İl Başkanımız Hüseyin Saydam, Kütahya 6. Olağan Kongresi’ne katıldı.
İl Başkanımızın, Mirasımız Derneği Genel Başkanını Kabulü – 10 Mart 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, Mirasımız Derneği Genel Başkanı Muhammed Demirci ve beraberindeki heyeti İl Teşkilatımızda kabul etti.
İl Başkanımızın, Konya SMMMO Başkanını Ziyareti – 02 Şubat 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam ve İl Başkan Yardımcılarımız, Konya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Abdil Erdal’ı ziyaret etti.
Beyşehir 7. Olağan Kongresi – 01 Mart 2021
Saadet Partisi Beyşehir İlçe Başkanlığı 7. Olağan Kongresi gerçekleştirildi. Kongreye Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, İl Başkan Yardımcıları Mehmet Küçükgünay ve İsmail Hakkı Bacak ve İlçe Delegeleri katıldı. Koronavirüs tedbirlerinin azami olarak uygulanan kongre de mevcut başkan Mustafa Uzun delegelerinin tamamının oyunu alarak güven tazeledi. Kongrenin siyasi konuşmalar bölümünde konuşan ve sözlerine birkaç gün önce vefat yıldönümü olan Milli Görüş Lideri 54. Hükümetin Başbakanı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocayı anarak başlayan İl Başkanı Hüseyin Saydam; “Önceki kongremizden bugüne kadar vazife yapan önceki yönetimimize teşekkür ediyorum. Merhum liderimiz, Hocamız, Milli Görüş davasının kurucusu ve bugüne kadar bizim de bu davaya hizmet etmemizi sağlayan 54. Hükümetin Başbakanı merhum Necmettin Erbakan Hocamız 27 Şubat tarihinde vefat etti. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz. Mekânı cennet olsun, Allah rahmet eylesin.” dedi. ÜLKEMİZİ AYAĞA KALDIRACAĞIMIZDAN EMİNİZ! Saydam konuşmasının devamında ise; “Erbakan hocamızı her yönüyle bir daha anlamak durumundayız. Kuru kuru bir anmadan öte Erbakan hocamız; ‘Malıyla ve canıyla cihad eden birisi olarak anılmak istiyorum.’ demişti. Bugün bir kez daha görüldü ki; Erbakan Hocamız hayatıyla, yaşantısıyla ve ortaya koyduğu değerlerle bütün görüşler, bütün fikirler herkes tarafından da bu şekliyle kabul gördüğünü müşahede etmekteyiz. Tabii bizim için daha önemli olan Allah’a şükür biz onun şu anda fikirlerini, düşüncelerini ve yapmak istediklerini hedeflerine ulaştırmaya çalışan bir siyasi partiyiz ve burada onun için bulunuyoruz. Erbakan Hocamız gayretiyle, ilmiyle ve nezaketiyle bize öğrettikleriyle, yani siyaseten bile bakıldığı zaman, herkesin hocası olabilecek, bu siyasetin nasıl yapılacağını hangi kıstaslar üzerinde, hangi çerçeveler içerisinde yapılacağını hepimize öğretmiş oldu. Geçtiğimiz gün Ankara’da bir anma toplantısı düzenlendi ve bu anma toplantısında da gördük ki gerçekten Erbakan hocamız bütün hayatı boyunca çizgisiyle örnek bir şahsiyet, örnek bir insan olarak ömrünü tamamlamış ve gitmiş. Bugün belki de sizlere çok defa söyleniyor, ‘Erbakan Hoca olsaydı.’ diye. Tabi Erbakan Hoca da her insan gibi bir faniydi. O ömrü boyunca mücadele etti, çalıştı, çabaladı, didindi ve neticede vefat etti. ‘Erbakan Hoca sağ olsaydı…’ diyenlere şunu söylüyoruz, Erbakan Hoca vefat etti ancak fikirlerini, düşüncelerini, hedeflerini de onunla beraber mezara gömmedik, Hocamızın fikirlerini, düşüncelerini, ideallerini Saadet Partisi tarafından yaşatmaya ve gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Yine onun idealleri doğrultusunda faizsiz bir ekonomi, insanların ezilmediği, sömürülmediği, istihdama, üretime, ağır sanayiye yönelik çalışmalarımızı biz yine her fırsatta dile getiriyoruz. İmkân verilirse de en kısa sürede bunlarla ülkemizi memleketimizi ayağa kaldıracağımıza da biz eminiz.” şeklinde konuştu. ERBAKAN HOCA, FAİZCİ ve RANTİYECİLERİN TEKERİNE ÇOMAK SOKTU! Saydam, 28 Şubat Postmodern Darbesiyle ilgili ise şunları söyledi; “Bir de Hocamızın vefat yıldönümü olan 27 Şubat’tan hemen sonra 28 Şubat boyutu var. Darbeler bu manada zorla, yani vatandaşın oy verdiği, arkasından gittiği partileri, siyasi partileri alaşağı edip kendi düzenine oluşturmakla alakalı yapılmış, bu milletin kendisine kastedilmiş bir durum. 28 Şubat neden olmuş sebeplerine baktığımız zaman, Erbakan hocamızın havuz sistemini kurarak faizciye, rantiyeciye bu milletin kaynaklarının aktarılması engellenerek 35 milyar dolar gibi kaynak bulunmuş ve havuz sistemi kurulmuştu. Erbakan Hocamız gelir gelmez bir kişinin, bir yetimin, bir öksüzün hakkını rantiyecilere yedirtmeme manasında sonuna kadar direndi. Diğer taraftan D-8’lerin kurulmasıyla Erbakan hocamızın, İslam ülkelerine yönelik yaptığı birtakım seyahatler ve yaptığı anlaşmalar yapılmıştı. Tabii ki şu andaki küresel emperyalizmin temsilcisi olan Amerika, İsrail gibi ülkeleri rahatsız etti ve sonrasında hepimiz o dönemde yaşananları biliyoruz. Birtakım enstitüler vasıtasıyla raporlar oluşturdu. Amerikan büyükelçisinin Amerika’ya yazdığı raporları neticesinde buradaki işbirlikçileriyle beraber 28 Şubat’ı gerçekleştirmiş oldular. Bugüne baktığımız zaman 28 Şubat bin yıl sürdü mü konusunda biz bu işin hamasetine değil de Saadet Partisi olarak sonuçlarına bakıyoruz. Faizci hala besleniyor mu, besleniyor. Bu sene 189 milyar faiz ödeyeceğiz bundan önceki sene yaklaşık 120 milyar dolar faiz ödedik. Ondan önceki sene 70-80 milyar, daha önceki seneler 60 milyar, 40 milyar. Yaklaşık 20 senedir, her sene bu milletin kaynakları faizcilere aktarılıyor. Onun için şu anda başörtüsü problem olmuyor, onun için şu anda İmam Hatip okulları problem olmuyor. Yoksa o adamlar değişti mi? Zerre kadar değişikliklerini zannetmiyorum. Ama diyorlar ki, bizim hakkımızı ödeyin, bizim dünya üzerindeki emellerimizi engellemeye çalışmayın, bizim tekerimize çomak sokmayın, biz sizin ne giyiminize kuşamınıza ne de sizin okulunuza veya başka şeylere karışırız diyor. Yaşanan hadiseler, işin sonuçları açısından baktığımız zaman düzen değişmemiş ve aynı şeyler devam ediyor. Sadece bize birtakım özgürlükler verilmiş ama diğer taraftan biz yine soyulmaya, yine bu memleketin hazinesi boşaltılmaya, yine bizim insanımız vergi, zam, kur altında ezilmeye devam ediyor. Onun için bizim iktidarda olmamız önemli.” KORKU DÜZENİ OLUŞTURULDU! Saydam, konuşmasının son bölümünde ise; “Diğer taraftan baktığımız zaman şu andaki ülke üzerindeki birçok hadiseyi her gün okuyoruz. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, bunların sonuç alınamayışı, insanların kendi hukuk problemleri açısından netice alamayışı, ne değişmiş? İfade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ile alakalı insanların istediklerini konuşamamaları, fikirlerini, düşüncelerini söyleyememelerine hiçbir değişiklik olmamış. Beyşehir’in köylerine mahallelerine gidiyoruz insanlar rahatlıkla her istediklerini size söyleyemiyorlar. Niye bir korku düzeni oluşturulmuş ve bunun neticesinde hiç kimse fikrini doğru düzgün ifade edemiyor. Bugün ekonomik sıkıntı hat safhada ama çocuğu ile alakalı bir sıkıntı doğacağı veya sosyal yardımlarının kesilebileceğinden dolayı insanlar kendi fikrini düşüncesini söyleyemiyorlar.” dedi.
İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın Basın Toplantısı – 23 Şubat 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam’ın Basın Toplantısı – 23 Şubat 2021
Şubat ayı içerisindeyiz. Şubat ayı bizler için önemli olan, değerli olan büyüklerimizi yitirdiğimiz bir ay. Şubat bizim için hüzün ayı, keder ayı. Şubat ayını Şehitler Ayı olarak da anıyoruz. Abdülhamid Han, Malcolm X, Metin Yüksel, Hasan el Benna gibi birçok önemli şahsiyeti bu ayda kaybettik. İçinde bulunduğumuz 2021 yılı Şubat ayı içerisinde de kaybettiğimiz büyüklerimiz oldu. Bununla beraber yine bu ay içerisinde teröristlerce alçakça katledilen şehitlerimiz oldu. Rabbim tüm şehitlerimize, bu ülkeye, Müslümanlara, İslam Âlemine, insanlığa hizmet etmiş tüm büyüklerimize rahmet etsin. Tabi ki bu liste içerisinde Milli Görüş Davası ve Saadet Partimiz açısından farklı bir öneme haiz olan, liderimiz, 54. Türkiye Cumhuriyeti’nin efsane Başbakanı, ilim, fikir ve siyaset adamı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız da şubat ayı içerisinde kaybettiklerimiz arasında. Bundan tam 10 yıl önce 27 Şubat 2011 tarihinde Erbakan Hocamızı kaybettik. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. O günden bu tarafa Erbakan Hocamızı vefat ettiği haftaya denk gelen tarihlerde 10 yıldır anma ve anlama haftası olarak düzenliyor ve bununla ilgili olarak programlar tertip ediyoruz. Bu sebeple bugün bu basın toplantısıyla birlikte, anma haftasını da başlatmış olacağız. Yalnız bu yıl pandemi dolayısıyla Erbakan Hocamızı anma ve anlama etkinliklerimizi kısıtlı olarak icra edeceğiz. ERBAKAN HOCA MİLLİ GÖRÜŞ DAVASI GİBİ BÜYÜK BİR MİRAS BIRAKTI Bizler şahidiz, İslam Coğrafyası şahit, mazlum ve mağdurlar şahit, ülke şahit, fikrini kabul etmiş etmemiş herkes şahit. Hatta onunla ömrü boyunca mücadele edenler bile şahit ki o vazifesini yaptı ve gitti. Hem de hakkıyla yaptı. Ülkesinden, milletinden istediği desteği alamamasına rağmen hiçbir zaman yılmadı. Kendisi ile uğraşanlara bile hiçbir zaman kötü söylemedi, onlar hakkında kötü bir şey düşünmedi. Kendisine, davasına yapılan kötü muamele karşısında bile ‘Benden bu kadar, haydi ne haliniz varsa görün.’ demedi. Son nefesine kadar ülkesi, milleti, İslam âlemi hatta bütün insanlığın saadeti için uğraştı. Birçok engelle karşılaştı. Ama o yine de yolundan dönmedi. Azminden gayretinden hiçbir şey eksiltmedi. Ama en güzeli elhamdülillah, arkasında Milli Görüş davası gibi büyük bir miras bıraktı. Saadet Partisi gibi temeli sağlam, kökü derinlerde olan bir partiyi emanet etti gitti. Saadete ulaşanlara selam olsun diyerek, bugün miras bıraktığı partisine, davasına sahip çıkanlara da müjdeyi vermişti. ERBAKAN HOCA HER FIRSATTA KONYA’NIN ÖNEMİNİ DİLE GETİRİRDİ Şehrimiz Konya da çok değer verdiği bir şehirdi. Siyasete atıldığı ilk günden itibaren, kendisi Konyalı olmamasına rağmen, bağımsız adaylığı da dâhil olmak üzere her seçimde Konya’dan aday olmuş ve Konya Milletvekili olarak mecliste bulunmuş, Başbakan Yardımcılığı ve Başbakanlık yapmıştı. Bir çiçekle bahar mı gelir diyenlere, bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar diyerek şehrimiz Konya’dan hareketini başlatmış, düşüncelerinin bir kısmını hayata geçirmeyi başarmıştı. Bu sebeple Konya’nın onda ayrı bir yeri vardı. Konya’nın şehir olarak neden önemli olduğunu da her fırsatta dile getirir, her meselede olduğu gibi neden siyasete Konya’dan başladığını ilmi delilleri ile ortaya koyardı. ERBAKAN HOCA, YENİ BİR DÜNYANIN REÇETESİNİ BİZLERE BIRAKTI Evet, Allah rahmet eylesin Hocamız vazifesini yaptı ve gitti. Ama arkasında fikirlerini hayata geçirecek bir teşkilat bıraktı. Her yönüyle yaşanmış örnek bir hayat bıraktı. Bu sebeple ülkemiz için biz ümit varız. Hocamız vefat etmiş olabilir ama arkasında onun fikirlerini yaşatacak, onun fikirlerini hayata geçirecek binlerce genç bıraktı. Onun için hâlâ umutlu ve heyecanlıyız. Erbakan Hocamızı anma ve anlama haftamız dolayısıyla bütün milletimize, hemşerilerimize, ülkemizin umudu gençlerimize seslenmek istiyorum. Bugün Milli Görüşle, onun düşünceleriyle uzaktan yakından alakası olmayan, Erbakan Hocamızın bütün bir ömrü boyunca mücadele ettiği zihniyet, ülkemizin içine düştüğü durum, yaşadıklarımız sizi ümitsizliğe sevk etmesin. Erbakan Hocamız vefat etti ancak ülkemizi ayağa kaldıracak, Yaşanabilir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi ve Yeni Bir Dünyayı nasıl kuracağımızın reçetelerini bıraktı gitti. Biz Saadet Partisi olarak bunları korumaya, yaşatmaya ve eğer milletimiz iktidar vazifesi verirse hayata geçirmek için çalışmaya devam ediyoruz. YAŞANABİLİR TÜRKİYE İÇİN CANLA BAŞLA ÇALIŞACAĞIZ Şehrimiz 17 yıldır, ülkemiz ise 22 yıldır Erbakan Hocamızın düşüncelerinden, fikirlerinden uzak bir idare ile yönetiliyor. Evet, bugün insanımız yaşıyor ama ne zor şartlar altında yaşıyor Allah bilir. Herkes geçim derdine, kendi derdine düştü. Zor şartlar altında yaşıyor. Kimse kimsenin yardımına bile koşamıyor. Milletimiz algılarla yanıltıldı. İnsanız tabi ki. Hepimiz bir yanılgı içerisinde olabiliriz. Ancak düzeltmekte elimizde. Merhum Hocamız bu konuda da uyarmıştı. Bu uyarılar belki bugün anlaşılabildi, belki de hala tam manasıyla anlaşılamadı. Ancak vakit geçmiş değil. Erbakan Hocamız her konuşmasının sonunda herkesten Yaşanabilir Türkiye için, Yeniden Büyük Türkiye için, Yeni Bir Dünyayı kurmak için canla başla çalışacağız sözü alırdı. Bu şartlarda yaşanabilir bir Türkiye’yi kurmadan, Yeniden Büyük Türkiye’yi kuramayız, Yeni Bir Dünyayı ise hiç kuramayız. ERBAKAN HOCAMIZI ANLATMAK İÇİN TÜM MECRALARDAN VATANDAŞLARIMIZA ULAŞACAĞIZ Bu sebeple Genel Merkezimiz günün anlam ve önemine binaen Erbakan Hocamızı Anma ve Anlama Haftamızın konseptini ‘Yaşanabilir Bir Türkiye’ olarak belirledi. Biz de Konya’mızda bu manada Erbakan Hocamızı anma ve anlama etkinliklerimizi icra edeceğiz. Pandemi dolayısıyla salon programları düzenlemeyeceğiz. Sadece Genel Merkezimizin pandemi önlemleri alınmış kısıtlı sayıda kişinin katılabileceği bir programı olacak. Bu program da 27 Şubat akşamı saat 19.30 da partimiz sosyal medya hesapları ve televizyon kanalları vasıtasıyla bütün vatandaşlarımıza ulaştırılacak. Bizlerde Erbakan Hocamızı tekrar anlamak adına bütün vatandaşlarımızı bu programı izlemeye davet ediyoruz.
Şubat Ayı İl Divan Toplantısı – 21 Şubat 2021
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı Şubat ayı İl Divan Toplantısı, çevrim içi olarak gerçekleştirdi. Toplantıya Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın, İl Müfettişi Ali Mücevher, İl Başkanı Hüseyin Saydam, İl Yönetim Kurulu Üyeleri, İlçe Başkanları, İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri ve Gençlik Kolları Üyeleri katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Saydam; Şehrimiz Konya geçmişte 1989 yılında Refah Partisi döneminde 3 merkez ilçe ve büyükşehir belediye başkanlığını kazandık ve o dönemki başkanlarımız Allah razı olsun, azami bir gayretle tekeden süt çıkaracak şekilde bir çalışmanın içerisinde girdiler. O zamanı büyüklerimiz daha iyi hatırlarlar şehrimiz Konya, yine o dönemde de yüz ölçümü açısından Türkiye’nin en büyük ili olmasına rağmen ihmal edilmiş, adeta büyük bir kasaba görünümündeydi. O dönem başkanlarımız yaptıkları çalışmalarla gayretlerle şehrin siluetini çehresini değiştirmeyi başardılar ve bu yaptıkları çalışmaların neticesinde Türkiye’ye örnek oldular. Türkiye’de diğer büyük vilayetlerin hatta Türkiye’nin büyük bir ekseriyetinin belediyelerinin alınmasına ve sorasında da bizi merkezi iktidara taşıyan bir süreç yaşandı. Sonrasında yaptığımız çalışmalardan, hizmetlerden rahatsız olan kesimlerin de teşvik ve çabalarıyla Türkiye’de meydana gelen bazı hadiseler, 28 Şubat süreci ve sonrasında ortaya çıkan başarısız hükümetler, ülkenin içinde bulunduğu hal neticesinde şu anki iktidar yönetimi ele almış oldu. Hem merkezi olarak hem yerelde faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak tabi ki geldiğimiz nokta itibariyle ben şehrimiz açısından durumu değerlendirmek istiyorum.” dedi. KONYA ÜÇÜNCÜ SAYFA HABERLERİYLE ANILIYOR! Saydam’ın değerlendirmesi ise şu şekilde; “Şu anda siz de dikkat ediyorsunuzdur; şehrimiz Konya son dönemde hele hele şu pandemi döneminde çıkan haberlerin ekseriyeti meyhane ve pavyonların basılmasıyla alakalı. Bu tür haberlerle çokça gündeme gelmekte. Bununla beraber şehrimiz üçüncü sayfa haberi diyeceğimiz gasp, cinayet, yaralama, hırsızlık gibi haberlerle de çok defa gündeme geliyor. Şehrimizin ismiyle birlikte anılmaması gereken birçok haberle gündeme gelmesi bizi derinden yaralıyor. Bu şehir böyle bir şehir değildi. Bu şehir Türkiye’nin hatta dünyanın en huzurlu şehirlerinden biriydi. Ne hale geldi. Şehrin huzurundan yerel yönetim sorumlu olmamasına rağmen, o dönem merkezi iktidar bizimle aynı görüşte olmamasına rağmen, -yerel bir yönetici şehrin güvenliğinden huzurundan birinci derecede sorumlu değil, yani buranın valisi var, kaymakamı var, emniyet müdürü, emniyet teşkilatı var onlar sorumlu bu işten- yerel yönetimler olarak bizim attığımız adımlar, şehirde yaptığımız çalışmalar, önce ahlak ve maneviyat odaklı ortaya koyduğumuz çalışmaların neticesinde şehrimiz Konya, o gün itibariyle Türkiye’nin en huzurlu şehirlerinden bir tanesi haline gelmişti. Bu kesinlikle o günkü merkezi iktidarın başarısı değil, bizim yerel yönetimlerde ortaya koyduğumuz veya toplumun gidişatına yönelik ortaya koyduğumuz icraatların bir neticesiydi. Ama şu an için şehrimiz daha çok üçüncü sayfa haberleriyle, huzursuzlukla veya bizim tasvip etmeyeceğimiz mütedeyyin insanların çoğunlukla yaşadığı, bugünkü iktidarın kendi tanımıyla muhafazakar insanların çoğunlukla yaşadığı bir şehirde bu şekilde anılmak gerçekten hepimizi üzüyor, yaralıyor.” TARIM, SANAYİ ve HUZURLA ANILAN BİR ŞEHİR OLMALIYIZ Saydam, konuşmasının son bölümünde ise; “‘Konya’yı bir marka haline getireceğiz.’ diyorlar. Birincisi geçmişte Konya zaten markaydı. Ne zaman markalıktan düştü bilmiyorum. İkincisi de hangi konuda marka olarak anılacak? Endişemizde bu. Biraz önce ifade ettiğimiz 3. sayfa haberleri ile hatırlanacak bir şehir olacaksa bu konuda marka haline gelecekse vay halimize. Halbuki biz bu şehrin tarımıyla, sanayisiyle anılması gereken, huzuruyla veya bütün Türkiye’ye bütün insanlığa örnek olacak şekilde iyiliklerin, güzelliklerin, huzurun yaşandığı bir şehir olarak anılmayı biz arzu ediyoruz. Ha biz Saadet Partisi olarak bunu yine temin edebiliriz yine bunu sağlayabiliriz ancak öncelikle vatandaşlarımızdan, halkımızdan bu yönde bir tercihte bulunmalarını istiyoruz.” dedi. ŞEHİTLERİMİZE RAHMET DİLİYORUZ Toplantıda konuşan Parti Sözcüsü Aydın ise; “Son günlerde ülkemiz içinde çok yoğun gündem başlıkları var. Her şeyden önce, Silahlı Kuvvetlerimizin bir operasyonu oldu. Şehit olan askerlerimiz ve güvenlik görevlilerimiz var; hepsine rahmet diliyoruz, milletimizin başı sağ olsun. Cenâb-ı Hâk, karşı kaldığımız, ister terörle ilişkin, ister ekonomiyle ilişkin, ister sosyal alanda yaşadığımız sorunları aşabilme kabiliyetini ve becerisini şu anda yönetimin başında olanlara ve de bizlere nasip eylesin.” dedi. Son zamanlarda önemli bir süreçten geçiyoruz; gerçi biz, ne zaman önemsiz bir süreçten geçtik ki, ister ülke olarak ister hareket olarak, elli yıldır her uyandığımız günü ve aldığımız her nefesi en kıymetli gün ve an olarak telakki ettik. Bilinçli insan, anın gereğini yerine getirendir, geçmişe takılıp kalmadan, içinde bulunduğu anın gereğini de yerine getirerek, geleceği inşa eden insandır. Bu nedenle bizler de öteden beri, Saadet Partililer ve Milli Görüşçüler olarak, zaten bütün gücümüzle aslında bildiğimiz işi en iyi şekilde yapma çabası ve gayreti içinde olduk, oluyoruz.” dedi. GERÇEKLERİN ÜZERİ ÖRTÜLÜYOR! Son yıllarda kutuplaşmanın arttığını belirten Aydın; “Biz Saadet Partililer olarak, bir şeyin çok iyi farkındayız. Bir yerde, bir ülkede, bir toplumda veya bir harekette hamaset, duygusallık ve hissiyat ne kadar çok olursa, ne kadar yoğunluk kesbederse; orada düşünme ve akıl perdelenir, ötelenir. Mutlaka ve muhakkak, hamasete ve hissiyata da ihtiyaç duyduğumuz noktalar var, biz maddi ve manevi tarafımızla insanız; fakat bunun dengeli olması icap ediyor. Ülkemizde maalesef, çok yoğun hamaset bir dili ve duygusal bir iklim toplumsal hayatımıza hakim kılınmaya çalışılıyor. Öyle ki; rol model olarak önde giden insanların bile aklını kullanmadığı ve sağlıklı düşünmediği bir süreç yaşıyoruz. Yine bir yerde, bir toplumda ve bir ülkede, kutuplaşma ve gerilim dozu ne kadar artarsa; orada gerçeklerin üstü o denli örtülüyor demektir, şu anda da ülke ve millet olarak bunu yaşıyoruz. 10 yıldır böyle bir kutuplaşma ve gerilim sürecini yaşıyoruz; fakat özellikle son 4-5 yıldır daha yoğun yaşıyoruz.” şeklinde konuştu. GÜNDEM ÇOK; AMA İŞ, AŞ, ÜRETİM VE KALKINMA YOK! Aydın, konuşmasının devamında ise; “Gerçekler konuşulsun istenmiyor, memlekette onun için çokça gündem var. Gündem çok iş yok, gündem çok aş yok, gündem çok üretim yok, gündem çok ahlak yok, gündem çok, adalet yok, gündem çok diyalog ortamı yok, gündem çok hoşgörü yok, gündem çok vizyon yok, gündem çok güçlenme ve kalkınma yok, gündem çok ama maalesef toplumun temel beklentilerine derman olacak atılım yok! Bunca gündemin arasında ne yazık ki; doğrudan ülkemizi güçlendirecek ve toplumuzu derleyip toplayacak bir gündeme bir türlü kavuşamıyoruz. Bu da zayıf idarecilerin başvurduğu basit bir yöntemdir. Çünkü bizim bildiğimiz bir şey var, bu aslında siyaset biliminin en temel öğretisi ve bizim de inancımızın gereğidir, bir ülkede, bir toplumda yönetim iki şeyin üzerine bina edilir ya adalet ve hukukun üzerine bina edilir, ve o ülke adalet ve hukukla yönetilir ya da keyfilik ve güçle yönetilir. Şu anda ülkemizi idare edenlerin, keyfilik ve güçle ülkeyi yönetme çabası içerisinde oldukları
İl Başkan Yardımcımız Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz’ın Basın Toplantısı – 11 Şubat 2021
İl Başkan Yardımcımız Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz’ın Basın Toplantısı – 11 Şubat 2021
Suç, insanlığın varlığının en başından beri var olagelmiş, insanlık tarihi kadar eski kavramdır. İnsanın olduğu her yerde suç var olmuştur, bundan sonra da var olacaktır. Suç, birçok toplumsal yapı ile bağlantılı bir kavramdır. Suçu ve suçluyu araştırdığımızda altından birçok bileşenin olduğu karmaşık bir yapı karşımıza çıkar. Eğitim, kültür, aile, sosyal ve ekonomik yapıların hatta biyolojik ve psikolojik birçok etmenin suç ve suçlunun üzerinde etkili olduğunu görürüz. Hukuk sosyolojisi, sosyal-psikoloji ve kriminoloji alanlarında konuyla ilgili birçok çalışma ve teori vardır. Suçun oluşumu için en temel iki unsurun mutlaka olması gerekir: Birincisi suç motivasyonu, ikincisi ise suç fırsatıdır. Yani suçu işlemek için insanı suça iten etkenlerin bir araya gelmesi ve suç işleyecek insanda bu yönde bir karar verme sürecinin oluşması ve bu kararın icraya konulması için ortamın müsait olması. Bu iki unsur olmadan suç oluşmaz. Devletin ilk ortaya çıkmasından günümüze en aslî ve asgarî iki temel fonksiyonu nedir diye sorulsa, birinci fonksiyonunun güvenlik, ikincisinin adalet olduğunu söyleyebiliriz. Yani toplumun, insanların bu iki en temel ihtiyacının ürünüdür devlet. Güvenliği sağlamak ve adaleti tesis etmek. Suçun önlenmesi, azaltılması noktasında devletin (kolluk gücünün, adalet mekanizmasının) işlevi suç fırsatlarının azaltılması yönünde olacaktır. Suç motivasyonun azaltılması veya önlenmesi ise devletin temel politikaları ile (eğitim, kültür, soysam ve ekonomik politikalar gibi) bağlantılı olsa da daha çok sosyolojik, biyolojik, iktisadî, siyasal, kültürel birçok faktörle bağlantılıdır. Kriminoloji, hukuk sosyolojisi, suç etiyolojisi gibi bilim alanları suçun ortaya çıkış nedenleri, önlenmesi, azaltılması noktasında çalışmalar yapmaktadır. SON 10 YILDA SUÇ ORANI %65 ARTTI! Türkiye genelindeki suç işlemiş ve mahkeme tarafından cezalandırılmış hükümlü sayısı 2010’dan 2019’a kadar öldürme %325,8, yaralama %415,4, cinsel suçlar %638, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma %565, hırsızlık %655, yağma %739,7, uyuşturucu madde imal ve ticareti %629,1, uyuşturucu madde kullanımı %936 ve kaçakçılık %958,7 oranında artmıştır. Ülkemize baktığımızda son yıllarda suçun arttığını söyleyebiliriz. 2010 yılında cezaevlerinde 120 bin kişi varken bu rakam 2014 yılına geldiğimizde 159 bin, 2019 yılında ise 292 bin kişiye ulaşmıştır. 2016 yılında meydana gelen darbe girişiminin bu rakamlarda etkisi olduğu söylenebilirse de darbe girişimi sonrası cezaevine giren tutuklu sayısının 8 bin, hükümlü sayısının ise 22 bin, toplam 30 bin civarında olduğu dikkate alınırsa ve bu rakam 2019 yılı verisinden düşülse bile, 2010 yılından (159 bin) 2019 yılına (262 bin) artışın yüzde 65 olduğu görülür. Bu oranda yüksek bir artışın ülkemizin nüfus artışı ile de izahı mümkün değildir. Çünkü 2010 yılında 72 milyon 137 bin olan nüfusumuz 2019 yılında 83 milyon 155 bin olmuş yani yüzde 15 artmıştır. Tutuklu ve hükümlü sayısındaki artışın yüzde 65 olduğu dikkate alınacak olursa nüfus artışıyla izah edilemeyecek bir durum vardır ortada. Üstelik bu 2016 yılında 671 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle çıkartılan aftan yararlanın çıkan yaklaşık 40 bin mahkumun olduğu da dikkate alınırsa tutuklu ve hükümlü sayısındaki artışın daha büyük olduğu anlaşılır. KONYA’DAKİ SUÇ ARTIŞ ORANI TÜRKİYE GENELİNDEN DAHA FAZLA! Konya’ya baktığımızda ise suç işlemiş ve mahkeme tarafından cezalandırılmış hükümlü sayısı 2010’dan 2019’a kadar öldürme %276,4, yaralama %356,8, cinsel suçlar %335, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma %677, hırsızlık %981, yağma %1756, uyuşturucu madde imal ve ticareti %1685, uyuşturucu madde kullanımı %846 ve kaçakçılık %675 oranında artmıştır. Türkiye genelindeki 2010 yılı ile 2019 yılı arasındaki artış ile Konya’daki artışı mukayese ettiğimizde: Öldürme, yaralama, cinsel suçlar, hakaret, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanma ve satın alma, sahtecilik, dolandırıcılık, kaçakçılık, ateşli silahlarla ilgili suçlarda Konya verilerinin Türkiye geneli ortalamasına yakın veya bazılarında Türkiye genelindeki verilerden daha düşük olduğu görülmektedir. Bununla birlikte kişiyi hürriyetinden mahrum bırakma, hırsızlık, yağma, uyuşturucu ve uyarıcı madde imalatı ve ticareti, trafik suçları, icra iflas kanuna muhalefet suçlarından hüküm giyen insan sayısında Konya’daki artışın Türkiye geneline göre daha yüksek olduğunu görmekteyiz. Aktarmış olduğumuz tablolar ve veriler gerek ülke genelinde gerek Konya’da suç ve suçluluğun sürekli arttığını ve çıkartılan onca affa rağmen cezaevlerindeki insan sayısının sürekli arttığını göstermektedir. Bu durumun maalesef Konya’mız açısından da farklı olmadığını, hatta bazı suçlarda Konya’nın Türkiye ortalamasını geçtiğini göstermektedir. Suçun ve suç motivasyonunun oluşmasının önlenmesinde aile, sosyal çevre, eğitim, kültür, ekonomi, siyaset gibi birçok unsurun etkisinin olduğu aşikardır. İşsizliğin, ekonomik krizlerin, yoksulluğun, gelir dağılımı adaletsizliğinin, fırsat eşitsizliğinin suç ve suçlu üzerindeki olumsuz etkisini kriminoloji bilimi tespit ve teslim etmektedir. BU TABLO, GERÇEKLİĞİN BİZLERE SUNULAN GİBİ OLMADIĞINI GÖSTERİYOR! Yıllardır muhafazakar söylemlerle iş başında olan bir iktidarın oluşturduğu sosyo-ekonomik, kültürel yapı sayesinde sürekli suç ve suçlu üreten bir sistem ortaya çıktığını göstermektedir. Gelir dağılımı adaletsizliği, işsizlik, borçlanma, ekonomik istikrarsızlık, krizlerin, eğitim sisteminin, kültürel faaliyetlerin, televizyon dizi ve filmlerinin, toplumun önüne konulan rol-modellerin, siyasal dil ve üslubun özetle iktidarın yıllardır uygulaya geldiği eğitim, kültür, ekonomi ve sosyal politikaların bu tablonun oluşumunda etkisinin büyük olduğunu söylemek gerekir. Kendisini muhafazakar olarak tanımlayan, dindar nesil yetiştirmek iddiasında olan bir siyasi partinin 18 yıllık iktidarı sonucunda ortaya çıkan bu hazin tablo, gerçekliğin iddia edildiği veya bize sunulmaya çalışıldığı gibi olmadığını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Anketlerde yargıya olan güvenin gittikçe azaldığı görülmektedir. Yargının bağımsız olduğuna inananların sayısı da oldukça düşük çıkmaktadır. Gençlerin yüzde yetmiş oranında ‘kariyer için eğitim, bilgi, birikim, tecrübeden daha çok adam kayırmanın önemli olduğu’ yönünde kanaate sahip oldukları sonucu çıkmaktadır. Ülkemizde yaşamak istemeyen, fırsatını bulsa başka bir ülkeye yerleşmek amacıyla gitmek isteyenlerin oranı da yüzde altmışları geçmektedir. Yargıya ve yargı bağımsızlığına güvenin en dip seviyelere indiği, gençlerine gelecek adına umut vaat edemeyen, ehliyet ve liyakatten çok torpilin öncelendiğine inanılan bir toplumsal yapı ortaya çıkmış durumdadır. Sürekli cezaevi yapmak ve bunun için bütçeden milyarlarca lira ayırmak durumunda kalan bir siyasi anlayış hakimdir. Cezaevi yapımını ‘yatırım’ olarak müjdeleyen, adalet sarayı açmayı marifet sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. ÖNERİLERMİZ, SUÇU ve SUÇLULUĞU AZALTABİLİR! Üretim, istihdam oluşturmak; gençlerine iş ve aş bulmak yerine, işsizleri suçlayan ‘iş beğenmiyorlar’, ‘devlet kimseye iş bulmak zorunda değildir’ anlayışının hakim olduğu garip bir siyaset anlayışının hakim olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu vahim tablo, Millî Görüşün yıllardır üzerine basarak söylediği ‘Önce Ahlâk ve Maneviyât’ düsturunun ve ‘ehliyet ve liyakat, hukuk devleti’ vurgularının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Raporda izâh ettiğimiz kötü tablonun ortadan kalkması ve gerek ülkemizde ve gerekse Konyamızda suç ve suçluluğun azalması için Saadet Partisi olarak bizim önerilerimiz şunlardır: Başta eğitim ve kültür politikalarının ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ ilkesine göre yeniden gözden geçirilmesi, Yeni hükümet sistemi ile iyice bozulan kuvvetler ayrılığı ilkesinin yeniden hakim kılınması,
İl Başkanımızın, Mil-Enerji Sen Genel Başkanını Kabulü – 02 Şubat 2021
İl Başkanımız Hüseyin Saydam, Mil-Enerji Sen Genel Başkanı Ali Yücel ve Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Koyuncu’yu kabul etti.