Saadet Partisi Karapınar ilçe teşkilatının 6. Olağan Genel Kurul toplantısı gerçekleştirildi. Kültür Merkezindeki genel kurulda konuşan Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Sadet Partisi’nin diğer partilerden ayıran çok fazla özelliklere sahip olduğunu söyledi. Yalman, Milli görüşün 45 yıldır aynı çizgide düşüncelerini sürdürmekte olduğunu belirterek, “Bu dava fedakarlık ister. Para pul makam hazzını duymayan bir topluluğuz. Bu dava da Allah sizi milli görüşe seçmiş ve üye yapmış. Bundan büyük şeref mi olur. Alnınızı secdeye koyun ve şükredin bu büyük nimettir.” Daha sonra tek liste ile gidilen seçimde, Kemal Kor ilçe başkanı seçildi. Genel kurula, Yalman, Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hasan Hüseyin Uyar, Saadet Partisi Karapınar İlçe Başkanı Kemal Kor ile partililer katıldı.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 25 Ekim 2017
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Hükümetin 15 yıl önce iktidara gelirken ‘3Y’ ile mücadele sözü verdiğini söyleyen Karamollaoğlu, “Yolsuzluk-yoksulluk-yasaklar. Yolsuzluktan, kendi bakanları bile şikâyet eder hale geldi. 3Y’nin 3’ü de fiyaskoyla sonuçlandı. Şimdi ‘1Y’ ile mücadele ediyorlar. O da yorgunluk. Metal yorgunluğu” dedi. İKTİDARIN GÜNDEMİ BELEDİYELER, MUHALEFETİN GÜNDEMİ MÜFTÜLER Türkiye’nin haftalardır sadece iki konuya kitlendiğine dikkat çeken Karamollaoğlu, “Belediye başkanlarının istifası ve müftülere nikâh kıyma yetkisi yer alıyor. Belediye başkanları istifa edecekler mi etmeyecekler mi? Direnecekler mi, direnmeyecekler mi? Günlerdir konuşulan konu bu. Belediyelerin 15 yıllık süreçte nasıl yönetildiğine dair bilançoyu açıklamak yerine, tam tersine bunlara kimse temas etmiyor, ettirilmiyor. Millete asıl bunu açıklamak gerekir. Kamu kaynaklarını nerelere, nasıl harcadılar bunu sorgulamak gerekir. İmar değişikliklerin altında neler yatıyor. Kimlerin bu imara değişikliğinden büyük rant elde ediyor. Maalesef tam olarak bilinmiyor” diye eleştirdi. HÜKÜMETİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEYİN! Karamollaoğlu, muhalefettin Türkiye’nin gerçek gündeminden uzak hareket ettiğinin altını çizerek, uyarılarda bulundu. Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Muhalefet, müftüler nikâh kıysın mı kıymasın mı? Müftüler nikâh kıyarsa laiklik elden gidecek! Oysa Türkiye elden gidiyor. Toprak ayağımızın altında kayıyor. Kimse bu konuyu ciddi bir şekilde el almıyor. Suriye İdlib meselesi önümüzdeyken, Kuzey Irak meselesi önümüzdeyken, terör, ekonomik kriz önümüzdeyken bugün memleketin bütün dertleri bitti de en büyük derdimiz bu mu? İnsanlar hayret içinde kalıyor. Muhalefetin müftü nikâhı tartışması ziyadesiyle gayesiz ve sentetik görünüyor. Sokakta insanlara sorduğunuzda konuştuğu mesele müftü nikâhı değil, ekonomik güvencesizlik, hayat pahalılığı, işsizlik. Buradan muhalefete seslenmek istiyorum. Hükümet algı operasyonlarını çok iyi yapıyor. Çünkü hükümetin başı ne zaman derde girse bu tür konuları getiriyor. Problemleri erteliyor. Üzerinde durmasını istemiyor. Muhalefete diyorum ki, bu tür algı oyunlarına gelmeyin. Hükümetin ekmeğine yağ sürmeyin.” HÜKÜMET 3Y’DEN 1Y’E GELDİ Hükümetin 15 yıl önce iktidara gelirken 3Y ile mücadele edeceğinin sözünü verdiğini söyleyen Karamollaoğlu, “3’Y olan yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar. Yolsuzluktan, kendi bakanları bile yolsuzluklardan şikâyet eder hale geldi. Hatta bazı bakanları bundan sonra yolsuzluk olmayacak diye açıklama yaptı. Kendilerinden önce yolsuzluğun yapıldığına ima ve itiraf ediyor. Yoksulluk, 9 milyon kişi yeşil kartla geçiniyor. 30 milyon vatandaşımız yoksulluk sınırın altında yaşıyor. Yasaklara gelince, zaten 15 aydır ülke OHAL kararnameleri ve tek kişinin ağzından çıkan sözlerle yönetiliyor. ‘3Y’ bütünüyle ortadan kalktı. Hükümetin en çok üzerinde durduğu konu artık arada sırada gündeme geliyor. Peki, 3Y fiyaskoyla sonuçlandı 1Y kaldık. O da yorgunluk ve metal yorgunluk” tespitinde bulundu. BELEDİYE BAŞKANLARI NEDEN İSTİFA ETTİRİLİYOR? İktidarın belediye başkanlarını değiştirmek yerine kendi politikasını değiştirmesi gerektiğini vurgulayan Karamollaoğlu, “İktidardaki arkadaşlar, politikalarını değiştireceklerine en alt kademede bulunan politikaları tatbik edenleri değiştiriyor. Böylece ülke problemlerinin çözüleceğini sanıyor. Alt kademedeki insanlar değişiyor. Belediye başkanları kanuna göre hareket eden kişilerdir. Denetleme mekanizmasına göre denetleniyordu. Bu hükümet denetleme mekanizmasını felç etti. Onun için iktidarın bu teşebbüsü kendi ayağına kurşun sıkıyor. Bu davranış her gün AK Parti’nin erimesini sağlıyor. Maalesef bunun farkında değiller. Cevaplanması gereken önemli sorular vardır: Örneğin bu başkanlar niçin istifa ettiriliyor? İstifa etmek istemeyen başkanlar, ‘gereği yapılır’ diyerek niçin ve ne ile tehdit ediliyor? Eğer bu başkanların hukuksuz durumları varsa neden yargı yolu değil de, tehdit ve istifa yolu seçiliyor? Bu sorularının hiç birinin cevabı yok” diye konuştu. TÜRKİYE BİR GECELİK POLİTAKALARLA YÖNETİLİYOR Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde sık olarak kullanmaya başladığı ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ söylemini değerlendiren Karamollaoğlu, “Bir gece ansızın vurabiliriz.’ Oysa Türkiye’nin problemi de bu aslında. Her şeyin bir gecede ansızın olmasıdır. Düşünme yok, plan yok, proje yok. Bir gece ansızın TEOG kaldırılıyor. Bir gece ansızın üniversite sistemi değişiyor. Bir gece ansızın vergi sistemi değişiyor. Bir gece ansızın belediye başkanları istifa ettiriliyor. Bu da akılarda şu soruyu oluşturuyor. Türkiye bir gece ansızın bir seçim kararı alabilir mi sorusunu akıllara getiriyor. Çünkü şu anda iktidar attığı her adımı, ülkeyi düşünerek değil seçimi düşünerek atıyor. Belediye başkanlarının zorla istifa ettirilmeye çalışılması bir baskın seçim hazırlığıdır. Burada Cumhurbaşkanı şu mesajı da veriyor. Bana güven belediyeleri de ben yöneteceğim. Ülkeyi de ben yöneteceğim. Ben yönetirsem iyi yönetirim diyor sayın cumhurbaşkanı” ifadesini kullandı. İNSANLAR BÜYÜLENMİŞ VAZİYETTE Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İstanbul’a ihanet ettik’ sözüne dikkat çekerek, “Son beş yıldır, Türkiye; kandırıldık, aldatıldık, yanılmışız siyaseti ile yönetiliyordu. Şimdi buna ‘ihanet ettik’ siyaseti eklendi. Gerçekten anlamakta zorlanıyoruz. Bu kelimeyi ben kullanmaktan çekiniyorum. Bizi şaşırtan şu ki, yanlış yaparken de alkışlanıyorlar. ‘Yanlış yaptık, ihanet ettik, kandırıldık’ dediklerinde de alkışlanıyorlar. Biz buna büyülenme diyoruz. Bu işi düzeltmek imkânsız hale geldi. İnsanlar büyülenmiş vaziyette. İnsanlar etki altındalar. Etkinin altından kurtulmadan doğru ile yanlışı ayırt edemiyorlar. Evet, Cumhurbaşkanımız İstanbul konusunda son derece haklı, ortada bu şehre karşı yapılmış büyük bir ihanet var! Dünyanın en güzel, en kadim şehirlerinden birisi nasıl yaşanılamaz hale getirilir bunu gösterdiler. Biz hem İstanbul için hem ülkemiz için endişeleniyoruz. Ama asıl endişemiz şu: kendi ifadeleri ile bugün İstanbul’a yaptıkları ihaneti yeni fark edenler yarın Türkiye’ye yaptıkları yanlışı fark ettiklerinde çok geç olabilir.” diye uyardı. CUMHURBAŞKANI’NIN D-8 KONUŞMASINI DESTEKLİYORUZ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın D-8 konuşmasını baştan sona kadar desteklediklerini vurgulayan Karamollaoğlu, “Bize diyorlar ki, hep eleştiriyorsunuz. Bunlar hiç mi doğru şeyler yapmıyorlar? Elbette yapıyorlar ve doğru şeyler yaptıkları zaman biz de alkışlamasını biliriz. Mesela sayın Cumhurbaşkanının geçen hafta D-8’in zirve toplantısında yaptığı konuşmayı sonuna kadar destekliyoruz. Orada söylediklerinin altına imzamızı atıyoruz. 15 Yıl sonra sayın Cumhurbaşkanı’ndan D8’in önemini dinlemek güzel. Ama aslolan söylem değil eylem. Biz Hükümetin artık laftan, icraata geçmesini istiyoruz” çağırısı yaptı.
Genel Başkanımızın Haftalık Gündem Değerlendirmesi | 25 Ekim 2017
Ekim Ayı İl Divan Toplantısı | 22 Ekim 2017
Ekim Ayı İl Divan Toplantısı | 22 Ekim 2017
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan, “Parti olarak, toplumun vicdanı ve mayasıyız. Olayların gerçek yüzünü görebiliyoruz. Yaklaşımlarımıza her zamankinden daha fazla dikkat edeceğiz. Çünkü bu toplumun bize çok ihtiyacı var” dedi Saadet Partisi Eylül Ayı İl Divan Toplantısı, partinin İl Başkanlığı binasında gerçekleştirildi. Düzenlenen toplantıya; Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan’ın yanı sıra; Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, Saadet Partisi Konya İl Başkanı Av. Hasan Hüseyin Uyar, il başkan yardımcıları, Karatay Eski Belediye Başkanı Mehmet Genç, Selçuklu İlçe Başkanı Av. Mustafa Derbentli, Meram İlçe Başkanı Av. Şuayip Koçak, Karatay İlçe Başkanı Ali Genç, diğer ilçe teşkilatı başkanları, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şube Başkanı Mehmet Parlak ve çok sayıda partili katıldı. Genel Başkan Yardımcısı Doğan, insanların özellikle son 50-60 yıl içinde ilk defa bu kadar geleceğe dair karamsarlık içinde olduğunu aktardı. Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıların başlıklar halinde konuşulduğu takdirde bile saatler alacağını kaydeden Doğan, “Ekonomik olarak, gemi karaya vurdu. Sosyal hayatımızda büyük deprem var. Adeta cinnet geçiriyoruz. Dış politikada büyük kaoslar yaşanıyor. Bu kaos, dalga dalga bütün dünyayı sarıyor” dedi. SIKINTI KİŞİLERDE DEĞİL ZİHNİYETTE Ülkenin yaşadığı sıkıntıların içinde sadece istifaların konuşulduğunu söyleyen Doğan, istifaların AK Parti’nin iç meselesi olduğunu hatırlattı. Doğan, “Türkiye’nin en büyük belediye başkanı bir günde istifa etti. Kötü mü oldu? İyi olmuştur herhalde. Birkaç belediye başkanı daha istifa etti. Gözler, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ve diğer büyük belediyelere çevrildi. Sıkıntı, birilerinin istifa edip etmemesi değil. Olayların oluş şekli, asla kabul edilebilecek türden değil” diye konuştu. Bedelini millete ödetecek adımlar atmanın, kimseye bir şey kazandırmayacağını vurgulayan Doğan, daha sonra şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün bir ifade kullandı. ‘Hep birlikte İstanbul’a ihanet ettik, ihanet etmeye de devam ediyoruz’ dedi. Gülsek mi ağlasak mı? Bu cümlenin neresinden tutalım? İnşallah Cumhurbaşkanı aynı cümleleri, Türkiye, Suriye ve Filistin için kullanmak zorunda kalmaz. Cumhurbaşkanımız bir başkası hata yaptığında bedelini iyi ödetiyor. Aynı hatayı kendisi yaptığı zaman sessizce geçiştiriyor. Böyle bir dünya yok. Yapılan bütün güzel şeylerin kendisinden bilinmesini istiyor. Erdoğan, bütün tavrı ve davranışları ile birşeylere yeniden başlamak istiyor. Herşeyi çok eskitti, yeniden başlaması mümkün değil. Teşkilatlarda varolan yorgunluk o kadar büyükki; asla geçmeyecek. Metal yorgunluk, teşkilatlarda veya kurmaylarda değil. En büyük yorgunluk Cumhurbaşkanındadır. Bunu görmeden bazı yanlışları düzeltmek doğru değil. AK Parti teşkilatlarının kusuru yok. Tek kusurları, Cumhurbaşkanının söylemlerini harfiyen yapmalarıdır. Ne kadar değişim yapılırsa yapılsın. Sorunlar çözülebilecek gibi değil. Çünkü sıkıntı insanlarda değil zihniyette.” OYUN KURANLARIN OYUNCAĞI OLMAYALIM “Bir kişi veya kurumun dün yapmış olduğu hatayı kabul etmesi erdemli davranıştır. Dünkü yanlışı bugünkü yanlışı kapatmak için kabul ediyorsa bu sahtekârlıktır” diyen Doğan, “Akıl, ne halde olduğumuzu görmektir. Adım atmadan önce her işin sonucu düşünülmelidir. Sürekli ülke olarak hüsrana uğruyoruz. Artık insanların bu hüsranları kaldıracak gücü de kalmamıştır. Bu hale nasıl geldik? AK Parti, iktidara geldiğinden beri yani 15 yıldır hiçbir temel konuda kendi oyununu kuramadı. Hep başkasının oyununu oynadı ve maalesef hep de kaybetti. Suriye, Irak ve çözüm sürecinde oyunu biz kurmadık yanıldık. Ülke olarak ciddi sıkıntılar çekeceğimizden endişe ediyoruz. Ekonomide oyunu biz kurmadık İş adamlarını ve esnafları bankalara mahkum ettik. Milli Eğitim’de de oyunu biz kurmadık. 5 sistem, 6 bakan değiştirdik. Oyun kuran büyük ülkelerin oyuncağı olduk. Kurulan oyunları tarih şahit hep Milli Görüş harekâtı bozmuştur. AK Parti, meselelerin içi ile değil; her zaman şekli ile uğraştı. Okul yapmayı eğitime, adalet sarayı yapmayı adalete yatırım olarak gördüler. Dünyanın en muhteşem okulları da yapılsa, içinde kaliteli eğitim yoksa hiçbir işe yaramaz” açıklamalarında bulundu. TOPLUMUN HAREKATIMIZA İHTİYACI VAR Bundan sonraki günlerde toplumun Saadet Partisi’ne göre şekil alacağının sinyallerini veren Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan, toplumun vicdanı ve mayası olduklarını konuşmalarına ekledi. Parti olarak yaklaşımlarına her zamankinden daha fazla dikkat edeceklerini ifade eden Doğan, rüzgar ile gelenin rüzgar ile gittiğini dile getirdi. Sağlam adımlarla, kızmadan ve küsmeden hareket edeceklerini kaydeden Doğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “AK Partilisi de, MHP’lisi de, CHP’lisi de HDP’lisi de bizleri gördüğü zaman; en rahat dönemlerinin rahmetli Erbakan hocanın iktidar olduğu dönemler olduğunu söylüyorlar. 81 ilde 3 bin 80 tane il yönetim kurulu üyemiz var. 970 ilçemizdeki ilçe yönetim kurulu üyemizin sayısı, 24 bin 716. Türkiye’de varolan mahalle ve köy sayımız 50 bin 155. Bütün bu alanlarda teşkilatlandık. 167 bin sandıkta baş müşahitlerimizi oluşturduk. Güçlü bir aileyiz. Edirne’deki, Konya’daki, Ankara’daki, Viyana’daki partililerimiz bir olay yaşandığında olayın perde arkasını görebiliyor. Acılı günler geçirebiliriz. Ama güzel günler yakın.”
Ekim Ayı Bölge Divan Toplantıları | Ekim 2017
Ekim Ayı Bölge Divan Toplantıları | Ekim 2017
Saadet Partisi İlçe bölge divan toplantılarını gerçekleştirildi. Ilgın’da ki toplantıya Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, İl Başkanı Hasan Hüseyin Uyar, il yönetim kurulu üyeleri, Eski Ilgın Belediye Başkanı Yetkin Özalp, Sarayönü, Kadınhanı, Doğanhisar ilçe başkanları ve yönetimleri ile çok sayıda partili katıldı. Yoklama ve raporların okunmasının ardından konuşan Saadet Partisi Genel Sekreteri Tacettin Çetinkaya, “Gündemi şuanda Cumhurbaşkanı belirliyor. Ana muhalefetin de bir gündem belirlemeye niyeti yok. Şuan gündemde AK Partili belediye başkanlarının istifaya zorlanması var. Şuan seçime endeksli bir çalışma var. Yani erken seçim olabilir. İç kısmına karışmıyoruz ama sonuçta seçilmiş başkanlar görevden alınıyor. Bunu herkes kabul etmiş durumda, basında söylüyor köşe yazarları da çeşitli mecralarda bunu dile getiriyor” dedi. İSLAM BİRLİĞİ ŞART Dış politikada komşularda yaşanan problemlere de değinen Çetinkaya, şöyle konuştu. “Kuzey Irak’ta Irak, Türkiye ve İran bir araya gelerek aslında bizim yıllardır söylediğimiz İslam birliğini yani bölgedeki problemleri bölge İslam devletlerinin kendi aralarında çözmesi gerektiği konusunu gündeme getirdiler gerçekten uyguladılar ve netice alındı. Ama geldiğimiz noktada bugün Kerkük’ten Irak askeri geldi ve orayı çok kısa bir sürede ele geçirdi. Oradaki peşmerge dediğimiz Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin muhafızları kayboldular, şehri terk ettiler. Bunun sonucunda bazı sorular akla geliyor. Bu ırak ordusunun çok güçlü olmasından mı oluyor yoksa oradaki petrol şirketlerinin bu işte bir rolü mü var? Çünkü sessiz sedasız hiçbir yere zarar vermeden oradaki güç bir ada oradan uzaklaştırılıyor. Yoksa İran destekli Haçlı Şabi Milisleri’nin gücüyle mi burası ele geçirildi.” BOŞANMA DAVALARI HAT SAFHAYA ÇIKTI Daha sonra söz alan İl Başkanı Hasan Hüseyin Uyar da insanlığın Siyonist örgütler ve emperyal güçler tarafından maddi manevi bir şekilde sömürüldüğünü belirterek, “Saadet Partisi ve Milli görüş hareketinin yegâne amacı bütün bu sömürü düzenlerini ortadan kaldırarak yeryüzünde hak ve adalet merkezli bir dünya sisteminin kurulmasıdır. Sizin, bizim ve genel merkezimizin çalışmaları insanlığın kurtuluşuna mutlaka sonuç verecek ve insanlık kurtulacaktır. Milli görüş hareketi Erbakan hocamızdan bu yana bu memlekete her zaman hayır sağlamıştır. Hayrın dışında hiçbir zaman şer sahibi olmamıştır” şeklinde konuştu. “Ülkemizde ceza ve boşanma davaları hat safhaya çıkmış durumdadır” diyen Uyar, konuşmasına şöyle devam etti: “İcra takipleri önceki zamanların on katı yüz katı hatta bin katı seviyesindedir. Yani mesele bu ülkeye adliye binaları yapmak değil o binalara ihtiyaç olmayacak seviyeye getirmek, ahlaki seviyeyi yükseltmektir. Adliye binalarıyla insanlar övünemez. Ama o adliye binalarına başvuru ne kadar azalırsa o memleketteki ahlaki erozyon o derece önlenmiş demektir. Bu klasik bir laf değil, uyuşturucu kullanma yaşının 13’e kadar, sigara kullanma yaşının 9’a kadar düştüğü, uyuşturucu madde satışının önüne geçilemediği ve hat safhaya ulaştığı, üçüncü sayfa haberleri dediğimiz haberlerin televizyonlarımızı açtığımız zaman haberlerin birinci sınıfını teşkil ettiği bir zamanda yaşıyoruz. Bu toplumu içinde bulunduğu durumdan düzeltme adına çalışma ve gayret içinde olmazsak bunun hesabını gelecek nesillerin bizden soracağı gibi unutmayın ki bunun hesabını Allah da sorar.”
Evde Kal Film İzle
Covid-19 salgının tüm dünyada ve ülkemizde etkisini gösterdiği şu günlerde bildiğiniz üzere sinema salonları kapalı ve normalleşme sürecinde henüz açılması gibi bir şey gündemde değil. Hatta ve hatta 2. dalga söylentilerinin çıktığı şu günlerde bu pek mümkün gibi görünmüyor. İşte tam bu noktada devreye giren filmkox.net sitesi reklamsız film izle seçeneği ile karşınıza geliyor. Evde kaldığınız süre boyunca film izleme ihtiyacınızı karşılayabilecek olan sektördeki en güncel site olan Filmkox, sizlere sloganından da anlayacağınız üzere sinema tadında film izleme keyfi sunacak. Sitede 2019, 2020 yılında vizyona girmiş ve hatta 2021 yılında vizyona girecek filmleri de Türkçe Dublaj, Türkçe alt yazı şeklinde izleyebilirsiniz. İmkanlar el verdikçe en güncel yerli filmleri de yayınlayan site klasik ve göz yormayan teması ile izleyicilerin beğenisini çekiyor. Kullanıcıların en çok beğendiği özelliği siteye girince sadece film izlemeye odaklanabiliyor olması, diğer siteler gibi yan sekmede açılan reklamlarla kafa karıştırmıyor ve izleyicileri maddi olarak istismar etmiyor. Hem film izle hem film izlet ! Temasının en büyük özelliği olan kayıt olma özelliği sayesinde sizler hem film izlerken hem de beğendiğiniz filmleri diğer insanlara da izletebiliyorsunuz. Üstelik piyasaya çıkacak olan filmlerin oyuncuları, bütçeleri gibi güncel haberleri yazabileceğiniz haber ekle seçeneği de bulunuyor. Tam anlamıyla günümüz teknolojisine göre modernize edilmiş bu site 2020 yılında kurulmasın rağmen kısa sürede sektörde tanınmıştır ve film izlemek insanların uğrak noktası olmuştur. Ayrıca 7/24 çalışan editör ekibi sayesinde yabancı filmlerin alt yazılı halini sizlerle paylaşmaktadır. Uzun yıllar boyu sektörde varlığını sürdürmek isteyen site öyle yapacak gibi de duruyor. En azından sektörde tanınmasını sağlayan reklamsız film izletme seçeneği devam ettiği sürece bu böyle kalacaktır. Sitede kategori seçerek size en uygun türde filmleri izleyebilirsiniz ayrıca siteye eklenmesini istediğiniz filmleri, herhangi bir filmin altına yorum atarak veya sitede bulunan iletişim bölümünden bildirerek eklenmesini sağlayabilirsiniz. Film izlerken keyfili saatler geçirmenizi umarız ve iyi günler dileriz.
Selçuklu İlçe Başkanı Mustafa Derbentli’nin Gündem Değerlendirmesi | 18 Ekim 2017
Selçuklu İlçe Başkanımız Mustafa DERBENTLİ 18.10.2017 çarşamba günü İl Teşkilatımızda gündem değerlendirmesinde bulundu. Mustafa Derbentli sözlerinde şu ifadelere yer verdi: Basınımızın değerli mensupları, hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyor ve katılımlarınız için teşekkür ediyorum. Öncelikle dün vefat eden Eminönü Belediyesi eski başkanımıza Lütfi KİBİROĞLU’na Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Rahatsızlığından dolayı hastaneye kaldırılan Deniz BAYKAL’a da acil şifalar diliyorum. FETÖ OPERASYONLARI İLE ALAKALI GÖRÜŞLERİMİZ Türkiye, 15 Temmuz hain darbe girişimini milletle devletinin dik duruşu sayesinde bertaraf etmiştir. Başta Rahmetli Erbakan Hocamız olmak üzere bu yapıya karşı her zaman seviyeli durduk ve sadece bu iktidarı değil tüm iktidarları bu yapıya karşı uyardık. Ancak ne yazık ki seçim ve oy kaygısı ile söylediklerimiz hiç dikkate alınmadı ve bu yapıya ne istedilerse verildi sonu da 15 Temmuz hain darbe girişimi oldu. Öncelikle şunu söylemek isteriz ki hangi gruba ya da meşrebe bunlara verilen imkanlar verilir ise aynı şeyi yapar. Dolaysıyla devlet bu gibi gruplara karşı dikkatli, temkinli ve itidalli olmalıdır. Bu örgütle alakalı Sayın Cumhurbaşkanımızın tanımlaması son derece doğrudur. Altı ibadet, ortası ticaret üstü ihanet. Ne yazık ki ihanetten ve ticaretten memlekette kimse kalmamışken ibadet kesiminin üstünde boza pişirilmektedir. Bir de bunlarla hiç alakası olmadığı halde tutuklanmamak için bildiği tüm isimleri sayan sözde itirafçılar yüzünden içerde olanlar vardır. Tabi bir de bylock iddiası. Öncelikle örgütle alakalı bilgi verip sonrası bylocka geçiş yapacağız. Gerek iddia makamları gerekse de mahkeme heyetleri FETÖ/PDY Silahlı Terör örgütüne ilişkin bu örgütün hangi mahkeme kararıyla ne zamandan beri silahlı terör örgütü olarak kabul edildiğine dair bir tespit yapmamaktadırlar. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bir oluşumun terör örgütü olup olmadığının belirlenmesi, yapılacak yargılamanın sonucuna göre mahkemelere aittir. Mahkemeler bu belirlemeyi anayasa ve yasalarla ortaya konulan normatif kurallara ve istikrar gösteren yargısal uygulamalara uygun biçimde gerçekleştirir. Mahkeme kararlarında FETÖ/PDY’ nin silahlı terör örgütü olarak kabul tarihine ilişkin kesin bir tarih yoktur. Bu husus çok önemlidir, zira örgüt kuruluşundan itibaren belirli zamana kadar faaliyetlerini “cemaat” görünümlü olarak sürdürmüştür. Bu durumu devletimizin yasama, yürütme ve yargı erklerinin en yüksek yöneticileri (Cumhurbaşkanı, Başbakan , Bakanlar, Yüksek Yargı Başkanları…) beyanlarında açıkça ortaya koymuşlardır. HSK’ nın mevcut başkan vekili Mehmet Yılmaz, 15 Temmuz Darbe girişiminden önce bu yapıya mensup hakim ve savcıların niçin çalışmaya devam ettiklerini, görevden alınmadıklarını açıklarken ‘’Biliyorsunuz bu örgütün silahlı terör örgütü olup olmadığı konusunda tartışma vardı. Bunun kriminal hale gelmesi için silahlı terör örgütü tespitinin yapılması gerekiyor. ‘’ beyanında bulunmuştur. Keza TBMM 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu bir önceki Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ile, eski başbakanlardan sayın Ahmet Davutoğlu’na gönderdiği yazılı sorular sorduğu ve gönderilen cevaplarda örgütün “cemaat” olarak adlandırıldığı görülmektedir. Bu oluşumun terör örgütüne dönüşüm süreci olarak 2014-2016 yıllar arasında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu gösterilmekte ise de; söz konusu tarihler arasında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarında bu oluşum bir terör örgütü olarak tanımlanmayıp ‘’legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılar’’ şeklinde genel bir tanımlama yapıldığı ilk defa 26.05.2016 tarihli MGK toplantısında bu yapı için terör örgütü kavramı kullanıldığı ve nihayet 28 eylül 2016 tarihli MGK toplantısında da FETÖ/PDY olarak adını net olarak konulduğu görülmektedir. Görüldüğü üzere farklı tarihler ortaya konulmakla birlikte net olarak bir terör örgütü kabul tarihi yoktur. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi ‘nin 06.05.2016 tarih, 2016/162 K. Sayılı kararında sanıklar Can Dündar ve Erdem Gül’ün FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım suçlaması ile ilgili olarak “FETÖ/PDY olarak açıklanan silahlı terör örgütü varlığı yönünden kesin bir yargı hükmünün mevcut olmadığı….’’demek suretiyle dosyanın ayrılmasına karar vermiştir. 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi öncesinde de Devletimizin resmi yazışmalarında da bu yapıdan bir terör örgütü olarak bahsedilmemiştir. Bu örgüt 1970’li yıllardan itibaren tüm iktidarlar döneminde devlet kurumlarında yapılansa da bunu cemaat görünümü ile yaptığı için kimse fark edememiş ve bu bağlamda hayatın her alanında var olabilmişlerdir. Yürütme organı olan Bakanlar Kurulu eli ile 17 üniversite açmalarına izin verilmiştir ki 15 Temmuz sonrası hepsi kapatılmıştır. 15 Temmuz 2016 tarihinden önce bu örgüte müzahir okul, banka, dernek, vakıf, hastane, sendika, yazılı ve görsel basın kuruluşları faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Silahlı terör örgütünün bu kabil kurum ve kuruluşları olamayacağına göre bu kurum ve faaliyetlerini sürdürmesine izin verilmesi devletin 15 Temmuz 2016 ‘dan önce bu yapıyı resmi olarak silahlı terör örgütü kabul etmediğini göstermektedir. Aksi halde devletin silahlı terör örgütüne bu faaliyetleri yaptırdığının kabulü gerekir ki bu mümkün değildir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla oluşmuştur. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin güncel 15.07.2015 tarih ve 2015/3515 ESAS sayılı kararında denildiği üzere, silahlı terör örgütü üyesi kabul edilen kişi örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmalı, örgütün siyasi ve askeri eğitimlerine katılmış olmalı, örgütün faaliyetlerine iştirak etmeli, örgüt tarafından düzenlenen eylemlere sürekli ve düzenli olarak katılıp aktif rol oynamalı ve örgüte yardımı sürekli hale getirmelidir. Yıllarca “cemaat” sonraları da “hizmet” adı altında faaliyet gösteren bu oluşum ne yazık ki bizi yönetenleri olduğu gibi vatandaşı da kandırmışlar, aldatmışlardır. Sırf Allah rızası için burs veren, bağış yapan, destek olan milyonlarca vatandaşımız vardır. Şimdi bunlara “neden burs verdin? Neden kurban bağışı yaptın? Neden destek oldun?” denilerek insanlar tutuklanıyor haklarında dava açılıyor hatta ceza veriliyor. Gelelim bylocka. Nedir bylock? Bylock; 2014 nisan ayından 2016 yılı şubat ayına kadar hizmet veren anlık mesajlaşma uygulamasıdır. Google playstore ve apple applestore uygulama mağazalarından indirilebilen, hala da apk dosyası şeklinde çeşitli açık depolarda bulunan tüm dünyaya açık bir uygulamadır. Bir milyona varan indirme sayısına ulaşmıştır. Uygulamaya ulaşılabilmekle birlikte uygulama sunucusu erişilebilir durumda değildir. Uygulama sunucusu, hizmet verdiği dönemde Litvanya’da dır. MİT, GSM operatörlerinden ve TİB den bylock sunucusunun bulunduğu IP ye bağlanan IP lerin bilgisini istemiştir. MİT in bu talebi karşısında %85 i Fetö cü olan TİB deki örgüt mensupları dijital verilerle oynayıp geçmişi silip alakası olmayan insanların IP lerini sisteme dahil etmişlerdir. Burada TİB le alakalı bazı beyanatları hatırlamakta fayda var. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN: “ tüm pisliklerin kaynağı TİB dir.” Başbakan Sayın Binali YILDIRIM: “Bylocka bile montaj yapmışlar. Gözlerine kestirdikleri bazı isimleri bylock kullanıyor gibi gösterdiklerini biliyoruz.” İçişleri Bakanı Sayın Süleyman SOYLU: “2. Bylock dediğimiz olayda operatörden kaynaklanan bir endişe var” demişlerdir. Tüm söylenenlere rağmen ne yazık ki %85 i fetö den atılan TİB in verileri dikkate alınarak insanlar gözaltına alınmakta hatta ceza verilmektedir. Burada irdeleyeceğimiz husus “ben bylocku hiç görmedim adını
Karatay İlçe Teşkilatı Ekim Ayı Divan Toplantısı | 16 Ekim 2017
Saadet Partisi Karatay İlçe Teşkilatı Ekim Ayı İlçe Divanını gerçekleştirdi. Toplantının basına açık bölümünde konuşan ilçe başkanı Ali GENÇ şu sözlere yer verdi. Ekim ayı ilçe divan toplantımıza hoş geldiniz. ABD VİZE KRİZİ Ülke gündemi çok yoğun, her gün yeni bir krizle, yeni bir sorunla güne başlıyoruz. Bu kadar yoğun gündem arasında sorunları bile tam olarak konuşamıyoruz. Geçtiğimiz günlerde ABD ile bir vize krizi problemi yaşadık. Bir konsolosluk çalışanının gözaltına alınması ve sorgulanması ile başlayan bu süreç ABD’yi rahatsız etmiş ve iki ülke arasında vize krizine yol açmıştır. Bir konsolosluk çalışanının gözaltına alınması dost ve müttefikimiz olan ABD’yi niçin bu kadar rahatsız etmiştir. Bunun birçok sebebi olabilir Bunun arkasında elbette son dönemde İran ile yapılan anlaşma ve yakınlaşmalar olabilir. Bunun arkasında Rusya ile S 400 füzeleri ile için yapılan anlaşmalar olabilir. Türkiye, İran, Suriye ve Rusya ile birlikte Astana yapılan müzakereler olabilir. Bunlar son dönemde Türkiye adına yapılan önemli çalışmalardır, bunları önemsiyor ve tebrik ediyoruz. Bunlar ABD’nin peşine takılmadan 15 yıl önce yapılması gereken çalışmalardı. Ama geçte olsa böyle bir işbirliğinin ülkemiz ve bölgemiz açısından önemi büyüktür. Yıllar önce Merhum Erbakan hocamız batıyla olmaz dediği zaman, bu arkadaşlarımız batısız olmaz diyorlardı, bugün geldiğimiz nokta batıyla olmayacağıdır. Çünkü Batı hep ikiyüzlü olmuştur. Batı hep kendi menfaatlerini düşünmüştür. Batı hak ve adalete dayalı bir sistemi esas almamıştır. Batı gücü hak sebebi saymıştır. Batı temelinde kan, gözyaşı ve zulüm vardır. Şimdi şöyle bir bakalım dost ve müttefik ülke dediğimiz ABD’nin bize yaptıklarına Bize paramız ile vermediği silahları Türkiye’nin terör örgütü dediği örgütlere veriyor. Hem de Türkiye’de bile olmayan silahları veriyor. Öyle az buz bir rakam da değil, bin tırın üzerinde bir silahı ücretsiz gönderiyor. Burada bir durup düşünmemiz lazım, böyle dost ve müttefik olur mu? Böyle ne dostluk olur, ne de müttefiklik olur. Öyle ise bunun karşılığını bizde onlara vermemiz lazım. Yani onlar bize bir yaptırım uyguladıktan sonra, bir adım atmak değil mesele O adımı bizim atmamız lazım ve bundan da asla çekinmemiz lazım. ABD ve NATO ÜSLERİ KAPATILMALI Öncelikle ABD başkanı Donald Trump ile yapılan görüşmede THY için sipariş verilen maliyeti 11 milyar doları bulan 40 adet uçak siparişi derhal iptal edilmelidir. ABD ile imzalanmış bütün anlaşmalar gözden geçirilerek askıya alınmalıdır. Bugün Türkiye’nin neredeyse her tarafı ABD ve NATO üsleriyle sarılmış durumda Bu üsler derhal kapatılmalı ve TSK’nın emrine verilmeli 15 Temmuz darbesi dahil olmak üzere her darbede adı geçen incirlik üssü acilen kapatılmalı ve ABD Dost ve Müttefik Ülke tanımlaması gözden geçirilmelidir. Ve bunları yaparken asla bunlar bize ambargo uygularsa ne yaparız diye bir endişeye gerek yok Bugün ABD’nin ambargo uyguladığı ülkeler Rusya ve İran daha güçlü ve kendi ayaklarının üzerinde durabiliyorlar. Bizlerde ekonomisi dışa bağımlı, tüketen bir ülke değil üreten bir Türkiye diyoruz. Kendi ayakları üzerinde durabilen bir Türkiye diyoruz. Yol yapalım, ama o yolu yapacak makineleri de yapalım diyoruz. Havaalanı yapalım. Dünyanın en büyük, en modern havaalanları bizde olsun. Ama o havaalanlarına inecek uçakları biz yapalım istiyoruz. Onun için diyoruz üreten bir Türkiye, güçlü bir ekonominiz yoksa maalesef şahsiyetli bir dış politikanızda olmuyor. Şahsiyetli bir dış politika için yeniden büyük Türkiye’yi kurmamız lazım. Bir taraftan bunlar olurken ABD ile, AB ile olan ilişkilerimizde muhataplarımızı asla memnun edemiyoruz. Onlar biz ne yaparsak yapalım, verdikleri ev ödevlerini ne kadar iyi yaparsak yapalım onları memnun edemiyoruz. Onlar asla bizden razı olmuyorlar. Ama biz hala AB’ye girmeye çalışıyoruz bunu da anlayabilmiş değiliz. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Türkiye’nin AB üyelik süreci ile ilgili olarak, “Biz bu süreci her türlü olumsuzluğa rağmen sürdürmekte kararlıyız. Süreçten Türkiye olarak geri çekilme niyetimiz yok.” ifadelerini kullandı. 1960 yılından beri mücadele ediyoruz üye olmak için. 1963 yılından bugüne AB’nin kapısında bekleyen ikinci bir ülke var mı? Yok. Yol yürürken oyun içinde kural üstüne kural değiştirilen ve kendi aleyhine pek çok içtihat oluşturulan ikinci bir ülke de yok. Dikkat ederseniz bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye, AB sürecinden vazgeçmedi. Açılan fasıllar, bütün konular bittiği halde kapanmadı. Yıllardır açılan faslı kapayamayan bir ülke pozisyonundayız ama Türkiye buna rağmen de bu süreçten vazgeçmedi. Biz şunu iyi biliyoruz. Türkiye AB’ye güç katacak ve AB üyesi olması halinde de buradan güç kazanacak bir ülkedir. İki tarafa da kazan-kazan ilkesi çerçevesinde kazandıran bir süreçtir. Biz bu süreci her türlü olumsuzluğa rağmen sürdürmekte kararlıyız. Süreçten Türkiye olarak geri çekilme niyetimiz yok. Biz bu zihniyeti anlayamıyoruz. Bizi almamak için ellerinden geleni yapıyorlar, ama biz hala gireceğiz diye tutturuyoruz. Şu Avrupa Birliğine gösterdiğimiz performans, çalışmanın onda birini D 8 için, İslam Birliği için uğraşılmış olsa bugün daha farklı olurdu. Daha saygın bir konumumuz olurdu. Ne bugün Ne İran’ın üzerine bu kadar gidebilirlerdi ne Türkiye’yi bu kadar sıkıştırabilirlerdi. Ne Suriye, ne Irak, ne Libya, böyle parçalanmazdı. Ekonomik olarak da bugünkünden daha güçlü bir ülke olurduk. BOP B.O.P Büyük Ortadoğu Projesi tıkır tıkır işliyor. Adamlar adeta çayın taşı ile çayın kuşunu vuruyor. Bölgede ciddi bir oyun oynanıyor. İslam ülkeleri böl, parçala, yut anlayışı ile ufak lokmalar haline getirilmeye çalışılıyor. Bu noktada hem biz, hem de diğer ülkeler çok uyanık olmalı birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeliyiz. Bizler Saadet Partisi olarak bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz. Elele verirsek uyarılarımız dikkate alınırsa aşamayacağımız bir problem yoktur. Bizler bu gemide hep beraber yaşıyoruz, bu ülke bizim seksen milyon hepimiz kardeşiz bu ülkede birlik ve beraberliğimizi bozacak aramıza kin ve nefret duygusunu artıracak söylem ve eylemlerden mutlaka kaçınmalıyız.