Saadet Partisi, Aralık Ayı ‘İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı’nı yoğun bir katılım ile Balgat Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirdi. Toplantının açılışında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Coşku ve heyecanın hâkim olduğu toplantıda Karamollaoğlu, bu yılın son toplantısını icra ettiklerini belirterek, “Yeni yıl seçim yılı olacak. Teşkilat olarak büyük bir gayretle seçimlere çalışacağız ve neticesini alacağız, inşallah” dedi. İKTİDARIN PİLLİ BİTTİ İktidarın ülkeyi sürekli suni gündemlerle yoğurduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu, “İktidar sürekli bir gerginlik oluşturulmaya çalışılıyor. Bu çalışmaları anlamak mümkün değil. Üzülerek söylüyorum ki, bu yöntem pilli bitmiş bir iktidarın çalışmasıdır.Artık sorunları çözemiyorlar. Suni meselelerle milleti uğraştırmaya çalışıyorlar. İktidarın bu suni gündemleri oluşturmasına hakkı yok. İktidarın,kutuplaşma ve kamplaşmaya medet bulmaması gerekiyor” diye uyarıda bulundu. İKTİDAR PATİNAJ YAPIYOR Son günlerde tartışmaların odağında bulunan KHK’lara değinen Karamollaoğlu, 15 Temmuz hain kalkışmada darbecilere direnen vatandaşların ceza almaması gerektiğinin altını çizerek, konuşmasını şu şekilde, sürdürdü: “Ancak ileride aynı muafiyet tanınırsa sorun yaşatabilir. Düzenlemeye iki kelime eklenirse sorun çözülecek. İki kelimenin kime ne zararı olacak. Bu mesele artık iktidarın sorun çözemediğinien iyi şekilde anlatıyor. Artık en küçük sorunu çözemiyorlar.Ülkeyi idare etmek ciddi bir iştir. Arkadaşlarımız kendi partilerini kurduklarında yazdıkları metinleri artık okumuyor. Bu iktidar bu gidişle alabora oldu.Artık patinaj yapıyor. İktidarın içinde yer alan birçok kişi bu işin böyle gitmeyeceğini kapalı kapılar ardından söylüyor. Artık dışarı çıkıp mertçe söylesinler.Bu vebali kimse kaldıramaz. Memleket meselesi var ortada arkadaş.” BU MİLLET HATA YAPANA BEDELİNİ SORAR Karamollaoğlu, Bylock tuzağını deşifre eden Antalya Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Ali Aktaş’ı tebrik ederek, “Teknik olarak Bylock’un tek başına delil olmayacağı ortaya çıktı. Ümit ediyorum ki, hükümet yeni KHK’larla mağdur edilenlerin hakkını verip, mağduriyetlerini giderecek. Bunu yapınca övünürler ancak bu ülke hata yapana bedelini sorar. Şehirleşmede büyük rant var. Şehirlerin kimliği yok oldu. Arkadaşlar sonra ‘biz hata yaptık’ diyorlar. Eğitim keşmekeş bir halde, biz sorunları onlara sunduğumuzda hatayı kabul etmiyorlar. Çünkü intibaları sallanıyor” diye konuştu. ABD VE İSRAİL’DEN MÜTTEFİK OLUNMAZ ABD ve İsrail’instratejik ortak olarak kabul edilemeyeceğini söyleyen Karamollaoğlu, iktidara uyarılarda bulunarak, şunları kaydetti: “ABD ve İsrail’den müttefik olmaz. Biz bunları her seferinde söyledik. Ancak maalesef uyarılmamızı dinlemediler. Terör örgütlerini bu ülkeler destekliyor. Türkiye’de terör bitsin ABD gidip paralı terörist bulup ülkemize getirir. Terörü bu ABD ve İsrail körüklüyor. Bunu görün artık bu problemleri böyle çözün.” TARLALAR VE MERALAR BOŞALDI Karamollaoğlu, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirerek, “Ekonomi maalesef ranta dayanıyor. Ekonomide kesin ve garanti rant arıyorlar. O zaman da ne yapıyorlar. Parayı toprağa gömüyorlar. İnşaattan başka bir şey düşünmüyorlar. Sanayi, tarım ve hayvancılıkta üretecinin arkasında durmanız gerekiyor. Bazen de pansuman niyetinde destekler veriliyor. Ancak bu da üreticinin borcunu katlıyor.Dünyada bütün ülkeler tarım ve hayvancılıkta kendi üreticisini desteliyor. Ürünlerde fiyatları düşürmek için ancak bizim ülkemizde üretici desteklenmiyor. Hükümet kendisini besicinin önüne rakip olarak çıkıyor. Kendi besicisini eziyor. Böyle olursan et fiyatları yükselir. Tarlalar ve meralar boşalır” diye uyardı. MİLLET ARTIK ÇAY SİMİT İLE DOYMUYOR Hükümet tarafından yeni açıklanan asgari ücreti değerlendiren Karamollaoğlu, “Asgari ücret 1603 TL olarak ilan edildi. Asgari ücret açlık sınırı olarak değerlendiriliyor. Bu ayıp 15 yıldır iktidardasın. Ne oldu çay simit hesabı. Çay simit hesabını bir daha yapsana. Bu milletin artık çay simit ile karnıdoymuyor.Biz iktidara gelirsek, artık zamanı da geldi! Asgari ücreti açlık sınırının iki katın üstene çıkaracağız. Biz iktidara gelirsek 5 sene içinde işsizlik biter. Siz şu anda 3,5 milyon işsiz ürettiniz. Bu meselenin çözümü çok kolaydır. Ranta giden parayı keseceksin. Yolsuzluğu durduracaksın. Savurganlığı durduracaksın. Bunları kesin 50 milyar para akar. Borçlanmayı durdurun birkaç sene içinde faiz ödenen para durur. 2018 bütçesinde 71,7 milyar para faize ödenecek. Bütçenin yüzde 10 bu rakam, Bunlar faiz kırbacını yemiyor. Millet yiyor kırbacı” ifadelerini kullandı. BATI KUDÜS’Ü İSRAİL’E TESLİM ETTİLER Ortadoğu’nun çok kritik bir dönemden geçtiğini belirten Karamollaoğlu, şu şekilde, konuştu: “Ortadoğu’da kaos var. Ülkemizin bunu çözecek gücü olması lazım ancak bundan çok uzak maalesef. Kudüs ile ilgili bir karar aldılar ancak yaptıkları hatanın farkında değiller. Doğu Kudüs’üFilistin’in başkenti ilan ettiler. Kudüs’ü geriye kalan bölümü İsrail’in başkenti olarak tanıttılar. İsrail’i tanımayan ülkeleri de bu kararla tanımaya teşvik ediyorlar. 1980 yılında 22 milletvekili ile İsrail Kudüs başkenti ilan etti diye. Dışişleri bakanını düşürdük sonrada darbe oldu.Sıkıntıyı göze almadan istikrarı sağlayamazsınız.”
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 30 Aralık 2017
Aralık 2017 | Ekonomi Raporu
2018 yılı bütçesinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri tamamlandı. Bütçe hakkındaki bilgiler insanlarımızın ilgisini çekmektedir. Bu durumu dikkate alarak biz bu raporumuzda Türkiye ekonomisinin genel durumunu her zaman olduğu gibi özet olarak, 2017 yılı bütçesini ise biraz daha kapsamlı olarak ele alıp sizlerin istifadesine sunuyoruz. İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 27 Aralık 2017
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu, son çıkan Kanun Hükmünde Kararnameleri, OHAL sürecini, tek tip elbise, taşeron ve memur alımı konularında önemli değerlendirmelerde bulundu. Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Karamollaoğlu, 2017 yılının son basın toplantısını düzenlediklerini değinerek, “2017 yılında da umutlar karamsarlığa, beklentiler hayal kırıklığına dönüştü. Ama biz gelecek adına umudumuzu koruyoruz. İnşallah 2018 yılı, Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünyanın kurulmasına vesile olur.” dedi. 2018 YILI OHAL’SİZ BİR TÜRKİYE OLSUN Karamollaoğlu, 2018 yılından en büyük beklentilerinin OHAL’siz bir Türkiye olduğunun altını çizerek, “Türkiye 20 Temmuz 2016 yılından OHAL ile yönetiliyor. 15 Temmuz’dan bu yana 30 ayrı KHK yayınlandı. Neredeyse, KHK ile düzenlenmeyen tek bir konu, tek bir alan kalmadı. Kanunun yerini kararname, Meclis’in yerini saray, 80 milyonun iradesini bir kişi aldı. Binlerce insan bir kararname ile ihraç ediliyor. Devasa kuruluşlar bir kararname ile kapatılıyor. Anayasa ile teminat altına alınmış temel ve hak ve özgürlükler bir kararname ile rafa kaldırılıyor. Bu yüzden bizim 2018 yılına ilişkin ilk temennimiz OHAL’siz bir Türkiye’dir. Çünkü esas olan Külliye’nin iradesi değil Türkiye’nin iradesidir. Bazıları Kanun Hükmünde Kararnamelere, ‘Karun Hükmünde Kararnameler’ diyor. Bu üzücü bir vaka ve hadisedir. Bu zihinlerde iz bırakıyor. Tarihe bir hüküm olacak geçiyor. Mutlaka yapılan kasıtlı yanlışlardan dönülmelidir” değerlendirmesinde bulundu. TÜM TÜRKİYE’Yİ OHAL İLE YÖNETİYORLAR AK Parti 15 yıl önce Doğu’daki OHAL’i kaldıracağını söylemesine rağmen şimdi bütün Türkiye’yi OHAL ile yönettiğine dikkat çeken Karamollaoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şimdi size AK Parti’nin kendi programından aynen alıntılayarak bir cümle okumak istiyorum. ‘AK Parti, teröre tepki olarak maksadını aşan ve bölge halkını rahatsız eden bazı uygulamaların terk edilmesi ve yıllardır devam eden OHAL uygulamasının tamamen kaldırılmasını hedeflemektedir. Suçlu insanlar karşısında caydırıcı ve masumları koruyucu bir tavır sergilemesi gereken devletimizin, suçsuz insanlara şefkatle muamele etmesi gerektiğine inanıyoruz.’ Görüldüğü gibi, ‘Güneydoğu’daki OHAL’i kaldıracağız’ demişler, şimdi Bütün Türkiye’yi OHAL’le yönetiyorlar. ‘Teröre tepki olarak maksadını aşan ve bölge halkını rahatsız eden uygulamaları terk edeceğiz’ demişler. Şimdi kendileri, ‘15 Temmuz’u gerekçe göstererek maksadını aşan ve bütün insanları rahatsız eden’ icraatlar yapıyorlar. ‘Suçsuz insanlara karşı şefkatle muamele edeceğiz’ demişler. Bugün ise suçlu- suçsuz ayrımı yapmadan öfke ile hareket ediyorlar.” ÇOK YANLIŞ VE UCU AÇIK BİR DÜZENLEMEDİR Resmi Gazete’de yayımlanan son KHK’lara değinen Karamollaoğlu, Hükümete önemli uyarılarda bulunarak, “Son KHK’da yer alan; ‘15 Temmuz darbe girişimi ve ‘girişimin devamı niteliğindeki eylemlere’ müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğu doğmayacağı’ ifadesi kanaatimizce çok yanlış ve ucu açık bir düzenlemedir. Bu tür kararnameler yarın beklenmeyen ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu ülke geçmişte, kendisini devlet yerine koyan, devlet adına iş yapmaya kalkanlardan çok çekmiştir. Beyaz Toroslar, faili meçhuller hala bu milletin hafızasında canlılığını korumaktadır. ‘girişimin devamı niteliğindeki eylemler?’ ifadesiyle ne kastedilmektedir? Bir olayın darbe girişiminin devamı olup olmadığına kim karar verecektir? İktidar ve onun kayıtsız- şartsız destekçiliğine soyunanlar, bu endişeleri dile getirenleri FETÖ’cülükle suçlamak yerine bu ve benzeri soruları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde izah etmek zorundadır” diye uyardı. TÜRKİYE’DE GUANTANAMO ALGISI OLUŞTURURSUNUZ! Karamollaoğlu, KHK ile FETÖ sanıklarına getirilen tek tip elbise düzenlemesine değinerek, şu uyarılarda bulundu: “ Tecrübe edilen şey tecrübe edilmez. Tek tip kıyafet zorunluluğunu bu ülke 12 Eylülde tecrübe etti. Tek sonucu dünya kamuoyunda Türkiye’yi daha da itibarsızlaştırmak oldu. Bugünde aynı hataya düşülüyor. Kaş yapacağım derken göz çıkarılıyor. Tek tip elbise ne adalete, ne devlete ne de millete değil, ancak ve ancak FETÖ’nün işine yarar. Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda itibarsızlaştırmak isteyen lobilerin işine yarar. Kendi elinizle Türkiye’de Guantanamo algısı oluşturmuş olursunuz. Biz her zaman söylediğimizi bir kere daha söylüyoruz; bu ülkeye ihanet etmiş, darbe teşebbüsünde bulunmuş kim varsa en ağır biçimde cezasını çekmelidir. Lakin bu süreç yürütülürken en azami hassasiyet ve en doğru metot seçilmelidir.” KHK İLE YÖNETİLEN ÜLKEYE YATIRIMCI GELMEZ Türkiye’nin son zamanlarda döviz sıkıntısı çektiğini belirten Karamollaoğlu, “Çin bankalarında kredi arıyoruz. Yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmemekte hatta var olan da kaçmaktadır. Hükümet bunun sebebini kendisine sormak zorundadır? Düşüncesizce hazırlanan KHK’lar maalesef sadece adalete değil ekonomimize de darbe indiriyor. OHAL ile yönetilen, KHK ile yönetilen, bir kişinin iki dudağının arasındaki talimatlarla yönetilen bir ülkeye yatırımcı gelmez, Çünkü kendisini güvende hissetmez. Bu yüzden bir kere daha uyarıyoruz; Türkiye Cumhuriyetinin KHK’larla ve OHAL ile daha fazla yönetilmesi mümkün değildir. Bu gidiş ekonomimizden, adalet sistemine bütün kurumlarımızda yaşanan krizi derinleştirmektedir. Biran önce kendinize gelmez, aklı selim ile hareket etmezseniz bunun sorumluluğundan da kurtulamazsınız” diye konuştu. TAŞERON İŞÇİYE LÜTUF DEĞİL, HAKKIDIR! Son günlerde gündemden düşmeyen taşeron meselesini değerlendiren Karamollaoğlu, “Türkiye’de 1 milyona yakın taşeron işçinin kadroya alındı. Bu sevindirici bir karar olmakla birlikte eksik bir karardır. Özellikle de, taşeron işçilerin daha önce ortaya çıkan haklarından feragat etmeye zorlanmaları son derece yanlıştır. Bu adilane bir tutum değildir. Taşeron işçiye kadro bir lütuf değil işçinin hakkıdır. “Biz size kadro ihsan ettik, biz ne diyorsak onu kabul edeceksiniz” anlayışı son derece yanlış bir anlayıştır. Biz taşeron işçilerin kayıtsız şartsız kadroya alınmalarını talep ediyoruz” diye çağrıda bulundu. MİLLET İKTİDARIN DENEME YANILMA TAHTASI DEĞİL Bylock’ta Zoka meselesine değinen Karamollaoğlu, yetkili kurumların olaya el attığını ve mağdurlar hakkında tahliyelerin başlamasının sevindirici bir durum olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Aylardır hapis yatan bu insanlara devletimiz tarafından en kısa zamanda iade-i itibar yapılması şarttır. İşlerinden ihraç edilenlerin, açığa alınanların görevlerine iade edilmesi gerekir. Ne yazık ki bu süreçte hükümet mutedil bir yol izleyememiş, kurunun yanında yaşta yanar mantığı ile binlerce insanı mağdur etmiştir. Bugün geldiğimiz süreçte ise yanlış yaptığını fark ederek, mağdurları tahliye etmeye başlamıştır. Temennimiz bir daha böyle bir süreç ile bu milletin karşı karşıya getirilmemesidir. Bu millet iktidarın deneme yanılma tahtası değildir. Yapılan hatalar sadece “pardon” diyerek telafi edilemiyor. Bu vesile ile mağdurlara, tahliye olanlara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu meseleyi özenle takip eden Saadet Partimizin Antalya il başkan yardımcısı Av. Ali Aktaş’a bu vesileyle teşekkür ediyorum. Saadet Partisi bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yaşanan bütün haksızlıklara karşı en gür seda ile karşı durmaya devam edecektir.”
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 27 Aralık 2017
Aralık Ayı İl Divan Toplantısı | 24 Aralık 2017
Saadet Partisi Aralık Ayı İl Divan Toplantısı, partinin İl Başkanlığı binasında gerçekleştirildi. Toplantıya Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya’nın yanı sıra; Saadet Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve Konya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Özkafa, Saadet Partisi Konya İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar, parti il başkan yardımcıları, Meram İlçe Başkanı Av. Şuayip Koçak, Selçuklu İlçe Başkanı Av. Mustafa Derbentli ve çok sayıda davetli katıldı. Parti Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya ve Konya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Özkafa yaptıkları konuşma ile ülke ve gündem değerlendirmesinde bulundu. BM KARARLARI TATMİN EDİCİ DEĞİL ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararını açıklamasından sonra, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısının olağanüstü yapıldığını hatırlatan Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, “Toplantı sonunda karar olarak alınmasını istediğimiz bazı maddeler vardı. Öncelikle Mavi Marmara davası anlaşmasının iptal edilmesini istedik. Hükümet böyle bir adım atmadı. İslam ülkelerinin ABD ve İsrail ile olan ilişkilerini tekrar gözden geçirmesini istiyorduk ama netice alınamadı” dedi. Yöneticilerin böyle bir adım atamadığını fakat Müslüman halkların İsrail ve ABD’yi şiddetle protesto ettiğini dile getiren Çetinkaya, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından alınan kararın da tatmin edici olmadığını ifade etti. Çetinkaya, “Doğu ve Batı Kudüs diye bir şey yok, olamaz da. 1971-2001 yılları arasında BM Genel Kurulu 65 karar almış. Bu kararların hiçbiri hayata geçirilememiş. 128 ülkenin Kudüs meselesinde ortak bir tavır belirlemesi, ABD’nin bundan sonraki işinin daha zor olduğunu bizlere gösteriyor” açıklamalarında bulundu. AK PARTİ HÜKÜMETİ BÜTÇE YAPAMIYOR Çetinkaya, bütçe görüşmelerinin bittiğini vurgulayarak; bütçeden beklediklerini bu yıl da alamadıklarını kaydetti. Türk halkının borç ve vergi yükü altında ezilmesini istemediklerini kaydeden Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bütçe açığı her geçen yıl artıyor. Faize giden para, bütçeden daha fazla. Vergi kazançlarının artması bizi endişelendiriyor. 16 yıllık AK Parti hükümeti, bütçe yapamıyor. Bütçeler, milletlerin ruhudur. Bütçe büyüklüğü 762 milyar TL. Bütçe gelirleri ise 696 milyar TL. Gelirlerin yüzde 85’inden fazlası vergiden sağlanıyor. Dar ve orta gelirli vatandaşlar eziliyor. Bütçe açığı 65.9 ile geçen yıldan daha fazla. Faize ayrılan para 71.7 milyar. Bu, çok korkunç bir rakam. Milli savunmaya ayrılan pay 92 milyar TL civarında. Faiz ise 72 milyar lira. Eğitime 14, tarıma 10, sağlığa 8 buçuk, ulaşıma 25 milyar harcıyoruz. Temel meselelerimize ayrılan bütçe 60 milyar lira civarında iken; faize 72 milyar TL ödüyoruz. Çok yazık. Üretim değil, tüketim bütçemiz var. Devlet, yatırım yapmıyor. Girişimcilerin yatırım yapmasını bekliyor. Hayvancılığa destek verilmiyor, ithal et satılıyor. Devlet, stratejik noktalarda desteğini eksik etmemelidir. Bütçede siyasi bir rant var. Vatandaşın geliri ranta akıtılıyor. Faizsiz bir bütçe istiyoruz.” DEVLETİN ŞEFKAT ELİ BÖLGEYE ULAŞMALI Ülkenin en önemli meselesinin kamplaşma ve kutuplaşma olduğunun altını çizen Çetinkaya, hiçbir siyasi partinin Saadet Partisi’nin hasmı olmadığını söyledi. Son 15-16 yıldır siyasetin kaostan beslendiğini belirten Çetinkaya, iktidarın eksikliklerini haklı şekilde eleştirmekten vazgeçmeyeceklerini konuşmalarına ekledi. “Terör, Türkiye’nin hala en büyük sorunlarından biri” diyen Çetinkaya, “Geçen hafta Diyarbakır’a gittik. STK temsilcileri ve işadamları ile görüştük. Bürokratlara ziyaretler gerçekleştirdik. Diyarbakır’da HDP ve PKK’nın gücü kırılmış. Mücadele sadece silahla olmaz. Bu işin sosyal, kültürel ve psikolojik yanları da vardır. Diyarbakırlılar, devletin gücünü arkasında görmek istiyor. Devletin şefkat eli bölgeye ulaşmalı. Bölgeye yatırımlar artırılmalı. Güneydoğuda çok kıymetli araziler var. Nasıl oluyor da böyle verimli topraklarda üretim yapılmıyor. Bölgenin bütün Ortadoğuya yetecek kadar potansiyeli var. Kimse, Türkiye Cumhuriyeti’nden ayrı bir devletin mensubu olmak istemiyor. Doğu insanının öyle bir niyeti yok. Son 2-3 ay içinde bölgede sürekli programlar yaptık. Oralar Milli Görüş’ün deposuydu” şeklinde konuştu. OHAL OLAĞANÜSTÜ HAL ALDI Ülkede adaletin kalmadığını söyleyen Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, adelet konusu üzerine yapılan bir anketin sonuçlarına vurgu yaptı. Çetinkaya, şunları kaydetti: “Türkiye’de adalete güvenenlerin oranı yüzde 15. Halkın yüzde 85’i mevcut adalete güvenmiyor. Adalet personellerinin ise yüzde 20’si adalete güvenirken, yüzde 80’i adalete güvenmiyor. Hapishaneler, suçsuzlarla doldu. Kapasitesinin 3-4 katı mahkum cezaevinde. Ülkemizde Olağan Üstü Hal (OHAL) kanunları geçerli. OHAL olunca adalet mekanizması kısmi olarak devre dışı bırakılıyor. OHAL artık, olağanüstü hale geldi. Tek kişinin imzası ile kararname çıkarılıyor. İdam cezasına çarptırılmış bir adamın bile son anda savunması alınır. İnsanlar bugün ansızın hiçbir gerekçe gösterilmeden evinden alınarak, hapse atılıyor.” 16 YILDIR MESELELERİN KÖKENİNE İNİLMEDİ Türkiye’nin ahvaline bakıldığı zaman her şeyin güllük gülistanlık olduğunu dile getiren Konya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Özkafa, resme büyük pencereden bakmanın daha gerekli olduğuna dikkat çekti. Özkafa, şu ifadeleri kullandı: “Büyük resme bakılınca dünya Siyonizminin nasıl da eksiksiz yürüdüğünü görüyoruz. Sabah televizyonu açtım, haberlerde ne var ne yok diye baktım. Sayın Cumhurbaşkanı Afrika’ya hareket ediyormuş. Eroğan, havaalanında gazetecilerin sorularını yanıtlıyordu. Bir gazeteci ‘taşeron düzenlemesi’ ile ilgili soru sordu. Cumhurbaşkanı cevap verirken çok zorlandı. Yapılmakta olan düzenlemenin izahı yapılırken, Erdoğan’ın ne demek istediğini kimse anlamadı. Çünkü önemli meseleler olduğu zaman mevcut iktidar bu meselelere bir çözüm getiremiyor. 16 yıldır meselelerin köklü şekilde çözülme imkânı olmadığını görüyoruz. Milli Görüş olarak, Allah’ın izniyle bütün meseleleri çözecek anlayış biziz. Şundan emin olun. Kudüs de Milli Görüş harekatını bekliyor. Biz, ufka bakıyoruz. Yaşanabilir ve yeniden bir Türkiye inşa edeceğiz. Yeni bir dünyanın temellerini atacağız.” ‘YÜZDE 100 ZAM’ DİYEBİLMEK YÜREK İSTER “Bizim elimize 350 Milletvekili ile tek başına iktidar olma imkânı takdir edilmedi. Ama Allah lütfetti, merhum Erbakan Hoca dişi ve tırnağı ile kazıyarak bu ülkede Başbakan oldu. En hayırlı icraatları biz yaptık” diyen Özkafa, “Kıbrıs’ta kardeşlerimizin hakkı ve hukuku ihlal edildi. Biz laf etmedik, besmeleyi çektik. Jetlerimiz bir sabah Kıbrıs semalarında göründü ve Kıbrıs Barış Harekâtını yaptık. İktidar olduk, 6 ay içinde yüzde 50, diğer 6 ay içinde bir yüzde 50 daha maaş zammı yaptık. Tek başına 15 yıllık bir iktidar var. Asgari ücret ne olacak bekliyoruz. Bakalım hükümet yüzde kaç maaş zammı verecek. Bu hükümet, vatandaşı buçuğa alıştırdı. Muhterem hocamız Başbakan iken dönemin Konya İl Başkanına görev veriyor. Erbakan Hoca, il başkanına ‘Araştırma yap, pancara buğdaya ne fiyat vereceğiz. Odalarla görüş bize fiyat ver’ diyor. Araştırma yapıyorlar, beklentiler 9 kuruş civarlarında. Hükümet açıklama yaptı 12 buçuk, 13 kuruş civarlarında bir rakam belirledi. Oran olarak yüzde yüz bir artışla çiftçiye destek verildi. Gönlünü, fikrini Siyonizme bağlamış medya kuruluşları ile bizi iktidardan indirmek için mücadele ettiler. Her şeyin farkındalardı. Büyük oyun oynandı. Yıllardır iki yakamız bir araya gelmiyor” açıklamalarında bulundu.
Aralık Ayı İl Divan Toplantısı | 24 Aralık 2017
Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin ÇETİNKAYA Konya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı ve Genel Başkan Başdanışmanı Mustafa ÖZKAFA
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 20 Aralık 2017
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu, TBMM’de görüşülen 2018 bütçesi, Kudüs meselesi ve Milli! Piyango konularında önemli değerlendirmelerde bulundu. Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısındaKaramollaoğlu, geçtiğimiz günlerde eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın oğlu Yavuz Yılmaz’ın vefat etmesinden dolayı üzüntüyü derinden hissettiklerini belirterek, Yılmaz ailesine başsağlığı diledi. DİYARBAKIR TÜRKİYE İÇİN FIRSATTIR Geçtiğimiz hafta sonu Saadet Partisi Genel İdare Kurulu toplantısının Diyarbakır’da icra ettiklerini söyleyen Karamollaoğlu, “Başkanlık Divanımızla, Genel İdare Kurulu üyelerimizle, il sorumluları ve il müfettişi arkadaşlarımızla birlikte iki gün boyunca Diyarbakır’daydık. Her zaman olduğu gibi bölgenin kanaat önderleriyle, sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle, önemli iş adamlarıyla, esnaf odalarıyla bir araya geldik. Onların dertlerini, sorunlarını, beklentilerini dinledik.Bu son dönemde bölgeye gerçekleştirdiğimiz üçüncü ziyaret oldu. Peki, neden sık sık gidiyoruz?Çünkü Diyarbakır, Türkiye’nin önünde bir engel değil büyük bir fırsattır.Diyarbakır, tarımda, hayvancılıkta, sanayide müthiş bir potansiyele sahiptir.Eğer bu potansiyel harekete geçirilebilirse, emin olun sadece Türkiye’nin değil bütün Ortadoğu’nun kaderi değişir” değerlendirmesinde bulundu. HER İŞİ YAPAN DEVLET BİR TEK FABRİKA YAPMIYOR Karamollaoğlu, nüfus istatistiklerine göre Türkiye’de 50 ilin sürekli göç verdiğine dikkat çekerek, 50 ilin içinde en fazla göç veren ilin Diyarbakır olduğunu kaydetti. Karamollaoğlu, konuşmasını şu şekilde, sürdürdü: “Tarihiyle, stratejik konumuyla, ekonomik potansiyeliyle cazibe merkezi olması gereken Diyarbakır, tam tersine kaçış yeri oluyor. Peki neden? Cevabı basit, yanlış politikalar yüzünden. Biz bu hükümete, fabrika yapın deyince, ‘devlet fabrika yapmaz’ diyorlar. İyi ama aynı devlet hayvancılık yapıyor. Romanya’dan, Ukrayna’dan hayvan ithal edip kendi besicisinin karşısına rakip olarak çıkıyor.Aynı devlet tarımcılık yapıyor. Kendi arazileri ekilmeyi beklerken, yurtdışında arazi kiralayıp, kendi çiftçisinin karşısına rakip olarak çıkıyor. İnşaatçılık yapıyor: Devlet fabrika yapmaz diyenler, inşaata gelince Türkiye’nin en büyük müteahhidi oluyor.Diyarbakır’ı, tarımda, hayvancılıkta, sanayide göç veren değil göç alan il haline getirmek zorundayız.Fakirliğin, yoksulluğun değil bereketin, zenginliğin şehri haline getirmek zorundayız. Doğru yöntemler ve doğru politikalar yürütüldüğü takdirde bunu gerçekleştirmek zor bir şey değil.” 2018 BÜTÇE RAKAMLARI Bütçenin bir hükümetin kimliği olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Ekonomi anlayışının aynasıdır. O zaman bu iktidarın 2018 Bütçe rakamlarına bir bakalım; Bütçe büyüklüğü; 762,8 milyar lira. Bütçe gelirleri 696,8 milyar lira, vergi gelirlerinin 599,4 milyar lira, bütçe açığı ise 65,9 milyar lira. Bütçede en dikkat çekici rakamlardan birisi faize ödenecek miktar. İktidar Cumhuriyet tarihinin faiz rekorunu kıracak. 2018’de Faiz lobisine ödenecek miktar 71,7 milyar lira. Buna karşın ulaştırma yatırımlarına ayrılan pay 25 milyar lira. Eğitime ayrılan pay 14 milyar lira.Tarıma ayrılan 10, sağlığa ayrılan pay ise 8,5 milyar lira.Ulaştırma, eğitim, tarım, sağlık neredeyse bütün alanlardaki yatırımları toplasanız faize ödenen paraya yetişemiyor” şeklinde konuştu. SAVUNMA VE BELEDİYE PAYLARINDAKİ ARTIŞ? Özellikle bütçede iki kalemde artışın yaşandığını belirten Karamollaoğlu, “Birincisi Milli Savunma Bakanlığı bütçesi: Yüzde 41 ile en fazla artış savunma bütçesinde gerçekleşiyor. 2017 yılında 64 milyar olan ödenek 2018’de 92 milyar liraya çıkarılıyor. Gerçekten dikkat çekici bir oran. Biz her zaman güçlü ve milli bir savunma sanayiini savunduk. Umarız bu artış savaşın değil barışın teminatı bir Türkiye için kullanılır. Ayrıca, milli silahların yapımı için bu paralar harcanır. İkincisi belediyelere ayrılan ödenekteki artış. 2018 yılı bütçesinde büyükşehir belediyeleri ile il özel idarelerine ayrılan kaynak yüzde 16 artırılarak 72,9 milyar liraya çıkarılıyor.Umarız bu ödenek de seçim yatırımı, seçim rüşveti olarak değil gerçekten Anadolu’nun kalkınması içindir” diye konuştu. RAKAMLAR HÜKÜMETİN KİMLİĞİNİ ELE VERİYOR TBMM’de görüşülen 2018 bütçesini değinen Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “2018 bütçesinin röntgenini çektiğimizde 3 sonuç görüyoruz. Birincisi, bu bütçe halk bütçesi değil rant bütçesidir. İkincisi, Bu bütçe üretim bütçesi değil tüketim bütçesidir. Üçüncüsü, bu bütçe geçim bütçesi değil seçim bütçesidir. Bu bütçede. Emekli yoktur. Asgari ücretli yoktur. Memur, işçi, emekçiyoktur. Kıt kanaat ayakta durmaya çalışan esnaf ve sanatkar yoktur. Çiftçi, üretici yoktur. Aslan payı her yıl olduğu gibi bu yılda rantiyeciye, bir avuç mutlu azınlığa aktarılacaktır. Yine en çok faiz lobisi ve bankalar kazanacaktır. Rakamlar bunun habercisidir.” HALK BÜTÇE’DE BULAMADIĞI UMUDU NİMET ABLA’DA ARIYOR! Türkiye’nin en kalabalık yeri piyango satış merkezleri olduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu, “Düşünün 80 milyonluk ülkede, ortalama 90 milyon adet piyango bileti basılıyor. Sadece Yılbaşı çekilişi için bastırılan bilet sayısı 35 milyon adet. Diğer şans oyunlarını, kumar oyunlarını saymıyorum bile.Peki, tartışma ne? Efendim Piyango helal mi, haram mı? Şüphesiz ki inancımıza göre haram. Ama bu işin fetva boyutudur. Bir de sosyal boyutu var.Piyango ne kadar haramsa, bir milletin umudunu piyango kuyruklarına mahkûm etmek ondan daha büyük bir haramdır. Faiz ne kadar haramsa, bu milletin kaynaklarını faiz yoluyla bir avuç hortumcuya akıtmak ondan çok daha büyük bir haramdır. Artık maalesef bu umut kayboluyor. Devlet vatandaşının refahını temin edemezse, onlarda umudunu piyango gişelerinde arar” dedi. PİLLERİ BİTTİ Karamollaoğlu, denk bütçe yapılmadan faiz lobisinin engellenemeyeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Havuz sistemini kurmadan sömürüyü önleyemezsiniz.Üretim ve ihracat seferberliği başlatmadan ekonomiyi düzeltemezsiniz. Her işin başına, önce ahlak ve maneviyat düsturunu koymadan haksızlığı ve ahlaksızlığı önleyemezsiniz. Şahsiyetli bir dış politikaya geçmeden sözü dinlenir itibarlı bir devlet haline gelemezsiniz. Bu arkadaşlar bizden ayrıldığı günden itibaren yanlış yapıyorlar. Avrupa Birliği, medeniyet projesi olarak gördüler. İsrail ve ABD’yi stratejik ortak olarak gördüler. Böyle yaparak herşeyi yanlış yaptılar. Ancak bu hükümetin ömrü bitti 2023’ü göremeyecekler. Çünkü pilleri bitti. Artık bu yükü omuzlarında taşıyacak güçleri yok. Millet Milli Görüşü iktidarı taşıyacak.” KUDÜS BİR BÜTÜNDÜR VE BİR İSLAM ŞEHRİDİR İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak tanınmasını eleştiren Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla İslam işbirliği Teşkilatı İstanbul’da Kudüs için toplandı. Ancak dağ fare doğurdu. Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak gördüler. Kudüs’te Müslümanlar şuan yüzde 15’lik bir kesimde araziye sıkıştırılmış vaziyette. Geriye kalan yüzde 85’ini ise İsrail işgal etti. Müslümanların yaşadığı bölgede de yine asayişi İsrail sağlıyor. Zaten buna yönelik daha önce kabul edilen kararlar var. Siz böyle yaparak Kudüs’ü onlara teslim ediyorsunuz. Böyle bir mantık olur mu? Meydanlarda, ekranlarda İsrail aleyhine en sert perdeden gürlüyoruz ama iş icraata gelince tık yok. Bu vesileyle bir kez daha söylüyorum; Doğu Kudüs Batı Kudüs yoktur. Kudüs bir bütündür ve bir İslam şehridir. Doğu Kudüs ifadesi, işgalci bir devletin Kudüs üzerindeki hakimiyet ve meşruiyetini kabul etmekten başka bir anlama gelmez” ” diye eleştirdi.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 20 Aralık 2017
Konya Gençlik Kolları Fikir Duvarı Programı, Resim Sergisi ve Eğitim Sistemi Basın Açıklaması | 17 Aralık 2017
Saadet Partisi Konya Gençlik Kolları “Nasıl bir Eğitim Sistemi İstiyorsunuz?” konulu bir fikir duvarı çalışması yaptı. Kültürpark Meydanında kurulan fikir duvarının yanı sıra meydanda “İnsan hakları” konulu bir resim sergisi açıldı. Fikir duvarı çalışmasına vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken yazılan ilginç mesajlar ziyaretçilerin beğenisini topladı. “Nasıl bir Eğitim Sistemi İstiyorsunuz?” sorusuna vatandaşlar, “Sürekli değişmeyen bir sistem istiyoruz, Gelecekten kaygı duymayacağımız bir sistem, İnsanların hayatı bir sınava bağlanmasın, Sistemli olsun yeter, Yeteneğe ve becerilere dayalı bir sistem” gibi cevaplar vererek fikir duvarına yazdı. Saadet Partisi İl Gençlik Kolları ayrıca Fikir Duvarı yanına “İnsan hakları” konulu bir sergi açarak konuya vatandaşların dikkatini çekti. Sergide, OACD’nin Eğitim raporunda Türkiye’nin 38 OACD üyesi ülke arasında 35. sırada yer aldığı, TUBİM verilerine göre Türkiye’de 15-64 yaş grubunda en az bir kere uyuşturucu kullanmayı deneyenlerin sayısı yaklaşık 2 milyon olduğu vurgulandı. SINAV SİSTEMİ KAFALARI KARIŞTIRDI Programın sonunda basın açıklaması gerçekleştiren Saadet Partisi Selçuklu Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Talha Tayyip Acar, şunları söyledi: “Bilindiği gibi Türkiye’mizde eğitim sistemi hakkında bir sistemsizlik ve belirsizlik vardır. Özellikle eğitim sistemiyle alakalı son zamanlarda yapılan değişiklikler, TEOG sınav sisteminin kaldırılması, üniversiteye giriş sınavındaki değişiklikler ya da ders sürelerinin kısaltılması, uzatılması gibi konular insanlarımızın kafasını iyice karıştırmış durumdadır. Uzun vadede çalıştıkları sınavların bir anda değişmesiyle başta öğrenciler olmak üzere aileler üzerinde de olumsuz etkilerini görmemek imkânsızdır. Bunların yanında bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaket, akıl nimetini kullanmayı öğretmeyen, sorgulatmayan ezberci eğitim sistemidir. Yine oyun çağındaki çocukların derslerle fazla sıkılması ve aşırı ödev sistemiyle bunaltılmalarının ve başarının öğrencinin aldığı nota endeksli gibi yanlış tutumların öğrencileri okuldan ve eğitimden uzaklaştırdığı aşikârdır. Eğitim ve öğretimde öğrenciye görelik ilkesi ihlal edilmektedir. Yine eğitimimizle alakalı bir başka mesele; özel okul teşviklerinin çok abartılı olması, devlet okullarının kalitesini düşürmektedir. Nasıl ki geçmişte dershanelerin varlığı devlet okullarının kalitesini düşürmüş ise, bugün de özel okullara verilen teşvikler, devlet okullarının kalitesini düşürüyor. Özel okula gidemeyen öğrencilerin de bu vatanın evladı olduğu unutulmamalıdır.” EĞİTİM MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERLE YAPILMALI “Eğitim sistemimizle alakalı bahsedilmesi gereken en önemli konulardan birisi de Milli ve Manevi duygulardır” diyen Acar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Milli, manevi duygulardan yoksun bir eğitimde herhangi bir ilerlemeden ya da kalkınmadan söz edilemez. Nitekim ahlak ve maneviyatla yoğrulmuş bu vatan toprağında ahlaki noktadaki yozlaşmalar dikkat çekmektedir. Günümüz Türkiye’sinde artan hırsızlık, cinayet, gasp, taciz gibi çirkin olaylar hep ahlakla ilgili konulardır. Dolayısıyla eğitimde, batının bize dayattığı eğitim sistemi yerine ahlaki değerlere, milli ve manevi duygulara daha fazla vurgu yapılarak, nitelikli bir insan yetiştirme esas alınmalıdır. Böyle olduğu takdirde kendisini bilen, vatanına milletine bağlı ve daima toplumun maslahatını düşünen ahlaklı bireyler eğitilmiş ve yetişmiş olacaktır. Yoksa ‘biz yaptık oldu’ mantığı ile bu toplum, yeni dünya düzeninin kirli çarklarında ezilir gider. Bizler, yeni dünya nizamında insan yetiştirirken ülkemizin en iyi yerde olması için, ülkemizin daha iyi yerlere gelmesi için ve yeniden büyük Türkiye için, dünyanın en önemli konularından biri olan eğitim mevzuunda, hükümetimizin ve devlet büyüklerimizin gerekli adımları atacağına, milli, manevi ve ahlaki değerlerle donatılmış düzenli bir eğitim sisteminin geleceğine inanıyoruz. Çünkü bizim dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip ülkelerden olan Finlandiya’dan herhangi bir eksiğimiz yok aksine Büyük Türkiye olarak artılarımız var ve yine Türkiye olarak uzun vadede planlarımızı ve hedeflerimizi gerçekleştirmek istiyorsak insan eğitimine önem vermek zorundayız. Ve biz bugün gerçekleştirilmiş olan Fikir Duvarı ile eğitim sistemimizle alakalı toplumumuzun görüşlerini almak istedik. Onların fikirleri inşallah belirli bir düzen şeklinde raporlanacak ve gerekli mercilere ulaştırılacaktır.”