İl Başkanımız Hüseyin Saydam, gazeteciler Emre Özgül, Mücahit Enes Turbil ve Ömer Faruk Karabulut’u kabul etti.
Nisan Ayı İl Divan Toplantısı – 24 Nisan 2021
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığının Nisan ayı İl Divan Toplantısı, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Atik Ağdağ, İl Başkanı Hüseyin Saydam ve çok sayıda teşkilat mensubunun katılımıyla çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam; “Saadet Partisi olarak son 20 yıldır, Milli Görüş Hareketi olarak da 52 yıldır hem ülkemizin hem İslam coğrafyasının hem de dünyadaki mazlum ve mağdurların zalim sistemler karşısında ezilmemesi, yeryüzündeki haklarından eşit olarak haklarını almalarını sağlamak adına mücadele veriyoruz. Küresel zalimler yeryüzünde kendi iktidarlarını oluşturmak, dünya hakimiyetini kurup kendileri dışındaki insanların köleleştirmek, diğer insanların haklarını gasp etmek istemektedirler. Buna karşı duran, herhangi bir şekilde oluşturmak istedikleri düzene karşı gelen kim olursa da bu karşı gelenleri ortadan kaldırmak için de ne gerekiyorsa yapmaktadırlar. Bütün dünyada sömürü sistemini kurup dünyayı sömüren bu küresel zalimler sömürdükleri kaynaklarla da zulüm yatırımlarını sürdürmektedirler. Geçmişte yazılı basın, sonraları radyo ve televizyon şimdi ise sosyal medya onların yatırımlarıdır. Her ne kadar özgür bir ortam gibi görünse de tamamen onların kontrolündedir. Bütün dünyada satılık kalemler, onların istediklerini söyleyecek satılık uzman kılıklı adamlar, onların istediklerini yerine getirecek siyasetçi ve iktidarlar bulmakta ve yeryüzü hakimiyetini adım adım gerçekleştirmeye doğru gitmektedirler.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL GÜÇLER, ÜLKEMİZİN ÜSTÜNDEKİ PLANLARININ NEREDEYSE SON AŞAMASINA GELDİLER Küresel güçlerin, Türkiye üzerindeki planlarının işletmeye devam ettiğini belirten Saydam; “Bundan 98 yıl önce de Lozan’da bizimle Avrupalı devletler anlaşamayıp masadan kalkacakken Haim Nahum denen adamın telkinleri ile bu küresel ittifakın temsilcileri tekrar masaya oturmuş ve bizimle anlaşmayı kabul etmişlerdir. Ama arka planda ülkemiz üzerinde hain planlarını işletmeye devam etmişlerdir. Neydi planları? ‘Aç bırakacağız. İşsiz bırakacağız. Borca esir edeceğiz. Milli ve manevi değerlerinden uzaklaştıracağız. Irk, tarikat, mezhep, siyasi görüş ayrılıkları oluşturup tahrik edecek ve böleceğiz. Kolay lokma hâline getirip sonra yutacağız.’ 98 yıldır ülkemiz üzerinde bu oyunlar mütemadiyen oynanmaktadır. Her seferinde de milletimizi kandıracak, milletimizi istedikleri kıvama getirecek bir argüman bulmuşlardır. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara bir bakacak olursak: ‘Üretmeyin siz pahalıya mal edersiniz.’ diyerek sanayinin gelişmesinin önüne geçmişler, ekmeyin zarar edersiniz politikaları uygulattırmışlar, zarar edene de ölmeyecek kadar destek vererek tarımsal üretimin önüne geçmişlerdir. Üreten kendi öz kaynaklarımızı da önce zarar ettirmişler sonra da bu devlete millete yük diyerek özelleştirme adı atında da satılarak dışa bağımlı haline getirilmiştir. Borç para temin ederek ülkemizin ve insanımızın boyunduruk altına almışlar, medyanın yerel insanlar tarafından yönetilmesini zorlaştırmışlar ve medya eğer ayakta kalması gerekiyorsa küresel zalimlerin desteğiyle ancak ayakta durabilmesi, onların istediği doğrultuda yayınlar yapması ve toplumu onların istediği gibi şekillendirmesi gibi adım adım bu planları işletmektedirler ve bu planları doğrultusunda neredeyse son aşamaya geldiler. Çok gariptir bütün bunlar bilinmesine ve her şey gözümüzün önünde cereyan etmesine rağmen herkes bir şekilde bu plânların işletilmesine âlet oluyor.” şeklinde konuştu. TURİZM İÇİN ÜLKE MENFAATLERİNDEN TAVİZ VERİYORLAR! Saydam, konuşmasının devamında ise; “Bugün ülkemizde gelir adaletsizliği had safhaya ulaşmış, iktidar zenginleri semirdikçe semirmiş, vatandaşsa yoksullaştıkça yoksullaşmış. Vatandaşın genel ekseriyeti açlık sınırının altında yaşamaktadır. Ülke nüfusunun %1’lik kesimi ülke gelirinin %55’ini elde ederken kalan %99’luk kesimi ise gelirin ancak %45’ini bölüşmektedir. İşbirlikçi zihniyetler tarafından vatandaşımız aç bırakılmıştır. Yine aynı zihniyetin on yıllardır yanlış eğitim politikaları ile sorumsuz, sorunlu, bencil bir toplum oluşturarak, diğer taraftan da insanımıza iş, ülkemize gelir getirecek yatırımlar yapmak yerine ülkenin bütün kaynaklarını eğlenceye yönelik yatırımlar yaparak, insanımız işsiz bırakılmıştır. İş bulabilenler ise bugün bu eğlence sektörlerinde vasıfsız hizmetçi pozisyonunda çalışmaktadırlar. 100 yıl önce dünyanın efendisi olan insanımız bugün hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz bir duruma maruz kalmaktadırlar. Fabrika yapmak, teknolojiye bilime yatırım yapmak yerine eğlenceye yapılan yatırım ülkemizi her yönden zor durumda bırakmaktadır. Şimdi ülkenin bütün umudu turizme bağlanmıştır. Ne büyük acizlik bu değil mi? Ne hale düşürüldük? Turist gelecek, turizm canlanacak diye teravih yasaklanıyor hacı amca! Farkında mısın? Ama pandemi var diye sen evinden çıkamıyorsun. Turist geliyor istediğini yapıyor, elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Sen ne hacca gidebiliyorsun ne umreye? Evet esnaf kardeşim sen aylardır işyerini açamıyorsun. Ama birileri rahatça istediği yeri gezebiliyor. Neden? Çünkü bütün umutlar ona bağlanmış. Rusya’dan turist gelecek diye, ülke menfaatlerinden taviz veriyoruz milliyetçi kardeşim. Turist gelecek diye havaalanında çiçeklerle bekletiyorlar seni bürokrat kardeşim. Bu mu ülke insanına görülen reva. Gelecekse gelsin veya nasıl gelirse gelsin. Böyle bir idare olur mu? Ülkenin geleceği tek bir sektöre bağlanır mı? Hem de o sektör her yönüyle bizim milli ve manevî değerlerimizle örtüşmüyorsa?” dedi. SEN ŞUCUSUN, SEN BUCUSUN DİYEREK MİLLETİMİZ KUTUPLAŞTIRILMIŞTIR Toplumun kutuplaştırıldığını ifade eden Saydam; “Diğer taraftan üretmeyen sürekli tüketen, hazıra alıştırılmış bir toplum oluşturuldu. Gerekli altyapı oluşturulmadan herkes lükse özendirildi. Lüks ve rahat bir yaşama alıştırıldı. Tabi ki bu lüks ve konforlu yaşamın bir bedeli var. Ne ile olacak? Para ile olacak. Üretiminiz de yoksa? Bankalar vasıtası ile borç dağıtıyor. Ülkede bazı yatırımlar yapılmış. Yol yapılmış, hastane yapılmış, köprü yapılmış, millet bahçesi yapılıyor, millet kıraathanesi yapılıyor. Bunların hepsini borçla yapılıyor. Belediyeler borç batağında. Hizmet yapamaz duruma gelmiş. Vatandaşa çeşit çeşit vergi salınıyor, her tarafa tuzak kurulmuş ceza yazılıyor. Her gün bürokratik olarak birtakım zorluklar çıkarıyor ve bunları para ile çözerim diyor yine para topluyor. Vatandaş hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak hem de devletin borcunu ödeyebilmek için o da kredi çekmiş o da borca batmış. Haliyle adamların planları tıkır tıkır işletiliyor. Binlerce yıldır var olan bir millet olarak bildiklerimiz bize niye yetmedi anlamakta güçlük çekiyoruz? Bir batı hayranlığıdır aldı gidiyor. Bizim dışımızdaki bütün partiler her ne kadar birçok konuda anlaşamıyorlar gibi görünse de aslında referans noktaları hepsinin aynıdır. Hepsi problemlerin çözümünde batının çözüm yollarını kullanırlar. Nedense ne inancımız ne de örf ve âdetlerimizi referans almamaktadırlar. Ve bu konuda hepsi ittifak halindedirler. Bu şekilde davranışları neticede ülkemizi, insanımızı kendi milli ve manevî değerlerimizden uzaklaştırmıştır. Eğlenceye yapılan yatırımlar, medya sektörünün o yönde yaptığı yayınlar ve denetimsizlik, hırsızın, soysuzun, ahlaksızlığın cezalandırılmaması; dürüst, ahlaklı, milli ve manevî değerlerine bağlı insanların bu sürece kurban edilmesi, adalette ortaya çıkan zaaflar milletimizi başka bir yöne itmiştir ve son 70 yıldır özellikle de son 20 yıldır birtakım yaftalar üzerinden milletimiz birbirinden kopartılmıştır. Sen şucusun, sen bucusun, bizdensen vatansever, başka düşünüyorsan vatan hainisin denilerek milletimiz kutuplaştırılmıştır. Akrabalar arasına, komşular arasına nifak tohumları ekilmektedir. Bu gidişat iyi bir gidişat değildir.” şeklinde konuştu. ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ Saydam, konuşmasının son bölümünde ise; “Bugün Doğu Türkistan’da soydaşlarımıza yapılan zulümler, işte şimdi her ramazan ayında olduğu gibi bu
İl Başkanımızın, Av. Mustafa Ay ve Kazım Horzum’u Ziyareti – 19 Nisan 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, AGD Konya Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av. Mustafa Ay ve Yönetim Kurulu Eski Üyemiz Kazım Horzum’u ziyaret etti.
Kulu 7. Olağan Kongresi – 07 Nisan 2021
Saadet Partisi Kulu İlçe Başkanlığı 7. Olağan Kongresi gerçekleştirildi. İlçe binasında gerçekleştirilen kongrede güven tazeleyen Cihangir Yazıcı, Saadet Partisi Kulu İlçe Başkanlığına yeniden seçildi. Kongreye Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, Genel İdare Kurulu Üyesi Necati Eroğlu, İl Başkan Yardımcıları ve ilçe delegeleri katıldı. Kongrenin siyasi konuşmalar bölümünde delegelere hitap eden İl Başkanı Saydam şunları söyledi; “50 yıldır bir şeyin derdindeyiz ve bir şey için çalışıyoruz. Yaptığımız işin bir anlamı, bir karşılığı olmalı. Son zamanlarda virüs de bahane edilerek medya üzerinden insanların yaşayış biçimleri değiştirilmeye çalışılıyor. İnsana verilmeyen değer hayvana veriliyor. İnsanlar sokaklarda yaşarken göç halindeki bir leylek dakika dakika kontrol ediliyor. Bir tarafta insanlar denizlerde telef oluyor, kıyılarımıza çocuk cesetleri vuruyor ama insanların bundan haberleri olmuyor. Bir kutuplaşma siyasetidir, sürüp gidiyor. Bu kutuplaştırmayı yapanlar imam-hatipli olduğu için Kur’an-ı Kerim okuduğu için eşleri başörtülü olduğu için vatandaşımız buna sesini çıkarmıyor.“ ÜLKENİN DURUMU HER GEÇEN GÜN DAHA DA KÖTÜYE GİDİYOR Saydam, konuşmasının devamında ise; “Geçmişi hatırlayalım, 2006’da paradan altı sıfır atmıştık, şu anda hesabında 1 milyon lira var dediğimiz para da altı sıfırlı. Şu anda Konya’da 1 milyon liraya bir ev satılıyor. 10 senede, ülkeyi aldıkları yere tekraren getirmiş oldular. Kulu’daki insanlarımız çoğunlukla çiftçilikle uğraşıyor. Sizler ürünü kaldırıyorsunuz ama karşılığını alamıyorsunuz. Durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor, çözüm ise bulunmuyor. Adaletsizlikler de sürüyor. Hiçbir yerde bir tanıdığınız yoksa işiniz çözülmüyor. Çocuklarınız işe girecekse, birilerinin tarafında değilse işe giremiyor. Toplumun büyük bir kısmı sosyal yardıma muhtaç bırakılırken, dolar milyarderi olan insanlar açıklanıyor. Halkımızın %70-80’i yoksulluk sınırında yaşarken bir kesim de var ki vatandaşın parasıyla açılan ihaleleri toplayarak daha da zenginleşiyor. Aileler bozuluyor, boşanmalar artıyor, gençlerimizde uyuşturucu bağımlısı sayısı giderek artıyor. 18 yılda birçok İmam-Hatip Ortaokulu ve Lisesi açıldı ama içini müfredat olarak doldurmadıkları için deizm gibi belalar toplumumuzda baş gösteriyor. Netice olarak ülkemiz refaha gitmiyor, sıkıntılar artıyor. Biz bunlara rıza gösterecek, göz yumacak değiliz. Bunun için Kulu’da, Konya’da, Türkiye’mizin her yerinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımıza derdimizi anlatacağız. Seçimi değil geçimi konuşacağız.” ifadelerini kullandı. ADALET İŞLEMEZSE EKONOMİ DE DÜZGÜN OLMAZ Genel İdare Kurulu Üyesi Necati Eroğlu ise yapmış olduğu konuşmasında; “Eğitim çökmüş. Adalet mekanizması çökmüş. Dış politikada etrafımız tamamen düşmanlarla çevrili hale gelmiş. 18 yılda bir tarafta Bulgaristan’da üst kurulurken diğer tarafta Suriye’de yanı başımızda Amerika üst kuruyor. Bir taraftan Akdeniz’de İsrail’le bir askeri tatbikata hazırlanıyor. Anlaşılıyor ki bu bir savaş hazırlığıdır. İslam aleminin haline bir bakın. Orta Doğu’ya, Afrika kıtasına, Doğu Türkistan’a, Asya’ya, Balkanlar’a bakın. 1992’de Avrupa’nın göbeği Bosna Hersek’te soykırım yapılmadı mı? On binlerce, yüzbinlerce insan orada katledilmedi mi? Irak’ta milyonlarca insan öldürülmedi mi? Anlaşılıyor ki sıra Türkiye’ye geliyor. Türkiye her taraftan kuşatılıyor. Bizim bu kuşatmadan kurtulabilmemiz için güçlü olmamız, güçlü olabilmemiz için de ekonomimizin güçlü olması gerekiyor. Ekonomik olarak soruyorum size 2002 yılında mevcut iktidar başa geldiğinde 1 ton buğday ile kaç tane çeyrek altın alıyordunuz, bugün kaç tane çeyrek altın alıyorsunuz? Biz hesapladık. Ogün 22 tane çeyrek altın alınırken şu anda 3 çeyrek altına yakın anca alınabiliyor. 450 milyar Dolar dış borcumuz var. Dolar 8 liradan 9 liraya çıktığı zaman bir esnaf olarak düşünün 100 bin Dolar borcunuz var, TL değer kaybettiği zaman 8 lira olursa ne kadar zararınız var 9 lira olursa ne kadar zararınız var. İşte ülke olarak bizim de zararımız her geçen gün bu şekilde artıyor. Bizim dış borcumuzun yanında milyar Dolarlar da faize ödüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada 22 milyon insan icralık olmuş, 2 milyon esnaf iflas etmiş durumda. Adalet mekanizması vatandaşa neyse Cumhurbaşkanına da o olmazsa bu ülkede gerçek anlamda adil bir sistem olmaz, Adalet düzgün işlemezse ekonomi de düzgün olmaz, paramız dışarıya gider. 18 yıldır düzgün bir ekonomik adım atmayanlar bugün vatandaşın görmemesi için çeşitli gündemlerle günlük siyaseti götürmeye çalışıyorlar.” dedi.
Mart Ayı İl Divan Toplantısı – 27 Mart 2021
Saadet Partisi Konya Mart ayı İl Divan Toplantısı çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Toplantıya İl Başkanı Hüseyin Saydam, İl Müfettişi Ali Mücevher, İl Yönetim Kurulu Üyeleri, İlçe Başkanları ve ilçe teşkilat mensupları katıldı. Toplantının basına açık bölümünde konuşan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam; “Mart ayı Divan Toplantımızı icra ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında kongremizi gerçekleştirdik. Ondan bu tarafa çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sizlerin de gayretleriyle sürdürüyoruz. Bu manada çalışmalarınızdan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İlçelerimizin kongreleri var. Bir taraftan bunları gerçekleştiriyoruz. Kongresini gerçekleştiren ilçelerimize ve ilçe başkanlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Yıllardır mücadelesini verdiğimiz emperyalistlerin yeni dünya düzeni adını verdikleri, küresel bir dünya devletine doğru hızla ilerliyoruz. Hatta bugün virüs üzerinden verilen şekillendirmeye bakacak olursak, dijital şirketler dünyaya hükmediyorlar. Ve dünya üzerindeki bütün toplumları, insanları ifsad etmeye devam ediyorlar. Fıtrat bozulmaya çalışılıyor. Allah’ın yarattığı ve karakterini belirlediği tüm canlıların şeklini bozmaya, onlara yeniden görev ve rol vermeye çalışmaktadırlar. Düşünebiliyor musunuz? Bizler Müslümanız Elhamdülillah. Allah insanı eşref-i mahlûk olarak yaratmış ve diğer canlıları da onun emrine vermiş. İnsanlar sebepsiz yere ölürken, öldürülürken, kıllarını kıpırdatmayanlar, doğada yaşayan birinci derecede insanoğlunun sorumluluğunda olmayan vahşi hayvanlar için ise bütün imkânlarını seferber edebiliyorlar.” İfadelerini kullandı. GENELDEKİ YANLIŞ SİYASET YERELDE DE HAKİM! Saydam, konuşmasının devamında ise “İki-üç gün önce bir haber çıktı. Karaleylek dedikleri farklı bir kuş türü Afrika’dan Avrupa’ya göç ederken Konya’da konaklamış. 4 gündür Konya’da imiş. Ayağına halka takmışlar, bundan dakika dakika haber alan adamlar, Aylan Bebekler ancak sahilimize vurunca haberleri oldu. Ama bu leylek kadar değeri olmadı. Bunu garip karşılamıyorum. Şu anda öyle bir durumdayız ki, garibime giden biz Müslümanlara bile bu durumu kanıksattılar ve kurdukları bu zalim düzeni bize bekletiyorlar. Koruyucusu, hamisi bizi yaptılar. Dünya bir yerlere sürükleniyor. İslam Coğrafyası asimile ediliyor. Değerlerimizden kopartılıyoruz. Ülke olarak biz de gereksiz bir döngünün içerisinde dönüp duruyoruz. Ülkeye patinaj yaptırılıyor. 70 senedir özellikle adını sağcı koydukları siyasetçiler tarafından, kürsünün arkasına geçip, milletin değerleri ile ilgili birçok ilahiyatçıya, birçok âlime taş çıkartacak sözler edip, ama icraata gelince akla hayale gelmeyecek yasalar, kanunlar, icraatlar yapıyorlar. Millet olarak her seferinde de kanıyoruz bunlara. Artık yeter. Bu durum ilk defa karşılaştığımız bir durum değil. Hep aynı senaryo. Bu kaçıncı oldu. Çok tuttuğu için her devrin yönetmenleri, farklı aktörlerle aynı filmi yeniden çekiyorlar biz de tekrar tekrar izliyoruz. Mutlu sonla biteni hiç görmedik. Hep acı, hep sıkıntı. Bu oyunlar, dünya ve ülkemiz üzerinde oynanan sürekli oyunlar. Kaç defa izledik. Bu oyunların mikro planda aynısını yerelde de görmekteyiz. Yani geneldeki zihniyet tabi ki yerele de sirayet ediyor. Aynı zihniyet burada da kendini göstermektedir. Aynı şekilde hesapsızlık, plansızlık, ben yaptım oldu, israf, gösteriş, pireyi deve yapma vs. Ülke yönetiminde ne varsa aynısı aşağıda da devam etmekte.” dedi. BU KADAR İSRAFI ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ! Saydam, Büyükşehir Belediyesi ve KOSKİ binalarının boşaltılıp başka bir noktaya taşınmasıyla ilgili ise; “Bilindiği üzere mevcut belediye binası sağlam olmadığı gerekçesiyle boşaltılmış, birimler şehrin farklı yerlerine dağıtılmış durumda. Bu dağınıklıktan dolayı vatandaşımız bayağı bir mağdur durumda. İşini görebilmek için şehrin dört bir yanını dolaşıp durmakta ve vatandaşta ciddi mağduriyetler oluşturmaktadır. Ve belediye binasının nereye ve ne zaman yapılacağı, eski bina madem sağlam değil ve yıkılması gerekiyorsa neden yıkılmadığı ve ne zaman yıkılacağı belirsizliğini korumaktadır. Bu işin bir boyutu. Diğer boyutu da yapılan israf ve gereksiz harcamalar. Belediye kendi binasından çıktıktan sonra 3-4 farklı binaya taşınmış ve geçici olan bu binalar içinde birtakım tadilatlar yapılmış. Örneğin KOSKİ’nin taşındığı Hacıveyiszade Camiinin karşısındaki bina. Özel bir şahsa ait olan bu binada birçok tadilat yapılmış. Kısa bir süre oturulduktan sonra bu bina eski haline getirilerek, buradan da SSK’nın taşındığı eski binaya taşınmış. Aynı şekilde burada da bir sürü tadilatlar yapılmış. Bunlar için milyonlarca para harcanmış. Neticede burada da geçici olarak bulunuluyor. Anlamakta güçlük çekiyoruz. Geçici olarak oturulacak binalarda tadilat yapmanın mantığını, yapılan israfların mantığını anlamakta güçlük çekiyoruz. Hep söylediğimiz plansızlık, liyakatsizlik, fazla özgüven. Tabi ki işin başındakiler için bir zararı yok. Onlar şimdilik herhangi bedel ödemiyorlar. Sonuçta bu bedeli Konyalılar olarak biz ödüyoruz.” şeklinde konuştu. ASFALT DEĞİL YAMA SEZONU! Saydam, trafik sorunuyla ilgili ise; “Diğer taraftan şehrin trafik problemi her geçen gün daha da büyüyor. Çözümüne dair şimdilik pansuman tedbirlerle geçiştiriliyor. Çevre yolu, ödenek ayrılmadığı için biraz daha bekleyecek görünüyor. Haliyle yük araçlarının da şehrin içinden geçmek zorunda oluşu sabah akşam trafiği ciddi manada etkiliyor. Biz bunların hiç birisine mahkum değiliz, mecbur da değiliz. Malûm bahar geliyor. Havalar biraz daha ısınmaya başlasın. Basında ‘asfalt sezonu’ açıldı haberleri göreceğiz. Asfalt sezonu açıldıdan maksat “yama sezonu” açılmasıdır. Şehir merkezinde yamasız 1 km gidebileceğimiz bir cadde veya sokak yoktur herhalde. Şehir merkezinde ana arterlerde biz bunları yaşıyorsak, taşra ilçelerimizde, uzak yerlerde vatandaşlarımız ne mağduriyetler yaşıyordur Allah bilir.” ifadelerini kullandı. KILINÇARSLAN KÖŞKÜ’NÜ UCUBE BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRDÜLER! Saydam, Konya’da tamamlanmayan ve eksik bırakılan diğer projelerle ilgili ise; “İşte kısa süre önce gündeme gelen Eğiste Mahallemizdeki mağduriyetler. Vatandaş suyun içinde, suyun yanı başında susuz kaldı. Ereğli-Halkapınar arasındaki yol yıllardır bitirilemiyor. Bunun gibi birçok problem. Çözüm? Çözüm şu. Lokal olarak sadece oranın vatandaşı biliyor kendi sıkıntısını. Genel olarak halının altına süpürülüyor. Gündeme getirilmiyor. Getirildiği zaman da Konya’nın imajı kötü gösterilmek isteniyor oluyormuş. Bunu da kendileri söylemiyorlar. Başkalarına söylettiriyorlar. Konya’nın imajını düzeltmek istiyorsanız ilk önce Alaaddin Tepesinden bir başlayın. Şehrin göbeğinde yıllardır süren bu kazı ve restorasyon nedir Allah aşkına? Brandalarla, saclarla çevrilmiş bir alan. Bunu bir sonlandırın artık. Alaadin Tepesinin eski, orijinal halini unuttuk. Devam edilecekse bile yırtılmış, eskimiş brandaları bari değiştirin. Şehre gelip giden açısından çok kötü bir görüntü. Sonra Kılıçarslan Köşkü’nün şemsiyesi yıkılıp yeni farklı bir koruma yapıldı. Buraya kadar her şey normal. Ancak sonradan, güya köşkün bir parçasıymış gibi yapılan ekleme de derhal kaldırılması gerekir. Bu ekleme ne yeniden yapıldığına benziyor ne restore yapıldığına benziyor. Acayip, ucube bir yapı haline geldi. Bizce o yapılan eklemenin yıkılması, köşkün o eski haliyle kalması ve koruma altına alınması gerekmekte ve o bölgede yapılan brandalarla çevrilmiş alanda yapılan neyse, yapılıp yapılmadığı da belli olmayan bu işe bir son verilmesidir.” dedi. YUMUŞAK ATIN ÇİFTESİ PEK OLUR! Saydam, Konya’daki pandemi önlemleriyle ilgili ise; “Hep birlikte görüyoruz ki pandemi süreci de en başından beri idare edilemedi. Hala da idare edilemiyor. Vaka sayıları noktasında yurtdışı ve yurtiçi birçok bağlantısı olan illerin adı anılmıyor.
İl Başkanımız ve Milletvekilimizin Vefa Kurulu Ziyareti – 27 Mart 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam ve Milletvekilimiz Abdulkadir Karaduman, Karatay Belediyesi Eski Başkanı Mehmet Şen, Vefa Kurulu Üyelerimiz İhsan Ekinalan, Ahmet Saydam, Abdurrahman Korkmaz, Niyazi Ayaz ve Bahri Kırışık’ı ziyaret etti.
Milletvekilimiz Abdulkadir Karaduman’ın Altınekin Programı – 26 Mart 2021
Saadet Partisi Koyna Milletvekili ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman, İl Başkan Yardımcıları Mehmet Küçükgünay ve Abdullah Altuntaş, Beyşehir İlçe Başkanı Mustafa Uzun ve beraberlerindeki heyet Beyşehir birtakım ziyaretlerde bulundu. Heyet Beyşehir Kaymakamı Yusuf Özdemir, Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Türken, Beyşehir Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ağralı ve İlçe Müftüsü Veysel Kükrek’i ziyaret etti. Beyşehir Gölü ve Eşrefoğlu Camii’ni de ziyaret eden heyet protokol ziyaretlerinin ardından esnaflarla buluşarak, problemlerini dinleyip çözüm yollarını sundu. Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, programın ardından, Beyşehir Taş Köprü’nün önünde değerlendirmelerde bulundu. Karaduman; ”Bugün, Konya’mızın en güzel ilçelerinden Beyşehir’deyiz. Beyşehir’de esnaflarımızın derdini, çiftçilerimizin sorunlarını kendilerinden dinlemek için İlçe Teşkilatımızla birlikte hamdolsun ki yoğun bir günü geride bırakmış olduk. Hakikaten her alanda çok ciddi sorunları ve mağduriyetleri vatandaşlarımız bizlere ifade ediyorlar. Özellikle pandemi sürecinde içerisinde bulunduğumuz bu ortamda, esnaflarımız çok ciddi bir şekilde feryat ediyor. Açıklanan paketlerle ve birtakım desteklerle ilgili üzülerek ifade ediyorum ki esnaflarımızın bundan haberinin bile olmadığını üzülerek görüyoruz. Diğer taraftan özellikle çiftçilerimiz de çok ciddi borç ve kredi borçlarıyla karşı karşıya. Üretim yapamayacak bir noktaya gelmiş olması da hem Beyşehir ilçemiz açısından hem Konya’mız açısından hem de ülkemiz açısından asla kabul edilebilir bir durum kesinlikle değil. Biz Saadet Partisi teşkilatları olarak bütün ilçelerimizi geziyoruz. İnsanlarımızın sorunlarını dinliyor ve bu çerçevede de çözüm yollarımızı, sorunların çözümüne dair tekliflerimizi de açıkça kendilerine ifade ediyor, Saadet Partisi Konya İl Teşkilatı olarak bütün ilçelerimizi gezmek suretiyle sorunların çözümüne dair kanaatlerimizi vatandaşlarımızla paylaşıyoruz. Bu sorunların ve problemlerin çözümünün ancak Saadet Partisi olduğunu ve ancak Milli Görüş reçetesi ile bu sorunların çözüleceğini de her zeminde ve her zaman diliminde bütün vatandaşlarımıza anlatıyoruz.” ifadelerini kullandı.
İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın Basın Toplantısı – 18 Mart 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın Basın Toplantısı – 18 Mart 2021
Çanakkale Zaferinin yıldönümündeyiz. O gün bütün yokluk ve zorluklara rağmen, sonraki nesillerin yani bizlerin inancı, yaşantısı, bağımsızlığı, rahat ve huzuru uğruna can veren atalarımızı, dedelerimizi, şehitlerimizi rahmetle ve minnetle tekrar anıyoruz. Allah rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun. Tabi ki günün anlam ve önemine binaen herkes gerek basın yoluyla, gerek sosyal medya hesapları üzerinden konuyla ilgili bir açıklama yaptı veya yapıyor. Ancak bir hususu önemli görüyor ve üzüntümüzü kamuoyu ile paylaşma gereği duyuyoruz. Üzüldüğümüz nokta, yapılan açıklamaların samimiyetten uzak, birtakım hamasi nutuklar olmasıdır. Bu samimiyetsizlik sadece bu konuyla da sınırlı değil tabi ki. Hemen hemen her konuda süslü, ağdalı birtakım cümleler kurulmakta, ama arka planda o kullanılan cümlelerin, kelimelerin fersah fersah uzağında işler yapılmaktadır. Böylelikle birçok konunun, kavramın içi boşaltılmaktadır. Çanakkale Zaferi de maalesef bundan nasibini almaktadır. ÇANAKKALE’DE VERİLEN BİNLERCE CAN NE İÇİNDİ? Öncelikle Çanakkale’de verilen mücadelenin, çekilen sıkıntıların, verilen canların önemini bir daha anlamak durumundayız. Bir rivayete göre yaklaşık 250.000, başka bir rivayete göre daha fazla insanımızı bu savaşta kaybettik. Öyle ki şehitlerimizin içerisinde 14-15 yaşında olanlar var. O günün şartlarında medrese eğitimi görmüş, bugünün üniversite mezunu diyebileceğimiz, yetişmiş insanlarımız var. Ama söz konusu vatansa gerisi teferruattır inancıyla, düşüncesiyle herkes cepheye koşmuş, vatan müdafaasında bulunmuştu. Tabi ki burada vatan kavramını da iyi anlamamız gerekiyor. Vatan sadece üzerinde yaşadığımız toprak parçası olarak anlaşılmamalı, vatan kavramını kutsallaştıran, önemli hale getiren diğer unsurları da bilmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bugün nasıl anlaşılıyor bilemiyorum, ecdadımız vatanı kendi inancını, kendi değerlerini, adaletini, hukukunu yaşattığı yer olarak görmüş. Boyunduruk altına girmeyi reddetmiş, asırlar boyunca da hep bağımsız yaşamıştır. Huzuru ve adaleti sadece kendi ırkından, dininden, milletinden olanlar için değil, herkes için olmasını sağlamaya çalışmıştır. Bütün insanlığın saadetini istemiştir. Bu sebeple de devamlı surette haçlı zihniyetiyle mücadele etmiş, ulaşabildiği her yere adalet ve huzur götürmüştür. Bundan 106 yıl önce, asırlardır dünyayı kan ve gözyaşına bulayan haçlı zihniyeti yine toplanıp gelmişler, Anadolu’yu işgal etmek istemişlerdir. Milletimiz ayağa kalkmış, boyunduruğu kabul etmemiş, canları pahasına da olsa Çanakkale’de tarihin en büyük destanlarından birini yazarak, Çanakkale Geçilmez dedirtmişlerdir. Bugün bizler kendi topraklarımızda yasalarımızı kendimiz yapamıyor, inancımıza, örf ve adetlerimize uygun yaşayamıyorsak, ticaretimize kendimiz yön veremiyor, kendi madenlerimizi çıkaramıyorsak, çocuklarımızı istediğimiz gibi eğitemiyor ve eğitim müfredatımızı kendimiz belirleyemiyorsak şu soruyu sormamız gerekir. Çanakkale’de verilen binlerce canı biz ne için vermiştik? ÇANAKKALE’DE TÜRK’Ü, KÜRT’Ü, LAZ’I, ÇERKES’İ AYNI GAYE İÇİN ŞEHİT OLDU İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiirinde bahsettiği, Çanakkale’de şehit olanlar için “Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi” derken, Bedir’de Peygamber Efendimiz (sav) sayıca çok az durumda olan Müslümanlar için ellerini semaya kaldırmış ve dua etmişti. Yarabbi eğer sen bize yardım etmezsen, burada bulunan bir avuç Müslüman şehit olursa, bir daha sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmayacak, bize yardım et! diye dua etmişti. Dua neticesinde Allah yardımını göndermiş ve Müslümanların galip gelmesine sebep olmuştu. Merhum Mehmet Akif bunu kastederek Çanakkale’de verilen mücadelede aynı Bedir’de olduğu gibi İslam’ın sancaktarlığını yapan Osmanlı Devleti’nin düşmesi halinde bütün dünyadaki Müslümanların sıkıntıya düşeceğini şiirinde ifade etmişti. Yani Çanakkale’de şehit olan dedelerimiz; bugünün sağcısı, solcusu, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i her kim varsa herkesin dedesi aynı amaç için, aynı gaye için şehit olmuşlardı. Onların gayret ve fedakârlıkları Çanakkale’yi Geçilmez kılmıştı. Ancak bugün geldiğimiz noktada o gün Çanakkale’den geçemeyen zihniyet bugün ülkemiz üzerinde başka şekillerde tezahür etmektedir. Bugün ülkemizde yaşananlar, çıkan yasalar, Çanakkale Ruhunun tam tersi şeklinde tezahür etmektedir. ÇANAKKALE ZAFERİ DOLAYISIYLA PİYANGO BİLETİ BASANLAR NEREDEN CESARET ALIYORLAR! Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’mızda geçen, “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye tabir ettiği Avrupa, kanunlarımızı yapmakta, insanımızı, inancımızı şekillendirmektedir. Geçtiğimiz aylarda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde 2000’in üzerinde yasa çıkardık şeklinde beyanatları olmuştu. Buna dayanarak söylüyoruz. Alınan sonuçlar da her türlü Dışişleri Bakanımızı doğruluyor. Suç oranlarının artması, ailelerin parçalanması, milli ve manevi değerlerinden habersiz yetişen bir nesil, bütün bunları ispatlıyor zaten. Şimdi soruyoruz. Acaba ecdadımız bugünler için mi can vermişti? Sadece bir konu bile ne hale geldiğimizi anlatmaya yeter de artar bile. Milli Piyango İdaresinin, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü dolayısıyla şehitlerimizin, şehit olma sebebine tamamen ters, aykırı bir şekilde bilet bastırması, çekiliş yapması nereye geldiğimizin resmidir. Gözümüzün içine baka baka bunu yapanların, buna cüret edenlerin nereden cesaret aldıkları açıklığa kavuşmalıdır. Bu düpedüz inancımızla, şehitlerimizle, tarihimizle dalga geçmektir. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ancak yavaş yavaş böyle bir zihniyet yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Tabi ki kelimelerin, cümlelerin bir bedeli yok. İstediğiniz kelimeyi, istediğiniz cümleyi istediğiniz gibi kullanıp şehitlerimize, gazilerimize, geçmişlerimize bol süslü laflarla takdir ve övgü dolu sözlerinizi rahatça sunabiliyorsunuz. Söylenip geçiliyor. Çok güzel. Hayran kalıyoruz. Ama icraat? İcraatlarınızı görünce de hayret ediyoruz. Bugün Avrupa Birliğini medeniyet projesi olarak gören, çözümü burada arayan her kim varsa; parti, görüş ayırt etmeksizin herkesten samimiyet bekliyoruz. Bugün AB uğruna çıkmış ne kadar yasa varsa, ne kadar icraat varsa bunların hepsi Çanakkale Ruhuna aykırıdır ve şehitlerimizi incitir. Kamuoyuna Çanakkale Geçilmez deyip, kahramanlık nutukları atıp diğer tarafta başka işler yapmak, şehitlerimizin şehit olma sebeplerine aykırı değerleri savunmak doğru değil. Yapılan açıklamalar başka, ortaya konan icraatlar başka. Biz bu durumu samimi bulmuyor ve muhataplarını samimiyete davet ediyoruz. ŞEHİTLERİMİZİN MİRASINA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ Saadet Partisi olarak yapılanların aziz şehitlerimizin ruhunu incittiğini biliyoruz. Birileri gibi kemik edebiyatı filan yapmayacağım. Şehitlerimizin kemikleri filan sızlamaz. Çünkü onlar Allah’ın rızasına ve çağrısına uygun olarak gereken mücadeleyi yapmış, bu uğurda gerekince canlarını bile seve seve vermişlerdir. Sızlasa sızlasa şehitlerimizin mirasına aykırı işler yapanların, onların mirasına sahip çıkmayanların kemikleri sızlayacaktır. Biz Saadet Partisi olarak şehitlerimizin mirasına sahip çıkıyoruz ve çıkmaya da devam edeceğiz. Bugün fiziki olarak Çanakkale geçilmemiş olabilir. Ama Çanakkale’yi geçmek isteyenlerin kanunları, zihniyeti ülkemizde yürürlüğe konmak istenmektedir. Her ne şekilde olursa olsun Çanakkale’nin Geçilmesine biz izin vermeyeceğiz. Çanakkale Zaferimizin 106. Yılını kutluyor, başta Çanakkale’de olmak üzere İslam sancağı yere düşmesin, bugün dünyanın huzurunu sükûnetini bozan, bütün canlıların fıtratını bozmaya çalışan, dünyayı sömüren, dünyayı kan ve gözyaşına boğan emperyalistler topraklarımızı işgal etmesin diye, Yemen’de, Trablusgarp’ta, Sarıkamış’ta, İstiklal Savaşında şehit düşmüş tüm şehitlerimizi canı gönülden rahmet ve minnetle anıyor, Rabbimden onların ortaya koyduğu mücadeleyi ve müdafaa ettiklerini doğru anlayıp, emanetlerine en iyi şekilde sahip çıkabilmeyi niyaz ediyorum.
İl Başkanımızın, Gönül Gözü Derneği Başkanını Kabulü – 12 Mart 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, Gönül Gözü Derneği Başkanı Devriş Ahmet Şahin’i İl Teşkilatımızda kabul etti.