Uyum yasaları yapılırken adalet ve kaliteli bir yönetim şekli ön şart olarak benimsenmeli ve sistemin bu yönlerini muhafaza edecek mekanizmalar geliştirilmelidir. İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 10 Ocak 2018
Meram İlçe Teşkilatı Ocak Ayı Divan Toplantısı | 12 Ocak 2018
Saadet Partisi Meram İlçe Teşkilatı seçime hazırlık ve Ocak ayı ilçe divan toplantısını gerçekleştirdi. Saadet Partisi Genel Merkezinin erken seçimlere yönelik İl ve İlçe teşkilatlarına gönderdiği talimat doğrultusunda Saadet Partisi Konya’da da çalışmalarına hız kattı… Saadet Partisinin İl teşkilatı konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıya Saadet Partisi İlçe Başkanı Av. Şuayip Koçak, Saadet Partisi GİK Üyesi Yavuz Aydın, İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri’nin yanı sıra Meram mahalle başkanları ve sandık müşahitleri katıldı… “MUTLAKA BİR ADAY ÇIKARACAĞIZ” Toplantının açılışında konuşan Saadet Partisi Meram İlçe Başkanı Av. Şuayip Koçak, Türkiye’nin en büyük probleminin cepheleşme, kamplaşma olduğunu dile getirerek, Saadet Partisi olarak toplumu birleştirmeye yönelik bir dil kullandıklarını, toplumu ayrıştıracak ifadeler kullanmaktan kaçındıklarını ifade etti. Koçak, “Bundan sonra gösteriyor ki; Türkiye’nin belirleyici partisi Saadet Partisi’dir. Hiç kimse bunu göz ardı edemez. Parti olaraktan önümüzde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde mutlaka bir aday çıkaracağız ve Allah’ın izniyle de inanıyoruz ki, seçimi bizim adayımız kazanacaktır.” diye konuştu. “100 BİN DEĞİL 300 BİN İMZA TOPLAYACAĞIZ” Saadet Partisi Meram İlçe Başkanı Av. Şuayip Koçak, bizler Mecliste her siyasi partinin temsil edilmesini isteriz, bu da zaten böyle olmalı partiler kendilerini mecliste temsil etmeli ifadelerini kullandı. Memleketin geldiği durum açısından bakıldığında şu anda Saadet Partisine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu dikkat çekerek bu dönemde Saadet Partimizin mutlaka mecliste olması gerekir ifadelerini kullandı. Bunun için bedeli ne olursa olsun önümüze hangi engel çıkarılırsa çıkarılsın aday göstermek için teşkilatlar olarak üzerimize düşen maddi ve manevi ne varsa yapmaya hazırız dedi.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 10 Ocak 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında önemli konuların altını çizdi. Saadet Partisi’nin Balgat’taki Genel Merkezi’nde gerçekleşen basın toplantısına 15 Temmuz Darbe girişiminde yer aldıkları iddiasıyla müebbetle yargılanan Hava Harp Okulu öğrencilerinin aileleri de katıldı. Türkiye’nin gündemiyle ilgili önemli açıklamalarda bulunan Karamollaoğlu, Hava Harp Okulu öğrencilerin müebbetle yargılamasına atıfta bulunarak, yetkililere “Bylock’ta düştüğünüz hataya tekrar düşmeyin” çağrısında bulundu. REFERANDUMA SAYGI BEKLİYORSANIZ ANAYASAYA SAYGI GÖSTERİN Karamollaoğlu, konuşmasına basın mensuplarının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü tebrik ederek başladı. Türkiye’nin hem basın özgürlüğü hem de gazetecilerin çalışma şartları bakımından istenen seviyede olmadığını hatırlatan Karamollaoğlu, çalışma şartları ve basın özgürlüğü konusunda daha iyi günlerin gelmesi temennisinde bulundu. Türkiye’nin yoğun bir gündemle meşgul olduğunun altını çizen Karamollaoğlu, TBMM’de görüşülmeye başlanan ‘uyum yasaları’nın önemli bir yer tuttuğunu da aktardı. Uyum yasalarının en geç 6 ay içerisinde çıkarılması gerektiğini hatırlatan Karamollaoğlu, ancak bu yasaların henüz TBMM’ye sunulmadığını ifade etti. Uyum yasalarının zamanında TBMM’ye sunulmamasını eleştiren Karamollaoğlu, “Bu doğru bir durum değil. Referandum sonuçlarına saygı duyulmasını bekleyen iktidar önce kendisi anayasaya saygı göstermek zorunda “ dedi. UMARIM UYUM YASALARI KHK İLE ÇIKARILMAZ Saadet Partisi olarak ‘uyum yasaları’ üzerinde hassasiyetle durduklarını vurgulayan Karamollaoğlu şu tavsiyelerde bulundu: “ Bu yasalar yapılırken; Kendi bekamızı değil, Türkiye’nin bekasını gözetmeliyiz. Siyasi hesap yaparak değil, milletin talep ve beklentileri dikkate alınarak bu yasalar çıkarılmalıdır. Hukuk devletinde keyfilik olmaz. OHAL ile bütün yasal kurumların etkisiz hale getirildiği hiçbir denetimin kalmadığı bir dönemde bu çok ama çok önem arz eder. İktidar her şeyi KHK ile halletmeye çalışıyor. Bu yaklaşım bizi ciddi anlamda endişelendiriyor. Umarız iktidar uyum yasalarını da KHK ile çıkarmaz. Bu kendi kendine yaptığı en büyük kötülük olur. Böyle bir durumun söz konusu edilmesi demokrasiye en büyük darbe olur. Bu arkadaşlar milli şefliği eleştirirken öbür taraftan kendileri milli şefliğe soyunuyorlar.” ENDİŞEMİZ NOTER PARASI DEĞİL, DEMOKRASİYE ENGEL ÇIKARILMASI Saadet Partisi’nin ‘100 bin imza’ ile ilgili açıklamalarının Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yanlış anlaşıldığına dikkat çeken Karamollaoğlu, “Anlaşılan teklifimiz Cumhurbaşkanı tarafından yanlış anlaşılmış. Bu yüzden olsa gerek ki ‘100 bin imza bulamayacağını düşünenler, noter parasından çekinenler bu işe hiç girişmesinler’ bir cümle kullandı. Bizim 100 bin imza toplamak gibi ne bir tereddüdümüz ne de endişemiz kesinlikle yok. Değil 100 bin, inşallah biz 300 bin imza ile bu teklifi seçim kurullarına sunacağız. Bizim endişemiz noter parası değil, demokrasiye engel çıkarılmasıdır. Seçme ve seçilme demokratik bir haktır. Devlet bütün düzenlemeleri bu hakkın önüne bir engel getirilmeden kullanılması için düzenlemeler yapar” dedi. DEMOKRATİK HAK ÜCRETE TABİ TUTULAMAZ Hiçbir şekilde aday gösterme hakkının bir ücrete tabi tutulamayacağına vurgu yapan Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “ Hiçbir seçim kurulunda ‘şuaraya 10 tl koy sonra oyunu kullan’ denilemez. Şunu kimse diyemez; ‘Sen fakirsin geçimini sağlayamıyorsun bu kadar parayı bile gözden çıkaramıyorsan bu hakkı kullanamazsın.’ ‘notere git’ demek böyle bir engel çıkarmak demektir. Biz kesinlikle bunun karşısındayız. Dertleri adil bir seçim olsun adil bir şekilde adaylar çıksın değil ki aday çıkmasıdır. Biz her zaman diyoruz; Korkunun ecele faydası yok. Adaylar çıkar ve adil bir şekilde de yarışırlar, neticesinde de millet ne takdir ederse herkes ona uyar.” HANGİ ENGEL KONULURSA KONULSUN ADAY ÇIKARACAĞIZ Ciddi imtihanlardan geçtiklerini hatırlatan Karamollaoğlu, “Biz Saadet Partisi olarak 5 genel seçim, 3 yerel seçime girdik. 2 kere de referanduma girdik. Gazze, Arakan, Kudüs için milyonluk mitingler yaptık. Bütün bunları da hazine yardımlarıyla, devletin kaynaklarıyla yapmadık. Milletimizin fedakarlıkları ve Saadet Partililerin dişinden tırnağından aktardıklarıyla yaptık. Saadet Partisi hangi zorluk çıkarsa çıksın, hangi engel konulursa konulsun mutlaka bir aday gösterecek demokratik hakkını kullanacaktır. Sırf aday çıkarmak için değil seçimleri kazanmak için çıkaracaktır. Bunun da bilinmesinde fayda var” diye konuştu. HAKKINI KİM ÖDEYECEK? Son dönemlerde yaşanan bazı gelişmelerin kendilerini endişelendirdiğini söyleyen Karamollaoğlu, “Bylock’tan dolayı on binlerce insan hapse atıldı. Ciddi bir teknik çalışmanın neticesinde aslında bu bylock’u icat edenlerin bilahare kendilerini korumak için yeni programlar geliştirdikleri anlaşıldı. Bunun farkına varıldığı için bizim İstanbul İl Yönetim Kurulu üyesi Av. Mustafa Yaman serbest bırakıldı. Ama 175 gün hapiste yattıktan sonra dün de beraat etti. Böylece bu mesele açıklığa kavuşmuş oldu. Ama onun 175 gün hapiste yatmasının karşılığını kim ödeyecek? Biz inanmış insanlarız sadece diyebileceğimiz ‘biz size hakkımızı helal etmeyiz.’ Bu dünyada olmazsa öbür dünyada mutlaka hakkımı alırım. Mağdurların başka diyecek bir şeyleri yok” şeklinde konuştu. ‘REİS’İN ADAMLARI’ ADINDA GRUPLAR KURULUYOR! ‘Reis’in adamları’ adında bazı grupların kurulduğuna işaret eden Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bu lakapla bizim Ali Aktaş’ı tehdit ediyorlar. ‘Geleceğiz canını okuyacağız.’ Bunun cumhurbaşkanı ile ne alakası var? Bylock cumhurbaşkanının kendisinin icat ettiği bir mesele mi? Buradan Hükümete ve yetkililer çağrıda bulunuyorum; Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı derhal bu konuya eğilmeli. Türkiye bir eşkıya devleti değildir. Bunu yaparak Türkiye’yi bir kargaşaya sevk etmek istiyorlar. Bunun önüne geçecek olan da hükümettir. Bu ekipler kimlerse mutlaka açığa çıkarılmasını talep ediyoruz. 11 bin 480 kişi bylock meselesinden dolayı serbest bırakıldı. şimdi ise 30 bine yakın insanın aynı şekilde mağdur edilmiş olma ihtimali olduğu da ifade ediliyor. Ümit ediyoruz bu konular çok ciddi bir şekilde ele alınır ve mağduriyetler süratle giderilir.” BYLOCK’TA ZOKA GİBİ ASKERİ ÖĞRENCİLER DA MAĞDUR EDİLMESİN Ordunun önce ETÖ ile şimdi ise FETÖ ile yıpratıldığına dikkat çeken Karamollaoğlu, “15 Temmuz’daki kalkışmadan sonra cunta zihniyetiyle mücadele edilirken haksız mağduriyetlere sebep verecek yıpratmalardan mutlaka kaçınılmalıdır. Bugün aramızda bazı mağdur askeri öğrencilerin aileleri bu hususun canlı şahitleridir. Bylock zoka meselesinde olduğu gibi askeri öğrencilerimizin mağduriyetleri henüz önlenemedi. Askeri öğrencilerin diğer öğrencilerden farklılıkları var her şeyden önce öğrenci bunlar. Henüz bir vazife, sorumluluk üstlenmemişler. Sadece kendilerine verilen emirleri yerine getirmekle mükellefler. Bildiğimiz kadarıyla taşıdıkları silahlarda bile hiçbir zaman hakiki mermi bulunmuyor. Bu durumdaki gençleri adeta askeri kalkışmayı organize edenlermiş gibi muameleye tabi tutmaya kalkarsanız en büyük haksızlığı yaparsınız. Bu öğrencilerin tek bildikleri şey ‘orduda emre itaat esasdır.’ Bu çocuklar şimdi darbeci olmakla suçlanıyor. 18 aya yakın içerde olan var. Devletten beklentimiz adil olunmalı. Hiç değilse suçları netleşene kadar tutuksuz yargılanmalı. Hiçbir öğrenci ihtilal planlayamaz, ihtilalın komuta kademesinde yer alamaz. Bu o kadar açık ki bundan dolayı da bunların dikkate alınması gerekir. Aynı şekilde astsubay meslek yüksek okulu öğrencileri de var. İş yok aş yok bir de üzerine fetöcü damgası yiyecekler” dedi. SAYIN CUMHURBAŞKANI MAĞDURİYETİN NE OLDUĞUNU İYİ BİLİR Hükümeti ve yetkili makamları Bylockta düşülen hataya düşmemeye davet eden Karamollaoğlu şunları
Çalışan Gazeteciler Günü Mesajı | 10 Ocak 2018
Saadet Partisi Konya İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Uyar, mesajında şunları kaydetti: “Gazetecilik mesleği büyük fedakarlıklar isteyen ve zor şartlarda yapılan önemli bir meslektir. Basın çalışanlarımız, zor şartlar altında bilgi ve haber akışını sağlayarak toplumun doğru bilgi ile aydınlanmasını sağlamaktadırlar. Kamuoyuna haber ve bilgi akışını objektif bir şekilde sağlamak, toplumsal sorunlar karşısında kamuoyu oluşturmak gibi önemli misyonu taşıyan basın-yayın organlarında çalışan tüm kardeşlerimizin, 10 Ocak Gazeteciler Günü’nü tebrik eder, çalışmalarında başarılar dilerim.” Saadet Partisi Konya Kadın Kolları Başkanı Fazilet Bütüner ise yayınladığı mesajda şunları söyledi; “10 Ocak 1961 yılından itibaren “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak andığımız bu önemli günde, siz değerli basın mensuplarını içtenlikle tebrik ediyoruz. Bilgiye ulaşmanın kolay olduğu fakat doğru bilgiyi bulmanın zorlaştığı günümüzde, basın mensubu kardeşlerimizin büyük bir özveri ile çalıştıklarının farkındayız. Bu sebeple hak ve adaletin tesisi için kaleminizden dökülen her bir sözcüğün, bizim için değeri oldukça büyüktür. Bu kutsal vazifenizde bizlerin desteği her zaman sizlerle olacaktır. Ülkemizde; kişi hak ve özgürlüklerine dayalı, düşünce ve ifade hürriyetinin ilke edinildiği, basın mensuplarının görevini özgürce gerçekleştirebildiği; örgütlenme ve sendikalaşma haklarını mümkün kılan bir ortamın ivedilikle sağlanması gerekmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu olağanüstü şartların bir an önce sona erdiği; siyasi kutuplaşmalardan uzak, barışın, huzurun ve refahın tesis edildiği ve siz gazetecilerin evrensel basın ilkeleriyle tarafsız ve etik kurallara bağlı olarak mesleklerini icra edebilecekleri bir iletişim ortamına ulaşmak ortak beklentimizdir. Ayrıca terör ve savaş gibi olumsuz şartlarda çalışmak zorunda kalan ya da iş bulamadığı için çalışamayan, internet medyası gibi yasal boşluk taşıyan alanlarda çalışarak mağdur olan gazeteciler başta olmak üzere bütün basın mensuplarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyoruz.”
Ahde Vefa Toplantısı | 09 Ocak 2018
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı tarafından ‘Ahde Vefa Gecesi’ programı düzenledi. İl Başkanlığı binasında gerçekleştirilen etkinlikte; 40 yıldır Milli Görüş’e hizmet eden dört ayrı nesil bir araya getirildi. Gecede, ahirete göç eden dava adamları anılarak; dualar edildi. Yaşayan Milli Görüş Harekatı üyeleri de zorlu mücadelelerini etkinlikte dile getirildi. “Ahde Vefa” programında konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Başdanışmanı ve Konya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Özkafa, Milli Görüş camiası olarak kendilerinin kapılarının bütün siyasi partilere açık olduğunu dile getirdi. Özkafa, ayrıca “Görüşmelerimizde yapmak istediğimiz faaliyetlerin asıl amacı memleketimizin, milletimizin; ahlaki milli ve manevi değerlere sahip olmasıdır” dedi. Milli Görüş’ün temel prensipleri olduğunu da hatırlatan Özkafa, Türkiye için şahsiyetli bir dış siyaset yapmanın zorunluluğuna değinerek, şunları ifade etti: “Biz, hiçbir zaman ne Amerikancı ne de Avrupa Birlikçi olmadık. Her zaman Sultan Fatih’in görüşünü savunduk. D-8 fikrini ön planda tuttuk. İslam Birliği’nin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade ettik.” Milli Görüş’ün çok şahsiyetli bir hareket olduğunu belirten Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman da şöyle konuştu: “Milli Görüşçüler olarak hiçbir kimsenin kınamasına aldırmadan, hareket etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz. Hak davada sabır edeceğiz. Gayreti elden bırakmayacağız. Amacımız Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmak.”
Ahde Vefa Toplantısı | 09 Ocak 2018
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 03 Ocak 2018
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gazeteci, yazar ve televizyonların Ankara temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Karamollaoğlu, gündeme dair kısa bir değerlendirmenin ardından gazetecilerin de sorularını yanıtladı. Toplantıda Saadet Partisi’nin seçim kanunları, siyasi partiler kanunu ve Meclis iç tüzüğüne dair tekliflerinin bulunduğu ‘Adil Sistem Adil Seçim’ kitapçığı da basın mensuplarına dağıtıldı. SAADET’TEN ‘ADİL SİSTEM ADİL SEÇİM’ KİTAPÇIĞI Konuşmasına yeni yılın ülkeye ve bölgeye huzur ve barış getirmesi temennisiyle başlayan Karamollaoğlu, kardeşlik havasının yerleşmesi için başta hükümet olmak üzere siyasi partilerin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini hatırlattı. Yeni yılda sıkça gündeme gelecek olan Başkanlık sisteminin ardından yapılması gereken uyum yasaları için geç kalındığını belirten Karamollaoğlu, 6 ay içerisinde bu yasaların yapılması gerektiğini ifade etti. Kanunların uygulanmasındaki ihmalkârlıkların başka yerlere sıçradığında sıkıntının kendiliğinden artacağını hatırlatan Karamollaoğlu, bu sebeplerden dolayı çeşitli platformlarda ve çalıştaylarda uyum yasalarını uzun uzun konuştuklarını belirtti. Karamollaoğlu, yapılan istişareler ve toplantılar neticesinde Saadet Partisi’nin yeni dönemdeki tekliflerini ‘Adil Sistem Adil Seçim’ adlı bir kitapçık haline getirdiklerini kaydetti. ENGELLİ SEÇİM SİSTEMİ YÜZDE 10 BARAJI KALDIRILMALI Uyum yasaları yapılırken dikkat edilmesi gereken bir takım hususlar olduğunun altını çizen Karamollaoğlu, engelli seçim sistemi yüzde 10’luk baraj sistemine son verilmesi gerektiğini belirterek, “Ümit ediyorum iktidar bu talepleri dikkate alır. Biz prensip olarak başkanlığa karşı olmadığımızı ifade etmiştik. Ama bugünkü Başkanlık sistemi ‘tek güç bende’ mantığıyla çıkarıldı. Parlamento hemen hemen saf dışı bırakıldı. TBMM tek bir kişiyi değil, 80 milyonu temsil etmeli. Saadet Partisi olarak güçlü bir TBMM’den yanayız. Seçim barajı tamamen kaldırılmalı. Meclis milletin aynası olmalıdır. Bütün yasal düzenlemeler gücün değil, iktidarın değil, hukukun üstün tutulması mantığıyla yürütülmeli” dedi. OHAL , ‘OLDUBİTTİ DİKTATÖRLÜK DÖNEMİ’ DEĞİLDİR OHAL’in sınırlarının açık ve net bir şekilde kanunda ifade edilmesine rağmen hükümetin yetkiyi her yerde kullandığına dikkat çeken Karamollaoğlu, OHAL döneminin oldubitti diktatörlük dönemi olmadığını vurguladı. İşin vahim tarafının Anayasa Mahkemesi dahil hiçbir kurumun yapılan düzenlemeleri sorgulamadığını söyleyen Karamollaoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin yetkisinin olduğunu hatırlatarak, “Olağanüstü Hal eğer Türkiye’de hukukun bütünüyle rafa kaldırıldığı bir dönem değil ise Anayasa Mahkemesi varlığını hissettirmeli. OHAL’in süresiyle de ilgili sıkıntılar var. Ne zaman bitecek belli değil. Seçim kararı alındığı andan itibaren hangi şartlar olursa olsun OHAL kalkması icap eder” diye konuştu. HAZİNE YARDIMI ADALETLİ OLMALI Hazine yardımına da değinen Karamollaoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Seçimlere girme hakkı olan tüm siyasi partiler belli kriterler ışığında hazine yardımından yararlanmalı. Nasıl olacağı ile ilgili de bu meselenin ciddi olarak ele alınıp tartışılmasına bağlı. Yüksek Seçim Kurulu kaç partinin seçime gireceğini açıkladığı zaman o partilerin seçim propagandasını yürütebilecek kadar bir hazine yardımı alması adaletin gereği diye düşünüyorum.” 100 BİN İMZA KOLAYLAŞTIRILMALI Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili de kolaylıkların sağlanması gerektiğini ifade eden Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanlığı seçimi için 100 bin imza toplanması kolaylaştırılmalı. İmza noterden değil, seçim kurullarına başvurarak toplanmalı. Özellikle TBMM’de olmayan bir parti için 100 bin imza toplamak çok daha zor. Ama kolaylaştırılırsa bu çok daha rahat olur” şeklinde konuştu. TORBA YASA UYGULAMASI TOPTAN KALKMALI Plan Bütçe görüşmelerini eleştiren Karamollaoğlu, “TBMM’de hükümetin denetlemesi doğru yapılmıyor. Hesapların denetlenmesi komisyonu kurulmalı, kamu harcamalarını bu kurum yapmalı. Dünyanın her tarafında en sıkı denetlenenler hükümetlerdir mali konuda. Meclis dışındaki partilerin de söz hakkı olmalı. Torba yasa uygulaması usul haline geldi. Torba yasa uygulaması yasa yapılma mantığına aykırı. Torba yasa uygulaması toptan kaldırılmalı. Öte yandan TBMM’de Siyasi Etik Komisyonu kurulmalı” dedi. BİR BARDAKTA FIRTINA KOPARIYORLAR Erdoğan ve Gül arasındaki KHK polemiğine ilişkin bir soruya ise Karamollaoğlu, şöyle cevap verdi: “Bir bardakta fırtına koparmak derim ben buna. İki taraf da aynı şeyi söylüyor; bu sadece 15-16 Temmuz’la ilgilidir. Eski bir cumhurbaşkanının ‘benim tereddüdüm var’ demesinin hainlik olarak algılanmasını benim havsalam almıyor. Aynı görüştesiniz zaten. Bir iki kelime değiştirmekte kime ne zararı olur? Bugün birlikte hareket edenler yarın rakip olabilirler. Aynı takımdaki atletler bile bazen aynı kulvarda birbirlerine rakip olabilirler. Aynı kulvarda koşmasını hainlik olarak ifade etmek ne demokrasi ile ne de temel insan hürriyetleri ile bağdaşmaz.” KENDİ CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZI ÇIKARACAĞIZ Saadet Partisi’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak aday ve Abdullah Gül iddialarına da cevap veren Karamollaoğlu şöyle konuştu: Herkes bilsin ki biz cumhurbaşkanlığı için aday göstereceğiz. Önce kendi kadrolarımız içinde adaylara bakacağız. Kendi kadrolarımız içinden çıkacak adaylar hakkında da kamuoyunun tavrının ne olacağına bakıyoruz. Biz Saadet Partisi olarak kazanabileceğimiz en güçlü adayı destekleyeceğiz. Ben şimdiye kadar kendi inisiyatifimle hiç aday olmadım. Ne milletvekilliği ne de belediye başkanlığında şimdi de düşünmüyorum. Şartlar ne gösterir bilinmez. Ortak adaya gelince; Cumhurbaşkanlığı için ‘ortak aday’ kamplaşmaya neden olabilir. Onun için biz bir aday çıkaracağız. Çıkardıktan sonra diğer partiler ne yapar bunu bilemem. Seçimlere gidilirken kamplaştırıcı ifadeler yerine daha çok ilkeler üzerinden gidilmesinden yanayız. Biz herkese hitap edecek bir aday olmalı diye düşünüyoruz. BİZ UZLAŞMACI BİR PARTİYİZ Gazetecilerin İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘seçim ittifakı’ ile ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine Genel Başkan Karamollaoğlu, “Sayın Akşener’in seçim ittifakı sözlerini daha çok parlamento seçimleri ile ilgili söylenmiş olarak algılıyoruz. Geçmişte seçim ittifakı yaptık. Koalisyon hükümetleri de kurduk. Biz uzlaşmacı bir partiyiz aslında” şeklinde cevap verdi.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 03 Ocak 2018
2018 | Adil Sistem Adil Seçim
Uyum yasaları yapılırken adalet ve kaliteli bir yönetim şekli ön şart olarak benimsenmeli ve sistemin bu yönlerini muhafaza edecek mekanizmalar geliştirilmelidir. İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ