İl Başkanımız Hüseyin Saydam ve İl Başkan Yardımcılarımız, Karapınar İlçe Teşkilatımızın haftalık olağan Yönetim Kurulu Toplantısı’na katıldılar.
İl Başkanımızın Meram İlçe Teşkilatı Ziyareti – 09 Aralık 2019
İl Başkanımız Hüseyin Saydam ve İl Başkan Yardımcılarımız, Meram İlçe Teşkilatımızın haftalık olağan Yönetim Kurulu Toplantısı’na katıldılar.
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi – 07 Aralık 2019
Genel Başkanımızın İl Başkanları ve Müfettişleri Toplantısı Gündem Değerlendirmesi – 07 Aralık 2019
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Saadet Lideri Karamollaoğlu, “Bizim görüşümüz değerlerle ölçülür, kavga etmek bizim tevessül ettiğimiz bir yol değildir. Kutuplaşmadan uzak durmaya çalışırız. Herkesle kucaklaşmayı, herkesle dertleşmeyi, fikir teatisinde bulunmayı isteriz.” dedi. FİGÜRAN OLMAK GİBİ BİR DERDİMİZ YOK Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin “siyasette figüran olmak” gibi bir derdinin bulunmadığını belirtti. Karamollaoğlu, hem Türkiye’de hem bölgede hem de dünyada problemler bulunduğuna değinerek, eğitimde, sağlıkta ve ekonomide ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade etti. KARŞILIK BULUYORUZ Türkiye’nin sorunlarını çözmesi için hukukun üstün kılınması gerektiğini vurgulayan Karamollaoğlu, artan kadın cinayetlerine dikkati çekti. Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Türkiye’nin geleceğini milli görüş anlayışının belirleyeceğine yönelik inancını dile getirerek, “Heyecanla yola çıkıyoruz, ülkemizde karşılık buluyoruz. Çünkü herkes arayış içinde. Gençler arayış içinde, üniversitede okuyan gençler arayış içinde.” ifadelerini kullandı. KAVGA ETMEK BİZİM TEVESSÜL ETTİĞİMİZ BİR YOL DEĞİLDİR Temel Karamollaoğlu, 15 Temmuz’un hala çözülmeyen siyasi ayağı olduğunu belirterek, OHAL kavramının devam ettiğini ifade etti. Saadet Partililerden her kapıyı çalmalarını ve herkesle iletişime geçmelerini isteyen Karamollaoğlu, “Bizim görüşümüz değerlerle ölçülür, kavga etmek bizim tevessül ettiğimiz bir yol değildir. Kutuplaşmadan uzak durmaya çalışırız. Herkesle kucaklaşmayı, herkesle dertleşmeyi, fikir teatisinde bulunmayı isteriz.” diye konuştu. DOSTÇA İKAZ EDECEĞİZ Türkiye’de bütün kesimlere el uzattıklarının altını çizen Karamollaoğlu, “Biz el uzatmazsak kim el uzatacak? Biz her yüreğe dokunacağız. Yanlış gördüğümüz hususlar varsa dostça ikaz edeceğiz.” dedi.
İl Başkanımızın TEKDER Konuşmaları Programı – 04 Aralık 2019
İl başkanımız Hüseyin Saydam ve Karatay İlçe Başkanımız Ali Genç, TEKDER Konya Şubesi’nin düzenlemiş olduğu Yük. Müh. M. Zahid Güneri’nin sunumuyla “Teknolojinin Kalbi Silikon Vadisi“ programına katıldılar.
Genel Başkanımızın Basın Toplantısı – 04 Aralık 2019
Genel Başkanımızın Basın Toplantısı – 04 Aralık 2019
Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun gündeme dair değerlendirmeleri: EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR Bildiğiniz üzere Emeklilikte Yaşa Takılanlar uzun zamandır ülkemizin ve bizim gündemimizde. Konu uzun bir zamandır gündemde ama iktidarın tedbir almaya niyetli olmadığı ortada. Yaşanan mağduriyetin giderilmesini her platformda dile getiriyoruz. Geçen hafta da değindik, Sn. Cumhurbaşkanı bizzat bunu ekonomiye bir operasyon olarak görüyor. Biz bu durum karşısında şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. Her türlü israf ve yanlış yatırıma para bulunurken vatandaşımıza kaynak bulunamamasını anlamamız mümkün değil. EYT’lilerin sorunları apaçık ortada, devlet vatandaşı ile yaptığı sözleşmede sadık kalmalıdır. İnsanlar işe başlıyor lakin halk tabiri ile; maç sırasında kural değişikliği oluyor, emeklilik yaşı değiştiriliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Bu mağduriyetin bir an önce giderilmesi elzemdir. Bu problemin çözümün gecikmesi ülkemizin üzerindeki yükü arttıracaktır. Şu hususu da belirteyim elbette çözüm 1 yıl içinde olacak diye bir şart olmayabilir. Takvime bağlanan bir süreç içerisinde bu sorun çözülebilir. 3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ Bildiğiniz üzere dün 3 Aralık Dünya Engelliler Günüydü. Engelli vatandaşlarımızın bu özel gününü kutluyor, her birine mutlu, huzurlu, güvenli bir hayat diliyorum. Engelli vatandaşlarının önündeki engelleri kaldıramayan bir devlet güçlü bir devlet değildir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergelerinden biri engelli vatandaşlarına sağladığı fiziki ve sosyal imkânlardır. Bugün engelli vatandaşlarımız gerek sosyal hayatta gerek iş hayatında gerekse kamuda birçok olumsuz durumla karşılaşmaktadır. Bu mağduriyetlerin giderilmesi için 54. Hükümet zamanında Başbakanlık Özürlüler İdaresi kurulmuş, kamudaki engelli istihdam oranının yüzde 2’den yüzde 3 ‘e çıkarılması gibi ilklere imza atılmıştı. Engelli vatandaşlarımızın engellerden arındırılmış bir hayat sürmelerini temin etmek ise bugün hepimizin görevidir. Bu duygu ve düşüncelerle 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü kutluyor, bütün engelli vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyorum. ASGARİ ÜCRET ZAM KOMİSYONU Bugünlerde milletimizi ilgilendiren en önemli konu başlığı asgari ücret meselesidir. Asgari ücret tespit komisyonu ilk toplantısını yaptı. İkinci toplantıda önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek. Öncelikle, Açlık sınırının 2.102 lira, Yoksulluk sınırının 6.849 lira, Olduğu bir ülkede asgari ücretin 2020 lira olması tek kelimeyle zulümdür. Emeğe zülümdür, emekçiye zulümdür, insana zulümdür. Bu konuda şu hususu hemen belirtmek istiyorum. Eğer asgari ücrete “enflasyon ayarı” denilerek bir düzenleme getirilecekse bu Türkiye’nin gerçekleri ile bağdaşan bir adım olmayacaktır. Hepimiz biliyoruz ki şu an Türkiye’nin açıklanan enflasyon rakamları ayar verilmiş rakamlardır! Ayar verilmiş enflasyon rakamları üzerinden işçiye, emekçiye asgari ücret ayarı vermeye kimsenin hakkı yoktur! Bizi üzen bir başka konu asgari ücretin her dönem açlık sınırı üzerinden pazarlık konusu edilmesidir. Açlık sınırı üzerinden ücret almaya zorlayan bir hükümet ailelerin geçim derdi ile hiç ilgilenmiyor demektir. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; “İşçinin alın teri kurumadan onu verin” buyurmuş. Elbette alın terinin karşılığını sendikalar ve hükümet oturup karar vermelidir. İnsanın alın teri sadece karnını doyuracak bir ücretle karşılayamaz, onun diğer ihtiyaçlarını karşılayacak bir adıma ihtiyaç var. Türkiye’nin durumu Avrupa ortalamasında şu an iyiyiz demek doğru değildir, kendinizi Bulgaristan ile kıyaslayıp sonra da bizim durumumuz iyi derse el insaf deriz! Asgari ücret yoksulluk sınırında olmalıdır! Biz bunu deyince bizi hayalcilikle suçlayacaklar. Lakin ben bu ithamların hiçbirine itibar etmiyorum. İnanıyorum ki bir insan ülkesinde çalıştıktan sonra kendi geçimini sağlayacak bir ücret eline geçmeli. Biz kimseden Erbakan Hoca’nın verdiği %50’lik %150’lik zamları beklemiyoruz elbette. Her babayiğit bunun altından kalkamaz. Lakin enflasyondan arındırılmış %7 gibi rakamlar verilebilir. Biz bu taleplerimizi dile getirince diyorlar ki; “Bir mermi kaç para sizin haberiniz var mı?” Elbette var! Biz bugün merminin fiyatını da biliyoruz, Türkiye’de israf ve yolsuzluğun miktarını da! Bugün Türkiye ekonomisi sahipsizdir! -Savunma Bakanlığı 2020 bütçesi 53 milyar lira. -Son 10 ayda borçlanılan miktar 200 milyar lira. -2020 yılında faiz gideri 140 milyar liraya ulaşacak! -Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin 1 dakikalık masrafı bir asgari ücret ile aynı! Bu rakamlara rağmen hala, “çalışandan fedakârlık istemek” ise bir trajedidir. Milletimiz bugüne kadar yeterince fedakârlık yaptı. Asıl fedakârlık yapması gereken iktidarın ta kendisidir. İktidar sosyal adaleti sağlamakla mükelleftir. Kimse bunu lütuf olarak algılamamalıdır. Emin olun sadece israf ve gösteriş önlenilse bu ülkenin kaynakları hepimiz için yeterli hale gelecektir. KANAL İSTANBUL Gündemimize Kanal İstanbul projesi ile ilgili devam etmek istiyorum. Daha önce belirtmiştik tekrar belirtiyorum bugün Türkiye’nin meselesi Kanal İstanbul değil “Kalan İstanbul’dur”. İstanbul’un devasa problemleri ortadadır. Trafik, artan nüfus, estetiği bozan yüksek binalar ve en önemlisi uzmanların sürekli uyardığı Büyük İstanbul Depremi… Bu problemler bir an evvel çözülmesi gerekirken Kanal İstanbul projesinde ısrar etmek akıl karı değildir. Daha önce Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu projeye karşı çıkmıştı. Sanki yeri geliyor Parti Başkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Erdoğan karşı karşıya geliyor. Kanaatimiz bu konuda ciddi bir arsa rantı esas gerekçe olarak görülüyor. Bakınız konunun uzmanları birtakım tehlikelere dikkat çekiyorlar, burada bazılarını dile getirmek istiyorum; -Kanal için yaklaşık 1-1,5 milyar m3 malzeme kazılacaktır. -Kazı yıllarca sürecek, kazıda iş makineleri ve patlayıcı kullanılacak dolayısıyla çevre tahrip olacaktır. -Kanalın kazılması esnasında zemin özelliklerine göre fazla kayma, heyelan ve göçmeler olacaktır. -Kanal çevresindeki yeraltı su rezervuarlarını tahrip edecek ve yörede tuzlanmaya neden olacaktır. -Beklenen deprem gerçekleşirse Kanalın Marmara ağzı 9-10 şiddetinde etkilenebilecektir. Bu tehlikenin yanı sıra kanalın ekonomik maliyeti ülkemizin omuzlarına çok ağır bir yük yükleyecektir. Bu hususların her birinin tek tek değerlendirilmesi buna göre yol haritası belirlenmesi gerekmektedir. Lakin böyle yapılmaz da bu tür projelerde ısrar edilirse ekonomimiz içinde bulunduğu krizin çok daha ağırını yaşayacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şu an mevcut krizin en büyük sebebi fizibilitesi doğru yapılmamış projelerdir. İktidar bu tavrında ısrarcı oldukça geleceğimizi ipotek altına almaya devam edecektir. Ben iktidarın bugüne kadar uyguladığı ekonomi ve yatırım politikalarını yeniden gözden geçirmeye davet ediyorum. TERMİK SANTRAL Bildiğiniz üzere birkaç haftadır ülkemizin gündeminde termik santrallere filtre takılması yönündeki yasa bulunmaktaydı. Bu konu hem ülkemizde hem dünyada önemli bir konu çünkü hava kirliliği ve su kirliliği çok önemli iki konu olarak bütün dünyanın önünde durmaktadır. Meclisten bu konu ile ilgili bir yasa meclisten geçti, konu 2.5 yıl gündemimizde olmayacak dendi. Fakat Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan olmaz böyle bir şey dedi yasayı veto etti! Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti Genel Başkanı Erdoğan hangi konuda ihtilafa düşecek. Meclisten çıkarken kanun Cumhurbaşkanı’nın haberi yoktu. Fakat halk bastırdı Sn. Cumhurbaşkanı ben halkımızın yanındayım dedi. Peki Kanal İstanbul ne olacak? Bu mantık ile bu iş yürümez. George Orwell’ın meşhur 1984 romanında ki; “- Şu an kaç parmağımı gösteriyorum? – Dört. – Peki, ya parti “Beş” derse? – O zaman beş” Satırlarını sanki
Engelliler Koordinasyon Başkanlığı 3 Aralık Dünya Engelliler Günü Basın Açıklaması – 02 Aralık 2019
Saadet Partisi Konya Engelliler Koordinasyon Başkanı Kerim Şenel, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yayınladı. Şenel, sadece bir gün değil yılın 365 gününde engellilerin hatırlanması gerektiğine vurgu yaparak, engellilerin sorunlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Şenel, “Göstermelik hizmetlerin varlığından artık engelliler usandı. Biz arzu ederiz ki bugün Meclis özel gündem ile toplansın, engellilerin sorunları araştırılsın. Grubu bulunan partilerin böyle bir düşüncesi yok. Bunu yapsa yapsa sadece grubu olsaydı Saadet Partisi yapardı” dedi. HİZMETLER İNSAN ODAKLI OLMALI “Türkiye nüfusunun yüzde 12’si engelli vatandaşlardan oluşuyor” diyen Şenel, şöyle konuştu: “Türkiye’de engellilere götürülen hizmet yeterli değil. Hizmetler insan odaklı olmalı. Göstermelik hizmetlerin varlığından artık engelliler usandı. Bugün 3 Aralık. Bugün yetkililer hamasi nutuklarla, güzel sözlerle engellilerin gazını alacak ifadeleri kullanacaklar ama boşuna. Artık engellilerin boş laflara karnı tok. Engelliler eğitimde, sağlıkta, istihdamda, ulaşımda çare bekliyor. Yani kısaca aktif sosyal hayata katılma konusunda engelliler çare bekliyor. Çareyi bugüne kadar üreten çıkmadı.” YÜRÜMEYEN KANUNLARLA YÜRÜYEMİYORLAR İstihdam konusunda engelliler arasında da adam kayırmacılığın olduğunu belirten Şenel, “Engelliler yürümeyen kanunlarla yürümeye çalışıyor. Öyleyse ilk önce bizim engellilere bakış açımızın değişmesi lazım. Yerel yönetimlerde engellilere daha çok söz hakkı verilmesi gerekir. Bu sosyal devlet anlayışının bir gerekliliğidir” açıklamasında bulundu. ERBAKAN ÖZEL OTURUMLA TOPLADI Siyasilere seslenen Şenel, engelli vatandaşların sorunlarının Meclis gündemine alınması gerektiğini belirterek, “3 Aralık 1996 yılında 54 Hükümet’in Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, TBMM’yi özel oturumla topladı. Ve o günden bugüne elle tutulur adımlar atılmadı. 1996 yılından bu zamana Meclis böyle bir gündem ile toplanmadı. Biz arzu ederdik ki bugün Meclis özel gündem ile toplansın engellilerin sorunları araştırılsın. Bugün grubu bulunan partilerin böyle bir düşüncesi yok Bunu yapsa yapsa sadece grubu olsaydı Saadet Partisi yapardı. Milli Görüş eğer iktidar olursa engellilerin sorunları çözülür. Biz Milli Görüş olarak diyoruz ki, siz özürlü değil özel vatandaşlarımızsınız” ifadelerini kullandı.
Genel Başkanımızın ASİAD 5. Olağan Genel Kurulu Konuşması – 30 Kasım 2019
Avrasya Sanayi ve İş Adamları Derneği’nin 5. Olağan Genel Kurulu, İstanbul’da gerçekleşti. İş dünyasından birçok ismin katıldığı toplantıya Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, da iştirak etti. Genel Kurul’da konuşan Saadet Lideri Karamollaoğlu, beyin göçü başta olmak üzere adalet ve düşünce özgürlüğü üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Enflasyon düşmüş… Pazarın bundan niye haberi yok! Genel Kurul’da konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Türkiye’de iş yapmak isteyen insanların imkânlarının giderek azaldığını belirtti. Karamollaoğlu, “Sermaye sahipleri ve kalifiye insanlarımız ülkeyi terk ediyor. Sermaye sahipleriyle birlikte bizim yetiştirdiğimiz teknik insanlar, fikir sahipleri de gidiyor. Böylelikle ülkede sadece kaba kuvvet kullananlar ve kaba kuvvete ses çıkarmayanlar kalıyor. ‘Kalkınıyoruz, problemlerimizi çözüyoruz’ deniliyor. Enflasyon bayağı düşmüş. Pazar fiyatları ne olacak?” ifadelerini kullandı. Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Avrasya Sanayi ve İş Adamları Derneği (ASİAD) Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Çin’in hızla büyümesinin, Avrupa’nın ekonomik yönden belli bir doymuşluğa gelmesinin ticareti hızlandıracağını belirterek, bu anlamda bölgedeki iş insanlarının bir araya gelmesinin önemli olduğunu söyledi. Dünyayı dikkate almadan politika oluşturulmasının pek kolay olmadığını ifade eden Karamollaoğlu, adaletin tam olarak gerçekleşmediği bir yerde huzuru ve barışı aramanın mümkün olmadığını dile getirdi. ADALET OLMAZSA REFAH DA OLMAZ Temel Karamollaoğlu, ülkenin kalkınmasında müteşebbis insanların olmazsa olmaz bir unsur olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bu sanayicilerimizde bulunması icap eden bir özelliktir. Teşebbüs etmek, yeni bir işe kalkışmak cesaret ister, aynı zamanda risk almayı da gerektirir. Ortam müsait değilse insanlar kolay kolay yeni riskler almazlar. Onun için hepimizin en çok önem verdiği husus, ülkemizde adaletin kâmil manada tesis edilip edilmediğine dayanıyor. Tabii adaletin tesis edilebilmesi ifade ve teşebbüs hürriyetini garanti altına almak için de elzem. Siz eğer bir fikri ifade edecekseniz onun karşılığında bir ceza görmemeyi, bir haksızlığa uğramamayı mutlaka teminat altına almanızı icap eder.” FİKİR SAHİPLERİ ÜLKEYİ TERK EDİYOR İş insanlarının Türkiye’de yatırım yapabilmesi için sermayeye ve mali desteğe ihtiyaçları olduğuna aktaran Karamollaoğlu, kalkınma için yatırım yapmak isteyen iş insanlarının borçlarını bile ödeyemediğini, sermayenin ülkeyi terk ettiğini, sermayesiyle Türkiye’de iş yapmak isteyen insanların imkânlarının giderek azaldığını savundu. Karamollaoğlu, sermayenin de onu faaliyet alanında kullanacak teknik elemanlar, fikir sahiplerinin de ülkeden gittiğini kaydederek, “O zaman geriye maalesef kaba kuvvete boyun eğen veya kaba kuvveti kullanarak kendi karşısında kimsenin ses çıkarmasına fırsat vermeyenler kalıyor. Biz de böyle bir kör dövüşünün içine giriyoruz. Kalkınıyoruz, ilerliyoruz, problemlerimizi çözüyoruz. Kendi kendimize türkü söylemek problemlerimizi hallettiğimiz veya halledeceğimiz manasına kesinlikle gelmiyor.” diye konuştu. BEYİN GÖÇÜ VERİYORUZ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, programda yaptığı konuşmada, “Adaleti eğer görmezden gelirseniz ve benim her söylediğim kanundur derseniz Türkiye büyümez arkadaşlar. Ne yabancı sermaye gelir ne başka bir şey. Sayın Karamollaoğlu da ifade etti. Beyin göçü veriyoruz.” ifadelerini kullandı. YETER Kİ SOSYAL ADALET GERÇEKLEŞSİN Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, Türkiye’deki işsizlik rakamlarına değinerek, şunları kaydetti: “Türkiye’de eğer işsizlik artıyorsa, resmi rakamlarla bile 5 milyona yaklaşmışsa, gayr-i resmi olarak 8-9 milyon insan işsizse, ekonomik yönden gelir seviyemiz yükseliyor, insanlar geçimlerini sağlıyor dememiz mümkün değil. Diğer konu, gelir dağılımında adalettir. Sosyal demokratik anlayışa sahip olan arkadaşlar genelde gelir dağılımının artmasından çok adil olmasının üzerinde dururlar. Toplu sözleşmeye girerken hep açlık sınırında sözleşme yapmaya mecbur muyuz? Hâlbuki çalışan insanın cebine girecek para doğrudan doğruya tekrar iş adamının cebine girer. Yeter ki sosyal adalet gerçekleşsin.” Toplantıya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu da katıldı. BASİRETTEN YOKSUNSANIZ KRİZİ YÖNETEMEZSİNİZ Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu konuşmasında düşünce özgürlüğünün önemini vurgulayarak, “Benim edindiğim en önemli tecrübe bütün fikirlere açık kriz yönetimi oluşturacaksınız. Krizin olduğunu kabul edeceksiniz. Krizi ve krizi engelleyecek ilacın hangi dozda verileceğini analiz edeceksiniz. Daha en başta ‘Kriz yok’ derseniz, krizi görecek basiretten yoksunsanız krizi yönetemezsiniz” dedi.