‘Eğitim sistemimizin iki önemli eksiği vardır. Birincisi eğitimsizlik, ikincisi ise sistemsizlik’ bugün ki durumda aynen bu şekilde. Çünkü yanlış politikalar eğitimi de, sistemi de çökertti. Bu yanlış yüksek öğretim politikaları yüzünden 442 bin öğretmen atanamadığı için açıkta ve araştırmalara göre bu sayı 2023 yılında 1 milyonu geçecek. Planın, düzenin, sistemin, öngörünün olmadığı yerde böyle sorunlar bitmez aksine büyür.” VAY HALİMİZE! “Plansızlık, öngörüsüzlük demişken bir örnek vereyim” diyerek konuşmasına devam eden Karamollaoğlu, “Elimizde AK Parti iktidarının, 2013 yılında hazırlayıp TBMM’ye sunduğu10’uncu 5 yıllık kalkınma planı var. Bu planda; 2018 yılında Dolar’ın 1.97 lira olacağı öngörülmüş. Peki, şu an dolar kaç lira? 4 lira! Fazla söze gerek yok. Eğer iktidarın bütün öngörüleri dolardaki gibiyse vay halimize. Allah hepimizin yardımcısı olsun.” ifadelerini kullandı. 35 GÜNDE BAKKAL DÜKKANI SATILMAZ KOCA FABRİKAYI NASIL SATACAKSINIZ Gündemin önemli maddelerinden olan şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili de konuşan Karamollaoğlu, fabrikalar ile ilgili verilen teklif sürelerin adeta aceleye getiriliyor olmasını tuhaf bulduğunu kaydederek bu durumun akıllara birçok soru işaretini getirdiğine dikkat çekti. Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bor şeker fabrikası, Çorum Şeker Fabrikası, Yozgat Şeker Fabrikası ve Kırşehir Şeker Fabrikası için teklif verme süresi 3 Nisan itibariyle yani dün doldu. Erzurum, Erzincan, Kastamonu, Turhal ve Ilgın şeker fabrikaları için son teklif verme süresi ise bu ayın 11’inde sona eriyor. Afyon, Burdur, Muş, Elbistan ve Alpullu şeker fabrikaları için son tarihte 18 Nisan. Bu tarihleri niye hatırlatıyorum; Ortada çok ciddi bir tuhaflık var da ondan. Hatırlanacağı gibi 14 şeker fabrikasının satışına ilişkin duyuru 21 Şubat 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. İhale şartnamelerinin taliplilere veriliş tarihi ise 26 Şubat idi. Yani, ilk dört fabrikayı baz alırsak, teklif vermek için tanınan süre sadece 35 gün. 35 günde sıradan bir mahalle bakkalını bile satamazsınız. Peki, siz Türkiye’nin can damarı 14 tane devasa fabrikayı nasıl satacaksınız! İstekliler bu fabrikaları sadece gezmeye kalksa bu süre yetmez. O zaman insanın aklına bin bir türlü şüphe geliyor. Acaba bu fabrikaların alıcıları şimdiden belli mi? İhaleler formaliteden mi yapılacak? Bütün bu sorular haklı olarak bizi de, milletimizi de endişelendiriyor. “ SANATÇILARI EMEKÇİLERLE BERABER EMEK TÜRKÜLERİ SÖYLEMEYE DAVET EDİYORUZ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlisi olarak Hatay sınır karakoluna giden sanatçıların gösterdiği hassasiyete teşekkür eden Karamollaoğlu, o sanatçılara bir çağrıda da bulundu. Karamollaoğlu, çağrısında, “İnşallah bu güzide sanatçılarımız aynı hassasiyeti şeker fabrikaları içinde gösterirler. İşçilerimizle beraber emek türküleri söylerler. Biz kendilerini davet ediyoruz. Sanatçılarımızı, işçimizin, emekçimizin, üreticimizin yanında da görmek istiyoruz. Hatay ziyaretleri askerimize nasıl moral olduysa, bir şeker fabrikası ziyareti de emekçilerimiz için moral kaynağı olacaktır. Hem böylece, “Külliye’nin değil Türkiye’nin sanatçısı” olduklarını gösterme imkânı bulmuş olurlar.” ifadelerini kullandı. İSRAİL, İNSANLIK İÇİN BİR TEHDİTTİR Geçtiğimiz günlerde Gazze’de ‘Toprak Günü’ gösterileri esnasında İsrail askerlerinin saldırıları sonucu şehit olan 17 Filistinliye rahmet, yaralılara ise acil şifalar dileyen Karamollaoğlu, İsrail’in sadece Ortadoğu için değil, bütün bir dünya ve insanlık için tehdit olduğuna dikkat çekti. Karamollaoğlu, İsrail’in bu zulmüne dur denilmediği müddetçe, Filistin halkının başkenti Kudüs olan özgür ve bağımsız bir devlete kavuşmadığı
Medya Akademisi Final Programı | 28 Mart 2018
Saadet Partisi Konya İl Gençlik Kolları’nın düzenlemiş olduğu Konya Medya Akademisi geçtiğimiz gün final programını yaparak nihayete erdi. Akademi bünyesinde öğrencilere grafik tasarım, video kurgu, fotoğrafçılık, hitabet teknikleri ve sosyal medya kullanımı dersleri verildi. Radyo-TV Programcısı Mehmet Ali Kayacı, Saadet Partisi GİK Üyesi Yusuf Karaağaç, Radyo-TV Programcısı Şevket Uzun, Kanal 42 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Küçükgünay gibi isimlerin katıldığı akademinin halka açık bölümünde ise Yazar Nihat Genç, Milli Gazete Ankara Temsilcisi Mustafa Yılmaz, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş akademi katılımcılarına hitap etti. Akademi’nin kapanış programında Mustafa Yılmaz akademi katılımcılarına ve partililere hitap etti. Kapanış programında konuşan Saadet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanı Seyit Arık, “Öncelikle bu akademiyi tertip eden tanıtma başkanlığımız başta olmak üzere, bu akademide öğrenim gören ve akademi bünyesinde gerçekleştirilen konferanslar serisine katılan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bu çalışmalarımızın tüm dünyanın saadeti için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” dedi. MEDYA BİZİ YÖNLENDİRİYOR “Biz bu çalışmaları gerçekleştirirken başta bütün dünyanın ve İslam aleminin yeniden refaha kavuşmasını amaçlayarak gerçekleştiriyoruz” diyen Arık, şöyle konuştu: “Medyanın görevi halkı olan olaylar ile ilgili bilgilendirmektir. Çünkü ülkemizde ki ve dünyada ki haberlere insanlar kendileri ulaşmakta zorlanıyorlar. Bu bağlamda bizim beklentimiz bu yönde fakat gerçekte böyle olmuyor. Bizim görmemizi istediklerini görüyoruz. Düşünmemizi istediklerini düşündürecek yayınlar ile karşı karşıyayız. Normal medyada para ve güçle, sosyal medyada troller ile bu kontrolü toplum üzerinde kuruyorlar. Ülkemizde ve dünyada insanlar bu şekilde yönetiliyor. Biz bütün insanlığın huzuru ve saadeti için akıl ve düşünme emniyetini olmazsa olmaz şart olarak görüyoruz. Evlerimizde televizyonlar, bilgisayarlar, ceplerimizde telefonlar… Bunlardan dolayı biz medya ve haber konusundaki eğitimleri ve bu farkındalık sahibi insanların sayısının artması için atılan adımları çok önemsiyoruz. Bu sebeple tertip etmiş olduğumuz medya akademisi programını nihayete erdirdik. Bu programlardan hâsıl olan şuur ve farkındalık dünyayı sömüren herkesi kendine köle yapmak için çalışan siyonizme ve bu medyayı elinde tutanlara karşı çok büyük ve önemli bir hamledir. Onları ve sistemlerini, zalim düzenlerini bu şuurdaki gençler değiştirecektir. Mart ayı boyunca gerçekleştirilen medya akademisinin, fotoğrafın tamamını görme konusunda bundan sonra daha dikkatli ve tedbirli davranma konusunda hepimize büyük katkıları oldu. Katılanları tekrar tebrik eder, emeği geçen arkadaşlara tekrar teşekkür ederim.” Programın sonunda akademide başarı gösterenlere plaket takdimi yapıldı ve toplu hatıra fotoğrafı çekildi.