Saadet Partisi İl Başkan Vekilimiz Ali Genç, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Gastrofest’i sert sözlerle eleştirdi. Saadet Partisi Konya İl Başkan Vekilimiz Ali Genç, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek, “Gazze’liler gıda bulamazken bizim belediyelerimiz milyonlarca liraya yemek festivali yapıyorlar” dedi. Genç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:“Biz festival düşmanı değiliz. Biz kültüre, sanata, şehre değer katacak her organizasyonu destekleriz. Fakat Gazze’de çocuklar açlıktan ölürken; yaşlılar, kadınlar bir lokma ekmek bulamazken, milyonlarca lirayı 3–4 günlük bir yemek festivaline harcamak vicdanla, adaletle, insanlıkla bağdaşır mı?” “GAZZE’DE İNSANLIK DRAMI DEVAM EDİYOR” Bildiğiniz üzere yaklaşık 700 gündür Gazze’de büyük bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Genciyle, yaşlısıyla, çocuğuyla insanlar ağır şartlar altında yaşam mücadelesi verirken, açlık ve yoklukla sınanmaktadır. Tüm dünya, inancı ne olursa olsun, bu zulme karşı birleşmiş ve Global Sumud Filosu adıyla bir dayanışma hareketi başlatmıştır. Bugün, dünyanın 44 farklı ülkesinden gönüllüler, Gazze’ye bir parça gıda ulaştırabilmek için canlarını hiçe sayarak bu filoya katılmıştır. Buradan, bu kutlu mücadelede yer alan tüm gönüllülere en kalbi duygularımla teşekkür ediyorum. Onlar, canları pahasına Gazze’ye gıda ulaştırmaya çalışırken. Bizim gönlümüz, dualarımız, vicdanımız Gazze’deki kardeşlerimizle. Ama bizim belediyemiz ne yapıyor? Yemek festivalleri düzenliyor. “GASTROFEST DEĞİL, GAZZE’YE YARDIM!” Milyonlarca lirayı 3-4 günlük bir eğlenceye harcamak yerine, neden bu parayı Gazze’deki aç çocuklara göndermiyorsunuz? Gazze’de açlıktan ölen her çocuğun vebali, hepimizin vicdanına yüklenirken siz hiç mi sarsılmıyorsunuz? Biz diyoruz ki: Gastrofest değil, Gazze’ye yardım! Eğer bu şehirde bir festival yapılacaksa, o festival Gazze’deki kardeşlerimiz için dayanışma festivali olmalıdır. Bu şehirde organizasyon yapılacaksa, o organizasyon Gazze’ye gıda yardımı ulaştırma organizasyonu olmalıdır. Dün Akşam Türkiye, İspanya maçında Konyalı kardeşlerimiz hem stadyumun içerisinde hemde dışarısında Filistin için tek yürek oldular. Büyükşehirdeki yöneticilerin biraz vatandaşı dikkate alarak bu şehrin hassasiyetlerini dikkate almalarını öneriyoruz. “GAZZE’YE YARDIM İNSANLIĞIN ONURUDUR” Unutmayalım ki, bugün Gazze’de açlıktan ölen her çocuk aslında bizim vicdanımızda bir yaradır. Gazze’ye yardım etmek insanlığın onurudur. Ve biz bu onuru koruyacağız, bu vicdanı diri tutacağız.
Gençlik Kollarımız’dan “Ankara’da dayıya ihtiyacım var” programı
Saadet Partisi Konya İl Gençlik Kollarımız, KPSS Lisans sınavı sonrası “Ankara’da Dayıya İhtiyacım Var” adlı program düzenledi. Programda, sınavlarda yüksek puan almasına rağmen mülakatlarda elenen adayların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekildi. Sınav çıkışında kurulan stantta öğrencilerle bir araya gelen Saadet Partisi Konya İl Gençlik Kolları Başkanımız Ahmet Cevher Eröz ve yönetim kurulu üyeleri, adayların sınav deneyimlerini dinledi. Program sonrası açıklama yapan Eröz şunları söyledi:“Bugün KPSS Lisans sınavını geride bıraktık. Ne yazık ki öğrencilerimiz sınavlardan yüksek puan alsa da mülakatlarda adam kayırma ve torpil gibi sebeplerle elenebiliyor. Sosyal medyada ve çevremizde bu konudaki şikâyetleri sıkça duyuyoruz. Biz de bu probleme dikkat çekmek için bu çalışmayı yaptık. Bizim iktidarımızda kimse torpil için ‘dayı’ aramak zorunda kalmayacak. Adaletin, liyakatin ve emeğin değer gördüğü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Gençlerimize her zaman değer verdik, iktidara geldiğimizde de böyle olacak. Bugün Genel Başkanımız Mahmut Arıkan ve TBMM’de bulunan milletvekillerimiz mülakatlarda yaşanan sıkıntıları sürekli gündeme getiriyor. İnşallah bu sorun çözülecek ve herkes aldığı puana göre hak ettiği yerde mesleğine başlayacak.”
İl Başkan Vekilimiz Ali Genç eğitim sorunlarını gündeme getirdi
Saadet Partisi İl Başkan vekilimiz Ali Genç 2025-26 eğitim öğretim yılının başlayacak olmanı sebebi ile bir mesaj yayınladı. Genç mesajında “. Yeni yılın, sadece sembolik değil, gerçek anlamda nitelikli bir eğitim yılı olmasını; çocuklarımızın bilgiyi öğrenmekle kalmayıp uygulayabildiği, üretken ve güçlü bireyler olarak yetişmesini diliyorum.” Dedi. İşte Ali Genç’in mesajı; “Yeni bir eğitim-öğretim yılına başlarken, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğiyle ilgili kaygılarımızı da paylaşmak isterim. Okullarımızın açılması sevindirici olmakla birlikte, maalesef eğitim sistemimiz hâlâ gerekli reformlardan uzaktır. Çocuklarımızın teorik bilgiyi pratiğe dönüştürebileceği ortamlar, öğretmenlerimizin yeterli desteği alabileceği sınıflar ve öğrencilerimizin sınavlarda daha kaliteli sonuçlar elde edebileceği sistemler acilen hayata geçirilmelidir. Sevgili öğrencilerimizin başarılı, özgüvenli ve mutlu bireyler olarak yetişmeleri için hep birlikte çaba göstermeliyiz. Öğrencilerimizin daha temiz ve güvenli okullarda eğitim görmesi için tüm gücümüzle çalışmalıyız. Üzülerek görüyoruz ki okullarımızda hijyen neredeyse yok denecek kadar yetersizdir. İnşallah bakanlık yetkilileri, bu eğitim-öğretim yılı başlamadan okulların güvenliği ve temizliği konusunda gerekli adımları atmışlardır. Eğitim; sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda milli, manevi ve ahlaki değerlerin de çocuklarımıza kazandırıldığı kutsal bir yolculuktur. Bu yolculukta, ülkemizin kalkınması, milletimizin huzuru ve insanlığın barışı için düşünen, sorgulayan, araştıran ve erdemli bireylerin yetişmesi en büyük arzumuzdur. Bu eğitim-öğretim yılıyla birlikte sınav sistemlerindeki belirsizliklerin ve kaynak yetersizliklerinin son bulmasını temenni ediyorum. Yeni yılın, sadece sembolik değil, gerçek anlamda nitelikli bir eğitim yılı olmasını; çocuklarımızın bilgiyi öğrenmekle kalmayıp uygulayabildiği, üretken ve güçlü bireyler olarak yetişmesini diliyorum.”
AKIN; “ÇİFTÇİLERİN SAYISI YÜZDE 48 ORANINDA AZALMIŞTIR”
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı Ağustos Ayı il divan toplantısını partisinin il başkanlığında gerçekleştirdi. Divan Toplantısına Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Akın ve çok sayıda partili katıldı. Divan toplantısının basına açık kısmında konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Akın şu ifadelere yer verdi; Aziz ve muhterem Konyalı hemşerilerimizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum, Konya’mızın kıymetli basın mensuplarına teşekkürlerimi arz ediyorum. Basın toplantımızın Konya’mıza ve ülkemize hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak’tan diliyorum. Muhterem basın mensuplarımız; “Kimde mânâ varsa, hiç mahcûp değil. Kimde mânâ yoksa, olmuştur rezil. Şekle, ey sûret seven, mânâyı kat. Çünkü mânâ şekli yükselten kanat.” Şekilciliğin değil, mananın, ahlakın ve maneviyatın öncüsü destekçisi olan Konya’mızdayız, bundan dolayı büyük memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Misafirperverliğinizden dolayı bir kez daha teşekkürlerimi arz ediyorum. Kıymetli basın mensuplarımız Konyamızın ve milletimizin kendi problemleri ile baş başa bırakıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bakınız Konyamızda yeni büyükbaş çiftliklerine getirilen yasaklardan, su krizine, meraların tahrip edilmesinden, tarım arazilerinin imara açılmasına, merkez ilçelerdeki trafik sorununa, mahsulünü döken çiftçimizden bir çok problemi var. Ancak bu problemleri çözemeyen bir hükümet ile maalesef karşı karşıyayız. Bakınız yapılan bağımsız araştırmalar gösteriyor ki milletimizin birinci gündemi ekonomidir. İkinci gündemi adalettir. Ki, toplumun her kesiminden yükselen feryatlar da bu araştırmaları doğruluyor. Hal böyleyken hükümet, toplumun derdine çare olmak yerine, toplumun yüzde 2’sinin dahi gündeminde olmayan konuları ısrarla tartışmaya açıyor. Bizce bunda şaşılacak bir şey görmüyoruz. Çünkü hükümet, vatandaşını ağır reçetelerle ezerken, milletimizi oyalamayı tercih ediyor. Şu çok açık bir gerçek ki, kendi milletinden ekonomik sıkıntıyı kaldıramayan bir hükümet, hiçbir toplumsal kutuplaşmayı çözemez. Çünkü kutuplaşmaların temeli, güdümlü ve bozuk ekonomidir, terazisi bozulmuş adalettir. Bundan dolayıdır ki biz Saadet Partisi olarak, inşallah adil bir ekonomik düzenle, tam bağımsız Türkiye hedefiyle toplumsal barışı ve huzuru sağlayacağımızı ifade etmek istiyoruz. Bakınız Türkiye’miz yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle, insan kaynağıyla dünyanın sayılı ülkeleri arasındayken, milletimiz varlık içinde yokluk çekiyor, gözyaşı döküyor. İşte Türkiye’mizdeki genel tabloya baktığınız zaman; başta Konyamız olmak üzere Türkiye’de tarım ve hayvancılık çökme noktasına gelmiştir. 23 yılda 8 tarım bakanı değişmesine rağmen hâlâ çiftçilerimiz masraflarını karşılayamadığı için mahsulünü döküyor, sektörden çıkıyor. İşte 2002 ile 2012 arasında Konya’mızdaki kırsal nüfus dramatik bir şekilde yüzde 60 oranında düşmüştür. 980 bin olan kırsal nüfus 400 binin altındadır. Çünkü Konyalı hemşehrilerimiz kazanamıyor. 2000 yılına kadar kırsal nüfus artarken maalesef son 23 yılda nüfus düşmüştür. İşte geçtiğimiz günlerde bir patates üreticimiz feryat içinde mahsulünü döktü. Biber, karpuz, domates üreticimiz aynı şekilde gözyaşı döküyor. Diğer taraftan yine çiftçimizin alım gücünün ne kadar düştüğünü göstermek için çarpıcı rakamlar paylaşmak istiyorum. 1997 yılında çiftçimiz, 1 kg buğday satarak 2750 gr gübre alabilirken 2025 yılındayız, 1 kg buğday ile ancak 310 gr gübre alabiliyor. O yıllarda çiftçimiz 1 lt mazot almak için 2 kg buğday satıyordu. 2025 yılındayız 1 lt mazot alabilmek için 4 kg buğday satması gerekiyor. İşte çiftçinin hali budur! İşte bu yüzden; Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre 2008-2020 yılları arasında çiftçilerin sayısı yüzde 48 oranında azalmıştır. 2008’de 1 milyon 127 bin olan çiftçi sayısı 2019’da 600 bine kadar düştüğünü üzülerek görüyoruz. Besicimizin durumu ise çok farklı değil. Bakınız 1971’deki gazete kupürünü sizlere arz etmek istiyorum. Türkiye’miz Rusya’ya 1 Eylül 1971 yılında 40 bin büyükbaş hayvanı ihraç ediyor. Bugün ise kimsenin aklına gelmez ülkelerden, Sırbistan’dan et ithal ediyoruz. Diğer taraftan süt üreticimiz kahveye gidip oturup, 1 bardak çay içebilmek için 1 lt süt satıyor. Bu yüzden besicimiz masrafları karşılayamadığı için süt ineklerini kesiyor, buna bağlı olarak ülkemizdeki hayvan sayısı yeterli gelmiyor. İthalata neden oluyor. Ve tüm bu sebeplerden dolayıdır ki köyler, ilçeler boşalmış. Çiftçimiz en iyi bildiği işi bırakıp, büyükşehirlere göçüyor. Montajcı sanayii de asgari ücrete mahkûm bir şekilde çalışmak zorunda bırakılıyor. Diğer taraftan ekonomik hayatta korkunç bir pahalılık, enflasyon almış başını gidiyor, vatandaşımız hangi marketten neyi ucuz alırım diye indirim günlerini kovalıyor, ucuza ekmek alabilmek için halk ekmek kuyruğunda bekliyor. Sanayici, esnaf kan ağlıyor, borç içinde, gün geçmiyor ki bir sanayicimizin daha iflas ettiğini duymayalım. Emekli, memur, işçi geçinemiyor, her gün bir yerde kitlesel iş bırakma eylemleri görüyoruz. Muhterem kardeşlerim, bu kitlesel eylemler bugün bitse bile, seneye yine aynı tabloyu göreceğimizi belirtmek istiyorum. Çünkü ekonomi hükümet eliyle çökertilmiştir. İşte geçtiğimiz gün memurlarımız iş bıraktılar, maaşları yeterli gelmiyor, artık aldıkları maaş bırakın çocuk okutmayı, birikim yapmayı, yaşamalarına dahi yetmiyor. Büyükşehirlerde artık ikinci iş yapmayan memurumuz neredeyse kalmadı. Memurumuz cuma mesaiden çıkıp pazar günü de dâhil olmak üzere tabiri caizse köle gibi çalışıyor. İşsizlik had safhada, kayıtlı işsiz sayısı 3 milyondur, kayıt dışılarla, atanamayan gençlerimizle, öğretmen, sağlık görevlisi vs. birlikte 15 milyon işsiz olduğu tahmin ediliyor. Ve en önemlisi milletimizin milyarlarca dolarlık maden sahaları, devlet fabrikaları özelleştirme adı altında yok pahasına holdinglerin cebine konulurken, madenlerin çıkarıldığı ilçede yaşayan vatandaşlarımız yoksulluk ve işsizlikle boğuşuyor, yarı taş yarı tuğla evde yaşıyor. Diğer taraftan ihaleler yoluyla 1 liralık iş 3 liraya, bazen 5 liraya yapılırken, israf, istismar, ihmal, lüks ve şatafat ile milletimizin hazinesi boşaltılıyor, tüm bunlardan dolayıdır ki dış borç anormal bir seviyeye ulaşmış. Büyük miktarlarda dış borç faizi ödeniyor. Ve bunların sorumlusu sanki milletimizmiş gibi boşalan hazineyi doldurmak için halkımız haksız ve yüksek vergilerle eziliyor, tüm bunlara bağlı olarak hepinizin şahit olduğu üzere milletimizde müthiş bir stres yükü artmış, asayiş olayları patlak vermiştir. Ve gelelim dış politikaya. Maalesef işte geçtiğimiz gün Beyaz Saray’da verilen fotoğrafta bir kez daha gördük ki Avrupa Birliği Amerika’nın emrindedir, Amerika ise Siyonizm’in emrindedir. Biz bugüne kadar hep söyledik zaten bunlar birbirinin aynıdır. Bunlardan bize bir hayır gelmez diye ifade ettik. Erbakan Hocam ne demişti hatırlayalım: “Siyonizm timsaha benzer. Bu timsahın üst çenesi Amerika ise, alt çenesi Avrupa Birliği’dir. Beyni İsrail, gövdesi ise işbirlikçileridir.” demiştir. Hükümet ne yapıyor, efendim ben Avrupa Birliğine gireceğim. Bu yüzden uyum yasaları getireceğim. Getirdiniz işte, bakın aileler, yuvalar dağılıyor. Bir baba evine giremiyor. Maalesef hükümet 23 yıl önce son derece stratejik bir adım olan D-8’leri rafa kaldırıp ben Avrupa Birliğine gireceğim diyerek bugünkü Ortadoğu haritasının şekillenmesine neden olmuştur. D-8’in önemini kavrayamayanlar; İsrail’in ve Amerika’nın Ortadoğu’da köstebek gibi koridorlar açmasına seyirci kalmıştır. Ve bugün artık İsrail sınır komşumuz olmuştur. Diğer taraftan Filistin’de dünyanın gözü önünde soykırım yapılıyor. Milyonlar sokağa dökülmüş. Ama hükümet sadece sınırlı bir tepkiye izin veriyor ve en ufak adım atmıyor. Bugünlerde aziz milletimiz
GENÇ SAADET KONYA’NIN FİDAN KAMPANYASINA YOĞUN İLGİ
Saadet Partisi Konya Gençlik Kolları tarafından Kültürpark’ta düzenlenen “Gol at, senin adına da bir fidan dikelim!” kampanyasına yoğun ilgi gösterildi. Programla alakalı açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Konya İl Gençlik Kolları Başkanı Ahmet Cevher Eröz “Ülkemizin dört bir yanında çıkan orman yangınlarının ardından, tüm Türkiye’de bir fidan dikim seferberliği başlattık. Burada, hemşehrilerimizden ücretsiz olarak topladığımız fidanları toprakla buluşturacağız. Bugün ise Kültürpark Meydanı’nda, kampanyamıza dikkat çekmek amacıyla bir stant çalışması gerçekleştiriyoruz. Burada, kalemize gol atan vatandaşlarımız adına fidan bağışında bulunuyoruz. Sağ olsun vatandaşlarımız; konu “yeşil vatanımız” olunca ilgileri oldukça yüksek. Onların desteğiyle daha fazla fidanı toprakla buluşturmuş olacağız. Kampanya kapsamında vatandaşlarımız, Kültürpark’taki standımızdan veya https://fidan.saadet.org.tr/ internet adresi üzerinden adlarına ücretsiz fidan bağışında bulunabileceklerdir.” Eröz ayrıca, Konya’da yaşayan tüm vatandaşlar adına bir fidan bağışladığını belirterek herkesi kampanyaya destek vermeye davet etti.
Saadet Partisi’nden Fidan Seferberliği Çağrısı
Saadet Partisi Konya İl Başkanımız Mehmet Demirel, yaz aylarında artış gösteren orman yangınlarına dikkat çekerek 2025 yılının Cumhuriyet tarihinin en fazla yangın yaşanan dönemlerinden biri olduğunu belirtti. Demirel, Saadet Partisi olarak ülke genelinde fidan dikim seferberliği başlattıklarını açıkladı. Saadet Partisi Konya İl Başkanımız Mehmet Demirel yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Tüm Türkiye’de fidan dikim seferberliği başlattık. Bunu omuzlarımızda bir vazife olarak görüyoruz. ‘Senin Fidanın, Hepimizin Yarını’ sloganıyla bu kampanyayı duyurduk. Biz, ‘küllerimizden filizlenenleriz’; ormanlarımızı da küllerinden yeniden filizlendireceğiz.” Kampanya kapsamında vatandaşların, Türkiye genelindeki stantlardan ya da https://fidan.saadet.org.tr/ internet adresi üzerinden adlarına ücretsiz fidan bağışında bulunabileceklerini belirten Demirel, geri kalan organizasyonun Saadet Partisi tarafından üstlenileceğini ifade etti. Demirel ayrıca, Konya’da yaşayan tüm vatandaşlar adına bir fidan bağışladığını belirterek herkesi kampanyaya destek vermeye davet etti.
Doğanhisar İlçe Binamız Yeni Yerine Taşındı
Saadet Partisi Doğanhisar İlçe Başkanlığı yeni hizmet binasına taşındı. Gerçekleştirilen açılış törenine Saadet Partisi Konya İl Başkanımız Mehmet Demirel, il başkan yardımcılarımuz Abdullah Altuntaş ve Mehmet Efe ile çok sayıda partili katıldı. Açılışta konuşan Saadet Partisi Doğanhisar İlçe Başkanımız Veysel Kapcı, “Bugün burada bizleri yalnız bırakmayan kıymetli il başkanımız Mehmet Demirel’e, il başkan yardımcılarımıza, siyasi parti temsilcilerimize ve siz değerli dava kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Yeni ilçe binamızın açılışını gerçekleştirmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. İnşallah, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Doğanhisar’ımız için çalışmaya devam edeceğiz,” dedi. Törende daha sonra konuşan Saadet Partisi Konya İl Başkanımız Mehmet Demirel ise, “Bugün burada, Saadet Partimizin Doğanhisar İlçe Başkanlığı’nın yeni hizmet binasının açılışında sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu güzel buluşmaya katılımınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sözlerime başında öncelikle geçtiğimiz günlerde Doğanhisar’da meydana gelen orman yangınında zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi ileterek başlamak istiyorum. Temennimiz, böyle üzücü olayların bir daha yaşanmamasıdır. Ne yazık ki orman yangınları ülkemizin birçok yerini etkilemekte. Yeşil vatanımızı koruma mücadelesinde hayatını kaybeden tüm orman şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu bina, sadece bir taş yapıdan ibaret değildir. Bu bina; adaletin, hakkaniyetin, kardeşliğin ve milli görüş anlayışının Doğanhisar’daki temsil merkezi olacaktır. Burada yapılacak her çalışma, atılacak her adım Doğanhisar’ın geleceğine ışık tutacaktır. Yeni hizmet binamızın inşasında emeği geçen İlçe Başkanımız Sayın Veysel Kapcı başta olmak üzere tüm teşkilat mensuplarımıza, maddi ve manevi katkı sağlayan tüm dava kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Bizler, hiçbir zaman koltukların peşinde koşan değil; milletimizin dertleriyle dertlenen, çözüm üreten bir siyasi anlayışın temsilcileriyiz. Bu yeni binamız, halkımızla daha çok buluşacağımız, gençlerimizi daha fazla kucaklayacağımız, istişare ve hizmet merkezimiz olacaktır. Bizler inandığımız değerler uğruna çalışmaya, milletimizin refahı, adaleti ve huzuru için gece gündüz demeden mücadele etmeye devam edeceğiz. Konya’mızın her ilçesinde olduğu gibi Doğanhisar’da da var gücümüzle çalışacağız. Bu duygu ve düşüncelerle, yeni ilçe binamızın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor; katılımınız ve desteğiniz için hepinize teşekkür ediyor, Rabbimden birlik ve beraberliğimizi daim kılmasını niyaz ediyorum.” İfadelerini kullandı
Konya’da Kardeşlik Buluşması gerçekleştirdi
Saadet Partisi Konya Teşkilatı Kardeşlik Buluşması gerçekleştirdi. Buluşmada Saadet Partisi Konya İl Başkanımız Mehmet Demirel Ülke ve Dünya gündemine dair birçok konuya değindi. Program Sarayönü Evcekaya Piknik Alanı’nda düzenlendi. Program’a Saadet Partisi Konya İl Başkanımız Mehmet Demirel, İl Müfettişimiz Ali Mücevher, Saadet Partisi Sarayönü eski Belediye Başkanımız Salih Ülker, Cansuyu Konya İl Temsilcisi İsmail Tozan, Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) Konya Başkanı Latif Işık, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Bölge Başkanı Bahri Kırışık, Konya Millî Görüşçü Kuruluşlar (MİLKO) ve çok sayıda partili katıldı. Program’da konuşan Saadet Partisi İl Başkanımız Mehmet Demirel şu ifadelere yer verdi; “Böyle bir toplantının yapılmasında bize ev sahipliği yapan Sarayönü teşkilatımıza, ilçe başkanımıza ve diğer büyüklerimiz olmak üzere hepsine çok teşekkür ediyoruz. Böyle nezih bir ortamı bize sağlamış oldular. Malumunuz en son bu ortamda biz toplantı yaparken rahmetli şehidimiz Hasan Bitmez milletvekilimiz ağabeyimiz de bu toplantıya katılmıştı. Onunla birlikte bu toplantıyı icra etmiştik. Hasan Bitmez ağabey de Mecliste tam böyle Gazze olaylarında Gazze’yi haykıra haykıra zalimlere “zalim”siniz diye diye son nefesini verdi. İnşallah Rabbimiz de bize İslam Birliği’ni kurma hedefi devam ederken, tüm mazlumlar kurtulsun derken, bu yolda koştururken kanlı bir kefenle inşallah bizi huzuruna kabul eder. Biz de öyle bir şekilde inşallah Rabbimizin huzuruna çıkmış oluruz diye temenni ediyorum.” VATANDAŞLARIMIZ EKONOMİK SIKINTILARLA BOĞUŞUYOR Ülkemizin durumu malum gerçekten çok sıkıntılı süreçlerden geçiyoruz. Bir alanda değil birçok alanda sıkıntılar var. Ekonomik darboğazla vatandaşlarımız sıkıntı yaşarken, kredi kartı borcu, kredi borcu, vatandaşa borcu, başka bir şeylere borcuyla mücadele ederken aynı zamanda çocuklarının rızkını dahi sağlayamazken, dedeler torunlarına, babalar çocuklarına, eşlerine mahcubiyet duyarken ülkede gerçekten çok sıkıntılı durumlar var. Dün Konya’mızda hafız bir kardeşimiz maalesef intihar etti. Düşünebiliyor musunuz? Hafızlığını yapmış, belirli bir seviyeye gelmiş ve araştırdığımızda sebebi ne biliyor musunuz? Herkese borcu var. Bir ülkede ekonomi, ekonomik sıkıntı baş gösterdiği zaman, Allah esirgesin, dolandırıcılıklar artıyor. Fuhuş artıyor. Hırsızlıklar, kapkaç olayları artıyor. Baktığımız zamanda her gün maalesef gazete manşetlerinde bunları görüyoruz. Biz buradan yetkililere diyoruz insanları açlıkla terbiye etmeyin. Gelin bir çözüm üretin. Faize ödediğiniz paraları, bazı yatırımlarınızı bu milletin geçinebileceği bir kıvama çekin. Bu milleti zor durumda bırakmayın. YİNE BİRÇOK YERDE CİĞERLERİMİZ YANIYOR Malumunuz son zamanlarda ülkemizin birçok yerinde orman yangınları başladı. Tabii ki bunun altında hava şartlarının etkili olduğu gibi bazı ihmal ve bazı liyakatsizliklerin de etkili olduğu mutlaka araştırılmalı. Malumunuz, Salı günü 10 tane arkadaşımız bu konuda şehit oldu. Şehitlerimizden bir tanesi de Konya’da Muharrem Can isminde bir kardeşimizdi. Muharrem Can makine mühendisliği okumuş, yüksek lisans yapmış, TUSAŞ’ta çalışan aynı zamanda da bir arama kurtarma ekibinin gönüllüsü olan bir kardeşimiz. Ancak orman yangını çıktığı zaman işinden izin alıyor ve gidiyor, “Benim de burada katkım olur.” diye ormanı söndürme faaliyetinde bulunuyor. Ve burada da maalesef şehit oluyor. Diğer 9 arkadaşı gibi. Burada tabii ki orman yangınlarıyla ilgili ihmaller mutlaka araştırılmalı. Acaba bu kardeşlerimiz, on tane kardeşimizin böyle bir teknolojide, böyle bir çağda şehit olması gerekiyor muydu? Burada bir ihmal var mı? Yani teknolojinin bu kadar çok kullanıldığı bir zamanda bu kardeşlerimiz kurtarılamaz mıydı? Acaba orada bir liyakat eksikliği mi var? Bunların da mutlaka sorgulanması gerekiyor. GAZZE’DE SOYKIRIM DEVAM EDİYOR Kıymetli kardeşlerim, tabii ki malum Gazze’de soykırım devam ediyor. Her gün onlarca kardeşimiz maalesef açlıktan hayatını kaybediyor. Bizim ülkemizin yöneticilerinden Gazze ile ilgili yapmasını beklediğimiz de bazı beklentilerimiz var. Bu beklentileri her zaman söylüyoruz. Ancak şu ana kadar maalesef reel bir adım atmadılar. Geçtiğimiz günlerde yapılan paylaşımı hepiniz görmüşsünüzdür. Tel Aviv’deki Türkiye Büyükelçiliğimiz taşındı diye, İsrail Büyükelçiliği bir Twitter’dan mesaj paylaşıyor. Demek ki biz İsrail’den daha büyükelçimizi dahi çekemedik. İsrail’le her türlü ilişkilerimiz demek ki sonuna kadar devam ediyor. Doğru, silah taşıyan gemilerin devam ettiğini biliyoruz. Petrolün hâlâ akmaya devam ettiğini biliyoruz. Hâlâ Kürecik, İncirlik bizim içimizi acıtıyor, içimizi kan atıyor. Tabii ki bu işlerin karşısında biz şunu demekten kendimizi alamıyoruz: Siz acaba ne sözler verdiniz? Ne sözler verdiniz siz Amerika’ya, İsrail’e? Nasıl anlaşmalar yaptınız? Düşünebiliyor musunuz? Yani insanların içi parçalanırken bir petrolün vanasını bile kapatmak bu kadar zor geliyor. Ama biliyoruz bir sözleriniz var, bir anlaşmalarınız var. Vazgeçemeyeceğiniz, cayamayacağınız anlaşmalarınız var. Ama biz diyoruz ki gelin vazgeçin bu anlaşmalardan. Bunun karşılığında maddi bir yaptırım varsa biz bu yaptırımı Allah’ın izniyle karşılamaya karşıyız. Yeter ki oradaki bir tane kardeşimiz açlıktan ölmesin. Oradaki bir tane çocuk, bir tane kadın, bir tane yaşlının hayatına kastedilmesin. YA SİZ NEYİN MİLLETVEKİLİSİNİZ? SİZ KİMDEN TARAFSINIZ? HANGİ ZALİMİN YANINDASINIZ SİZ? Geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi Milletvekillerimizin sunduğu bir oylama yapılıyor Türkiye Büyük Millet Meclisimizde bu teklifte şubat ayında Gazze’ye insanlık koridoru açılmasıyla ilgili bir teklif. Deniyor ki AK Parti’deki hükümeti yöneten arkadaşlarımıza: “Ya gelin bu teklifi biz vermeyelim. Çünkü siz muhalefetten gelen hiçbir teklifi kabul etmiyorsunuz. Bu teklif sizden gelsin. Gelin bu teklif sizden gelsin. Biz muhalefeti de yanımıza alıp destekleyelim bu teklifi. İnsani yardım koridoru açılsın” diyor. Ama bekliyoruz, bekliyoruz, Haziran ayına kadar bu teklif maalesef Meclise gelmiyor. Meclise gelmeyince tabii ki biz aynı teklifi bu sefer kendimiz getirelim diyoruz. Bizim oradaki canhıraş 9 tane kardeşimiz Milletvekilimiz ciddi bir çalışma yaparak bu teklifi Meclise getiriyorlar. En acı taraf da orada çıkıyor ortaya biliyor musunuz? Önce bakıyorlar, Mecliste 40 kadar iktidar milletvekili var. Diyorlar ki, “Gazze’ye insani koridor açılsın.” Verdiğimiz teklif de bu. Şimdi bu teklifi biz verir vermez maalesef AK Parti’nin milletvekilleri akın akın Meclise gelmeye başlıyor. 173 tane milletvekili. Bakınız, AK Partili 173 tane milletvekili. Bunlar Meclise giriyorlar ve bunlar Mecliste ret oyu veriyorlar. Konu siyasi bir konu değil, ülkemizin millî birlik, bütünlük konusu. Gazze’deki kardeşlerimizin yaşamayla yaşamama arasında bir teklif bu. Muhalefet edilecek ya da iktidar edilecek bir konu değil. Bu konu ülkemizin ayrışması gereken bir konu değil. Bu konu birleşilmesi gereken bir konu. Ancak bu yüz yetmiş üç milletvekilini sakın unutmayın kardeşlerim. Bunlar sadece haksızlığa “hayır” demiyorlar, zulme “evet” diyorlar. Soykırıma “evet” diyorlar. Meclise girip de kullanmış oldukları ret oyuyla. Ya siz neyin milletvekilisiniz? Siz kimden tarafsınız? Hangi zalimin yanındasınız siz? Siz niçin Meclistesiniz? Siz kimin tarafındasınız? Ama lafa geldiği zaman haktan, hukuktan bahsediyorsunuz. Adaletten, mazlumdan bahsediyorsunuz. Hani diyorsunuz ya “ümmetin lideri” diyorsunuz. Nerede bu ümmetin lideri? Nerede? SELÇUK BAYRAKTAR’A BİR ŞEY SÖYLEMEK İSTİYORUZ Ülkemizin İHA’larıyla, SİHA’larıyla, KAAN’larıyla biz gurur duyuyoruz. Bu ülke her şeyi
İl Başkanımız Mehmet Demirel 3S Medya’da Serkan Kartal’ın canlı Yayın Konuğu oldu.
Saadet Partisi Konya İl Başkanımız Mehmet Demirel 3S Medya’da Serkan Kartal’ın canlı Yayın Konuğu oldu. Demirel Dünya ve Ülke gündemine dair birçok konuyu dile getirdi. İl Başkanımız Mehmet Demirel’in konuşmasından notlar; MİLLETVEKİLİ VE BELEDİYE BAŞKANI PARTİ DEĞİŞTİRMESİ Bir milletvekili seçildikten sonra partisini beğenmeyebilir. Aradan bir yıl, iki yıl geçer; “Sizi tanıyamamışım, istifa ediyorum.” diyebilir. Ancak istifa edip de başka bir partiye geçme hakkına sahip olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun etik olmadığını ve vatandaşın oyuna saygısızlık olduğunu düşünüyorum. İktidar partisine transfer olmak çok yanlıştır, etik değildir. Konya’da bir belediye başkanı düşünün. Belediye seçimi bitiyor, 20 gün içinde parti değiştiriyor. Bu, siyasi etiğe uymaz, ahlaksızlıktır. Böyle bir belediye başkanının devletten maaş almasını doğru bulmuyorum. Bu kişiyi omurgalı da bulmuyorum. 20 günde ne değişti de partinizi değiştiriyorsunuz? Burada ahlaki bir problem olduğunu düşünüyorum. GAZZE’YE YARDIM EDEMİYORUZ Gazze’deki insanlar açlıktan ölüyor. Üç ay önce iktidar partisiyle görüştük. Meclise dedik ki: “Bu teklif bizim önerimiz olarak gelmesin, önemli değil. Ancak Gazze’de bir insanlık koridoru açılması gerekiyor. Orada insanlık ölüyor.” Bu teklifi hükümete sunduk. “Siz getirin, biz destekliyoruz, muhalefet de destekleyecek.” dedik. Hükümet Şubat ayında verilen bu teklif hâlâ gündeme alınmadı. Bizim arkadaşlarımız bu öneriyi meclise getirdi. O sırada içeride 40 AK Parti milletvekili vardı. “Bu önerge kesin geçer.” dedik. Ancak biz önergeyi sunduğumuz zaman akın akın AK Parti milletvekilleri meclise genel kurula geliyorlar. 173 AK Parti milletvekili genel kurul salonuna geldi ve teklife ret oyu verdi. Bu vekillerin hepsi sözde Gazze’yi savunuyor, insanlığı, şefkati ve merhameti savunuyor. Ancak iş uygulamaya gelince, Gazze’ye yardım etmemize karşı çıkıyorlar. Gazze uzak olabilir ama müdahale edebileceğimiz bir yer. Siz hangi inanca mensupsunuz da buna karşı çıkıyorsunuz? Orada bir bardak su, bir çuval un dahi ulaştırılamıyor. Oradaki insanlar, çocuklar, anneler, yaşlılar açlıktan ölüyor. Siz buna neden karşı çıkarsınız ki? Hükümet sanırım şöyle düşünüyor. Muhalefetten gelen her şeyi reddediyor. Burada bir inatlaşma yapıyor hükümet. Bugün biz AK Parti’nin yerinde olup da geçmişte böyle çok affedersiniz gubuzlanıp da şimdi esamesi okunmayan onlarca parti biliyoruz. Yani AK Parti’de iki gün sonra bu kervana katılacak hiç kimsesi kalmayacak geride. Bin yıllık geçmişi olan bu ülkemiz ne hâllere düştü? Dibimizdeki Gazze’ye yardım edemiyoruz. ZULÜM ASLA EBEDİ OLAMAZ Hükümet bizi alıştırarak kardeşliğimizi bozmaya çalışıyor. Aramızı açmaya çalışıyor. Buna vatandaşımız aklıselim davranarak izin vermemeli. Bu oyuna gelmemeliyiz. Biz kardeşiz, onlar iki gün sonra çekip gidecek. Onların yurt dışında evleri, yurtları var. Ama bu ülke bize kalacak. Bizim başka bir ülkeyle hesabımız yok. Bu topraklarda yaşıyoruz ve gururla yaşıyoruz. Ne kadar ezmek isteseniz de ezilmeyeceğiz Allah’ın izniyle. Boynumuzu bükmeyeceğiz. Vatandaşlarımız olaylara kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde baksın. Bu millet vatanseverdir ve bu oyuna gelmemelidir. Bu ülke bizim. Zulüm asla ebedi olamaz. Sıkıntılar geçicidir. Sabredeceğiz ama bu sessiz kalmak demek değildir. Sabır, mücadele etmektir. Kanun ve hukuk çerçevesinde zalime “zalim” diyeceğiz. Dünyada yapılabilecek en büyük ibadet zalim sultanın yüzüne zalimliğini söyleyebilmektir. Biz asla görmezden gelmeyeceğiz. Kapımızın önündeki çöpü kaldıracağız ve diyeceğiz ki yaptığınız yanlış. Yanlışları da mutlaka dile getireceğiz. Bunu halk bilir bilmez önemli değil. Hani derler ya halk bilmezse halık bilir derler. Onun için de gelecekten asla ümitsiz olmayalım. Umut var olalım inşallah. liyakatli kadrolar en yakın zamanda iktidara gelecek diyorum. ÖZLEM ZENGİN’İN AÇIKLAMASI VE TİCARETİN DEVAM ETMESİ Mecliste Özlem Zengin Hanım şöyle dedi: “1.27 cent gelir elde ediyoruz, varil başına petrolden.” Gazze’ye giden malzemeden gelir hesabı yapan bir hükümet var karşımızda. Bugün hiçbir din bağı olmayan, hiçbir sınır bağı olmayan İspanya, İngiltere, Norveç, Finlandiya gibi ülkeler tepki gösteriyor ama bizim hükümet sadece sözle tepki veriyor. Uygulamada ise sessiz. Özgürlük filosu gemisi Sarayburnu’nda hazır bekliyor ama çıkmasına izin verilmiyor. Gönüllü insanlar var, risk almayı göze almışlar. Ama gemi yola çıkamıyor. Her gün yüzlerce insan Gazze’de hayatını kaybediyor. Türkiye’deki sivil toplum örgütleri, dernekler maalesef kamusallaştırılmış. Dernekler hükümetin aleyhinde konuşma yapamıyor. Bu derneğin ismini anmayacağım. Büyük zannettiğimiz, kocaman gözüken bir dernek mitingler yapıyor ama mitinglerinde asla işte Gazze’ye giden petrol vanaları kapatılsın demiyor. İsrail’in gemileri Mersin limanına, İstanbul limanına yanaştırılmasın demiyor. Küreciği kapatın, İncirliyi kapatın demiyor asla. Yani bir derneğin sivil toplum örgütünün amacı nedir? Devletin eksik kaldığı ya da yanlış olduğu yerde hükümet yetkililerini uyarmak en hayırlı çalışmaların yapılmasını sağlamaktır. Bu hükümeti uyarı yapmak, hükümeti sevmemek ya da devleti sevmemek anlamına gelmez. Ama maalesef hep insanlar ötekileştiriliyor. Hep düşmanlaştırılıyor. Ben bunun da ülkenin geleceği açısından çok hayırlı bir şey olduğuna inanmıyorum maalesef. BEYİN GÖÇÜ VE FATURALAR Elektrik ve doğalgaz faturalarının altında “Bu faturanın 600 lirası devlet tarafından karşılanmıştır.” gibi notlar yazılıyor. Bu, çok aciz bir ifadedir. Devletin parası zaten halkın vergisiyle oluşuyor. Siz bu ülkeyi babanızın mirasıyla mı yönetiyorsunuz? Eğer böyle bir not düşüyorsanız, benzin fiyatı için de “Devlete maliyeti 22 lira ama 55 liraya satıyoruz.” yazın. Neden yazmıyorsunuz? Çünkü kötü yönetimi ortaya çıkarır. Vatandaşa eziyet ediliyor, insanlar açlıkla terbiye ediliyor. Şu anda ülkede çok hızlı bir şekilde beyin göçü yaşanıyor. Gençler “Neden burada yaşayayım?” diyerek yurt dışına gitmek istiyor. Eğer hükümet bir anket yapsa ve üniversite mezunlarına ne yapmayı planladıklarını sorsa, %75-80’i yurt dışına gitmek istediğini söyler. Bu güzel vatan artık beğenilmeyen bir hâle gelmiş durumda. Neden? Çünkü yönetim kötü. Bu ülkede sağcı-solcu kalmadı. Bu ülkede sadece namuslular ve namussuzlar var. GAZZE’DE İNSANLIK KORİDORU VE RET OYU VEREN 173 MİLLETVEKİLİ Gazze’de insanlar açlıktan ölüyor. Yaklaşık üç ay önce iktidar partisiyle görüştük. Mecliste dedik ki: “Bu teklif bizim önerimiz olarak gelmesin, önemli değil. Ancak Gazze’de bir insanlık koridoru açılması gerekiyor. Orada insanlık ölüyor.” Bu teklifi hükümete sunduk. “Lütfen siz getirin. Biz destekliyoruz, muhalefeti de desteklemeye ikna edeceğiz.” dedik. Ancak Şubat ayında verilen bu teklif hâlâ gündeme alınmadı. Hükümet gündeme getirmeyince arkadaşlarımız bu teklifi doğrudan Meclis’e sundu. O sırada Genel Kurul salonunda sadece 40 kadar AK Parti milletvekili bulunuyordu. “Bu önerge kesin geçer.” dedik. Fakat önergeyi sunduğumuz anda, salon adeta doldu. Tam 173 AK Parti milletvekili salona girip önergeye ret oyu verdiler. Bugün bu milletvekillerinin her biri sözde Gazze’yi, insanlığı, şefkati ve merhameti savunduğunu söylüyor. Ama iş icraata geldiğinde, yardım edilebilir bir coğrafya olan Gazze’ye insani yardım koridoru açılmasına karşı çıkıyorlar. Bu tutumun arkasındaki gerekçeyi sormak gerek: Hangi inanca, hangi vicdana mensup bir insan bu tabloya rağmen insani bir öneriye karşı çıkabilir? Oraya bir bardak su bile ulaştırılamıyor,
İl Başkanımız Mehmet Demirel Sağlık mahallesi hac ve dostluk yemeğinde konuştu.
İl Başkanımız Demirel konuşmasında Dünya’nın birçok yerinde Müslümanlara Yapılan Zulümlerin devam ettiğini ve acilen İslam Birliğinin kurulması gerektiğini vurguladı. Başkan Demirel Konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Bugün bizleri bir araya getiren Sağlık Mahallemizin Dernek Yönetimi’ne, Muhtarımız Sayın Mustafa Özdemir’e ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Ne yazık ki bugün, dünyanın birçok bölgesinde; başta Gazze, Doğu Türkistan, Keşmir ve adını dahi hatırlamakta zorlandığımız nice İslam beldesinde kardeşlerimiz zulüm altında yaşam mücadelesi veriyor. Bizler, Müslüman ülkeler olarak bu acı tabloya artık sessiz kalmamalı; zulme karşı ortak bir duruş sergilemeliyiz. Bu sebeple, vakit kaybetmeden İslam Birliği’ni kurmalı, burada mahallemizde tesis ettiğimiz kardeşlik ve dayanışma ruhunu, İslam coğrafyasının tamamına yaymalıyız. Unutmayalım ki; bir yerde zulüm varsa ve biz orada yokmuşuz gibi davranıyorsak, insanlığımızı sorgulamalıyız. Kardeşlik sadece duyguda değil, eylemde de birlik olmayı gerektirir. Rabbim bizleri adaletin, merhametin ve birliğin hâkim olduğu günlere ulaştırsın.”