Saadet Partisi Karatay İlçe Teşkilatı Mart Ayı Olağan Divan Toplantısı gerçekleştirildi. Parti İl Binası toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya partililer yoğun ilgi gösterirken Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve AK Parti’den istifa ederek Saadet Partisi’ne katılan yeni üyelere rozetleri takıldı. Yoklama ve raporların okunmasının ardından İlahiyatçı Adnan Özkafa tarafından teşkilat mensuplarına eğitim verildi. Daha sonra kürsüye gelen Saadet Partisi Karatay İlçe Başkanı Ali Genç, sözlerine Afrin’de şehit düşen askerlerimize dua ederek başladı. “Ülke olarak uzun yıllardan beri terörle mücadele ediyoruz. Ama bir türlü terör bitmiyor” diyen Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle terörün müsebbibi nedir? Teröre destek veren unsurlar nelerdir? Bunların arkasındaki güçler kimlerdir? Bunları çok iyi bilmemiz lazım. Terörün arkasında güçler, bizim stratejik müttefik olarak gördüğümüz, dost olarak gördüğümüz, birçok konuda işbirliği yaptığımız ülkelerdir. Biz ülke olarak dostumuzu, düşmanımızı iyi tanımalıyız. Burada sorunun kaynaklarından birisi olan, İncirlik üssü ve diğer Amerikan üslerinin kapatılmaması da en önemli sorunlarımızdan bir tanesidir. Bu üsler adeta bağrımıza saplanmış bir hançerdir. İstikbal ve istiklalimizi tehdit eden en önemli unsurlardır. Bunların acilen kapatılması lazımdır.” BORCU BORÇLA SÜRDÜRÜYORUZ Ekonominin durumunun da iç açıcı olmadığını ifade eden Genç, konuşmasına şöyle devam etti: “Her geçen gün, her geçen yıl bir önceki yılı aratmakta ekonomide çizilen pembe tablo gerçeklerle asla örtüşmemekte ve vatandaşa yansımamaktadır. Borçlarımız çok ciddi bir şekilde artmakta olup borçlarımız neredeyse çevrilemeyecek bir noktaya gelmiştir. Borçları ödemek için yeni borçlar yapılmaktadır. Son bir yıl içerisinde ürünlere gelen zamlar yüzde altmış, yüzde yetmiş, yüzde yüze varan zam oranlarına ulaşmıştır. Bugün de hükümet iktidarı devam ettirebilmek adına yeni yatırımlar yapmak zorunda, kendi öz sermayemiz olmayınca da bunu borçlanarak yapmakta geçmişteki Düyûn-ı Umûmiye, benzeri yapılar kurarak (Varlı Fonu gibi) bu fon üzerine alınan varlıklar adına yeni borçlar alınması sağlanmaktadır. Böylece ülkemizin güzide kuruluşları ve gelirleri ipotek altına alınmaktadır. Osmangazi Köprüsü ve Şehir Hastaneleri gibi yatırımlar bunlardan bir kaçı. Yabancı yatırımcılara yaptırılan bu yatırımlar uzun vadeli ve iş garantili olarak yaptırılmıştır. Köprülerden günlük belli bir oranda araç geçerse (40 bin araç) geçenlerden alınacaktır. Geçmez ise devletten dolayısı ile milletten yani bizlerden alınacaktır. Kendisini 3 yıl gibi kısa bir sürede amorti eden bir yatırım, böyle bir yatırım, böyle bir anlaşma Dünya’nın hiçbir yerinde olamaz. Aklı başında olan hiçbir kimse böyle bir anlaşmaya imza atamaz ama maalesef bu bizim ülkemizde olur. Bizler yapılan yatırımlara asla karşı değiliz. Elbette ki yatırımlar yapılmalı ama bunlar kendi öz sermayemizle borçlanılmadan yapılmalı kendi ülkemizin imkânları ile yapılmalıdır.” HÜKÜMET YANLIŞTAN DÖNMELİ Şeker fabrikalarınının özelleştirilmesi konusuna da değinen Genç, şöyle konuştu: “Ülkemizde gerçek gündem yerine, suni gündemler oluşturularak toplumun dikkati başka yöne çekilmekte. Sanki birileri yangından mal kaçırırcasına Şeker fabrikalarını özelleştirme noktasında kolları sıvamış gözüküyor. Türkiye Şeker fabrikaları stratejik öneme sahip işletmelerdir. Bu fabrikalar pancardan şeker üreten ve bu sektörde yüzde 50’den fazla paya sahip kuruluşlardır. Burada sağladığı çok büyük istihdam bir tarafa asıl önemli olan ‘Bundan sonra Türkiye’nin şeker ihtiyacı pancardan mı olacak yoksa mısırdan mı?’ buna verilecek cevap önemli. Bu konuda Maliye Bakanı Naci Ağbal, ‘Türk Telekom’u özelleştirebilirsiniz ama iş, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine geldi mi bu konuyu 40 kere düşünmemiz lazım’ diyerek meselenin aslında ne kadar önemli, ne kadar hassas olduğunun altını çizmişti. Ama bugün geldiğimiz noktada bu önem göz ardı edilerek böyle stratejik bir kuruluş satılmaya, şeker piyasası mısır şurubuna, yabancı firmaların tekeline bırakılmaya çalışılıyor. Buna sadece bizim değil bütün halkımızın şiddetle karşı çıkmasını istiyoruz. Hükümetin de bu yanlıştan acilen dönmesini istiyoruz.” Konuşmaların ardından partilerinden istifa ederek Saadet Partisi’ne üye olan MHP’den iki kişi ve AK Parti’den üç kişiye Saadet Partisi rozetleri takıldı.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 14 Mart 2018
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 14 Mart 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, olağan haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Konuşmasında adalet mekanizmasının yıpratıldığına değinen Karamollaoğlu, uyum yasaları ile getirilen düzenlemelere ilişkin de endişelerini aktardı. Şeker fabrikalarının özelleştirme kapsamına alınmasına da tepki gösteren Karamollaoğlu, ittifaka ilişkin de çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Karamollaoğlu, parti olarak büyük bir seferberlik içerisinde olduklarını da aktararak, “Saadet Partisi olarak bendeniz ve bütün başkanlık divanı ve genel idare kurulu üyelerimiz olarak seferberlik içindeyiz. Anadolu’nun dört bir tarafını sürekli dolaşıyoruz. Bu hafta da ben Karaman, Konya ve Aksaray illerimizi ziyaret ettim. Teşkilatlarımızla, vatandaşlarımızla kucaklaştık. Onların dertlerini ve sorunlarını dinledik. Bu ziyaretlerimiz artarak devam edecek. Gitmediğimiz il, tutmadığımız el, dokunmadığımız yürek kalmayacak” açıklamalarında bulundu. ALLAH ŞEHİTLERİMİZE RAHMET EYLESİN Partisinin genel merkez binasında basın toplantısı düzenleyen Karamollaoğlu, konuşmasına, Ağrı, Afrin ve Diyarbakır’da şehit olan vatan evlatlarına Allah’tan rahmet dileyerek başladı. İran’da düşen uçakta hayatını kaybeden ve önceki gün bir otobüsün yol kenarındaki tıra çarpması sonucunda yanarak can verenlere ilişkin de baş sağlığı dileyen Karamollaoğlu, uyarıda bulundu. Karamollaoğlu, “Sadece 2017 yılındaki trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 500! Bin 124 kaza meydana gelmiş. Kaza değil de artık bir trajediye dönüşmüş durumda. Mutlaka hükümetimiz gereken önlemleri alır. Bu konuda bir adım atılması gerekiyor” dedi. DOKTORLARA SALDIRILARI KABUL EDEMEYİZ Tıp Bayramı olmasından ötürü de doktorlar ve hastane görevlilerinin yaşadığı zorlukları hatırlatan Karamollaoğlu, “Tüm doktorlarımızın ve tabiplerimizin Tıp Bayramı’nı kutluyorum. En büyük hizmeti veren özellikle yaralamalar, ağır hastalıklar ve çatışmalar neticesinde zor duruma düştüğümüzde yanımızda doktorlarımız var. Doktorlarımızı her zaman hayırla yâd ediyoruz. Kendilerine gereken ilginin gösterilmesini istiyoruz. Acil servislerde bir takım sorunlar yaşanıyor. Doktorlar adeta tehdit ediliyor. Elbette bir doktor görevini yerine getirmezse cezai muadele ile karşılaşır. Ancak doktorlarımızın saldırıya maruz kalmasını kabul edemeyiz” diye tepki gösterdi. BÜYÜK BİR SEFERBERLİK İÇİNDEYİZ Karamollaoğlu, parti olarak büyük bir seferberlik içerisinde olduklarını da aktararak, “Saadet Partisi olarak bendeniz ve bütün başkanlık divanı ve genel idare kurulu üyelerimiz olarak seferberlik içindeyiz. Anadolu’nun dört bir tarafını sürekli dolaşıyoruz. Bu hafta da ben Karaman, Konya ve Aksaray illerimizi ziyaret ettim. Teşkilatlarımızla, vatandaşlarımızla kucaklaştık. Onların dertlerini ve sorunlarını dinledik. Bu ziyaretlerimiz artarak devam edecek. Gitmediğimiz il, tutmadığımız el, dokunmadığımız yürek kalmayacak” diye konuştu. BABA KHK’DAN İHRAÇ OĞLU AFRİN’DE ŞEHİT “Bazen çelişkili haberlerle de karşılaşıyoruz” diyen Karamollaoğlu, Afrin’de şehit olan Taha Koç’un babasının KHK ile ihraç edilmesini dramatik bir hadise olarak niteleyerek, “Bu haftaki ziyaretlerimiz sırasında, geçtiğimiz günlerde Afrin’de şehit düşen evladımız Taha Koç’un ailesine de bir taziye ziyaretinde bulunduk. Maalesef her bir şehidimiz arkasında olduğu gibi burada da dramatik bir hadise ile karşılaştık. Kimisi nişanlısını, kimisi hamile eşini, kimisi yeni doğmuş çocuğunu geride bırakarak bu vatan için hayatını feda etmiştir. Bunların içinde yüreğimizi en fazla burkanı ise kendi oğlunun tabutunu omzunda taşıyan Ahmet Koç’un durumudur. Oğlu Abdullah Taha Koç Afrin’de vatan için şehit olurken, baba Ahmet Koç KHK ile ihraç edilmiş. Şimdi biz bunu hangi adalet terazisi ile hangi mantıkla ölçeceğiz. Bu durum aslında bozulan adalet terazisinin yeniden dengeye getirilmesi gerektiğini belirtiyor” ifadeleriyle eleştirdi. HÜKÜMET KUMPASA SÜRÜKLENİYOR Karamollaoğlu konuşmasında iktidara da adalet konusunda uyarılarda bulundu. OHAL’in bir an önce bitmesi gerektiğine işaret eden Karamollaoğlu, “Bir takım önyargılar üzerinden atılan adımlar başarılı olmuyor. Hatta hükümet bir kumpasın içine sürükleniyor. Bir iş bu kadar uzun sürerse farklı bir durum ile karşılaşılabilir. Hukuku rafa kaldıran OHAL’in bir an önce bitmesi gerekiyor. Tabii hukuk kuralarının işlemesi elzem bir durumdur. Normalde adalet denilince akla ilk, hâkim, savcı veya avukat gelir. Ama nedense artık müteahhit ve inşaat geliyor. Geçenlerde Ankara’da dünyanın en büyük Yargıtay binalarından birinin temeli atıldı. Sadece inşaat alanı 513 bin metrekare imiş. Görülen maliyet 1 milyarın üzerinde. Elbette memleketimiz için hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Adil kararların verileceği bir mekân olmasını isteriz. Adalet binaların büyüklüğü ile değil hukukun üstünlüğü ile ölçüldüğünü herkesin aklında tutması gerekiyor. Herkesin adalete güvenmesi gerekiyor. ‘Ankara’da hâkimler var’ diyebileceği bir yargı sistemini kurmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu. OYLARA MÜDAHALE MİLLETE İHANETTİR TBMM’den tartışmalarla geçen uyum yasalarına ilişkin de konuşan Karamollaoğlu, başta mühürsüz oylar ve seçim güvenliği olmak üzere yasaya birçok alanda eleştiriler getirdi. Karamollaoğlu, “Seçime gitmeden ittifakların oluşumuna imkân veren yasa Meclis’te kelimesi ve virgülü değişmeden, muhalefetin endişeleri hiç dikkate alınmadan geçirildi. Seçim güvenliği adı altında yapılan bu düzenlemelerde tam tersine seçimin güvenliğini ortadan kaldırma ihtimalini görüyoruz. Mühürsüz oylar yasal düzenlemeyle birlikte kanuni hale gelmesi adil olduğunu göstermez. Bunu da aklımızda tutmamızda fayda var. Bu düzenlemelerde tamamen keyfilik var. Acı bir gerçek olarak söylüyorum. Hükümet, valilileri partisinin il başkanı olarak görüyor. Sayın Cumhurbaşkanı parti il başkanlarına hitap ederken, ‘benim parti başkanım’ diyor. Valiye gelince de aynı şekilde ‘benim valim’ diyor. Devlet memurları ile parti üyelerine aynı tavrı sergilemesini istemiyoruz. Çünkü onlar bu makamlardan tarafsızlık değil, tarafgirlik bekliyorlar. Şimdi uyum yasalarında hâkimlerde olan haklar valilere ve kaymakamlara veriliyor. Bu doğru değil. Bu yanlış hesapları yapanlar bir gün bu hesapların ayaklarına dolandığını görecektir. Verilen oylara müdahale kesinlikle millete ihanettir. Hırsızlık bir kişinin malına tecavüzdür. Ancak milletin oylarına müdahale milletin kararını ters çevirmektir. Sandık kurulu başkanlarının memurların tayininde valilerin etkili olması en büyük problem” diye sert ifadelerle eleştirdi. AK PARTİ’NİN UYGULAMALARI GÜNCELLENMELİ Güncelleme tartışmalarını da değerlendiren Karamollaoğlu, “Ülkemizde adalet, ekonomi, sağlık, eğitim, dış politika problemli. Daha buna birçok problem eklenir. Bunca problem içinde işi gücü bırakıp güncelleme işine girdik. Çok teferruatına girmek istemiyorum ancak Müslüman inanır ve bilir ki, İslam’ın ve Kur’an-ı Kerim’in doğru anlaşılmasına ihtiyaç var. Bunu herkes böyle bilmelidir. Bu sebeple herkes ayağa kalktı. Konu tavzif edildi. Tefrit edilmeye çalışıldı. ‘Zaman değişmesi ile hükümler değişebilir’ düsturuna sığınıldı. Açık söylüyorum; Türkiye’de güncellenmesi gereken bir şey varsa o da özellikle AK Parti’nin bizatihi politikalarının ve uygulamalarının güncellenmesine ihtiyaç var. Zira İslam adil olmayı emreder; ama bugün adalet yok. Bunun güncellenmesine ihtiyaç var. İslam işi ehline vermeyi ve liyakati emreder. Ama bugün adam kayırma ve iltimas zirveye çıkmış durumda. Bunun güncellenmesine ihtiyaç var. İslam yolsuzluğu, israfı yasaklar. Ama bugün her ikisi de almış başını gidiyor. Bu uygulamaların mutlaka güncellenmesine ihtiyaç var” diye konuştu. FABRİKALARI KAPATIRSANIZ GÖÇ ARTAR Karamollaoğlu, şeker fabrikalarının kapatılması halinde ülkedeki iç göçün daha çok artacağına da değinerek, “TÜİK’in yaptığı tespite göre, bir yılda 2 milyon 619 bin 403 kişi doğduğu toprakları terk ederek farklı şehirlere göç etmek zorunda kalmış. 15 milyon nüfusa sahip İstanbul’da, İstanbul doğumlu olanların sayısı 6,5 milyon. Bunlar 2016
Genel Başkanımızın İstiklal Marşı’nın Kabulünün 97. Yılı Mesajı | 12 Mart 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İstiklal Marşı’nın kabulünün 97. yılı münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Karamollaoğlu yazılı mesajında; “ İstiklal Marşı; milletimizin bağımsızlık konusundaki kararlılığının tezahürü olduğu kadar birlik ve beraberliğimizin de sembolüdür, bizi biz yapan değerlerin manzumesidir. Bu vesileyle İstiklal Marşı’mızın kabulünün 97. yılında, Mehmet Akif Ersoy başta olmak üzere bütün şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyoruz” dedi.
Genel Başkanımızın Konya Temasları | 10 Mart 2018
Genel Başkanımızın Konya İl Teşkilatı İstişare Toplantısı | 10 Mart 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Konya’da çeşitli temaslarda bulundu ve gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Genel Başkan Karamollaoğlu önce Konya’da şehit evini ziyaret etti. Karamollaoğlu, daha sonra akşam saatlerinde Konya il teşkilat binasında partililer ile buluştu. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin Konya İl teşkilatında yaptığı konuşmada ülkemizin 4 bir yandan ateş çemberi içinde olduğunu ifade ederek, “Her ülkenin sınırını tehdit eden bir hadise varsa müdahale etme hakkı vardır fakat bu bir iç politika, siyaset meselesi hale getirilmemelidir. Bu müdahaleyi siyasetçiler yönetmiyor. Siyasiler karar alır, ordu yönetir. Sınırlarımızda bu hadiselerin meydana gelmesinin sebebi dış politikada uygulanan yanlış politikalardır. Biz niye Irak’a müdahale eden ABD kuvvetlerine destek verdik? 1 Mart teskeresinin nasıl çıkarıldığını biliyoruz. Suriye’yi kim başımıza musallat etti? Bugünkü hükümetin kendisi. Şimdi ise biz sadece Afrin bölgesi ile ilgileniyoruz. Bunların tamamı ülkenin sınır güvenliğini sağlamak için atılan adımlar. Bu gibi durumlarda kimsenin birbirini bir şeyler ile itham etmesi doğru değil. Herkes birlik olmalı. Hükümet de bu birliği coşkuyu sağlayacak adımları atmalı” ifadelerine yer verdi. YÜZDE 85 ADALETE GÜVENMİYOR. “Ülkemizde bir korku imparatorluğu var” diyen Karamollaoğlu, şöyle konuştu: “Herkesin üzerinde bir endişe var. Niye? Acaba benim yakınlarıma bir zarar gelir mi, diye. Adalet mekanizması var. Birileri sahip çıkar size. Yo kimse sahip çıkamıyor. Hükümetin aleyhinde konuşanlar, yarın hapse atılıyor, işinden oluyor. Böyle bir ülke olmaz. Şimdiden gelin ‘Cumhur İttifakı’na katılın diyorlar. Ya ben deli miyim ki, böyle bir mesuliyetin altına gireyim. Bizim hangi beklentilerimiz varmış da kaç bakanlık, kaç milletvekili? Bu millet, 20 tane değil, 120 tane değil, 250 tane milletvekilliğine bile satılamaz. Bunu herkes bilsin. Biz ilkelerden bahsediyoruz. İlke de neymiş diyor bazı cahiller. Biz bu memlekette her şeyden önce huzur istiyoruz. Huzur önce adalet ile sağlanır. Bir defa ezilen hak mefumu yerli yerine oturtulmalı. Hiç kimse mahkemeye gidersem hakkımı alamam diye endişe etmemeli. İnsanımızın yüzde 85’i adalete güvenmiyor. İnsanımız barış, huzur istiyorsa önce bu adalet nasıl sağlanır diye düşünmeli.” SEÇİMLERDE PATLAYACAKLAR Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl oldu da bu ülke 15 senede bu hale geldi? FETÖ’cüleri bahane buluyorlar. 15 senedir ülkeyi onlara emanet eden, emniyeti, hukuku bunlara teslim edenler kimdi? Ergenekon’un savcısıyım diyenler bugün tam tersini söylüyor. Bir kişi hatasını görmeden hatasını düzeltemez. Hatalarını görüyorlar ama ders almıyorlar. Hata söylenir ama o hakkı herkese o hakkı vermesi lazım. Sen ben hata yaptım diye affedileceksin, başka bir vatandaş söylese suçu affolmayacak. Böyle olmaz. OHAL hukukun rafa kaldırıldığı dönem demektir. Olağanüstü durum var, hukukla çözemeyiz, suçluları cezalandıralım, sonra normale döneriz deniliyor. 1,5 sene oldu hala düzeltemediler. Bu sürede düzeltemediysen 5,5 senede de düzeltemezsin. İşe yanlış yerden başlıyorsun. Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Biz bu inanca sahibiz. Hapishanelerde 100 binlerce işinden atılmış insanlar var. Yüzlercesi derdimi anlatamıyorum diyerek intihar ediyor. Samimi olarak söylüyorum ki önümüzdeki seçimlerde öyle bir patlama yaşayacaklar ki esameleri bile okunmayacak. Siz insanları baskı altına alırsanız, dertlerini açıklayamazlarsa sizin anketlerinizden doğru bir şey çıkmaz. Yüzünüze iyi konuşurlar ama sandığa gittiğiniz zaman dersinizi verirler.” KUTUPLAŞMA BİTSİN İSTİYORUZ “Her şeyden önce ülkemizde kutuplaşmanın bitmesini istiyoruz” diyen Karamollaoğlu, şöyle konuştu: “Ailenin içindeki fertler bile kutuplaşıyor. Her zaman kutuplaşmanın karşısındayız. Ülkenin içindeki problemlerin çözülebilmesi, farklı fikirlerin rahatlıkla dile getirilebilmesi ile mümkündür. Bu farklı fikirler içinde en iyisini bulup ülkeyi huzura kavuşturacağız. Adalet mekanizmasını rayına oturtacağız. Biz insanız, karnımızın doyması, temel ihtiyaçlarımızın karşılanabilmesi lazım. Öyle hale geldik ki, koca ülkede sadece 100’lerce insan mutlu. Hükümet borç bulmak için milletin tüm imkanlarını ipoteğe vermeye razı. 3 milyon 250 bin işsiz insanımız var. 400-500 lira ile günümü gün ederim diyen en az 600 bin 1 milyon daha işsiz var. Bu işsizler de çalışıp hayatlarını ikame etmek isterler ama iş yok. Nasıl çözülecek? Ziraat ayakta zannediliyor ama Doğu’muz perişan. Bütün çiftçiler hacizli. Anadolu’da birçok yerde artık toprak ekilmiyor. Çünkü devlet dönüm başına destek veriyor, ektin mi ekmedin mi ilgilenmiyor. Bu şartlarda ülkede ziraat yapılabilir mi? Tarım en stratejik sektördür. Bizim en çok destek vereceğimiz kesim tarım ve hayvancılıktır. Devlet yetkilileri de aynı şeyleri söylemeye başladı ama iş yapmıyorlar sadece konuşuyorlar. Lafla peynir gemisi yürümez. Mazotu, elektriği kaça veriyorsun, buna bak. Ürün çıktıktan sonra çiftçi ürününü nasıl satacak, bunu anlamıyorsan olmaz. Patates 35 kuruşa düşmüş. Patates üreticisi nasıl ayakta kalacak? Devlet çiftçisinin her an yanında olmak mecburiyetindedir. Tohumunu, gübresini, ilacını temin etmek durumundadır. Faizsiz bir kredi imkanı sunmalıdır. Ürün elde edildi, piyasaya sunulacak, devlet yine yanında olmalı. Devlet yönetmek zor iş bunları yapamayacaksan bu işi bırak. Avrupa’da hükümetler çiftçinin yanındadır. Bizde öyle bir adet yok. Onun için 5 milyon ton buğday ithal ediyoruz, 100 binlerce büyükbaş hayvan ithal ediyoruz.”
Genel Başkanımızın Konya Temasları | 10 Mart 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Konya’da bir takım ziyaretlerde bulundu. Karamollaoğlu Milli Görüş’ün Konya’da ki önemli isimlerinden Ali Güneri ve Süleyman Şen’i ziyaret etti. Ardından Saadet Partisi heyeti Afrin Şehidi Abdullah Taha KOÇ’un baba evine taziye ziyaretinde bulundu. Karamollaoğlu’ndan Şen’e geçmiş olsun ziyareti Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Milli Gençlik Vakfı (MGV), Anadolu Gençlik Derneği (AGD) bünyesinde hizmetler vermiş, bir süredir sağlık sorunları yaşayan Milli Görüş emektarlarından Süleyman Şen’i evinde ziyaret etti. Karamollaoğlu’na ziyarette Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyeleri Mustafa İriş ve Hüseyin Oruç, İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar ve yönetim kurulu üyeleri ile ilçe başkanları eşlik etti. Genel Başkan Karamollaoğlu ve beraberindeki heyeti Süleyman Şen’in kardeşi, Karatay Belediyesi eski Başkanı Mehmet Şen, oğulları Gençlik Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Şen ve Halis Şen karşıladı. Genel Başkan Karamollaoğlu, Süleyman Şen’e geçmiş olsun dileklerini iletti. Karamollaoğlu’ndan Konyalı şehidin baba evine ziyaret Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’e yönelik yürüttüğü Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit olan Jandarma Astsubay Çavuş Abdullah Taha Koç’un (23) memleketi Konya’da bulunan baba evine taziye ziyaretinde bulundu. Karamollaoğlu’na ziyarette Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyeleri Mustafa İriş ve Hüseyin Oruç, İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar ve yönetim kurulu üyeleri ile ilçe başkanları katıldı. Genel Başkan Karamollaoğlu, ziyarette şehidin babası Ahmet Koç ve ailesine baş sağlığı diledi. Taziye ziyaretinde Saadet Partisi Karatay İlçe Başkanı Ali Genç’in okuduğu Kur’an tilavetinin ardından Karamollaoğlu ve beraberindeki heyet şehitlerin ruhu için dua etti.
Konya İl Kadın Kollarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Basın Açıklaması | 10 Mart 2018
Saadet Parti Konya Kadın Kolları 8 mart Dünya Kadınlar Günü münasebeti ile bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını gerçekleştiren İl Kadın Kolları Başkanı Fazilet Bütüner sözlerinde şu hususlara değindi; Bugün, bu memleketin kadınları olarak, anneleri olarak,kızları olarak bir araya geldik. Bugün kadınların sorunları yerine, hayata dair güzel şeylerden bahsetmeyi çok isterdik. Fakat yapamıyoruz. İmzalanan uluslararası sözleşmelere, yapılan yasal düzenlemelere rağmen ülkemizde ve dünyada, kadın için ”onurlu yaşam şartlarının” oluştuğunu söyleyemeyiz. Tam aksine kadın, vahşi kapitalist ekonominin, adaletsiz çalışma şartlarına mahkum olmaktadır. Sigortasız,sosyal hakları olmadan,düşük ücretlere çalıştırılmaktadır. En doğal hakkı olan “annelik” hakkını ertelemekte, varsa, evladına hasret kalmaktadır. Medya ve reklam dünyasında ”cinsel bir meta” olarak kullanılarak “istismarın” en acımasızını yaşamaktadır. Çeşitli ailesel ve çevresel nedenlerle, eğitim ve sağlık hizmetlerinden, hak ettiği gibi yararlanamamaktadır. Töre cinayetleri, çocuk yaşta, zorla yapılan evlilikler, ülkemizin en derin yaralarıdır. Siyasal, hukuksal, sosyal düzenlemelere rağmen, şiddet her geçen gün artarak binlerce can almıştır. Bugün kadınlar olarak, anneler olarak BİRARAYA GELDİK. “Evlatlarımız” için , “memleketimiz” için , “umutları tekrar yeşertebilmek”, “insanca onurlu yaşabilmek” için bir araya geldik. Kocaeli’de daha 17 yaşındayken öldürülen ECEM BALCI için bir araya geldik. Çünkü anneyiz. Sakarya’da karnındaki bebeği ,elindeki çocuğuyla katledilen,bu millete Suriye’den emanet gelen, ama emanete sahip çıkamadığımız EMANİ için bir araya geldik. Çünkü kardeşiz. Bugün HELİN PALANDÖKEN için, 3 yaşındaki YAVRUNUN hakkını sormak için, İsmini sayamadığımız öldürülen kardeşimiz için bir araya geldik. Çünkü insanız! Biz insanın ölümünü alemin ölümü olarak biliriz. Görüşleri, düşünceleri, hayat tarzları, farklı olsa da. Hepimiz insanız. Onlar bizim kardeşimiz, Ablamız, Evladımız, Annemiz. Ve bizler Onların hakkını aramak, adalet istemek için buradayız. Biz, küçük yaşta,zorla evlendirilen çocuklarımız için buradayız. Biz,bir evladı askerde, bir evladı dağda olan annemizin, çaresizliği için buradayız. Biz,ağır ekonomik şartlar altında ezilen kadınlarımız için buradayız…. Batının bize dayattığı, çözümsüzlük getiren uygulamalar yerine, SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNÜ; 1- Kadının, aile ve toplumsal hayattaki yerine ait zihniyetin, Kadına yönelik bakış açısının, inancımızın ve medeniyetimizin bildirdiği referanslar çerçevesinde değişmesinde görüyoruz. 2- Eşitlik kavramının uygulaması kadının mağduriyetini giderememiş, adalet tesis edilememiştir. Toplumsal huzur ve mutluluk ancak, ADALET ile gerçekleşir. Bu yüzden, HAK VE ADALETE dayalı ‘’YENİ BİR DÜNYA’’nın kurulumunu key yet değil, zaruret görüyoruz. Bugün, bizlere düşen görev, bu hassasiyeti gösteren bütün kardeşlerimizle bir araya gelmektir. Biz bunu yapabiliriz. Bu ülkenin, özlediği gibi kucaklaşabiliriz. Tüm farklılıklarımıza rağmen ellerimizi tutabiliriz. Yarınlarımız için önyargılarımızı bir kenara bırakabiliriz. Kadınlar olarak önce biz, huzur ve barışı MAYALAYABİLİRİZ. HAK VE ADALET İÇİNDE, HEP BİRLİKTE, MUTLU YARINLARA
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 03 Mart 2018
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 03 Mart 2018
Karamollaoğlu, partisinin Balgat Eğitim Merkezi’nde düzenlenen İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit düşen askerlerin ülkeyi hüzne boğduğunu belirterek, şehitlere Allah’tan rahmet diledi. Son günlerde herkesin “seçim ittifakı” konusunu da içeren ve Meclise gelen yasal düzenlemeyi konuştuğunu belirtenKaramollaoğlu, “Sanki bu kanun teklifi Meclisten geçecek hemen ittifaklar kurulacak. İttifakların kurulmasına da gerek yok. Çünkü öyle bir hava estiriyorlar ki ittifak yapan partiler tek partiymiş gibi hareket edecekler. Bunu da ‘milli’…Üzüntü verici kendi dışındakileri de ‘gayri milli’ gibi bir tarifin içine giriyorlar. Sıkıntı çektiğimiz şu dönemde bunlara söyleyeceğimiz, Allah size akıl fikir versin.” diye konuştu. BENİMLE BERABER DEĞİLSEN HAİNSİN HAVASI ESTİRİYORLAR TemelKaramollaoğlu, bu konudaki mantığı ve aceleyi anlamanın mümkün olmadığını, bu dönemde içeride bir bütün olarak birliği sağlamanın önemine değinerek, “Yoksa belli bir istikamette kafadarlık yapanlar bir araya gelebilirler. Kimsenin de buna itirazı olmaz. Ama ‘Benimle beraber değilsen sen farklısın, hainsin’ gibi bir hava estirmeye kalkıyorlar. İtirazımız bu tavra. Bunu bir türlü anlatamadık.” ifade etti. Milliliğin sevabıyla ve hatasıyla bütün milleti kucaklayabilme olduğunu belirtenKaramollaoğlu, “Siz milletin yarısından fazlasını elinizin tersiyle iteleyip, kendinizi milli addederseniz bu sadece komik olur.” dedi. KİMSE KENDİNİ KANDIRMASIN SAADET PARTİSİ DIŞINDA MİLLİ GÖRÜŞ OLMAZ, YOKTUR Saadet Partisi’nin dışında bir “milli görüş” olmayacağını vurgulayanKaramollaoğlu, şöyle devam etti: “Kimse kendini kandırmasın. Eğer bir insan hakiki manada milli görüşçü olduğunu iddia ediyorsa onun yeri Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi dışında bir milli görüş olmaz, yoktur. Milli görüş Erbakan Hocamız’ın kurduğu bütün fabrikaları satıp, yıkmak, bu ülkeyi borca mahkum etmek değildir. Milli görüş şahsiyetli bir dış politika izlemeyi, karşısında büyük tehlikeler olsa bile dik durmayı ve risk almayı gerektirir. Siz bunlardan bir tanesini yapamıyorsanız milli görüş dudaklarınızın arasındaki bir kelimeden ibarettir.” Seçim startının verildiğini bildirenKaramollaoğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Biz hazır olmak mecburiyetindeyiz. Bütün partilerle temas içinde olacağız. AK Parti çeşitli kanunlar yapılırken bizim fikirlerimizi alırsa elbette onlara ileteceğiz. Biz Meclis’te temsil edilmiyoruz. Meclisteki kanunları da muhalefetin bütün itirazlarına rağmen bugün iktidarda bulunan parti veya partiler geçiriyor. Onun için bu temasa ihtiyaç var. Muhalefetteki partilerle de elbette dirsek temasında bulunacağız. Biz memleketin tamamını kucaklıyoruz.” SİYASİ ÜSLUBUMUZ KUCAKLAMAYI EMREDİYOR Türkiye’nin gelecek dönemde siyasetini Saadet Partisi’nin belirleyeceğini vurgulayanTemelKaramollaoğlu, “Biz hazırlığımızı yapacağız, çalışacağız. Cumhurbaşkanlığı teklifimizi çok açık, net ifade ettik. Hangi şartlarda olursa olsun 300 bin, 500 bin arasında bir imzayla seçim kurullarına vereceğiz, aday göstereceğiz. İnanıyoruz ki bu seçimlerde başarılı olacağız.” diye konuştu. YAZILI OLARAK TEŞKİLATLARIMIZA VERECEĞİZ Karamollaoğlu, partisinin seçimlerde sandıktan bir patlamayla çıkacağını bildirdi. Teşkilata, ittifak konusunun sürekli gündemde olacağının görüldüğünü belirtenKaramollaoğlu, “Bizim düşüncelerimizi net olarak soranlara anlatın. Bunları size yazılı olarak vereceğiz zaten. Bizim siyasi üslubumuz var. Bu üslup kucaklamayı emrediyor, kutuplaştırmayı değil.” ifadelerini kullandı.