Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Senede 2 kez ABD’ye gideceğine, yılda bir Saadet Partisi’ne gel, Temel beyi dinle. Bu sıkıntıların hiçbiri yaşanmaz” dedi Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı “Eylül Ayı İl Divan Toplantısı” İl Başkanlığı binasında gerçekleştirildi. Toplantıya Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez’in yanı sıra; Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, Parti İl Başkanı Avukat Hasan Hüseyin Uyar, il başkan yardımcıları, ilçe başkanları, eski dönem başkanları, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şube Başkanı Mehmet Parlak ve çok sayıda partili katıldı. Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez, toplantıda ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. AK PARTİ EĞİTİMDE BECERİKSİZ Yeni eğitim ve öğretim yılının karmaşa ile başladığını aktaran Genel Başkan Yardımcısı Bitmez, Türkiye’nin yaş ortalamasının 30 olduğuna dikkat çekti. Bu ortalamanın Türkiye için büyük bir zenginlik ve kaynak olduğunu belirten Bitmez, “Bunun bilincinde olmalıyız. Bu potansiyel ve enerjiden yeterince yararlanamıyoruz. Sebebi ise uygulanan yanlış eğitim politikasıdır” dedi. TEOG’un kaldırılması kararına yönelik açıklamalarda bulunan Bitmez, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; başbakana, bakana danışmadan pat diye gündemi değiştirdi. Bu tarz açıklamalar, ilgililer ile görüşülmeden açıklanamaz. Fayda ve zarar analizleri yapılmalıydı. Ayrıca bu açıklamalar televizyon programlarında değil, hükümet programları kapsamında açıklanmalıdır. Eğitim, yap-boz tahtasına döndürüldü. 15 yıllık AK Parti hükümeti döneminde 6 bakan, 5 sistem değişti. Her yeni bakan önceki dönemi eleştiriyor. Sanki önceki bakan muhalefet partisinin bakanıymış gibi konuşuluyor. En beceriksiz bakanlık Milli Eğitim’dir. Koalisyon hükümetlerinde dahi bu kadar bakan değişimi olmadı.” BATI ENDEKSLİ EĞİTİM OLMAZ “Türkiye, sınavlar ülkesi. Çocuklar, at yarışı gibi hayata hazırlandırılıyor” diyen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez, “Adını sayamayacağımız kadar sınav var. Eğitimde başarılı olan ülkelerde eğitimde sınav sistemi yok” açıklamalarında bulundu. Gayrimilli eğitim sisteminden bir an önce vazgeçilmesinin gerekliliğine değinen Bitmez, “Batıya endeksli bir eğitim anlayışı kabul edilemez. Eğitim, milli olmalıdır. Bunların hiçbiri bu iktidar döneminde olamaz. Olmayacağını da 15 yıldır görüyoruz” şeklinde konuştu. ŞAHSİYETLİ DIŞ POLİTİKAMIZ YOK Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurtdışı seyahatleri ile ilgili önemli konulara yer veren Bitmez, Erdoğan’ın ABD’ye her yıl 2 kez ziyarette bulunduğunu aktardı. Bu ziyaretlerden Türkiye’ye fayda gelmeyeceğini kaydeden Bitmez, “ABD ziyareti gündeme gelince bu kez başımıza ne gelecek diye düşünüyoruz” diye konuştu. Bitmez, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ziyaretin hemen ardından ABD, YPG’ye silah yardımı yaptı. Türkiye, ABD’nin dostudur denildi. Anlaşmalar yapılmasına, yeni uçak alınmasına karar verilmesine rağmen ABD, YPG’ye silah gönderdi. Bu, bir zillettir. ABD, terör örgütüne her tür yardımı yapacağını gözümüze baka baka söyledi. Türkiye’nin şahsiyetli bir dış politikaya ihtiyacı var. Her ziyaret sonrası ABD, biraz daha pervasız oluyor. Cumhurbaşkanlığı sitesine Yahudi cemaatleri ile yapılan ziyaretlerin fotoğrafları hemen atılıyor. Erdoğan’ın sağına Yahudi takkeli adamı oturtturuyorlar. Biz buna da Yahudilere de muhtaç değiliz ki. Erdoğan, senede 2 kez ABD’ye gideceğine, yılda bir kez Kabe’ye ve Saadet Partisi’ne gelsin. Genel Başkanımız Temel beyi dinlesin. Bu sıkıntıların hiçbiri yaşanmaz.” SİYONİST ABD İLE BİR YERE VARILMAZ Türkiye’nin 820 milyar TL borcunun olduğunu söyleyen Bitmez, iktidarın liberal ekonomi politikası uyguladığını hatırlattı. Adil ekonomik düzenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Bitmez, “AK Parti hükümeti, faizsiz bir ekonomik düzeni ortaya koymuyor. Buna niyet de etmiyor” dedi. Mevcut iktidarın ABD’yi her seferinde stratejik ortak gördüğünü, ABD’nin ise Türkiye’ye ihanet etmeye devam ettiğini yineleyen Bitmez, “Türkiye’nin güçlenmesi, omurgalı bir duruş sergilemesi ABD ile Rusya ile olmaz. İslam Birliği’nin yeniden kurulması lazım” ifadelerini kullandı. Ülke gündemini meşgul eden Kuzey Irak’taki referanduma da değinen Bitmez, “Referanduma sesi çıkmayan tek ülke İsrail gibi gözüküyor. Siz bakmayın gizliden gizliye ABD ve Rusya da referandumun yapılmasını destekliyor” dedi. İslam topraklarının bölünmesinden yana olmadıklarını belirten Bitmez, şu ifadeler ile konuşmasını tamamladı: “Irak’ın halkı Müslümandır. Müslüman kanının akmasını istemiyoruz. Emperyalist güçlere, kapı aralanmamalı. Problemler çözülmeli. Askeri müdahale en son seçenektir. Siyasi ve ekonomik ambargo uygulanmalı. Irak’ın petrol hatları Türkiye’den geçiyor. Petrol ticaretini ise mevut hükümete yakın kişiler yapıyor. Bu yüzden AK Parti böyle bir seçeneği hiç düşünmüyor.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 20 Eylül 2017
TEMEL KARAMOLLAOĞLU HAFTALIK BASIN TOPLANTISINDA “TEOG’TA YANILMIŞIZ KALDIRIYORUZ” DİYEN İKTİDARI ELEŞTİRDİ. CUMHURİYET TARİHİNİN EN ÇOK YANILAN İKTİDARI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu haftalık basın toplantısında, TEOG tartışmalarına değindi. Cumhuriyet tarihinin en çok yanılan ve yanıltan iktidarı ile karşı karşıya olduğumuzu kaydeden Karamollaoğlu; “Maalesef Cumhuriyet tarihinin en çok yanılan iktidarıyla karşı karşıyayız. İstisnasız, hemen her konuda hem yanıldılar hem de milleti yanılttılar. Şimdi de TEOG sınavında yanılmışız diyorlar. Reform diye getirdikleri her sistem bir öncekini mumla arattı. Üstelik önce kendileri yapıyorlar, sonra yine kendileri şikayet ediyorlar” dedi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu haftalık basın toplantısında, gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. TEOG tartışmaları ile ilgili hükümete eleştiren Karamollaoğlu, cumhuriyet tarihinin en çok yanılan ve yanıltan iktidarı ile karşı karşıya olduğumuza vurgu yaparak, “Maalesef Cumhuriyet tarihinin en çok yanılan iktidarıyla karşı karşıyayız. İstisnasız, hemen her konuda hem yanıldılar hem de milleti yanılttılar. Şimdi de TEOG sınavında yanılmışız diyorlar. Reform diye getirdikleri her sistem bir öncekini mumla arattı. Üstelik önce kendileri yapıyorlar, sonra yine kendileri şikayet ediyorlar” dedi. SINAV SAYISINDA BİRİNCİ, EĞİTİMDE SONUNCUYUZ Eğitim sisteminin deneme tahtasına çevrildiğini vurgulayan Karamollaoğlu; “15 yıldır ülkeyi aynı iktidar yönetiyor. Ama 15 yılda eğitimde 5 kere sistem, 6 kere bakan değişti. Değişen bakanların hepsi de bir önceki sistemi eleştirip, yeni bir sistem getireceğini söyleyerek göreve başladı. Sonuç? Hepsi hüsran. Hepsi hayal kırıklığı. 2016 yılı eğitim raporuna göre Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında 35’inci sırada. Uluslararası öğrenci değerlendirme raporuna göre ise 72 ülke arasında 50’inci sırada. Çocuklar at yarışı gibi bir sınavdan öbürüne koşturuluyor. Sınavlara hazırlanmaktan hayata hazırlanamıyorlar” eleştirisinde bulundu. 80 MİLYONUN KADERİ TEK KİŞİNİN İNSAFINA BIRAKILAMAZ TEOG sınavının kaldırılmasını desteklediklerini ancak sınavın kaldırılış biçimini doğru bulmadıklarını belirten Karamollaoğlu şöyle konuştu: “Sayın Cumhurbaşkanı, sanki başkası getirmiş gibi, “böyle şey mi olur” dedi ve TEOG’un kaldırılacağını açıkladı. Ama Başbakanın haberi yok, Milli Eğitim bakanının haberi yok, Müsteşarın, Talim Terbiye’nin, TBMM’nin haberi yok. Öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin haberi yok. Tek akıl, Tek karar… İşte biz başkanlık sisteminin muhtevasına da bu yüzden karşı çıktık. 17 Milyon öğrencinin, 80 milyonluk ülkenin kaderi tek bir kişinin insiyatifine bırakılamaz. Eğitim ciddi iştir. Televizyon programında değil, hükümet programında açıklanır. Sanki rüyada görmüş gibi, akşam başka bir sistemle uyuyup, sabah bambaşka bir sistemle uyanılmaz. Bu yüzden biz diyoruz ki, değişmesi gereken artık sınav sistemi değil bu anlayışın bizzat kendisidir.” ERDOĞAN’IN ABD ZİYARETİ Cumhurbaşkanı’nın ABD ziyaretini de değerlendiren Karamollaoğlu; “Her ziyaret nedense bizi rahatlatacağına tam tersine daha da endişelendiriyor. Çünkü her ziyaretin arkasından ABD biraz daha pervasızlaşıyor. Elbette, iktidar, ülkemizin güvenliği ve huzuru için her türlü ülkeyle temas halinde olmalıdır. Ama eğer sizin caydırıcı bir gücünüz yoksa, şahsiyetli bir dış politikanız da olmuyor. Ekonominiz güçlü değilse, Savunma sanayiinde dışa bağımlıysanız, silahınızı, füzenizi, uçağınızı, tankınızı endiniz üretemiyorsanız, bu ziyaretler turistik birer geziden ibaret kalıyor. Dost ve müttefik ortak dediğiniz ABD, YPG’yi silahlandırmaya, 300 tır silahı 1.300 tıra çıkarmaya devam ediyor. O yüzden biz diyoruz ki; barış ve istikrar için kalıcı çözümün adresi ne BM salonları, ne de NATO’dur. Ne Washington, ne de Moskova’dır. Çare kendi ayaklarının üzerinde durabilen, İslam dünyasına öncülük yapabilen bir Türkiye’dir” değerlendirmesinde bulundu. REFERANDUM KRİZİ AKLI SELİM İLE ÇÖZÜLMELİ Basın toplantısında Kuzey Irak referandumu ile ilgili gelişmelere de değinen Temel Karamollaoğlu; referandumdan vazgeçilmesi çağrısını yineledi. Karamollaoğlu; “Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde, böyle bir girişim İslam âlemine değil, ırkçı emperyalizmin emellerine hizmet eder. Ancak bu gerçeklere rağmen Kuzey Irak’taki referandumun bir savaş çığırtkanlığına dönüştürülmesini de doğru bulmuyoruz. Bu süreç, karşılıklı tehdit ve meydan okumalarla değil sağduyu ve diyalogla yönetilmelidir. Bölge zaten çok kritik bir dönemden geçiyor. Böyle dönemlerde yapılması gereken, yangına körükle gitmek değil aklı selimi ön plana çıkarmak olmalıdır. İlk adım olarak; Barzani Yönetimi, komşu ülkelerin hassasiyet ve kararlılığını dikkate alarak referandum ısrarından vazgeçmelidir. Irak Merkezi Hükümeti ile Kuzey Irak bölgesel yönetimi arasındaki anlaşmazlıklar müzakere ve diyalog yoluyla çözülmelidir. İslam dünyasının diyalog ve sağduyu ile çözemeyeceği hiçbir problem yoktur” diye konuştu. PROF. ALİ ERBAŞ’I HAYIRLI HİZMETLER DİLİYORUZ Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na getirilmesinden dolayı Prof. Dr. Ali Erbaş’ı da tebrik etti. Karamollaoğlu: “Sayın Erbaş’a yeni görevinde hayırlı hizmetler ve üstün başarılar diliyorum. Diyanet ülkemizin gerçekten en önemli, en güzide kuruluşlarının başında geliyor. Yapacağı çalışmalar, atacağı adımlar sadece ülkemizin değil bütün İslam dünyasının geleceğini ilgilendiriyor. Bu sorumluluk ve şuurla Diyanet işlerimizin her zaman olduğu gibi bu yeni dönemde de büyük hizmetlere imza atacağına inanıyor, yapılacak çalışmaların ülkemiz ve islamalemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 20 Eylül 2017
Karatay İlçe Teşkilatı Eylül Ayı Divan Toplantısı | 18 Eylül 2017
Saadet Partisi Karatay İlçe Teşkilatı Eylül Ayı İlçe Divanını gerçekleştirdi. Toplantının basına açık bölümünde konuşan ilçe başkanı Ali GENÇ şu sözlere yer verdi. Muhterem kardeşlerim hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, Eylül ayı ilçe divan toplantımızı teşriflerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor ve hepinize hoş geldiniz diyorum. Yeni ders yılı başlaması ile yaklaşık 18 milyon öğrenci ders başı yaptı. Sözlerimin başında yeni başlayan 2017-2018 eğitim, öğretim yılının öğrencilerimize, velilerimize, öğretmenlerimize tüm ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Yeni eğitim, öğretim yılının yine sorunlarla başladığını hep beraber izlemekteyiz. Atanamayan öğretmenler Atanamayan öğretmen sayısı 400 bin İhtiyaç olan öğretmen sayısı 80 bin MEB ise 20 ile 30 bin arasında bir öğretmen alımını planlıyor. Şimdi ise 2013-2014 yılında büyük bir alay-ı vala ile yürürlüğe giren TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi) Sayın Cumhurbaşkanının isteği ile bugün tekrar yürürlükten kaldırılıyor. Eğitim sistemimiz adeta yazboz tahtası gibi oldu. Her yıl bir sistem değiştiriliyor. Ülkemizde her hükümet değişikliğinde eğitim politikamız değiştiriliyor. İşin garibi 15 yıldır Ak Parti hükümeti iktidarda olmasına rağmen eğitim sistemimiz hala düzeltilememiş ve sorunlar her geçem gün, her geçen yıl artarak devam etmiştir. Aynı hükümet de olmasına rağmen sürekli Milli Eğitim bakanı değişmiş ve her değişimde Milli eğitim politikaları da değişmiştir. Yani sistemde bir süreklilik olmamış, sistemsizlik sürekli hale getirilmiştir. Burada asıl yapılması gereken eğitim sistemimizin bir hükûmet politikası değil, bir devlet politikası olarak görülmesi planlı ve programlı bir şekilde köklü ve kalıcı politikalar üretilmesidir. Bizim Eğitim sistemimiz öğrenci merkezli bir eğitim sistemi böyle olunca ortaya öğrenci keyfiyetli bir eğitim sistemi çıkıyor. Bunun sonucu Öğretmenlerimiz öğrencilere bir şey veremiyor, hatta birçoğu şiddete ve itibar kaybına maruz kalıyor. Çocuklarımız batının dayattığı materyalist bir anlayışla yetiştiriliyor. Eğitim sistemimizde Ahlaki ve Manevi değerler eğitimi olmazsa olmazımız olmalıdır. Elbette ki bu manada yapılan çalışmalar yok değil var. Mesela bunlardan birisi İ.H.L açılması Kur’an-ı Kerim’in seçmeli ders olması gibi bunlar güzel icraatlar bu hizmetler için elbette teşekkür ederiz. Ama bunlarda bile ciddi tezatlar yaşanmaktadır. Nedir mesela? Şimdi bir okula imam hatip levhasını asmakla iş bitmiyor oraya yetişmiş sahasında uzman öğretmenler vatanını, milletini, dinini seven öğrencilere o şuuru verebilecek donanımda öğretmenler ile o okul desteklenmeli yoksa levhaları değiştirmekle olmaz. İşin daha da vahimi içerisinde fenni ilimlerin okutulmasının yanı sıra Kur’an-ı Kerim, Hadis, Siyer gibi derslerin okutulacağı Konya’da bir İmam Hatip Ortaokuluna bir bankanın adının verilmesi Çorum’da imam hatip okuluna Devlet eliyle kumar oynatan Spor Toto’nun sponsor olması acaba ne kadar doğru. Bir tarafta faizin yanlışlığını haramlığını anlatacaksınız, ama aynı zamanda faiz işi yapan bir bankanın ismini o okula vereceksiniz. Bir tarafta kumarın yanlışlığını, haramlığını, ocakları söndürdüğünü anlatacaksınız ama o okulun kumar oynatan bir kurum tarafından yapılmasını sağlayacaksınız. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Yani çocuğa içeride hocası faiz, kumar, içki haram diye öğretecek dışarıya çıkacak okulu faizle iştigal eden bir banka veya kumardan kazanan bir kurum olan spor toto yaptırmış. O çocuk ne düşünür aslında hoca içeride faize, içkiye haram dedi ama bak bunlarla da iyi işler yapılabiliyor hayır hasenat yapılabiliyor öyleyse bunlar da o kadar kötü işler değil demez mi? Eğitim sistemimiz dünya ortalamasında geri sıralarda sadece binalar yapmakla iş bitmiyor. Bir örnek olması için okullarımızda yıllarca İngilizce eğitim veriliyor, okul bitiyor çocuklarımız İngilizce konuşamıyor, demek ki bir şeyler yanlış burada başımızı ellerimizin arasına alıp bir düşünmeliyiz. Bakınız Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında yapılan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) eğitim araştırmasında 70 ülkeden 50. sırada yer alması bu gerçeği gözler önüne seriyor. İSLAM BİRLİĞİ ve İSLAM COĞRAFYASINDA YAŞANANLAR Bu arada İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı içerisinde, zulümler her geçen gün artıyor, gün geçmiyor ki bir İslam beldesinden kan ve gözyaşı ve vahşet haberleri gelmesin. İslam dünyası paramparça zulümlerin durması adına kınamadan başka bir şey yapılamıyor. Son olarak Myanmar’daki Müslümanların durumu insanın yüreğinin kaldıramayacağı kadar ağır akla hayale gelmeyecek işkencelerle insanları katlediyorlar, bu insanlıktan nasibini almamış güruh bizler ise buğzetmekten başka hiçbir şey yapamıyoruz. Burada bizlere Müslümanlara yöneticilerimize çok büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Sadece kınamak yetmez, kınamayı sıradan bir vatandaş da yapıyor. Aslolan bir an önce İslam Birliğinin kurulması veya D8’in harekete geçirilmesi gerekir. A.B için uğraştığımız çabayı verdiğimiz tavizi hesap edecek olursak, bunun yarısı bir çaba sarf etmiş olsa idik, bugün ne Suriye, ne Irak, ne Filistin, ne Arakan, ne de diğer mazlum insanlar mazlum coğrafya bu kadar zulüm içerisinde olmazdı EKONOMİ Ekonomi olarak da ciddi bir darboğazın içerisindeyiz. Her ne kadar tozpembe tablolar çizilse de gerçekler hiçte öyle değil. Çöken bir ekonomimiz var, boşalan köylerimiz var, işsizlik rakamları her geçen gün artıyor. Çalışanların bile geçimlerini sağlaması her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Normal ev kiralarının bile 800 – 1.000 TL den aşağı olmadığı bir yerde Asgari ücret bin beş yüz TL geçinebilirsen geçin İç ve dış borcumuz sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. En büyük sorunumuz tüketime dayalı bir ekonomimizin olmasıdır. Devlet daha çok yatırımlarını (stadyumlar, havaalanları, spor kompleksleri, otoyollar gibi) insanların hayatını kolaylaştırıcı, konfora dayalı alanlara yapıyor. Elbette bunlarda yapılmalı bunlar kötü demiyoruz. Yapılan her hayırlı hizmete teşekkür ediyoruz. Ama Sanayide, Tarım ve Hayvancılıkta biz acilen tüketen bir ekonomiden, dışa bağımlı bir ekonomiden üreten ve ürettiğini satan bir ekonomiye geçmeliyiz ki, bu çektiğimiz sıkıntılardan kurtulalım. O zaman Dünya’da söz sahibi oluruz. DİL ve ÜSLUP SORUNU Tabi ülkemizin sorunları sadece bunlar değil bir diğer sorunumuz da dil sorunu, üslup sorunudur. Muhalefet partilerinin görevi ülkemizin, milletimizin menfaatine görmedikleri bir olay varsa, bir yanlış icraat varsa bunu dile getirmeleri en tabii hakları ve aynı zamanda sorumluluklarıdır. Sadece muhalefet partileri değil sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, ilim adamlarımız da yapılan hataları yanlışları korkmadan çekinmeden açıkça söylemelidirler. Bu onlarında üzerinde bir vebaldir. Marifet makamlarımızı korumak değil üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmektir. Tabi bunları dile getirirken ister muhalefet olsun, ister iktidar olsun, ister bir başkası olsun, uygun bir üslupla söylenmeli yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır. Sokak ağızıyla argo cümlelerle karşımızdakini eleştirmek, hakaret etmek belki partimize oy kazandırır ama ülkemize, ülkemizin birlik ve beraberliğine çok şey kaybettirir Böylesi günlerde ülkemizin birlik ve beraberliği gerçekten önemli, onun için konuşanlar sözlerine, ağızından çıkana çok dikkat etmelidir. Özellikle yönetici konumunda olanlar daha fazla hassasiyet göstermeli ve polemik siyasetinden vazgeçmelidir. Toplumu gerecek, halkın arasında kin ve nefreti yoğunlaştıracak, toplumun bir kesimini ötekileştirecek, toplumu kutuplaştıracak söylemlerden özellikle uzak
Beyşehir İlçe Kongresi ve Bölge Divan Toplantıları | Eylül 2017
Saadet Partisi Konya İl Teşkilatı 6. Olağan İlçe kongrelerinde sona yaklaştı. İlçe Teşkilatlarının da kongrelerinin devam ettiği şu süreçte bölge divan toplantılarına da aralıksız devam eden Saadet Partisi Konya il teşkilatı son olarak Geçtiğimiz hafta sonu 7 ayrı bölgenin divan toplantısını gerçekleştirdi… SAADET PARTİSİ İLÇE KONGRELERİNDE SONA YAKLAŞTI Saadet Partisi Konya il teşkilatı ilçe teşkilatı kongrelerinde sona geldi… Yaklaşık 3 aydır devam eden ilçe kongrelerinde 31 ilçenin 28’inde kongrelerini tamamladı… Son olarak geçtiğimiz hafta sonu Beyşehir ilçe başkanlığının kongresi büyük bir coşku ile kutlandı… Kongrede Tek listenin tek adayı olarak seçime giren Başkan Mustafa Uzun Güven Tazeledi… SAADET PARTİSİ’NDEN BÖLGE DİVAN TOPLANTILARI Kongrelerin yanı sıra Saadet Partisi il, ilçe ve mahalle teşkilatları da çalışmalarına hız kattı. Saadet Partisi Konya İl Teşkilatı Olağanüstü bir seçim olması halinde hazır halde olunması için bölge ve ilçe çalışmalarını da hızlandırdı… Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen bölge divan toplantılarını 1. bölge: Sarayönü, Kadınhanı, Ilgın, Doğanhisar, 5. bölge: Beyşehir, Hüyük, Derbent, Derebucak, 6. Bölge: Seydişehir, Ahırlı, Bozkır, Yalıhüyük, Akören, 7. bölge: Akşehir, Tuzlukçu, Yunak, Çeltikte’te gerçekleştirdi… Toplantılara il Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar, il başkan yardımcıları ilçe müfettişleri Ilgın eski belediye başkanı Yetkin Özalp, bölge ve ilçe başkanlarının yanı sıra ilçe yönetim kurulu üyeleri ve mahalle başkanları da katıldı… Beyşehir 6. Olağan Kongresinde konuşan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar, Beyşehir İlçe Teşkilatımızın kongresinin hayırlı olmasını cenabı haktan niyaz ediyorum. Bu gün ülkemizde 50’den fazla siyasi parti vardır. Bu siyasi partilerin programlarına baktığınız zaman hiç birinde faizsiz bir düzen, önce ahlak ve maneviyatı temel alan bir açıklama ve islam Birliği’nin kurulmasına dair herhangi bir beyan göremezsiniz. Milli Görüş hareketi ve onun tek temsilcisi olan Saadet Partisi, parti programında da belirtildiği gibi siyasi bakışını bu üç temel üzerine oturtur. Nedir bunlar; Önce Ahlak ve Maneviyat. Rahmetli Erbakan hocamız ahlak ve maneviyatı düstur edinmeyen bir toplumun kalkınması mümkün değildir, derdi. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz. Adil Bir Düzen. Ekonomik alanda faiz’den kurtarılmış, sosyal hayatta, aile hayatında, hukuk alanında mutlaka hakkın üstün tutulduğu düzenin adıdır Adil Düzen. İslam Birlği. Sadece İslam coğrafyasının değil bütün insanlığın saadet ve selametini sağlayacak hakkı üstün tutan birliğin adıdır İslam Birlği. Hak ve adalet merkezli bir düzenin bütün dünyada hakim olması için çalışıyoruz. Yeryüzünü ırkçı emperyalizmin tuzaklarından ve hükümranlığından kurtaracak güç aziz milletimizdedir. Şunu unutmayalım ki hakkın hakim olması için Müslüman olarak çalışmak zorunluluğumuz var. Bu minvalde seçilecek başkanımıza ve ekibine başarılar diliyorum. Ayetikerimede buyurduğu gibi “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” Öyleyse vatanımız için, milletimiz için ve bütün insanlığın Saadet ve selameti için daha çok çalışalım. ifadelerine yer verdi.
Genel Başkanımızın GİK Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 15 Eylül 2017
Genel Başkanımızın GİK Toplantısı Gündem Değerlendirmesi | 15 Eylül 2017
Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyeleri üç gün boyunca eğitim, istişare ve değerlendirmelerde bulunmak üzere Balgat Eğitim Merkezi’nde toplandı. Türkiye’nin ve bölgenin gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, HDP’li Tuğluk’un annesinin defin işlemleri arasında yaşananların herkesi şoke ettiğini belirtti. Başta iktidar partisi olmak üzere liderlik pozisyonunda bulunan insanların toplumu germeyi kendi siyasi menfaatleri için faydalı gördüğünü kaydeden Karamollaoğlu “Bu toplum kendi içinde bölünürse, birtakım fikir ve kanaat ayrılıklarından dolayı birbirlerine hasım hale gelirse, Allah muhafaza etsin biz başımıza gelecek bir felakete karşı tedbir alamayız, yek vücut direnemeyiz” dedi. Saadet Partisi, Genel İdare Kurulu üyeleri Ankara’da toplandı. Üyeler, 3 gün boyunca eğitim, istişare ve değerlendirmelerde bulunacak. Balgat Eğitim Merkezi’nde başlayan eğitim programının açılış konuşmasını Saadet partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu gerçekleştirdi. Bölgenin ve Türkiye’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, badireli bir dönemden geçtiğimizi hatırlattı. Toplumun ayrışması mümkün olmayan günlerde bile ayrıştığını ifade eden Karamollaoğlu, bir defin esnasında meydana gelen hadiselerin herkesi şok ettiğini söyledi. İktidardan, muhalefetten ve yetkili makamlardan tepkiler geldiğine işaret eden Karamollaoğlu, tepkinin güzel olduğunu ama bu hadiselerin düne kadar meydana gelmediğini belirtti. Karamollaoğlu, “Bugün Türkiye’nin en önemli meselesi nedir diye sorulduğunda, hiç çekinmeden ve tereddüt etmeden ‘kutuplaşma’ dedik. Bunu ‘laf olsun’ diye söylemedik. Kutuplaşma şu anda Türkiye’nin en ciddi problemi” dedi. KUTUPLAŞMAYI MENFAATLERİ İÇİN FAYDALI GÖRÜYORLAR Başta iktidar partisi olmak üzere liderlik pozisyonunda bulunan insanların toplumu germeyi kendi siyasi menfaatleri için faydalı gördüğünü kaydeden Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bu toplum kendi içinde bölünürse, birtakım fikir ve kanaat ayrılıklarından dolayı birbirlerine hasım hale gelirse, Allah muhafaza etsin biz başımıza gelecek bir felakete karşı tedbir alamayız, yek vücut direnemeyiz. Yazık olur. Bir yaşlı kadın defnedilecek. Mensup olduğu siyasi partinin başkanı, genel başkanı ve sözcüsü tasvip etmediği bir gruba bağlı olduğu için belli bir grup insan gidecek, mezarlığı basacak ve onun arkasından da tepkiler gelecek. Eğer bunu basit bir hadise olarak görür, bu hadisenin neden meydana geldiğini, bundan sonra tekrar etmemesi için neler yapılması icap ettiğini oturup düşünemezsek, düşünmezsek emin olun yarın çok geç olur.” NE İKTİDARIN NE DE BASININ GÜNDEMİNE GİRMİYOR “Milli Görüşçüler olarak siyasi hayata adım attığımız günden beri istikametimizi hiç değiştirmedik” diyen Karamollaoğlu, sadece Türkiye’nin değil, İslam âleminin ve bütün dünyanın huzuru ve saadeti için çaba sarf ettiklerini hatırlattı. Türkiye’nin en önemli meselelerinin ne basının ne de hükümetin gündemine gelmediğine vurgu yapan Karamollaoğlu, “İşsizlik gündemimizde ne yazık ki yok. Dış ticaret açığı nerdeyse hiçbir zaman iktidarın gündemine girmedi. 15 yıldır iktidarda bulunan bir parti bir kere bile pozitif çıkmayan dış ticaret dengesini gündemine almadı. Bu nasıl düzeltilecek? İhracatımızın arttığı abartılıyor, ithalatımızın ne noktaya geldiğine bir kelime ile bile bahsedilmiyor. Aynı zamanda borçlarımız öyle noktalara geldi ki ödediğimiz faizler, aldı başını gidiyor. ülke kalkınmaya harcayacağı parayı sadece hayatı biraz daha rahatlatmak için altyapıya harcıyor” diye konuştu. KEŞMEKEŞ EĞİTİM! Türkiye’nin eğitim sisteminin bir keşmekeş olduğunun altını çizen Karamollaoğlu, “Yüksek öğretimde durmadan üniversite açılıyor. 200’e yaklaştı sayısı. Yenileri açılıyor, boş kontenjanlar bir türlü dolmuyor. Yüzbinlerce insan imtihana giriyor, imtihan neticesinde minimumun üstünde bir puan alıyor ve tercihte bulunmuyor. 1 milyon insan tercihte bulunmuyor. Niye? Çünkü kendisinin istediği üniversitenin dışında bir üniversiteye gitmek istemiyor. Eğitim kadrosunun olmadığı, binaların dışında eğitim diye hiçbir şeyin olmadığı üniversiteye gitmeyi arzu etmiyor öğrenciler. Bu eğitim politikası değil ki. Ben hakikaten YÖK’ü anlamıyorum. YÖK’ün bir numaralı meselesi kadrolaşma olmamalı. Bir profesör bir yere tayin edileceği zaman bir makam verileceği zaman hangi partili olup olmadığı öncelikli gündeme getirilmemeli” şeklinde konuştu.
Üniversite Öğrencilerinin Problemleri Raporu
Üniversitelerin varlık amacının toplumsal fayda, kalkınma ve bilimsel üretim olması gerekir. Bu amaca göre ihtiyaçlar tespit edilmeli, planlama yapılmalı ve yol haritası çıkarılmalıdır. Mevcut durumda ise bu amaçtan sapma ve plansızlık vardır. İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 13 Eylül 2017
Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, partililerin yoğun ilgi gösterdiği toplantı da yaptığı değerlendirmelerde başta Kuzey Irak’ta gerçekleştirilecek olan referandum ve gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu, bölge ülkelerinin kendi kararlarını vermeleri için birlikte hareket etmeleri gerektiğini söyleyerek, Amerika ve İsrail’in oyununa gelmeyin uyarısı yaptı. İBADET EDENLERLE İHANET EDENLER AYNI KEFEYE KONULUYOR “Bunların ‘altı ibadet, ortası ticaret üstü ise ihanetmiş’ dediler. Ama muamele edilirken ibadet aşkıyla bu işe sarılanlar ihanet edilenlerle aynı kefeye kondu, aynı muameleye tabi tutuldu. Bu doğru değil. Bu sebepten dolayı da bu gün iktidar ile iç içe olan büyük bir kesim deşifre edilemiyor, edilmiyor. Edilenlere de farklı muamele yapılıyor. Bu vatandaşın gözünden kaçmıyor ki. Bu şekilde davrandığınız müddetçe mağdurlar meydana getirirsiniz. Mağdurlar ordusu doğar. Hangi konuda olursa olsun mağdurlar ise ülkeye zarar vermek için çaba sarf ederler.” CHP’NİN SİHA İDDİASI “Burada iki önemli husus var. Bir, hükümeti suçlama, ikinci ise İHA’ların kullanılmasına karşı bir hava oluşturma. Şunu ifade edelim ki, böyle bir iddia sadece yalandı diye göz ardı edilmemeli. İHA’ların kullanılması aslında bir zaruret. Sahada, arazide hareket eden güvenlik güçlerinin emniyeti için önemli. Bir yerde bir yanlışlık yapılıyorsa o yanlış ille de İHA’lardan meydana gelmez, yanlış karar verenlerden, yanlış tespitlerde bulunanlardan meydana gelir. Böyle bir hadise varsa bunu abartıp davul zurna ile belli bir istikamete sevk etmektense hükümetin süratle Meclis’te iktidar ve muhalefetten oluşan bir komisyon oluşturarak bunu yerinde tespit etmesi mümkün” AYM’Yİ GÖREVE DAVET EDİYORUM “Bir kişi veya bir parti bütün kararları alacak ve bu kararların hiçbiri yargı denetimine tabi tutulmayacak. AYM diyecek ki ‘OHAL var ben bundan dolayı hükümetin ve Meclis’in almış olduğu bu kararların hiçbirini gündemime almam’ Kusura bakmasınlar ama böyle bir AYM olmaz. Hükümet bütünüyle Anayasa’yı çiğnerse ne olacak, kim müdahale edecek. Hukuksuzluğun hakim olmasına nasıl olur da AYM yeri geldiği zaman dur demez. Bundan dolayı AYM’nin aldığı kararları bir defa daha gözden geçirmeye davet ediyorum” İSRAİL BÖLGEDE BARIŞ İSTEMEZ “Şunu herkes bilmeli. Eğer bu kararlar İsrail’in desteği ile alınıyorsa kesinlikle Kürtlerin başına bela olur. Çünkü İsrail ne Kürtlere ne Türklere ne Araplara sevgi duymaz. Bölgede barış istemez, huzur istemez. Bu günkü yapının devamını istemez. Bölgenin parçalanmasını, kolay lokma haline gelmesini ister. Bunu İsrail’in desteğiyle yaparsanız emin olun onu size yedirmezler, başınıza bela ederler” KIBRIS’TA BİRLEŞİN, IRAK’TA AYRILIN “İsrail alenen Kuzey Irak’taki gelişmelere destek vereceğini hiç çekinmeden diyip bunun kendi menfaatlerine uygun olduğunu ilan ediyorlar. Israrla söylüyorum, sömürgeciler için adaletin önemi, insan haklarının, demokrasinin önemi yoktur. Sadece menfaatleri vardır. Kendi menfaatleri için dünyayı yakmaktan geri durmazlar ve çekinmezler. ‘Bölgede yaşayan her halk kendi bağımsızlık kararını kendisi alabilmeli’ diyorlar. ‘Kıbrıs’ta ne yapıyorsunuz. Orada ise ille de birleşeceksiniz. İlle de Rumların sultası altına gireceksiniz’ diye baskı yapıyorlar. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Orada birliği söylüyorsunuz, buraya gelince bölünme diyorsunuz. Bu bile Batı’nın kendi çıkarını düşünen politikasının en açık delilidir” KÜRTLERE “İSRAİLİN OYUNUNA GELMEYİN” UYARISI “1992 yılında Hocamız, ‘Körfez savaşı bitecek, Saddam çökecek, bölgede devlet otoritesi kalmayacak. Kürtler oluşan boşlukta bir devlet kurmak isteyecek. Bölgedeki Kürtler çok daha güçlü silahlarla donatılacak ve sonra Türkiye’den toprak talebinde bulunacak’ Kelime kelime böyle. Bunların hepsi gerçekleşiyor. Onun için Kürt kardeşlerimizi bir kez daha uyarıyoruz. Batı’nın, İsrail’in oyununa gelmeyin. Onların dost edinmek akıl karı bir iş değildir. Onlar sadece kendi menfaatlerini gözetirler ve kendi menfaatlerini gerçekleştirmek için her türlü hileye başvururlar”