Saadet Partisi Genel Merkez Engelliler Koordinasyon Birim Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi İsrafil Bayrakçı, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı binasında bir basın toplantısı düzenledi. Bayrakçı’ya Saadet Partisi Konya Halkla İlişkiler Başkanı İsmail Aydilek, Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Kemal Aytek ve Engelliler Koordinasyon Başkanı Kerim Şenel eşlik etti. Bayrakçı, engellilerin sadece bir gün değil; yılın 365 günü hatırlanması gerektiğine dikkat çekti. ENGELLİLER İÇİN EN FAZLA ERBAKAN ÇALIŞTI Bir zamanlar Türkiye’de yapılan araştırmada yüzde 12,29 oranında engelli olduğunun söylendiğini aktaran Bayrakçı, “Bu oranın günümüzde yüzde 7 olduğu söyleniyor. Söylemlerin sahibi de Başbakandır” dedi. 15 yıldır iktidarın değişmediğini hatırlatan Bayrakçı, “Burada yaman bir çelişki var. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de engelli sayısı hayli fazladır. Engellilerin problemleri de her geçen gün artıyor. Siyaset, çözüm üretme yeri olmalıdır. Problemleri çözme hususunda belli gayretler var. Hükümete teşekkür ediyoruz ama yapılanlar yeterli değil. 54. hükümetin 1996 yılında yaptığı hizmetler ve çıkarmış olduğu Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’lar, günümüze ışık tutmuştur. Merhum Erbakan hocanın engelliler ile ilgili yaptığı çalışmalar, diğer Türk hükümetlerinde bugüne kadar görülmemiştir. ‘Olumlu hizmetlerin hepsini biz yaptık’ diyen iktidar, bunları göz önüne alarak, düşünmelidir” açıklamalarında bulundu. YÜRÜTMEDE SIKINTILAR YAŞANIYOR AK Parti hükümetinin engelli istihdamını 50 bine çıkardık söylemlerini de değerlendiren Başkan Bayrakçı, madalyonun diğer yüzüne bakmanın da faydalı olacağına vurgu yaptı. Günümüzde ne kadar işsiz engelli olduğuna da kafa yorulmasının önemini belirten Bayrakçı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Engelli Hakları Sözleşmesini ilk imzalayan ülkelerden birisiyiz. Engelliler ile ilgili çokça kanun bulunuyor. Kanunlar kadar ise yürütmede sıkıntılar var. Mevzuatlar olumlu fakat bürokrasi engel teşkil ediyor. Zihniyette ve engelliye bakışta değişiklik olması lazım. Görme engelliler için kaldırımlarda sarı şeritli yollar yapıldı. Görme engellilerin yolu getirilip, elektrik direğinde veya ağaçta bitiriliyor. Şehirlerde ciddi alt yapı sıkıntısı var. Engelliler için yapılan yollar sadece kanuna uymak için yapılmış.” Saadet Partisi’nin engelliler ile ilgili yaşanan sıkıntıları tüzüğüne aldığını da kaydeden Bayrakçı, “Bütün partilerin engelliler koordinasyon merkezi vardır. Fakat Saadet Partisi Milli Görüş geleneğinden geldiği için engelliler biriminin oluşmasını parti tüzüğüne almıştır. Bu bir ayrıcalıktır” dedi.
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 02 Aralık 2017
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 02 Aralık 2017
Kasım ayı Saadet Partisi İl Başkanları ve İl Müfettişleri toplantısı Balgat Eğitim Merkezinde yapıldı. Buradaki konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu sözlerine Engelliler haftasını hatırlatarak başladı. Ülkemizin yüzde 12’sini ilgilendiren bir konuya her zaman en önde değer verdiklerini belirten Temel Karamollaoğlu, ülkemizde bu konuda bir takım adımlar atıldığını ancak bunları yeterli bulmadıklarını kaydetti. Asgari ücret tespitiyle ilgili Hükümet adına Çalışma Bakanının fedakarlık tavsiyesine tepki gösteren Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Bir dereceye kadar işverene fedakarlık tavsiyesini anlarım da, açlık sınırında yaşayan milyonlarca asgari ücretliden fedakarlık beklenmesini anlamak hakikaten mümkün değil.” dedi. HÜKÜMETİN ÜCRET VE GELİR ADALETİ DERDİ YOK! Karamollaoğlu şöyle konuştu: “Bu hükümetin en büyük özelliği meseleleri ciddi olarak ele alıp Türkiye’de bir ücret dengesinin, milli gelir paylaşımının adil olmasını sağlamayı aklına bile getirmemesidir. Elbette zaman zaman ekonomik sıkıntılar doğabilir. Yanlış bir karar alır düzeltemezsiniz. Ama 15 sene iktidarda bulunduktan sonra hala daha ücret ve gelir dengesi ile ilgili bir politikanız yoksa sizin meseleleri nereden nasıl çözmeye başlayacağınızı bilmiyorsunuz demektir.” SIKINTI GARİBANIN SIRTINA! “Milli Gelir artıyor deniliyor. Nasıl arttığı konusunda bir sürü spekülasyon var. Faizleri, aldığınız borçları milli gelire dahil ettiğiniz zaman, müthiş bir artış var. Ama üretime dayalı bir ekonomi olmadığı için bu artışların bize getirdiği çok fazla bir şey yok maalesef. Vatandaş hala sıkıntı çekiyor. Hala üretici perişan. Hala bu sıkıntı en garibanın sırtına yükleniyor. Ve memlekette bazı sektörler adeta ortadan kalkıyor. Besicilik gibi.” Diyen Karamollaoğlu, ithal et ve biten besicilik konusuna da değinerek şunları söyledi. BESİCİLİK HAK GETİRE! “Besicilik, artık bundan sonra hak getire. Hükümetimiz sayesinde besicinin karşısına çıkan en büyük rakip dışarıdaki hayvan besicileri. Kendi ülkemizdeki besicileri dışarıdaki besicilerle rekabet eder güce kavuşturacağımıza dışarıdan ithal ettiğimiz etle, zaten sıkıntı içindeki besicilerimize karşı rakip oluşturuyoruz. Bunu kabullenmek mümkün değil.” BYLOCK’TA HÜKÜMET AH ALIYOR! Amerikan istihbarat örgütleri ve MOSSAD’ın etkisiyle Fetullah Gülen’le irtibatlı Türkiye’de hareket eden bir ekibin 15 Temmuz Darbe teşebbüsünün bir milletin hiçbir hazırlık olmadan engellenmesinin önemine vurgu yapan Temel Karamollaoğlu, ardından “Bunların şifreli haberleşme sistemini deşifre ettik, Bylock’u bulduk. Kimde Bylock varsa teker teker bunları içeriye atalım.” denildiğini anlattı. “Ama adamlar o kadar da aptal değil. Görüldü ki bu Bylock denilen program, bir bakıma masum insanları taciz etmek, mağdur etmek, mahkum etmek için kullanılan bir sistem haline dönüşmüş. İnternetteki bir çok programın içine öyle sistemleri eklemişler ki, siz hiç farkına varmadan bir siteye giriyorsunuz. Hemen Bylock’la irtibat kurmuş oluyorsunuz. Sizin hiç haberiniz bile yok. Bunun da birisi farkına varıyor. Gel bakalım içeriye. ‘Ya hu benim Bylock ile hiçbir alakam, irtibatım yok. Nerde konuşmuşum, ne yapmışım’ ne deseniz de boş. Aylarca içeride hapis yatılıyor.” Diyen Karamollaoğlu, Bylock ile ilgini Hükümetin ve mahkemelerin de kabullendiği teknik raporların artık çıkarılabildiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: ON BİNLERİN AHI SİZİ YIKAR, BYLOCK’U ÇÖZÜN! “Ama içleri soğumamış. Ya hu sizin içinizin soğuması için içeride yüz binlerce masum insanın tutulması mı gerekir? Biz bunu yakinen biliyoruz. Çünkü Bylock’la, bu ekiple hiçbir irtibatız olan insanlar cezaevinde. Tutuksuz da yargılanmıyor. Gel bakalım içeriye. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Bu teknik bir konu. Siyasi bir konu değil. Allah rızası için hükümet, kime talimat veriyorsa şu raporları dikkate alsınlar. Binlerce, on binlerce insanın ahı, sizi yıkmaya yeter. Bu şaka değil ki!” İBADET, TİCARET, İHANET AYRIMINI YAPIN, AH ALMAYIN! Hükümetin içinde bu konuyu bilen ve eğilen insanlar olduğunu bildiklerini kaydeden Karamollaoğlu, “Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanının kendi tasnifleri var. FETÖ denilen örgütün altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet içinde dedi. Ama yüz binlerce insan ihanet içinde olmaz ki. O halde bu ayrımı da bir an önce yapın. Bu ayrımı yapmazsanız, emin olun mazlumların ahı aheste aheste de olsa çıkar. Ah alıyorsunuz. Bunu hatırlatmayı bir vazife sayıyorum.” Diyerek, Hükümeti hakka, adalete davet etti. ZARRAP MESELESİ TÜRKİYE’YE KARŞI ABD OPERASYONU Amerika’da süren Zarrap operasyonunda ise Türkiye ve Hükümete destek veren Saadet Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “ Bu dava aslında ABD’nin, Türkiye’ye karşı bir davasıdır. Bu hale geldi. Biz buna rıza göstermeyiz. Biz memleketimizin menfaatleri söz konusu olduğunda elbette ülkemizin yanında oluruz. Bu demek değildir ki, Hükümet bir takım yanlışlar yapmışsa ona arka çıkarız. Hükümetin bir takım yanlışlarının da görülmesi, araştırılması gerekir.”dedik ve ekledi. İMAR İHANETİ ARTIK BİTSİN! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul’a ihanet edildi. Biz de ettik.” Şeklindeki sözlerine de dikkat çeken Temel Karamollaoğlu, Trabzon’da denizin tam kenarına 26 katlı binalar dikildiğini gördüğünü belirterek “Artık bu ihanetler, yanlışların tekrar edilmemesi gerekir. Haliç’te imar planı değiştirildi bina katları yükseltildi. İstanbul’a bundan daha büyük bir ihanet olamaz. İstanbul’daki 4 tane imar değişikliğinden kimin cebine ne giriyor?” dedi. Karamollaoğlu, “Bu adımlar atılmalıdır. Hem ByLock’ta, hem imar meselesinde, hem Zarrap davasında hükümet bu sorunlarla ilgili algı oluşturmak için değil, çözmek için bir çabaya girmelidir.” Diye konuştu.
Kasım 2017 | Ekonomi Raporu
Son aylarda gerek yurt içinde yaşanan terör olayları ve gerekse diğer sosyal ve siyasal olaylar, özellikle AK Parti içinde yaşanan olaylar ile komşu ülkelerde yaşanan çatışmalar Türkiye’de gündemi çok fazla etkiliyor ve ülkemizin gündemi bir anda değişiyor. İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 29 Kasım 2017
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısını Balgat Eğitim Merkezi’nde Saadet Partisi ilçe Başkanlarının da katıldığı programda gerçekleştirdi. Karamollaoğlu, ülke gündeminin ana başlıkları ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. GÜNEYDOĞU RAPORUMUZU YAKINDA AÇIKLAYACAĞIZ Konuşmasına Mevlid Kandili’nin tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Karamollaoğlu, önceki günlerde gerçekleştirdiği Güneydoğu ziyaretlerine değindi. Son bir ayda bölgeye ikinci kez gittiklerini belirten Aralık ayı GİK toplantısını Diyarbakır’da gerçekleştireceklerini ve burada bölgenin sorunları ile ilgili hazırladıkları raporu da kamuoyu ile paylaşacaklarını belirtti. BÖLGENİN VE ÜLKENİN HUZUR MİLLİ GÖRÜŞ İKTİDARINDA GERÇEKLEŞECEKTİR Bölgede yaşanan sorunlara sadece güvenlik politikaları ile yaklaşmanın çözüm getirmeyeceğini vurgulayan Karamollaoğlu, “Bölge sosyal, ekonomik ve psikolojik politikalar ile yaklaşılmalıdır. Birliği ve beraberliği güçlendirip emperyalistlerin ayrıştırma hesaplarına izin vermemeliyiz. Kardeşliğin tam anlamı ile tesis edilmesi ve başta bölgeye ve ülkemize huzurun gelmesi de sadece Milli Görüş iktidarında gerçekleşecektir.” dedi. RÜŞVET VE YOLSUZLUK İDDİALARININ ÜZERİNE GİDİLMELİDİR ‘Rıza Zarrab’ davası ile ilgili de görüşlerini paylaşan Karamollaoğlu, dava ile ilgili sorulması gereken çok soru olduğunu ve bu dava ile Türkiye’nin ekonomik siyasal olarak kıskaca alınmak istendiğini kaydetti. Karamollaoğlu, “Davada gördüğümüz kadarı ile dört suçlama var. Birincisi İran ambargosunun delinmesi, ikincisi bankacılık sistemine zarar verilmesi, üçüncüsü karapara aklama ve sonuncusu da rüşvet ve yolsuzluk. İlk olarak şunu söylemek istiyoruz. Eğer bu dava ABD’nin emperyal çıkarları nedeni ile İran’a uyguladığı ambargonun delinmesi girişimine yönelik açılmış ise biz tamamıyla bu davanın karşısındayız. Çünkü uygulanan ambargo zorbalıktır. Fakat devletimizin yolsuzluk ve rüşvet iddialarının üzerine gitmesini ve bunu araştırılmasını istiyoruz. Ancak görüyoruz ki ortada bir devlet aklı kalmamış.” diye konuştu. ÇELİŞKİLER YUMAĞINA DÖNDÜ Hükümetin Zarrab konusunda takındığı tavrı eleştiren Karamollaoğlu, “Zarrab hain mi? Kahraman mı? Hayırsever bir işadamı mı? Yoksa işbirlikçi mi? Ne olduğu belli değil. Çelişkiler yumağı var karşımızda. Açık olan ise hükümet Zarrab konusunu eline yüzüne bulaştırdı.” dedi. GEÇMİŞE DEĞİL KENDİNİZE BAKIN Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, geçmiş dönemlerdeki ekonomik rakamları dile getirip eleştirmesine değinen Karamollaoğlu, “İlk iktidara geldiğiniz dönem dolar 1,50 TL idi şimdi 4 lira sınırına dayandı. Bunun dışında altın ve faiz fiyatları aldı başını gidiyor. Bir ayda asgari ücretlinin cebinden tam 100 lira fazladan çıktı. Memurun cebinden ise 250 çıktı. Neden? Artan vergiler ve yükselen fiyatlardan dolayı. Peki, geçmişi konuşmak yerine bugün ki tablodan neden bahsetmiyorsunuz? Bunu dile getirmiyorsunuz?” diye sordu. KAYNAK ÜRETİM İLE OLUR VATANDAŞIN CEBİ İLE DEĞİL Ekonomide artık denizin bittiğini ve hükümetin de bundan dolayı vatandaşın cebini kaynak olarak gördüğünü belirten Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Bir devlet yüksek vergiler ile büyümez. Üretim ile ihracat ile büyür. Sanayi ve teknolojisi ile büyür. Eğer Türkiye’nin gerçekten kalkınmasını istiyorsanız kaynağı vatandaşın cebinde aramayın. Üretim ve yatırımda arayın.” YATIRIMLARIN YÜKÜNÜ VATANDAŞLAR ÇEKİYOR Ekonomimizin içinde bulunduğu sıkıntılara rağmen hükümetin israfa varan yatırımlar yapmasını da eleştiren Karamollaoğlu, “Yapılan yatırımların hiçbir mantığı ve getirisi yok. Sadece israf ediyor ve yükü vatandaşın omuzlarına yüklüyor. Gidiyor belki de Osmangazi Köprüsü’nden hiç geçmeyecek Anadolu’da yaşayan vatandaşı bu köprünün borcuna ortak ediyor. Böyle şey olmaz. Diğer bir yatırım olan şehir hastaneleri ise tam bir komedi. Resmen hastalığı teşvik ediyorlar. Çünkü hastanelerin çalışması lazım. Çünkü hastanenin yüzde 75’i dolmaz ise gerisini devlet ödüyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok.” dedi. TEMSİLDE ADALET SAĞLANMALIDIR Seçim kanunları ile ilgili de konuşan Karamollaoğlu, bu konuda ittifaklar ve seçim barajlarının önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Nasıl bir seçim sistemi olması gerektiği ile ilgili kapsamlı bir çalışma yaptıklarını da belirten Karamollaoğlu, bu çalışmalarını yakın zamanda kamuoyu ile paylaşacaklarını söyledi. Karamollaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Anayasa çok açıktır. Seçim sistemi yönetimde istikrarı, temsilde de adaleti sağlamalıdır. Artık istikrar sağlandı. Bunun için şimdi yapılması gereken temsilde adaletin sağlanmasıdır. Bunun için seçim barajının kaldırılması gerekir. Tabanda bir milletvekili çıkaracak bir fikir kabul görmüşse Meclis’te temsil edilmelidir. Ancak buna hiç yanaşmıyorlar. Diğer bir konu ise hazine yardımı. Sadece Meclis’e giren partilerin yardım almasını doğru bulmuyoruz. Her parti aldığı oy oranına göre hazine yardımı almalıdır. Üçüncü konuda seçim ittifakları. Partiler seçim kuruluna birlikte oldukları partileri isimleri ile deklare ederek böylece seçimlere girebilmelidirler. Bu dünyanın birçok yerinde kabul edilmiş bir haktır.”
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 29 Kasım 2017
Karatay İlçe Kongresi | 26 Kasım 2017
Saadet Partisi Karatay İlçe Teşkilatı 6. Olağan Kongresi gerçekleştirildi. Bera Otel’de gerçekleştirilen kongrede tek liste ile seçime gidildi. Başkan Ali Genç, güven tazeleyerek, yeniden başkan seçildi. Düzenlenen kongreye; Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın’ın yanı sıra; Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Saadet Partisi Genel İdare Kurul (GİK) Üyesi Hasan Hüseyin Öz, Saadet Partisi Konya İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar, parti il başkan yardımcıları, ilçe başkanları, Karatay Eski Belediye Başkanı Mehmet Şen, Meram Eski Belediye Başkanı Veysel Candan, Konya Milli Görüş camiasının önemli isimlerinden Ali Güneri, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şube Başkanı Mehmet Parlak, Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Konya Şube Başkanı Yavuz Aydın, Milli Görüşçü Kuruluşlar Organizasyonu (MİLKO) temsilcileri, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Karatay İlçe Teşkilatı, çok sayıda partili ve davetli katıldı. HÜKÜMETİN VE HALKIN AKLI KARIŞIK Ülke insanının karamsar günlerden geçtiğini aktaran Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, “Güneş, biz görsek de görmesekte bir gün mutlaka doğacak” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin ülkenin kötülüğünü istemediğini aktaran Aydın, “Adım nasıl Birol ise bu görüşe de o denli inanıyorum” diye konuştu. Erdoğan ve ekibinin sadece ülkenin iyiliğinin neden geçtiğini bilmediğini söyleyen Aydın, “Müthiş bir kafa karışıklığı içerisindeler. Kendilerine yarasadan dostlar edinenlerin, ülkenin bekasını temin etmesi imkânsızdır. Olmamışı olmuş gibi göstermek, siyasilere yakışmıyor. Borçlanma ortada. 2007 yılında dolar 1,8 TL’ydi. Doların yükselmesi, Türk parasının değer kaybetmesi demektir. Üretmeyen bir ülkeyiz. Benzin, mazot, gübre fiyatı artıyor. Et ithalatı arttı. Bunları vatandaş görmüyor mu? Halkımız, durumun iyi olduğunu farz ederek yaşıyor. Öngörüsüzlük içine girdik. Bir millet için en tehlikeli durum, geleceğin ne getirip ne götüreceğini bilememektir. MELEZ DEĞERLER SİSTEMİ İÇİNDEYİZ Toplumun ayarları ile oynandığını belirten Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nın ayarları ile oynandı. Polis teşkilatının, kurumların, adalet sisteminin, Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’ların ve hocaların ayarları ile oynandı. Devlet elinde her ne varsa özelleştirdi. Biz bunları söyleyince bazıları bize ‘Devletin ayanları önceden iyi miydi sanki’ diyor. Ben de onlara şunu söylüyorum. Eskiden bu ülkenin herhangi bir ferdi ve STK’sı, sıkıntıların kendi elleri ile düzeltilebileceğini biliyordu. Melez değerler sistemi içinde yaşıyoruz. Buna en güzel örnek ayarlar bozulunca helal gıda şarküterilerin açılmasıdır. Müslüman bir ülkede helal gıda şarküteri olması o ülkeye zulümdür. Müslüman bir ülkede her şey helal olmak zorundadır. Komşuluk ilişkilerimiz, borçlanma kültürümüz değişti. Önceden insanlar teyzesinden, amcasından borç alırken; şimdi bankalara ve faize tutsak edildi. Savcılar, hâkimler hiçbir zaman bu kadar baskı altında olmamıştı. Bütün kararlar, siyasi olarak veriliyor. Ayrıca son 15 yıldır kutuplaşma siyaseti yapılıyor. Siyaset keskinleşmiş, kanamaya müsait olan konular üzerinde sıklıkla duruluyor. Söylenen sözlerin tamamına yakını oy almak için. İnsanlar, kutuplaştırılıyor. Bu kadar basiretsizlik olmaz. Benim huzurum ve mutluluğum üst kattaki komşumun mutluluğudur. Konya’nın mutluluğu, Edirne’nin mutluluğudur. Bir ve bütün olmamız lazım.” SEÇİMLERE SAADET PARTİSİ DAMGA VURACAK Ahlaki erozyonun arttığını ifade eden Aydın, helal ve haramın birbirine girdiğini dile getirdi. Gerek mahalli seçimlerde gerekse başkanlık seçimlerinde Saadet Partisi’nin kilit bir rol oynayacağını konuşmalarına ekleyen Aydın, şunları kaydetti: “Ümmetin umudu Türkiye. Muhammed Ali rakibine yumruk atar, tüm Türkiye büyük heyecan yaşardı. Rahmetli Naim Süleymanoğlu derece yapardı, ülkede bayram havası eserdi. Vatandaşın bizden beklentisi var. Bu heyecanları siyasi olarak da yaşamak istiyor. Maalesef şu anki hükümetin ve bürokratların heyecanı yok. Heyecan, yeniden Saadet Partisi ile başlayacak. Kafa karışıklığını bizler gidereceğiz. İktidara geleceğiz. Yaşanan tüm olumsuz olaylar karşısında içimiz yanıyor.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 25 Kasım 2017
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Güneydoğu programlarının ikinci ayağında Diyarbakır’da basın mensupları kahvaltıda bir araya geldi. Ulusal ve yerel basının yoğun ilgi gösterdiği ‘Medya Buluşması’nda Karamollaoğlu, ülke ve dünya gündemine yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu. TERÖRÜN HER ZAMAN KARŞISINDAYIZ Konuşmasının başında Mısır’da yaşanan terör saldırılarını kınayan Karamollaoğlu, “Ölüm nerede olursa olsun tasvip etmemiz mümkün değil. Özelliklede camideki insanları bir de üstelik bir kısmı güya İslam adına öldürmeye kalkıyorlar, öldürüyorlar, katlediyorlar. Bunlar hakikaten korkunç hadiseler. Her yerde meydana gelebilir. Çoluk çocuk, kadın erkek, hiç fark etmiyor. Mısır’da böyle bir patlamanın meydana gelmesi hepimizi üzdü. Bu Türkiye’de de meydana gelse aynı, hatta Amerika’da, Avrupa’da da meydana gelse aynı” dedi. KUTUPLAŞMA EN ÖNEMLİ PROBLEM Kutuplaşmanın ülkenin çözülmesi gereken en önemli problemi olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, kutuplaşma ve kamplaşmanın insanları düşünmekten uzaklaştırdığına değinen Karamollaoğlu, tüm siyasi partilere şu çağrıda bulundu: “Bir araya gelelim. Birbirimizin hatalarını kendimizi doğru çıkarmak için değil, bu hatalardan döndürecek şekilde ortaya koymalıyız. Onun dışında yapılacak her şey kutuplaşmayı derinleştirir. Buda ülkeye fayda getirmez.” diye konuştu. OHAL, OLAĞAN HALE GELMEMELİ OHAL süresinin uzatılmasını eleştiren Karamollaoğlu, “Böyle bir kalkışma sonrası OHAL ilan edilmesi tabiidir, normaldir. Acele tedbir alınması gerekiyordu. Birileri elindeki silahlarla sistemi değiştirmeye kalkıyor. Elbette karşısında duracaksınız. Ama OHAL’i siz olağan hale getirirseniz olmaz. Siz bu şartlar altında bile öyle müesseseler kuracaksınız ki insanlar haklarını arayabilecek.” ifadelerini kullandı. BÖLGEMİZİN SORUNLARINI BİZ ÇÖZMELİYİZ Soçi Zirvesi ile ilgili de görüşlerini paylaşan Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Özellikle Ortadoğu ve İslam ülkelerinde meydana gelen problemleri genelde bu bölgelerde yaşayan ülkeler değil dış ülkeler çözmeye çalışıyor. Halbuki dış ülkelerin bu bölgelere girmesi kendi menfaatlerini sağlamak içindir. Onlar girdiği zaman bu bölgede huzur olmaz, bunu herkesin bilmesi gerekir. Türkiye’nin İran ve diğer İslam ülkeleriyle iş birliği içinde problemleri çözmeye çalışması önemli bir adım.” BÖLGE HALKININ PROBLEMLERİ ÇÖZÜLMEDEN TERÖR ÇÖZÜLMEZ Artan terör olaylarına da değinen Karamollaoğlu, sadece güvenlik tedbirleri yaşanan sorunun çözülemeyeceğini kaydetti. Karamollaoğlu, “Bölgenin problemlerinden olan işsizliğe, sosyolojik ve psikolojik sorunlara el atmadan bölge insanını anlamadan sorun temelden çözülmez. Diğer yandan terör türkiye’nin iç sorunu değil dış güçlerin başımıza sardığı sorundur. İşte bak ABD tır tır silah yolluyor. içeridekini bitirsen bile bu sefer dışarıdan gelirler. Sen bu devletler stratejik ortaklığına devam ettiğin sürece bu sorun bitmez.” dedi.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 25 Kasım 2017
Öğretmenler Günü Mesajı | 24 Kasım 2017
Mustafa Derbentli , 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. İlçe Başkanı Mustafa Derbentli mesajında şunlara yer verdi: “Milletlerin geleceği, güvenliği, refahı, maddi ve manevi kalkınmaları genç nesillerin iyi yetişmesi ile mümkündür. Bu da en başta anasınıfından yüksek öğrenime kadar eğitimin çeşitli kademelerinde görev yapan öğretmenlerimiz eli ile gerçekleşir. Öğretmenlik dünyanın en zor, ama en şerefli mesleklerinden biridir. Bunun için önce gerekli yatırımı öğretmenlerimize yaparak onları çok daha vasıflı yetiştirmeliyiz. Onlar her şeyden önce Milletimizin medeniyet ve kültür değerleri ile daha donanımlı ve üretken olmalıdırlar. Bizim medeniyetimiz ilme ve ilim adamına büyük önem verir. Şunu unutmayalım ki, kaliteli nesiller kaliteli öğretmenlerin elinde şekillenir. Günümüzde öğretmene ve öğretmenlik mesleğine gereken önemin verildiği ne yazık ki söylenemez. Ayrıca, Öğretmenlerimizin vasıflı olmaları da yetmez. Eğitim sistemi bozuk olursa öğretmen ne yapsın? Bunun için yazboz haline getirilen Eğitim sistemimiz bu keşmekeşlikten kurtarılmalıdır. ‘Unutulmamalı ki, eğitimi pahalı bulan milletler cehaletin bedelini çok ağır öderler. Bu vesile ile öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler gününü kutluyor, tüm Öğretmenlerimize saygılar sunuyorum.” Saadet Partisi Konya İl Kadın Kolları Başkanı Fazilet Bütüner de 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Bütüner, mesajında şu ifadelere yer verdi: Saadet Partisi …. Kadın Kolları olarak; insan yetiştirmek, ve dolayısıyla bir medeniyet, bir kültür inşa etmek için gayret eden tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım öğretmenler gününü kutluyoruz. Eğitim bir ülkenin en önemli ve en öncelikli meselesidir. Eğitim; bilgiyi faydalı hale getirme sanatı yâni, bilgiyi kullanılır hale getirme ve davranış kazandırma sürecidir. Eğitimde amaç üretken olmaktır. Ele aldığınız insanı toplumda karşılığı olan bir meslek sahibi yapmaktır. Öğrenciyi bazı konularda sadece bilgilendirmek eğitimin amacı olamaz. İnsanı yalnız memurluğa hazırlamakla eğitim amacına ulaşmaz. Eğitimi güçlü olmayan hiçbir ülke güçlü olamaz. Milli eğitim meselesi yeni öğretim yılının başında hamasi konuşmalarla dile getirilir, her seferinde de problemler bir başka zamana ertelenir. Milli Eğitim politikamız siyaset üstü olmalı, popülizme kurban edilmemelidir. Her türlü kimliğe ve inanca, aynı ideolojiyi dayatan, tek tip bir eğitim anlayışı temel insan hak ve hürriyetleri ile bağdaşmamaktadır. İnsanın varoluşuna dair kadim gerçeği yok sayan, köksüz ve pozitivist bir tarih anlayışını temel gerçeklikmiş gibi dayatan müfredatın her şeyden önce kendisi problemdir. Rekabete dayalı ve yarışmacı bir anlayış temelinde işletilen eğitim süreci, konfor ve hazzı önceleyen, kendini düşünen, mutluluğu tüketimde arayan, aile bağlarını, akrabalık ilişkilerini ve toplumsal dayanışmayı ferdi çıkarlara indirgeyen bir zihin yapısının oluşmasına sebep olmaktadır. Son yıllarda, insanlarımızın birbirlerine karşı merhametsiz ve acımasız davranmasının, şiddete başvurmaktan çekinmemesinin altında, yanlış eğitim politikalarının uygulanması vardır. Maalesef öğretmenlerimiz ciddi sorunlarla boğuşmaktadır. Büyük bölümü ailesinin geçimini sağlayabilmek için birtakım ek işler yapmak zorunda kalmaktadır. Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğretmenine en düşük maaşı veren ülkelerden biridir. Avrupa ülkelerindeki bir öğretmen özlük hakları bakımından, bizim öğretmenlerimizden 3- 4 kat daha fazla ücret almaktadır. Öğretmenlere uygun çalışma şartlarını hazırlayamayan, hak ettikleri maddi imkânı temin edemeyen bir sistemden, kaliteli eğitim beklemek hayaldir. Diplomanın ekonomik açıdan bir sınıf atlama aracı olarak görülmesi öğretmenler üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Öğretmenlerden bir müfredatı aynı sürede birebir öğretmelerini istemek öğrenciler arasındaki öğrenme farklılığını yok saymaya, birçok öğrencinin derslerden tamamen kopmasına yol açmaktadır. Ülkemizde çok ciddi bir öğretmen açığı vardır. 350 bin öğretmen atama beklerken 40 bin öğretmen ataması yapılmaktadır. Yüksek puanlarla eğitim fakültelerine girip, okullarını başarıyla bitiren, KPSS‘de de en yüksek puanları alan gençlerimiz hala işsizdir. Birçok gencimiz işsiz gezmekten dolayı bunalıma girmektedir.. Hem öğrencilerimize hem de atanamayan öğretmenlerimize yıllardır yaşatılan bu mağduriyet derhal giderilmelidir. Cüzdanıyla idealleri arasında sıkışan bir öğretmenden idealist bir gençlik yetiştirmesini beklemek hayalciliktir. Belirli dersleri temel ders kabul edip sınavlar bu derslerin içeriğine göre yapıldığında öğrenciler de öğretmenler de bu derslere yoğunlaşıp, resim ve müzik gibi derslerin öğrenci gelişimi üzerindeki etkisi yok sayılmaktadır. 14 yıldır tek başına bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. Son açıklanan hükümetle birlikte 6. Milli Eğitim Bakanını da görmüş olduk. Son Bakan İsmet Yılmaz’ın “6. bakanım ama benim de ne kadar gideceğim belli değil” sözü işin vahametini göstermektedir. Her gelen yeni bakanla yeni bir sınav modelinin denenmektedir. Sınavların adları belirlenirken neredeyse alfabedeki bütün harfler kullanmaktadır. Öğrencilerimizin matematik merkezli ölçülmesi sonucu ,özel yetenekleri soru eşitliğine dayanan bu mekanizma ile yok sayılmaktadır. Okul, çocuklarımızda pazarı pazartesiye bağlayan geceler karın ağrısı yapmaktadır. Eğitim sistemimiz öğrencilere sadece bilgi yüklemeyi amaçlayan ezberci bir sistemdir. Bu sistemde yorum ve analiz yapabilen, iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, faydalıyla zararlıyı birbirinden ayırabilecek üretken ve verimli kavrayışa sahip gençler yetiştiremiyoruz. Sınavda farklı bir soruyla karşılaşan ezberci gençler başarılı olamamaktadır. Bugün okullarımızda en az 12 farklı kalemde para toplanıyor. Anayasa‘ya göre “İlköğretim devlet okullarında parasızdır.” Gençlerimizi en iyi şekilde eğitmek ve yetiştirmek devletimizin asli görevleri arasındadır. Hal böyle iken okullarda velilerden değişik adlarla para alınmaktadır. Kayıt parası, temizlik parası, temizlik personeli parası, güvenlik görevlisi parası, yakıt parası, telefon parası, temizlik malzemeleri parası, fotokopi parası, kırtasiye parası, klima farkı parası, spor parası, diploma parası… vb. Türkiye’deki milli eğitim ,1947’den bu yana, Kahire’de yapılan “Amerikan Eğitim Anlaşması” gereği “Fulbright Komisyonu”nun denetimindedir. Gençlerimize John Dewey programlarıyla ,batı hayat tarzını aşılamaya çalışan eğitimin, çok acil olarak “milli”leştirilmesi gerekmektedir. Biz insanlığa ilimleri öğreten bir milletiz. İlim adamlarımız yüzyıllarca dünyaya ışık tutmuşlardır. Bu gün kendi medeniyetine yabancı olarak sadece kuru bir alan bilgisiyle yetiştirilen öğretmenler yeni nesillerle kadim bir medeniyet arasında köprü olamazlar. Başkalarının denetimindeki eğitim bize hizmet edemez. Milli kültüre, milli kimliğe hizmet eden güçlü ve doğru bir eğitim olmazsa Türkiye’nin kurtuluşu ve yükselmesi mümkün olmaz. Eğitim sistemimiz rötuşlarla düzeltilemez. Eğitim sisteminde; sınav sayısında değişiklik yapmanın, sınavları azaltmanın örneklerini yaşıyoruz. Bunlar ölüye makyaj yapma çalışmalarıdır. Sistemin kökten değişmesi gerekmektedir. Bir ülkenin yüksek öğretimdeki başarısı üniversite sayısının çokluğu ile değil, o üniversitelerde verilen eğitimin kalitesi ile ölçülür. Gençlerin ellerine tutuşturduğumuz diplomalar “İşsizlik Sertifikası”na dönüşmüşse 500 üniversitemiz olsa ne fark eder. Kendi tarihini bilen, özgüven sahibi, dünyayı tanıyan, sorumluluklarının farkında olan bir genç ile geleceği kuşanabiliriz. Bilgisayarının, takım tezgâhının, laboratuvar masasının yanına alın terini, inancını, ideallerini koyabilen genç ancak YENİ BİR DÜNYAYI kurabilir. Seküler bir müfredattan, hürmeti, hizmeti ve merhameti önceleyen bir nesil çıkmasını bekleyemeyiz. Adaptasyon müfredat programlarından vazgeçilmeli, kendi milli benliğimize, yapımıza uygun, öğretici, ama daha da önemlisi eğitici ve olumlu davranış kazandırıcı müfredatlar hazırlanmalıdır. Okullar sadece bilgi ve kültür vermekle kalmamalı, onun yanında ahlak ve karakter terbiyesi de vermelidir. Bu ikisi birlikte olmazsa yetişme ve yetiştirme eksik kalır. Saadet