Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin Balgat’taki genel merkezinde gerçekleştirilen toplantıda Karamollaoğlu, iktidarın politikalarını sert bir dille eleştirerek, bir an önce hatadan dönülmesi çağrısında bulundu. Saadet Partisi olarak Anadolu’nun dört bir tarafını dolaşmaya devam ettiğini söyleyen Karamollaoğlu, geçtiğimiz hafta sonu ise Burdur, Isparta ve Afyon’da vatandaşlarla kucaklaştıklarını ifade etti. “Gitmediğimiz il, tutmadığımız el kalmayacak” diyen Karamollaoğlu, “Çünkü artık hattı müdafaa yok sathı müdafaa vardır. O satıh ise bütün vatandır” dedi. GÖZDEN ÇIKARILACAK BİRİ VARSA İKTİDARIN KENDİSİDİR Satılacak 14 şeker fabrikasından birisinin de Burdur Şeker Fabrikası olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Burdur’un ayakta kalan, üretim yapan son tesisi. Gittik, gördük; bu fabrika Burdur’un nerdeyse her şeyi. Bu özelleştirme bir fabrikayı satmak değil, Burdur’un can damarını kesmek manasına gelir. İktidar diyor ki; ‘Şeker fabrikaları ülkenin üzerinde yük. Zarar ediyorlar. O yüzden satıyoruz.’ ‘El insaf’ demekten kendimizi alamıyoruz. Hayır, bu ülkenin üzerindeki asıl yük uyguladığı yanlış politikalar yüzünden iktidarın kendisidir. Bunun herkes biliyor. Milletin derdini değil, kendi siyasi rantını düşünen anlayıştır. Siz 15 senede bu fabrikalara tek bir çivi çakmayacaksınız. Tek bir kuruş destekte bulunmayacaksınız. Sonra da şeker fabrikaları zarar ediyor diyeceksiniz. Kabul edilir bir durum değil. Ayrıca zarar ediyor diye bir şey gözden çıkarılacaksa ilk gözden çıkarılması gereken bu iktidarın ta kendisidir. Ak Parti’dir. Zannediyorum ki millet de bu gerçeği gördü. Çünkü 15 yıldır ülkeye zarar ettiriyorlar. Gözüken manzara artık iktidarın milletin üzerinde bir yük olduğunu gösteriyor.” DELİK O KADAR BÜYÜK Kİ KAPANMIYOR! Özelleştirme İdaresi’nin rakamlarıyla Ak Parti iktidarının 15 yılda sattığını gözler önüne seren Karamollaoğlu, “101 kuruluş, 10 liman, 90 elektrik santrali, 40 işletme, 11 sosyal tesis, 37 maden sahası, 3 bin 703 taşınmaz, 6 bin 808 kalem makine-teçhizat ve 155 adet isim hakkı… Ne buldularsa satmışlar. Bu satılanların İçlerinde Tüpraş, Petkim, Telekom gibi Türkiye’nin en karlı en, en stratejik kuruluşları var. 100 yılda yaptıklarımız 15 yılda gitti. Ne kadara? 60 milyar dolara… Peki, aynı 15 yılda faiz lobisine ödenen para ne kadar? 216 milyar dolar! 3.5 katı. Özelleştirme bu memlekete bir fayda vermiyor. Delik o kadar büyük ki açıkları bile kapatamıyor!” diye konuştu. TARIM BAKANLIĞI NE İŞLE UĞRAŞTIĞI BELLİ OLMAYAN BİR BAKANLIK! Çiftçi ve üreticinin perişan olduğunun altını çizen Karamollaoğlu,şöyle devam etti: “Peki bu kadar şeyi sattılar da ülke düze mi çıktı! Tütün üreticisi zaten bitmişti. 300 bin çiftçi zarar gördü göç etti. Şimdi pancar üreticisini tamamen bitiriyorlar. 500 bin çiftçi pancardan gelir sağlardı şuanda 125 bine düştü. Şimdi onu sıfırlamak istiyorlar. Dün Patates üreticileri partimize ulaştı. 300 bin ton patates depolarda adeta çürümeyi bekliyor. Niğde ve Nevşehir’de binlerce aile patates üretiminden ekmek yiyor. Şimdi hepsi perişan. Zorlukla üretiyor ama bu seferde ürettiğini satamıyor. Niye? Çünkü iktidarın bir üretim planlaması, bir Pazar stratejisi yokta ondan. Tarım Bakanlığı ne işle uğraştığı belli olmayan bir bakanlık. Yeri geldiğinde bizim gibi o da şikayet ediyor. Ama yeri geldiğinde göğsüne madalya takmaktan da geri durmuyor. Devletin çiftçisine sahip çıkması lazım. Devlet bunun için var. Üreticisini, çiftçisini korumak için, desteklemek için var.” ÇÖZÜM ÇANAKKALE’YE KÖPRÜ DEĞİL, BÖLGEYE DESTEK VERMEKTİR Başımızı nereye çevirsek bir üreticinin feryadını duyduğunu belirten Karamollaoğlu, “Mardin’de 40’ın üzerinde köyde elektrikler kesik. Elektrik şirketi, elektrik kullanım bedeli borcu nedeniyle kesinti uyguluyormuş. Toprak için en önemli günler. Toprak çatlamış. Su istiyor. Sulama olmadığı zaman bütün çaba boşa gidecek. Zaten zorda olan bölge ekonomisi tamamen dibe vuracak. Üretici üretemezse, ektiği tohumun semeresini alamazsa borcunu nasıl ödeyecek? Bunun çözümü gidip Çanakkale Boğazına köprü yapmak değil, gidip o bölgeye destek vermektir, su vermektir, elektrik vermektir. Zaten çiftçi kaderine terk edilmiş. Dünyanın en pahalı elektriğini, en pahalı tohumunu, en pahalı gübresini alıyor. Buna karşılık Hükümet kanunen zorunlu olarak vermesi gereken desteğin yarısını bile vermiyor. Peki bu çiftçi nasıl üretecek, Nasıl rekabet edecek, en önemlisi nasıl borcunu ödeyecek? Bu sorunu çözün. Bu feryada kulak verin. Vereceğiniz destek bir iktidar için lütuf değil zorunluluktur” diye konuştu. GÖRÜYORSUNUZ… ANLATMAYA GEREK YOK… NEREDEN NEREYE… Dünyada ilk kez tuvalet ücreti üzerinden bir ekonomi analizi yapıldığına şahit olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, ‘1 milyon ile 1lira’nın karşılaştırmasını şu şekilde yaptı: “ Bir zamanlar 1 milyon lira varmış. Sonra 6 sıfır atılmış, 1 milyon, 1 lira olmuş. Peki, sonra ne olmuş? O zamanlar 1 milyon lirayla 78 gram et alınabiliyormuş. Şimdi 1 lira ile 25 gram! 1 milyon lira ile 680 gram süt alınabiliyormuş. Şimdi 1 lira ile 259 gram! 1 milyon lira ile 203 gram peynir alınıyormuş, şimdi 1 lira ile 43 gram! 1 milyon lira ile 10 adet yumurta alınıyormuş, şimdi 1 lira ile 2 adet! 1 milyon lira ile 406 gram nohut alınıyormuş, şimdi 1 lira ile 79 gram! Görüyorsunuz… Anlatmaya gerek yok… Nereden nereye… Çay simit hesabı yaparak iktidara gelmişlerdi. Şimdi yaptıkları hesap gideceklerinin habercisidir. Bu pilin bittiğinin göstergesidir. Hala parayı toprağa gömüyorlar.” HA KEL HASAN HA HASAN KEL! BÖYLE MANTIK OLMAZ! “Tiyatrolarla gündemi değiştiremezsiniz” diyen Karamollaoğlu, “Bugün konuşulması gereken, tuvaletlerin 1 lira olması değil, doların 4 liraya, Avro’nun 5 liraya, Benzinin 6 liraya çıkmasıdır. Dolarda yaşanan 1 kuruşluk artış Türkiye’nin dış borcunun 4,2 milyar lira atmasına sebep oluyor. Son 10 gündeki artışın Türkiye’ye maliyeti, sadece dış borçta; 42 milyar lira. Son iki yılda Türk lirası dolar karşısında yüzde 87 değer kaybetmiş. Ama ilgili bakana bakarsak; ‘Türk lirası değer kaybetmiyormuş. Dolar değer kazanıyormuş’ Ha kel Hasan, ha Hasan kel… Böyle mantık olmaz. Bu anlayış ile ülke ekonomisi düze çıkamaz. Türkiye’de 4 gençten biri işsiz. Resmen 3.5 milyon genç işsiz var. Fiilen bu rakam aslında 5-6 milyon civarı. Üniversite mezunu işsizlerin sayısı 1 milyonu aşmış durumda” dedi. HUKUKTA KÜME DÜŞTÜK AVM’DE ŞAMPİYONUZ! Türkiye’nin AVM şampiyonu haline geldiğinin altını çizen Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Hukukta, Adalette, yolsuzlukta, yoksullukta, sanayileşmede küme düşen Türkiye, ne hikmetse AVM’de dünya şampiyonu! Türkiye’deki toplam AVM sayısı ise 401. Ankara’da 39, İstanbul’da 114 AVM var. Esnaf ve Sanatkârlar odasının verilerine göre üç yıl içinde; Ankara’daki AVM sayısı 47’ye, İstanbul’daki 136’ya, Türkiye genelindeki 445’e çıkacak. Bunu niye söylüyorum; Eğer siz Türkiye’yi AVM’lerle donatacağınıza, fabrikalarla donatmayı seçseydiniz, tüketim ekonomisi yerine üretim ekonomisini tercih etseydiniz, örneğin şeker fabrikalarını haraç-mezaç satmak yerine destekleyip, teşvik etseydiniz; Bugün bu gençlerimize ‘iş yok kardeşim, başınızın çaresine bakın’ demek zorunda kalmazdınız.” MEDYA PADİŞAHINSA SOSYAL MEDYA BİZİMDİR Doğan
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 28 Mart 2018
Seydişehir İlçe Kongresi | 25 Mart 2018
Saadet Partisi Seydişehir 6. Olağan İlçe Kongresi gerçekleştirildi. Belediye Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen kongrede Hayri Yılmaz, yeniden ilçe başkanlığına seçildi. Kongreye, Saadet Partisi Genel Sektereteri Tacettin Çetinkaya, Genel İdare Kurulu Üyesi Hasan Hüseyin Öz ve Konya İl Başkanı Hasan Hüseyin Uyar’ın yanısıra Seydişehir Belediye Başkanı Mehmet Tutal ve eski Konya Milletvekili Veysel Candan da katıldı. Kongrede konuşan Saadet Partisi Genel Sektereteri Tacettin Çetinkaya, “Afrin operasyonunda sona gelindi. İnşallah bu operasyon ile bölgedeki çatışmalar sona erer, teröre destek veren emperyal güçlerin oyununu bozacak bir adım atılır. Biz diyoruz ki, bölgedeki karışıklık, oradaki her bir etnik gurup müttefikini Batı’dan değil, kardeşinden seçerse oradaki sorun son bulur” dedi. “Fırat’ın doğusunu, batısını alacağız diye bir mesele yok. Asıl mesele Fırat ve Nil arasıdır” diyen Çetinkaya, şöyle konuştu: “Ne var burada? Burada Arz-ı Mev’ud toprakları var. Siyonizmin hedefleri var. Burada büyük İsrail’i kurmak istiyorlar. BOP var. Afrin mikrofilmdir, Suriye mikrofilmdir. Asıl mesele, Fırat ve Nil arasında geçen savaşlardır, bu topraklara sahip olmak isteyenlerdir. Bunu iyi okursak, biz birbirimize kardeşçe davranmak zorundayız deriz.” TARIM, ÇİFTÇİ BİTİRİLDİ Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine değinen Çetinkaya, konuşmasına şöyle devam etti: “Biz bugün şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde pek çok endişemizi açıkladık fakat bu endişelerimize bir cevap verilemiyor. Bize denen, işçiler devam edecek, fabrikalar kapanmayacak. Eski özelleştirmelere bakıldığında, Et-Balık, madenler, durum hiç böyle olmadı. Rant bölgesinde, şehir içinde kalan fabrikalar hep kapatıldı. Devlet fabrika, işletme yapar mı diyorlar. Evet yapar. Stratejik bir konu ise yapar. Devlet neden dışarıdan et getirip satıyor? Neden TOKİ ile konut yapıyor. Demek ki önemli ve stratejik konularda devlet müdahalesi gerekiyormuş. 70 milyar dolar civarında özelleştirme 60’ı AK Parti döneminde yapıldı. Bu gelen para, devletin kasasından ödenen faizin yarısı bile değil. Bu yıl 77 milyar TL faize ödeme yapacağız. Şeker stratejik ve milli bir konudur. 1998’de 500 bin hektar pancar alanı vardı, 498 bin pancar üreticisi vardı. 2016 rakamlarına göre 272 bin hektara düştü, 120 bin pancar üreticisi kaldı. Bu özelleştirmeler sonucu kalan çiftçilerimiz de şehre gitmenin yolunu arayacak. Savaş sadece sınırlarda olmuyor. Köylerimiz boşaltıldı. Çiftçinin ürettiği para etmiyor. Dışarıda ürünler daha ucuza üretiliyor ama destekleme sistemi farklı. Bizim çiftçimiz 1 destek alıyorsa dışarıda 14 kat destek var. Bütçemizden bu sene 14.5 milyar destek vermişiz. Tarım Kanununa göre milli gelirin yüzde 1’ini çiftçiye vermek zorundayız. Milli gelir 3.5 katrilyon, yüzde 1’i 35 milyar eder. Sen 35’in 14’ünü veriyorsun, gerisini başka yerlere harcıyorsun, sonra mısır, buğday, şeker pahalı deyip dışarıdan getiriyorsun, tarımı, çiftçiyi bitiriyorsun. Bugün kendisine yetemeyen bir ülke haline geldik. DEVLET AÇIK VERİYOR Eski Konya Milletvekili Veysel Candan da, basının günümüzde belirli bin havuzla hükümetin politikaları istikametinde yayın yaptığını söyledi. “Emeğin karşılığının, asgari ücretin, çiftçinin emeğinin karşılığını alıp almadığının konuşulmadığı bir düzendeyiz” diyen Candan, şöyle konuştu: “Eti Aliminyum özelleştirildi. Burası hiç zarar etmemiş bir kurumdu. Kasasındaki para ile sattılar. Ülkemizdeki aliminyumun yüzde 20’si buradan çıkıyor. Geçen öğrendim ki üretimi azaltmışlar. Niye dedim, çünkü ürettiğinden daha fazla, ithal ettiğinden kazanıyormuş. Bu nasıl özelleştirme? İç borç toplamımız 1 trilyon dolara çıkmış. Yatırım yok. 16 yıldır bütçe yapılıyor, gelir ile gider denkleştirilemiyor, devlet açık veriyor. Açığı kapatmaya uğraşmıyorlar, gelecek sene ne kadar açık veririzin hesabını yapıyorlar. Bu açık bize benzin, mazot zammı olarak dönüyor.” İSLAM BİRLİĞİ DERTLERİ YOK Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hasan Hüseyin Uyar da İslam Birliği’nin önemine dikkat çekerek, “İslam Birliği kurulmuş olsaydı sınırlarımızda ve Libya’da, Irak’ta, Suriye Emperyalizm kol gezmeyecekti. Yer altı ve yer üstü zenginliklerini tarumar edip oradaki milyonlarca insanı vatanından uzaklaştırıp aynı zamanda da milyonlarca insanın ölümüne sebebiyet verilmeyecekti. Biz burada konuşurken emin olabilirsiniz ki her 6 saniyede bir insan susuzluktan ölüyor, binlerce kadının ırzına geçiliyor. Bunların önüne geçilmesi için İslam Birliği’nin kurulması gerekiyor. Fakat iktidar, böyle bir birliğin kurulması için çalışma yapmamıştır. Cenab-ı Hakk inşallah milletimize feraset ve dirayet verir” dedi. Tek listeyle seçime gidilen kongrede, 98 delegenin oyunu alan Yılmaz, yeniden ilçe başkanlığına seçildi.
Bozkır İlçe Kongresi | 25 Mart 2018
Saadet Partisi Bozkır 6.Olağan İlçe Kongresi teşkilat mensuplarının katılımı ile Bozkır Belediye Düğün Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongreye Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, İl Başkan Yardımcıları Hüseyin Saydam, Yavuz Aydın, İlçe Müfettişi Zafer Kapar, Abdullah Altuntaş, Akören İlçe Başkanı Mehmet Geyimci, Çumra İlçe Başkanı Kasım Baş, İyi Parti Bozkır İlçe Başkanı Hasan Dağ, Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Köse, Bozkır Şoförler Odası Başkanı İbrahim Yıldız Bozkırlılar Vakfı Başkanı Mehmet Özakan, Bimder İlçe Başkanı Mehmet Görür, BBP İlçe Temsilcileri ve çok sayıda misafir katıldı. Kongrenin açılışında kısa bir konuşma gerçekleştiren Parti’nin Bozkır İlçe eski Başkanı Mustafa Yıldırım daha önce yaptıkları çalışmaları bundan sonra da aşk ve azimle sürdüreceklerini ifade etti. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman kongredeki konuşmasında hareket olarak Saadet Partisi’ni diğer partilerden ayıran temel özelliklerden bahsetti. Yalman “bütün siyasi partiler kendilerine göre çözüm yolları getirir, biz ise sıradan bir hareket değiliz, sadece partide değiliz, bizim bir hedefimiz var, bizim bir davamız var, bizim bir idealimiz var, bu hedeflerimiz ve ideallerimiz sadece Türkiye sınırları içerisinde kalan bir dava asla değildir. Bütün İslam coğrafyasını kapsayan, bütün insanlığı kucaklayan, mazlumların umudu olan bir davadır” dedi. Yalman konuşmasının devamında ise; “Biz hiçbir zaman makama ve mevkiye talip olmadık, olmayız, biz her zaman hizmete talip olmuşuzdur, aramızdaki temel farklardan biri budur. Makama ve mevkiye talip olanlar her zaman kaybetmişlerdir. Tabiri caizse istikametten çıkmışlardır.” ifadelerini kullandı. ŞAHISLARA GÖRE ADIM ATMAYIZ “Bizim bir takım ölçülerimiz ve değerlerimiz var bu ölçüler ve değerlere göre hareket eden bir siyasi hareketiz. Onun için şahısların beklentilerine, hırslarına, heveslerine göre karar vermez, adım atmayız”, diyen Yalman, inandıkları değerlere göre hareket ettiklerini ifade etti. Yalman diğer siyasi partilerden ayıran en önemli bir diğer farkı da şu sözlerle özetledi; “Milli Görüş hareketinin siyasi partileri olarak bir diğer farkımız da şudur, 40 küsür yıldır siyasi hayatımız boyunca hiç bir zaman arsızlıkla, hırsızlıkla, ahlaksızlıkla, yolsuzlukla biz suçlanmamışız. İktidarlara geldik, bunları hiç söyleyen oldu mu? Olmadı, olamaz!” TRAKTÖR FABRİKALARI, ŞEKER VE ÇİMENTO FABRİKALARI KURDUK Yalman, siyasi hareket olarak iktidara geldikleri her dönem başarılı olduklarını da ifade ederek, “Koalisyonlar kurduk, iktidar olduk, MSP döneminde birçok abimiz o dönemde CHP ile koalisyona kırılmıştı ama en faydalı adımlar ise, ülkemizde o dönemlerde atılmıştır. Kıbrıs’ın fethedildiği, eğitime ahlak derslerinin konulduğu bir dönem olmuştu. Sanayi hamlesi o zaman başlatıldı. 200 kadar ağır sanayi fabrikasının temeli atılmış, bir buçuk yıl sonra ise 130 tanesinin açılışı yapılmıştır. Anadolu’nun her tarafına fabrikalar kuruldu, öyle ufak tefek değil, gazoz fabrikası değil, motor fabrikaları, traktör fabrikaları kurmuşuz, şeker ve çimento fabrikaları kurmuşuz.” hatırlatmasında bulundu. Siyasi konuşmaların ardından, seçimlere geçilerek kongre nihayete erdi. Katılan tüm delegelerin oyunu alan Mustafa Özakan Bozkır İlçe Başkanlığına seçildi.
Mart Ayı İl Divan Toplantısı | 25 Mart 2018
Mart Ayı İl Divan Toplantısı | 25 Mart 2018
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı Mart Ayı İl Divan Toplantısı, yoğun katılım ile İl Başkanlığı binasında düzenlendi. Divan toplantısına; Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Hasan Hüseyin Öz, Saadet Parti Konya İl Başkanı Avukat Hasan Hüseyin Uyar, il başkan yardımcıları, Saadet Partisi Karatay İlçe Başkanı Ali Genç, Saadet Partisi Meram İlçe Başkanı Şuayip Koçak, Karatay Belediyesi eski Başkanı Mehmet Şen, Meram Belediyesi eski Başkanı Veysel Candan, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şube Başkanı Mehmet Parlak ve çok sayıda partili katıldı. Divan toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. TÜRKİYE TEK PARTİLİ DÖNEME GEÇİYOR Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, Türkiye’nin yeni uygulamalar ile tek partili döneme doğru ilerlediğini ifade etti. AK Parti hükümetinin ülkede bu izlenimi verdiğini dile getiren Çetinkaya, AK Parti Kongresine devlet memurlarının zorunlu olarak çağrılmasına da sert tepki gösterdi. Memurların kongreleri takip etmek için baskı yediğini söyleyen Çetinkaya, “Amirlerine emir gönderiliyor. Memurlar, kongreye baskı ile çağrılıyor. Bunların hepsi tek partili dönemlerde yürütülen uygulamalardı. Bu anlayış, yeniden hortladı. Bizim bir diğer endişemiz de bu memurlara seçim zamanında da baskı yapılmasıdır. Kaygılıyız, zihniyet maalesef siyasi bir ihanettir” dedi. BASKIN SEÇİM HALA SÖZ KONUSU Saadet Partisi’nin olası bir seçime hazırlıklı olduğunu ve yönde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Çetinkaya, “Baskın bir seçim, hala söz konusu” şeklinde konuştu. Hükümetin söylemlerinin doğruluğunu artık ölçemediklerini kaydeden Çetinkaya, daha sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: “Uyum ve ittifak yasası konularında da ciddi tedirginliklerimiz var. Alınan bir kararla sandıkların taşınabilmesine ve birleştirilmesine karar verildi. Kararlar, seçimlere hile katar. Bir de seçmen listesi karma olarak düzenlenecek. Aynı apartmanda oturan komşular, farklı noktalarda oylarını kullanacak. Kimsenin kimseyi tanımaması için uygulamalar yürürlüğe giriyor. Seyyar sandıklar kurulacak. İnsanlara sandıklar kurulacak. Engelli kardeşlerimizin oy kullanma hakkı noktasında güzel bir uygulama ancak, belirttiğim gibi tereddütlerimiz bulunuyor. İhbar yöntemi uygulanacak. Sandığa müdahale edilecek. Hiç doğru adımlar atılmadı.” ÖZELLEŞTİRME AK PARTİ DÖNEMİNDE ARTTI Ak Parti’nin bütün politikalarını önündeki seçimlere göre şekillendirdiğini konuşmalarına ekleyen Genel Sekreter Tacettin Çetinkaya, partinin geleceğinin milli meselelerden daha önde tutulduğunu ve bu yüzden sorunların her geçen gün kronikleştiğini vurguladı. Çetinkaya, “2 buçuk milyon insanımız doğduğu toprakları terketti. Türkiye’de 50 il göç veriyor. Köyde kalan son çiftçi bile köyünden edilmek isteniyor. İktidar, Şeker Fabrikalarını satma kararı aldı. Fabrikalar, belirsizliklerle dolu bir özelleştirme programının içine alındı. Yabancı şeker piyasasına daha çok zemin hazırlanıyor. 1997-2003 yılları arasında ekili pancar alanı 500 bin hektar, bu alanlarda çalışan çiftçi sayısı da 498 bindi. 2015-2016 yılları arasında ekili pancar alanı 500 bin hektardan, 272 bin hektara düştü. Çalışan çiftçi sayısı da PANKOBİRLİK’ten aldığım sayıya göre 110 bine düştü. Geçmişte yapılanlar, yarın yapılacakların göstergesidir. Ilgın Şeker Fabrikası, bu yıl kâr etti. Afyon Şeker Fabrikası kâr etmedi fakat yeni yeni tesisler kurdu. Aslında bu da kârın bir parçasıdır. Zamanında Et ve Balık Kurumu’nun kesimhaneleri kapatıldı. Bu alanlar, ranta kurban edildi. Şeker çok stratejik üründür. Devlet işletmecilik yapmaz, fabrika kurmaz diyorlar. Devlet o halde marketlere niye ucuz et getirtip sattırıyor? Devlet neden müteahhitlik yapıyor? Geçmişte ülkemizden kaçak koyun çıkardı. Şimdi ülkemize kaçak hayvanlar sokuluyor. Bu ülkenin meraları boş dururken, buğday ithal ediliyor. 1986-2003 yılları arasında 8 milyar dolarlık özelleştirme yapılırken, 2003-2017 yılları arasında 70 milyar oranında özelleştirme yapıldı” diye konuştu. KENDİ ADAYIMIZI ÇIKARACAĞIZ AK Parti ve MHP arasında yapılan ittifaka dair değerlendirmelerde de bulunan Çetinkaya, 2019 seçimlerinde Saadet Partisi’nin kendi adayını kendisinin çıkaracağını bir kez daha yineledi. O adayda aranacak şartlardan da bahseden Çetinkaya, konuşmasını şu cümleler ile noktaladı: “Yapılan ittifak tartışılmadan meclisten geçirildi. Ekonomi konusunda bir ittifak oldu mu? Eğitimi nasıl toparlayabiliriz konusunda bir ittifak oldu mu? Tarımı nasıl düzeltebiliriz konusunda bir ittifak sağlandı mı? Ee nerede kaldı ittifak? Bunlar, seçimi nasıl kazanabilirizin derdirdeler. Kendi adayımızı kendimiz çıkaracağız. Adaleti tesis etmek, gücün hukukunu değil, hukukun gücünü inşa etmek, tüketimi değil üretimi teşvik etmek, tayinlerde liyakatı esas almak, yolsuzluğu ve israfı önlemek, kanmamak ve kandırmamak, dış politikada şahsiyetli bir politika yürütmek ve kutuplaşmayı değil kucaklaşmayı esas almak için kendi adayımızı kendimiz belirleyeceğiz.”
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 21 Mart 2018
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 21 Mart 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısından önemli açıklamalarda bulundu. Partinin Balgat’taki genel merkezinde gerçekleşen toplantıda Karamollaoğlu, konuşmasına önceki gün rahmeti rahmana uğurlanan eski bakanlardan Hasan Celal Güzel’e rahmet dileyerek başladı. Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıldönümünü kutlayan Karamollaoğlu, Çanakkale’nin sadece bir savaş değil, destan olduğunu belirterek, “Bu destandan alınacak bir çok ders var. Bu derslerin en büyüğü ve en önemlisi ise Çanakkale’de sergilen birlik beraberlik ruhudur. Fedakarlık ve azmin ifadesidir. Birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimiz koruduğumuz müddetçe aşamayacağımız engel, karşı koyamayacağımız hiçbir güç yoktur. Çanakkale bunun ispatıdır” dedi. EN BÜYÜK PAY MEHMETÇİK’E AİTTİR Yaklaşık 2 aydır süren ve 18 Mart’ta zaferle nihayete eren Afrin Operasyonu’na değinen Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Bu harekatta en büyük pay şüphesiz ki Mehmetçiğe aittir. Ordumuzun harekat sırasında ortaya koyduğu cesaret, itina ve fedakarlık takdire şayandır. Bu vesileyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizi tebrik ediyor, harekat sırasında şehit olan evlatlarımıza Allah’tan rahmet, gazilere acil şifalar niyaz ediyoruz. Bundan sonrası için sınır güvenliği kadar kardeşliğin tesisi de çok önemli. Büyük resmi doğru okumadan üzerimize planlanan oyunların farkına varmadan bölgemizde kalıcı barışın sağlanması kesinlikle mümkün değildir.” AMERİKA’YA KARŞI FERYAT EDEN BİR HÜKÜMET İLE KARŞI KARŞIYAYIZ Irak’ın ABD tarafından işgalinin de 15’inci yıldönümü olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, “15 yıldır aynı plan yürüyor, aynı harekat devam ediyor. Ve biz bugün Amerika’ya karşı dizlerini döven feryat eden bir hükümet ile karşı karşıyayız. Ama ne yazık ki bu tehlikeyi bertaraf edecek ciddi adımların atıldığı da söylememiz mümkün değildir. Vaktiyle yapılan vahim stratejik hatalar, taktik iyileştirmelerle kökten düzeltilemez. Bölgede huzur ve istikrar ortamı ancak uzun vadeli ve çok yönlü stratejilerle sağlanabilir” dedi. EN UYGUN ADRES DİYARBAKIR’DIR Bölgedeki meşru yönetimlerle temasa geçilmesinin elzem olduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Askeri harekatlarla eşgüdümlü olarak diplomatik, ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik adımlar da mutlaka atılmalıdır. Bunun için mutlak surette bölgedeki meşru yönetimlerle temasa geçilmeli sağlıklı bir müzakere ortamının oluşması bir an önce sağlanmalıdır. Azami beklentilerin yanında asgari müştereklerin ortaya konacağı bir diyalog zemini oluşturulmalıdır. Bu vesileyle geniş katılımlı bölgesel bir konferansın organize edilmesinin faydalı olacağı kanaatinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Diyarbakır böyle bir konferans için en uygun adreslerden bir tanesidir.” SÜRÇ-Ü LİSAN DEĞİL, BİLİNÇALTININ DIŞAVURUMUDUR İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın “Metro’da önceliğimiz en fazla oy aldığımız yerler olacak” ifadesini hayret ve şaşkınlıkla karşıladığını söyleyen Karamollaoğlu, “Sonradan yapılan açıklamalar, geçeğin üstüne örtmeye yetmez. Sayın Başkan’ın ifadesi; Bize göre bir sürç-ü lisan değil, bilinçaltının dışa vurumudur. Yandaşlığın, partizanlığın açıkça itirafıdır. Bize soruyorlar; AK Parti ile farkınız ne diye? Farkımız, İşte tam da bu yaklaşımda yatmaktadır. Bendeniz Sivas Belediyesinde hizmete başlarken, bize çok oy veren değil, en az oy veren ama hizmete en çok ihtiyacı olan, mahallelerden başlamıştık” diye konuştu. AK PARTİ KONGRESİ İÇİN DEVLETİN İMKANLARI KULLANILDI MI? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı Diyarbakır Kongresiyle ilgili Karamollaoğlu şu soruları yöneltti: Ak Parti Kongresi için Diyarbakır’daki tüm resmi kurumlar teyakkuz haline geçirildi mi geçirilmedi mi? Devletin imkânları AK Parti Kongresi’nin hazırlıkları için kullanıldı mı kullanılmadı mı? Yollardaki tüm ticari ve siyasi pankartlar sökülüp yerine AK Parti pankartları asıldı mı asılmadı mı? Resmi kurumlarda çalışan işçi, memur ve taşeron işçilere “Salonda imza alınacak” denilerek kongreye katılma tehdidi yapıldı mı yapılmadı mı? Komik ama daha da ileriye gidilip çalışanlara, Kongre’den selfieçekip paylaşma talebinde bulunuldu mu bulunulmadı mı? Devletin resmi kurum amirlerine, “Kongreye kimin gelip kimin gelmediğini” kontrol etmek üzere araç amiri görevi verildi mi verilmedi mi? PERŞEMBENİN GELİŞİ ÇARŞAMBADAN BELLİ! “Bugün AK parti kongresi için teyakkuza geçirilen devlet kurumlarının yarın seçim sandıkları için teyakkuza geçirilmeyeceğinin garantisi var mıdır?” diye soran Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bugün AK Parti Kongresi’ne gitmeleri için baskı yapılan işçilere, memurlara yarın seçim sandıklarında baskı yapılmayacağının garantisi var mıdır? Bugün AK parti kongresi için seferber edilen devlet imkânlarının yarın seçimlerde aynı şekilde seferber edilmeyeceğinin garantisi var mıdır? Perşembenin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Bütün bu gelişmeler göstermektedir ki; Türkiye Referandumdan bu yana çok hızlı bir şekilde, ‘otoriter ‘ bir rejime doğru evirilmektedir. Ak Parti’nin bekası, Türkiye’nin bekası gibi hatta daha da önemli hale gelmiş gibi gösterilmekte, 80 milyonun iradesinin yerini bir partinin kararı almaya başlamış bulunmaktadır. İşte biz bundan endişe duyuyor ve buna itiraz ediyoruz.” HİLEYE KAPI ARALAMAKTADIR Önceki gün Temiz Seçim Platformu üyelerinin partilerine ziyarette bulunduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Her birisi devlette bakanlık yapmış, TBMM’ni yönetmiş, üst düzey hizmetlerde bulunmuş tecrübeli isimler. Seçim güvenliği ile ilgili bizim dile getirdiğimiz endişelerin aynısını onlardan da dinledik. Bilindiği gibi son getirilen seçim kanunları ile; Sandıklar taşınabilecek, sandıklar birleştirilebilecek, seçmen listeleri karma şekilde düzenlenebilecek, seyyar sandıklar kurulabilecek. Bir ihbar ile sandık kurulu çevresine güvenlik güçleri ile müdahale edilebilecek. Mühürsüz oylar geçerli kabul edilecek. Bu düzenlemelerin tamamı, seçim güvenliğini sağlamak bir yana tam aksine, seçim güvenliğini ortadan kaldırmakta, en azından, hileye kapı aralanmaktadır” dedi. MENFAATE GÖRE HAZIRLANAN DÜZENLEMELER AYAĞINIZA DOLANIR Demokrasilerin en önemli unsurunun seçim olduğunu kaydeden Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Bu düzenlemeler ile seçimler daha şimdiden şaibeli hale getirilmiş, milli iradeye gölge düşürülmüştür. Bir kez daha uyarıyorum. Bugün ‘Güç bende, yeterli çoğunluğum var, istediğimi yaparım’ mantığı ile hareket edenler, yarın kendi kazdıkları kuyuya düşerler. Keser döner sap döner-gün gelir hesap döner. Bugün, adalete göre değil, menfaate göre hazırlanan düzenlemeler, gün gelir kendi ayağınıza dolanır. Tarih bunun dramatik örnekleriyle doludur.” ADALET BUYSA NE GÜZEL! Basın mensubunun Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan kura töreniyle Elazığ Hâkimliği’ni çeken ve 24 saat geçmeden yayımlanan mazeret kararnamesi ile Yargıtay Tetkik Hâkimliği’ne atanan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün kızı Hatinoğlu ile ilgili soruya Karamollaoğlu, “Elhamdüllah her şey gözler önünde benim bir şey söylememe gerek yok. Adalet buysa ne güzel. Bu milletin gözleri önünde cereyan ediyor. Bu hakikaten endişe veriyor” dedi. Ak Partili Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın gündeme getirdiği ‘Fetö Borsası’ ile ilgili de Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Şamil Bey Allah razı olsun bizim söyleyeceğimizin çok daha fazlasını Ak Partili bir milletvekili olarak ısrarla gündeme getiriyor. İşin garibi kendi partisi kendi hükümeti bu sözlere hiç itibar etmiyor. Bunu anlamıyorum; hem dile getirilmesine mani olunmuyor hem de bu istikamette bir adım atılmıyor. Bu söylenen sözler bizi sadece teyit ediyor. Şamil beye de özellikle müteşekkirim çok samimi olarak deliller dayanarak, hiç sözünden taviz vermeden konuşuyor. En azından Ak Parti’nin içinden mertçe biri çıkmış.”
Genel Başkanımızın Çanakkale Zaferi’ni 103. Yılı Mesajı | 18 Mart 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Çanakkale Zaferi’nin 103. Yıldönümü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Çanakkale zaferinde, Anadolu’nun yanı sıra, Tebrizli, Halepli, Şamlı, Silistreli, Bağdatlı Kudüslü yüzlerce şehidin verildiğini hatırlatan Karamollaoğlu; “Çanakkale Zaferi’nden alınması gereken en önemli ders birlik ve beraberliğimizdir. Bundan 103 yıl önce Çanakkale’de ortaya konan kardeşlik iklimini, bütün coğrafyaya yayacak şekilde yeniden inşa etmek zorundayız” dedi. Çanakkale Zaferi’nin, adı tarihe altın harflerle yazılmış bir kahramanlık destanı olduğunu kaydeden Temel Karamollaoğlu “Çanakkale zaferi, milletimizin hangi şart olursa olsun esaret ve dayatmaya asla boyun eğmeyeceğinin delilidir” dedi. Çanakkale direnişinde, Anadolu’nun yanı sıra, Tebrizli, Halepli, Şamlı, Silistreli, Bağdatlı Kudüslü yüzlerce şehidin verildiğini hatırlatan Karamollaoğlu; “Tarih sadece anmak için değil anlamak ve ders çıkarmak için vardır. Çanakkale Zaferi’nden alınması gereken en önemli ders ise; birlik ve beraberliğimizdir. Bundan 103 yıl önce Çanakkale’de ortaya konan kardeşlik iklimini, bütün coğrafyaya yayacak şekilde yeniden inşa etmek zorundayız. Çünkü biz bir ve beraber olursak aşamayacağımız hiç bir engel, bozamayacağımız hiçbir oyun yoktur” dedi. Ülkemizin ve bölgemizin bugün Çanakkale’den daha sinsi ve tehlikeli kuşatmalarla karşı karşıya bulunduğunu belirten Temel Karamollaoğlu: “Dedeleri Çanakkale’de omuz omuza çarpışırken şehit düşenlerin torunları bugün aralarına fitne tohumları ekilerek birbirine düşürülmeye çalışılıyor. İslam coğrafyası, etnik, bölgesel ve mezhepsel farklılıklar tahrik edilerek parçalanmaya çalışılıyor. Bu oyunu bozmanın yolu daha fazla birlik, daha fazla beraberlik ve daha fazla kardeşliktir. Daha fazla adalet, daha fazla özgürlüktür. Bizi kutuplaştırmaya çalışanlara inat daha fazla kucaklaşmaktır. Ayrıştıran değil birleştiren olmaktır. Bu temenni ile aziz milletimizin Çanakkale Zaferi’nin 103. yılını kutluyor, bu vatanı korumak için can veren tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyorum ” dedi.
İHH Konya Şubesi’nden İl Başkanımıza Ziyaret | 17 Mart 2018
İHH İnsani Yardım Vakfı Konya Şube Başkan Yardımcıları Saadet Partisi Konya İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar’ı makamında ziyaret ederek, 2018 Yetim Dayanışma Günleri (YDG) hakkında bilgi verdi. Mart ayında başlayacak organizasyon çerçevesinde İHH, 150 bin yetime iyilikseverlerin yardımlarını ulaştıracak. YDG kapsamında; ev tamir ve inşası, seracılık, sağmal hayvan dağıtımları gibi sosyal yardım projeleri, sünnet organizasyonu, hijyen paketi dağıtımları, sağlık taraması gibi sağlık yardımı projeleri, okul inşası, kırtasiye dağıtımı gibi eğitim yardımı projeleri, şiir, kompozisyon, resim ve bilgi yarışmaları gibi kültürel yardım projeleri başta olmak üzere yetimler için 537 adet proje hayata geçirilecek. İHH Şube Başkan Yardımcıları tarafından yapılan bilgilendirme ziyaretinde vakıf çalışmaları ve proje hakkında şu ifadelere yer verildi: “Hali hazırda 15 bin 257’si Türkiye’de olmak üzere dünyada yaklaşık 90 bin yetimi sürekli olarak destekleyen İHH, 2018 YDG çerçevesinde Türkiye ile beraber toplamda 37 ülkede faaliyetler gerçekleştirecektir. 537 projenin 241 tanesi yurt dışında, 296’sı ise Türkiye’nin 52 ilinde uygulanacaktır. Dünyanın dört bir yanında bugüne kadar 33 yetimhane açan İHH, bu yılki YDG kapsamında da 4 yeni yetimhaneyi hizmete sunmayı planlamaktadır. YDG Projelerinin Gerçekleştirileceği bölge ve ülkeler; Afrika’da, Burkina Faso, Eritre (Kesele Bölgesi), Etiyopya, Nijer, Ruanda, Sierra Leone, Somali, Sudan, Tanzanya, Tunus, Çad, Mısır ve Uganda, Asya’da; Afganistan, Arakan, Bangladeş, Pakistan, Tayland (Patani), Sri Lanka, Nepal, Myanmar, Filipinler (Moro), Endonezya (Açe), Hindistan ve Kırgızistan, Balkanlar’da Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya ve Karadağ, Kafkasya’da Azerbaycan ve Gürcistan, Ortadoğu’da ise Lübnan, Suriye, Türkiye, Filistin, Irak ve Yemen’de gerçekleştirilecek.”