Meram İlçe Teşkilatı Ekim Ayı Divan Toplantısı | 13 Ekim 2017
Saadet Partisi Meram İlçe Teşkilatı’nın divan toplantısına katılan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, partilerinin FETÖ, Egenekon, Balyoz ve çözüm sürecinde mevcut iktidara her zaman uyarılarda bulunduklarını fakat dikkate alınmadığını söyledi. Saadet Partisi Meram İlçe Teşkilatı’nın Aralık ayı divan toplantısı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman’ın katılımıyla gerçekleşti. Partinin il binasında düzenlenen divan toplantısında açıklamalarda bulunan Yalman, şu anda Türkiye ve orta doğuda çatışma ortamı oluşturan olayların hepsiyle ilgi Saadet Partisi olarak uyarılarda bulunduklarını söyledi. “Türkiye ve Suriye’deki Kürtler’in ve Türkmenler ne zaman Amerika ve İsrail’e alet olmayı bırakıp aklını başına alırsa kurtuluşumuz o zaman olur” diyen Yalman, “Türkiye’nin doğusunda bir Kürt devleti kurma planları vardı ve şimdi bunu başardılar. Bu saatten sonra refeaduma karşı çıkmanın bir anlamı yok. Orada bir devlet çoktan kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı bu devletin bayrağını aldı cumhurbaşkanlığı forsuna dikti. O devletin bayrağının önünde basın toplantısı yaptı” diye konuştu. FETÖ KONUSUNA BİZ UYARDIK Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) hakkında 2004 yılında uyarılarda bulunduklarının altını çizen Yalman, şunları söyledi: “Şimdi FETÖ’den mağdur olduklarının söylüyorlar. Zamanında biz bunların Amerika’ya, Vatikan’la bağlantısı olduğunu ve sağlam pabuç olmadıklarını çok söyledik. Yanlış yapıyorsunuz, devleti gittikçe bunlara teslim ediyorsunuz dedik. Fethullah Gülen’den gelen ekibi devlet kadrolarına yerleştirdiler. Bin 200 kişilik hakim, savcı alımında 800 kişilik liste Pensilvanya’dan geldi. Ve bu listeyi Adalet Bakanının önüne koyuyorlardı. Biz bunların hepsi şahit olduk.” Saadet partisinin İslam’ı hassasiyetler göz önünde bulundurulmadan hiçbir konuda karar vermediğini vurgulayan Yalman, “Bir mesele İslam’a aykırıdır dediğimizde o karar neden gelirse gelsin kesinlikle karşı çıkarız. Bu ölçüyü bütün teşkilat mensuplarımızın dikkate alması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Yalman, Ergenekon, Balyoz ve çözüm süreci gibi meselelerde her zaman uyarılarda bulunduklarını belirterek, “Balyoz ve Ergenekon meselelerinde dikkat etmeleri gerektiğini söylediğimizde ergenekonculukla suçlandık” diye konuştu. KANLI ÇATIŞMA OLACAĞINI BİLİYORLARDI Yalman, çözüm sürecinde dönemin başbakanıyla yaptıkları konuşmaya değinerek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Çözüm sürecinde de ayı şekilde de bu günki Cumhurbaşkanına iyi niyetle başlatmış olabileceklerini fakat bu süreçte ölçülere dikkat etmeleri gerektiğini söyledik. Burada yanlış yaparsan kaosa gidersin dedik. Dönemin Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, dönemin Başbakanına bizzat gidip, ‘Bu sürecin neticesi ya kanlı bir çatışmaya gidiyor ya da Türkiye’yi bölünmeye gidiyor’ dedi. Başbakan da gülerek, ‘Bölünme olmaz ama kanlı çatışma olabilir’ dedi. Bunların fakında olup çözüm sürecini yürüttüler.” SİNEMA ARTİSTLERİNDEN NETİCE ALAMADILAR Başbakanlık tarafından hazırlanan Akil Adamlar heyeti hakkında da açıklamalarda bulunan Yalman, şunları söyledi:“Artist ve soytarıları Akil Adamlar listesine aldılar. Artist dediğin kişi yönetmenin dediğini yapar, o kadar şarlatanın o listesi yer almasına negerek vardı. Güneydoğudu uulemalar, medrese alimleri ve kanaat önderleri var. Oluşturulan listeden çok daha bilgili ve elit insanlar var. Bunları bölge bölge toplayın ve deyin ki: ‘Bu işi halledeceğiz, gerekirse af çıkartacağız polis, asker ve jandarma şehit etmeyenlerle ilgili olarak. Belirlenen zaman içerinde silahlarını teslim etsinler, dağdan indirin bu insanları. Ne yapacaksak beraber yapalım.’ Sinema artistleri bunu çözemez bunu ancak oraya hakim olan insanlar, aşiret reyisleri, alimler çözebilir diye uyardık. Niyet doğru olabilir ama uygulama yanlış dedik. Ama dinlemediler ve hiç dikkate almadılar. Netice bugünkü kaos noktasına geldi.”
Meram İlçe Teşkilatı Ekim Ayı Divan Toplantısı | 13 Ekim 2017
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 11 Ekim 2017
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ‘Seçime Hazırlık İlçe Başkanları Toplantısı’nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Balgat Eğitim Merkezi’nde düzenlenen toplantıda Karamollaoğlu, konuşmasına Avrupa Şampiyonu olan Ampute Milli Takımını tebrik ederek başladı. ABD’nin Türkiye vatandaşlarına yönelik vize işlemlerinin sınırsız durdurmasına ilişkin Karamollaoğlu, endişe duyulacak bir durumun olmadığına işaret ederek, “İnşallah bu kriz sadece Türkiye’nin değil bütün İslam dünyasının lehine sonuçlar doğuracak gelişmelere sebep olacaktır” diye konuştu. ABD’NİN AMBARGO UYGULADIĞI ÜLKELER GELİŞİM GÖSTERDİ ABD’nin ambargo ve yaptırım uyguladığı hiçbir ülkenin gelişme noktasında kötüye gitmediğini vurgulayan Karamollaoğlu, “ABD’nin yıllardır Rusya’ya ambargo uyguluyor. Yıllardır İran’a ambargo uygulanıyor. İran’da, Rusya’da zayıflamadılar daha da güçlendiler. Çünkü kendi imkânlarıyla kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğrendiler. Şuan, Rusya ABD’nin ardından dünyanın en güçlü ikinci ülkesi. İran ABD’nin ve Batı’nın tüm yaptırımlarına karşı gelişimini artırıyor” dedi. ABD’NİN İLK AMBARGOSU DEĞİL ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı ilk vize ambargosu ve yaptırımı olmadığını ifade eden Karamollaoğlu, “ABD Türkiye ilişkilerine baktığımızda en önemli krizlerden birisi Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında olmuştu. Şimdi Türkiye vatandaşlarına vize ambargosu getiren ABD, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonrada Türkiye’ye askeri malzeme ve teçhizat satışını yasaklamıştı. Peki, sonuç ne oldu? 13 Şubat 1975′te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurduk. 25 Temmuz 1975′te ABD’ye nota vererek, ABD Savunma İşbirliği Anlaşmasını yürürlükten kaldırdık. Bu arada hatırlatayım, öyle müzik notası falan değil askeri nota veriyoruz. Türkiye’deki bütün Amerikan üs ve tesislerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘kontrol ve gözetimi’ altına aldık” şeklinde konuştu. 40 ADET UÇAK SİPARİŞİ İPTAL EDİLMELİ Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ABD’ye karşı gösterilen kararlılığın aynısını iktidardan beklediklerinin altını çizen Karamollaoğlu, “1974 Barış harekâtını gerçekleştirirken iktidarda bir koalisyon hükümeti vardı. Bugün 15 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir iktidar var. Biz hükümetten, en azından 74 koalisyon hükümetinin ortaya koyduğu kararlılığı bekliyoruz. Bu kriz bir fırsata dönüştürülmelidir. ilk adım olarak Eylül ayında, ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı görüşmede THY için sipariş edilen ve maliyeti 11 milyar doları bulan 40 adet uçak siparişi iptal edilmelidir. ABD ile imzalanmış bütün askeri anlaşmalar gözden geçirilmek üzere askıya alınmalıdır. Tıpkı 1974’de yaptığımız gibi, ABD’nin Türkiye’deki bütün üsleri TSK’nın kontrol ve denetimine alınmalıdır. 15 Temmuz Darbesi dâhil, her ihanet girişiminde adı geçen İncirlik üssü kapatılmalı ve ABD ile dost ve müttefik ülke tanımlaması gözden geçirilmelidir. Tam bağımsız bir Türkiye ve şahsiyetli bir dış politika için bu adımlar şarttır” diye uyardı. ABD VİZE KARARINDA İNANDIRICI BİR GEREKÇE SUNAMADI ABD’nin Türkiye’ye yönelik vize kararını casus krizine dayandırmasının inandırıcı bir gerekçe olmadığına dikkat çeken Karamollaoğlu, “Örneğin bu krizin, Türkiye’nin İdlib’e yönelik harekâtının başladığı güne denk gelmesi tesadüf müdür? Türkiye ile İran arasında yaşanan sıcak yakınlaşmanın payı var mıdır? Aynı şekilde, Türkiye, İran, Suriye ve Rusya arasında Astana’da devam eden müzakerelerin bu krize etkisi nedir? Yine son dönemde Türkiye’nin Rusya ile gerçekleştirdiği S-400 anlaşması ABD’yi neden bu kadar rahatsız etmiştir? ABD’nin, bu tutuklamayı bahane ederek, Türkiye’nin askeri hareketliliğini engellemeye mi çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu. 15 TEMMUZ’DAKİ ROLÜNÜN DEŞİFRE OLMASINDAN MI KORKUYOR “ABD, 15 Temmuz’un şifrelerinin çözülmesinden mi çekiniyor” diye soran Karamollaoğlu, şöyle konuştu: “Bu ihanetin perde arkasında ABD’nin bulunduğuna dair çok ciddi deliler kamuoyuna yansıdı. Heybeliada’da CIA ajanlarının yaptığı gizli toplantıdan, İncirlik üssünden darbecilere verilen askeri desteğe kadar onlarca iddia gündeme geldi. Bu iddialar bugüne kadar tam anlamıyla hiç bir zaman sorgulanamadı. Biz merak ediyoruz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir konsolosluk çalışanının gözaltına alınması ve sorgulanması ABD’yi neden bu kadar rahatsız etmektedir. Acaba ABD yönetimi, bu sorgulama gerçekleştiği takdirde, 15 Temmuz darbe girişimindeki rolünün deşifre olmasından mı korkmaktadır?” KERKÜK, MUSUL PLAKASI KONUSUNDA UYARDI! Batılı güçlerin her gün İslam coğrafyasına yeni sınırlar dayattığını belirten Karamollaoğlu, bölgede yeni haritaların çizilmesine karşı olduklarını kaydetti. Karamollaoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu yüzden Türkiye’nin güvenliğini, Suriye ve Irak’ın bütünlüğünü sağlamaya yönelik askeri ve siyasi her türlü çabayı önemli görüyoruz. Ancak bu süreç, Kerkük’e, Musul’a plaka numarası vererek yürütülemeyecek kadar hassastır. Dış politika hamasetle değil usta bir siyasetle yürütülmelidir. Şahsiyetli ve akıllı bir politika ile gelişmeleri değerlendirmeli ve buna göre adım atmalıyız.” TÜKETEN DEĞİL ÜRETEN BİR EKONOMİ OLMALI ABD’nin vize ambargosundan çok daha önemli problemlerin olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, geçen hafta 17 yaşında Caner Taşpınar adlı bir çocuğun borçlarını ödeyemediğinden dolayı intihar ettiğini kaydetti. Karamollaoğlu, Caner Taşpınar’ın ABD’nin vize ambargosundan çok daha önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’nin en endişelenmesi gereken konu, ABD Büyükelçisi’nin vize kararı değil. Caner Taşpınar’ın hayatının baharında intihara sürükleyen ekonomik ve sosyal problemlerdir” dedi. EL ELE VERİRSEK AŞAMAYACAĞIMIZ HİÇBİR ZORLUK YOK Tüm bu dayatmalara ve kötü gelişmelere rağmen yeni bir başlangıç vakti olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, “El ele, omuz omuza verirsek aşamayacağımız hiçbir zorluk, çözemeyeceğimiz hiçbir problem yoktur. Bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz” dedi.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 11 Ekim 2017
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 4 Ekim 2017
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 4 Ekim 2017
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Partisinin Balgat’taki genel merkezinde konuşan Karamollaoğlu, konuşmasına ABD’nin LasVegas eyaletiyle aynı gün Suriye’nin başkenti Şam’da gerçekleşen terör saldırılarını lanetleyerek başladı. LasVegas’taki saldırı sonrası Amerikalıların şaşkın olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, “Çünkü saldırıyı Müslümanlar gerçekleştirmedi. Onun için Amerikalılar buna terör diyemediler saldırı dediler. Amerika için bir hadisenin terör olabilmesi için ya Müslümanların ya da başka bir ırktan birinin gerçekleştirmesi lazım. Hayat hakkı en kutsal haktır. İster camiyi, ister kiliseyi, ister Şam’ı, ister Vegas’ı hedef alsın terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bizim inancımıza göre ‘masum bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş’ gibidir” dedi. DÜNYANIN HİÇBİR YERİ GÜVENLİ DEĞİL Dünya genelinde 2016 yılı içerisinde 13 bin 400 terör saldırısının gerçekleştiğini belirten Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bu saldırılarda 34 bin kişi hayatını kaybetmiş. 2016 yılında teröre hedef olan ülke sayısı ise104!Bu vahim tablo şunu gösteriyor: Artık terörün kimi, nerede, nasıl hedef alacağı belli değil. Terör bütün insanlığın ortak problemidir. Dünyanın bir bölgesi kaos içindeyken diğer bölgesi güvenlik içinde olamaz. Terörü islamla özdeşleştirme çabalarından vazgeçilmelidir. İslam barış dinidir. Bir takım karanlık örgütlerin bu tür insanlık dışı saldırıları üstlenmiş olması bu gerçeği değiştirmez. Bütün devletler teröre karşı ortak bir duruş ortaya koymalı, bu duruşunda samimi olmalıdır. Gerçekten terör önlenmek isteniyorsa, ortadoğu’da yürütülen vesayetler savaşına son verilmeli, ‘benim teröristim iyidir, o yüzden desteklenmelidir’ anlayışından vazgeçilmelidir.” ARTAN IRKÇILIK TERÖR KADAR TEHLİKELİDİR Fransa’nın Mulhouse şehrinde çıkan yangında üçü Türk beş kişinin hayatını kaybettiğini de hatırlatan Karamollaoğlu, “1 Ekim, Dünya Çocuk Günüydü.Maalesef ölenlerden 4’ü çocuktu. Savaşlar, çatışmalar, kin ve nefret ortamı yüzünden her gün 16 bin çocuk hayatını kaybediyor. 2014 yılında aynı şehirde yine yangın çıkmış, üç kişilik Türk aile hayatını kaybetmişti. 1993 yılında 8 Türk vatandaşının yanarak hayatını kaybettiği Solingen faciasını unutmadık. Fransa’daki bu son saldırı Avrupa’nın yeni Solingenidir. Avrupa’da son dönemde hızla yükselen faşizm’in, ırkçılığın, İslam düşmanlığı’nın bir sonucudur. Maalesef terör bahanesi üzerinden Avrupa’da ırkçılık çok hızlı bir şekilde yükseliyor. 2011-2016 yıllarında Avrupa’da yaşayan Türkler, 755 ırkçı saldırıya maruz kaldı. Sadece Almanya’da bu yılın ilk üç ayında Müslümanlara karşı gerçekleşen saldırı sayısı 208! Son bir yıl içinde Almanya’daırkçı saldırılara maruz kalancami sayısı 42! Bu yüzden endişeliyiz. Müslümanlara demokrasi, insan hakları dersi vermeye kalkan Avrupa önce kendi utancıyla yüzleşmelidir” diye konuştu. MECLİS HIZLI DEĞİL DOĞRU ÇALIŞSIN TBMM’nin yeni dönemiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Karamollaoğlu, “TBMM millet iradesinin yegane tecegillahıdır. Demokrasilerde çözümün nihai adresidir. Meclis ne kadar güçlü olursa, Türkiye o kadar güçlenir. Milletin beklentilerine cevap verdiği, milletin lehine kanunlar çıkardığı ölçüde itibar kazanır ya da kaybeder. Biz TBMM’den yeni dönemde bu beklentiye uygun bir çalışma bekliyor ve istiyoruz. Deniyor ki, ‘Efendim Meclis yeni dönemde çok hızlı çalışacak’ Niye? İç tüzük değiştirildi. Milletvekilleri artık öyle istedikleri zaman konuşamayacak. Konuşma hakkı alsalar bile 5 dakikadan fazla uzatamayacak. İyi de Türkiye’nin problemi zaten konuşamamak. Gazeteci konuşamıyor, akademisyen konuşamıyor, işçi konuşamıyor, işveren konuşamıyor. Artık milletvekili de konuşamayacak. Biz, Meclis’in hızlı çalışmasını değil düzgün çalışmasını istiyoruz. Çünkü bu ülke geçmişte üzerinde yeterince düşünülmeden, konuşulmadan, alelacele çıkarılmış düzenlemelerden çok çekti!” şeklinde konuştu. 80 MİLYON 1 KİŞİDEN BÜYÜKTÜR! TBMM’nin uyum yasaları ile ilgili önemli bir sınav vereceğini de söyleyen Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Şimdiden uyarıyoruz; uyum yasalarında ‘güç bende, yeterli çoğunluğum var, istediğimi yaparım’ mantığı ile hareket edilmemelidir. Nasıl ki dünya 5’den büyükse, Türkiye’de 1’den büyüktür. Meclis 1 kişinin, 2 kişinin değil 80 milyonun temsilcisidir. Hiçbir kişi, kurum veya makamın vesayeti altına sokulmamalıdır. Bu yüzden Ak Parti’nin değil, Türkiye’nin geleceği düşünülerek hareket edilmelidir. Milleti kutuplaştırıcı değil kucaklaştırıcı bir yaklaşım ortaya konulmalıdır. Gücün hukukunu değil hukukun gücünü koruyan yasaları hayata geçirmelidir.” ALGI OPERASYONLARINDA BAŞARILILAR Türkiye’de bir türlü gündemden düşmeyen Motorlu Taşıt Vergisi tartışmalarına da değinen Karamollaoğlu, İktidarın algı operasyonlarında başarılı olduklarını kaydederek, “Algı operasyonlarında çok başarılılar, çünkü içine düştükleri her hezimeti bir zafer edasıyla sunabiliyorlar. Vergi operasyonlarında da çok başarılılar; kendi başarısızlıklarını,kendi iflaslarını, millete yükleyip bunu da vatanseverlik diye yutturmaya kalkabiliyorlar. Kimse bu millete fedakarlık dersi vermeye kalkmasın. Milletten fedakarlık bekleyenler önce kamu kaynaklarını har vurup harman savurmayı bırakmalı.Önce kendi israf ve şatafatından vazgeçmelidir. Yüzde 40 MTV vergisi maliyenin iflasının itirafıdır. Bir devlet vergi ile büyümez. Üretim ile büyür, ihracat ile büyür, sanayi ile büyür, teknoloji ile büyür, tarım ile büyür. Eğer Türkiye’nin gerçekten kalkınmasını istiyorsanız bunu, milletten fedakarlık bekleyerek değil israfı, yolsuzluğu ve yanlış yatırımları önleyerek yapabilirsiniz” dedi. BU TEMASLARI ÖNEMSİYORUZ Genel Kurmay Başkanı Akar’ın İran temaslarına da değinen Karamollaoğlu şunları kaydetti: “Bu, 1979 İran İslam devriminden bu yana,genel kurmay başkanı seviyesinde, ilk ziyaretti. Biz bu temasları çok olumlu ve önemli buluyoruz. Her ne kadar geç kalınmış olsa da bu temaslar bizi sevindiriyor. Çünkü Mesele bizim meselemizdir. Çözümde başkalarının telkinleriyle değil bizim irademizle gerçekleşmelidir. Binlerce km ötedeki Washington, Brüksel, Londra, Paris’de değil, Ankara’da, Tahran’da, Bağdat’da, Erbil’de bir araya gelerek çözülmelidir.”
Eylül 2017 | Ekonomi Raporu
Gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında yaşanan sosyal ve siyasal olaylar Türkiye’de gündemi çok fazla etkiliyor ve ülkemizin siyasi atmosferi bir anda değişiyor İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 27 Eylül 2017
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 27 Eylül 2017
Saadet Partisi genel merkezinde düzenlenen haftalık olağan basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ülke ve dünya gündemi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. ÇİFTÇİNİN KARA GÜN DOSTU KALMADI Bölgenin tarım ve hayvancılık büyük bir potansiyeli olduğunu ancak uygulanan yanlış politikalar nedeni bu potansiyelin yok edildiğine dikkat çeken Karamollaoğlu, “Bu bölge sadece Türkiye’yi değil, eğer gerekli altyapı tamamlanırsa Irak, Suriye, Suudi Arabistan´ı dâhil herkesi besleyecek imkâna sahiptir. Ama ekonomik politikalar bunu dikkate almıyor. Çiftçinin sorunları görmezden geliniyor. Yüksek girdilerin altında çiftçinin beli bükülüyor. Yatlara vergisiz mazot verilirken çiftçiye böyle bir uygulama yok. Hasat zamanı geldiğinde ürününü elinden çıkaramayan çiftçi hiç fiyatlarına ürününü elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Çiftçi neden böyle zor durumda peki? Çünkü çiftçiyi sahiplenen kurumlarımızın hepsini elimizden çıkardık. Yine buradan söylüyoruz artık bu dönemde çiftçinin kara gün dostu kalmadı.” ÇİFTÇİYİ KORUYACAKSIN Bölgenin tarım ve hayvancılık alanında ileriye gitmesi ile işsizliğin de önemli ölçüde azalacağına değinen Karamollaoğlu, konu ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Çiftçinin en ucuz girdilerle üretim yapması sağlanmalı. Elektrik ve mazotta vergiler kaldırılmalı. Çiftçiyi koruyacaksın. Gübresinden vergi almayacaksın. Ekim zamanı tohumunu bulamamışsa devlet onu uygun şartlar ile temin edecek. Hasat zamanı geldiğinde ise eldeki ürünü değerinde satın alacaksın.” YAŞANAN SORUNLARI BÖLGE ÜLKELERİ BİR ARAYA GELEREK ÇÖZEBİLİR Bölgenin en sıcak gündem başlığı olan Kuzey Irak’ta yapılan referandum ile ilgili konuşan Karamollaoğlu, bölgeye yönelik yapılan dış müdahalelerin hiç birinin bu topraklara ve insanlarına huzur getirmeyeceğini kaydetti. Bölgede ülkelerinin bir araya gelerek yaşanan sorunları diyalog ile çözmekten başka bir yolun olmadığını belirten Karamollaoğlu, “Türkiye, İran, Irak ve Suriye olarak bu dört ülke bir araya gelip ülkelerinde yaşayan Kürt vatandaşların sorununu oturup çözmeli. Eğer bunu biz kendi elimiz ile yaparsak huzur ve barışa kavuşuruz. Diğer türlü sorunun çözümü dışarıya bırakılırsa sorunlar daha da büyür.” ATILACAK ADIMLARA DİKKAT EDİLMELİ Referanduma karşı uygulanacak politikalar konusunda da uyarılarda bulunan Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “ Kuzey Irak’ta ki yeni oluşum bizi de endişelendiriyor. Ancak bu durum üzerinden bir savaş çığırtkanlığı çıkartarak orada yaşayan insanları ABD’nin ve Siyonizm’in kucağına atmamalıyız. Bu yüzden bir araya gelip ne yapılması gerektiğini aklı selim bir şekilde konuşmalıyız. Çünkü artık bölgede bir kardeşlik altyapısının kurulmasından başka bir yol yok.” KAVGANIN NEDENİ RANT İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifası ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Karamollaoğlu, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ‘ben bu işe gidişata tahammül edemiyorum’ diyerek istifa etti. Meclis’e getirilen ve kendisinin daha önce veto ettiği 5 imar değişikliği için ‘ben bunun hesabını veremem’ dedi. Bir büyükşehir başkanı bunu diyor ve Meclis’te bunu geçiriyorsa oradan pis kokular gelir. İstanbul rantın göbeğinde. Kavgalar bu yüzden çıkıyor. Topbaş’ın imzalamadığı bu tasarılardan kimler rant kazanıyor diye bakmak gerekir. Bu yüzden Kadir Topbaş’ın istifasını önemsiyoruz. Cumhurbaşkanı metal yorgunluğundan bahsetmişti. Bu istifa gösterdi ki yorgunluk tabanda değil tavanda ve politikalarda var. Artık AK Parti politikalarını değiştirmek zorundadır. Böyle bir yere varılamaz.”